4.000 koyun ve keçi, denizin ortasında, canlı hayvan taşıyan bir kargo gemisinde yanarak ve boğularak yaşamını yitirdi. Onları kurtarmak için herhangi bir girişimde bulunulmadı.
Somaliland’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne canlı hayvan taşıyan bir gemi, geçtiğimiz hafta kaynağı ve sebebi henüz bilinmeyen saldırıya uğradı. Haberlere göre taşıt, Umman’ın kuzey kıyısındaki Limah açıklarında saat 03.30 sularında, drone veya füze olduğu düşünülen tanımlanamayan patlayıcı bir cismin hedefi oldu.
Gemi alev aldıktan bir süre sonra battı. Yetkililer, gemide bulunan 14 Hintli mürettebatın Umman makamları tarafından sağ olarak kurtarıldığını açıkladı. Ancak gemide kapatılmış ve üst üste yığılmış halde tutulan hayvanlar ise kurtulamadı.
Hayvanlar için herhangi bir kurtarma girişiminde bulunulduğuna dair bilgi de basında yer almadı.
“Çatışma ve savaş bölgelerine hayvan gönderilmesin”
Olay, hem hayvanlar hem de insanlar açısından Hürmüz Boğazı ve yakınlarındaki deniz güvenliği risklerini yeniden görünür kılarken; hayvanların savaş ve çatışma bölgelerine gönderilmesine yönelik itirazların ne kadar haklı ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Binlerce hayvan; İsrail, Lübnan ve Suudi Arabistan gibi aktif çatışma bölgelerine taşınmaya devam ediyor. Hayvan koruma örgütleri, hem insanlar hem de hayvanlar açısından büyük riskler barındıran bu tehlikeli taşıma rotalarının askıya alınması için Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulunuyor. Ancak kurumlar şimdiye dek bu çağrıları görmezden geldi. Şimdi ise yurttaşlar da bu çağrıya ses vermeye davet ediliyor.
Roket saldırıları ve hava bombardımanlarına maruz kalmak. Panik içindeki çalışanlar tarafından kötü muamele görmek ya da terk edilmek. Küçük ve sıkışık araçların içinde, kaosun ortasında kendi başlarına bırakılmak… Çatışmaların öngörülemez doğası nedeniyle bu ülkelerdeki büyük limanlarda kısa sürede kaos ortamı oluşabiliyor; bu durum hem hayvanların hem de gemi çalışanlarının yaşamını tehlikeye atıyor.
Savaş bölgelerine yapılan canlı hayvan taşımacılığının sonuçları yalnızca limanlarda yaşananlarla sınırlı değil. Çatışmalar nedeniyle limanların kapanması sıkça yaşanıyor ve bu durum hayvanların haftalar boyunca denizde mahsur kalmasına yol açabiliyor. Yiyecek ve su tükenebiliyor, koşullar giderek daha zorlu hale geliyor; uzun süre denizde kalan hayvanlarda yaralanma ve hastalıklar daha yaygın görülüyor.
Aralarında Eurogroup for Animals, Animal Welfare Foundation, Project 1882, FOUR PAWS, Essere Animali, Ethical Farming Ireland, Compassion in World Farming ve Animal Welfare Observatory’nin de bulunduğu onlarca hayvan koruma örgütü, uzun süredir Avrupa Komisyonu’na ve karar vericilere açık mektuplar göndererek, görmezden gelinemeyecek riskler nedeniyle hayvanların savaş bölgelerine taşınmasının durdurulmasını talep ediyor.
Ancak şu ana kadar Avrupa Birliği genelinde bu sevkiyatların askıya alınmasına yönelik bir adım atılmadı. Yalnızca Almanya’nın Niedersachsen eyaleti, “taşınan hayvanların güvenliğinin artık yeterli biçimde garanti edilememesi” gerekçesiyle savaş bölgelerine hayvan gönderimini yasakladı. Avrupa kurumlarının da benzer adımlar atması için çağrılar sürüyor.

Canlı hayvan ticaretinin görünmeyen gerçekleri
Canlı hayvan ticareti ve taşımacılığı; yangın, batma, susuzluk, şiddet, hastalık, aşırı sıcaklık, açlık ve çatışma bölgeleri gibi sayısız risk barındırıyor. Bu yolculuklarda hiçbir kaçış imkânına sahip olmayan hayvanlar süreç boyunca tarifsiz acılar çekiyor, hayatını kaybediyor: Bazıları yolda, geri kalanı da nihai varış noktası olan mezbahalarda…
Gemilerdeki bu can kayıpları münferit olmadığı gibi, sıradan bir “kaza” olarak da görülemez. Bu ölümler, hayvanların metalaştırıldığı bir ekonomik ve politik kurgunun kaçınılmaz sonucu. Bu görüntülere sebep olan ise hayvan kullanımına dayalı gıda sistemi ve sistemin dayatması olan günlük alışkanlıklarımız.
Bu sarsıcı olay, uluslararası canlı hayvan ithalatının “iyi” koşullarda sürdürülmesini değil, Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiltere’de olduğu gibi, bir an önce yasaklanması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Hiçbir hayvan, şirketlerin ekonomik kazancı ve bireylerin gündelik alışkanlıkları uğruna köleliğe, böylesi korkunç yolculuklara ve sonlara maruz bırakılamaz.
Hayvan haklarının ve uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiği bu zulmün ve köle ticaretinin acilen yasaklanması için bir kez daha TBMM’ye çağrı yaparken, bireysel düzeyde hayatımızdan hayvan tüketimini ve kullanımını tamamen çıkartmak için bu yazıyı okuyan herkese sesleniyoruz. Çünkü bu, birbiriyle bağlantılı ölümcül bir zincir.
Süreç boyunca Şartların iyileştirilmesi ve geçici taşımacılık yasakları acilen uygulanması gereken adımlar olmakla birlikte, hayvanlar için ve yaşam haklarının etik ve yasal düzeyde tanınması için yeterli değil. Sistematik şiddet Zincirini kırmak ve hayvan sömürüsünün her çeşidine son vererek vegan olmak elimizde.
Lütfen bu zulme daha fazla destek olmayın, çağrımıza katılın.
Ayrıca We Animals Media fotomuhabirleri tarafından hazırlanan kısa belgeseli mutlaka izlemenizi öneriyoruz. Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak üstlendiğimiz Türkçe çevirisi ve altyazısıyla videoya YouTube kanalımızdan erişebilirsiniz. Ayrıca Haberler web sitemizde arama kutusuna “canlı hayvan ticareti” yazarak konuya dair daha fazla içerik ve bilgiye erişebilirsiniz.
–
Kaynaklar: Maritime Executive, India Today, Eurogroup for Animals
Kapak fotoğrafı: We Animals Media





















