AKP milletvekillerinin imzasıyla TBMM’ye getirilen ve ilk 5 maddesi Genel Kurul’da kabul edilen “Milli Parklar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Yasa Teklifi” kapsamında Çevre Kanunu değişiklikleri, doğa talanına ve daha fazla hayvanın katledilmesine yol açacak çok tehlikeli maddeler içeriyor.
Çevre Kanunu ile ilgili Milli Parklar Kanun Teklifi; milli parkları, tabiat parklarını, sulak alanları ve tabiatı koruma alanlarını Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına alıyor. Otel ve turistik işletmelerin önü açılıyor. Koruma alanları, yatırım ve ekonomik çıkar alanlarına çevriliyor.
Milli park ve tabiat parklarında özel kişi ve şirketlere turistik tesis izni verilebilecek. İntifa hakkı 49 yıl, bazı durumlarda 99 yıla kadar çıkabilecek.
Bir ekosistem için 99 yıl, neredeyse geri dönülmez bir müdahale ve sömürü süresi demek.
Yol inşaatı, elektrik hatları, petrol-doğalgaz boru hatları, trafo, su ve atık su tesisleri yatırımlarına izin verilebilecek.
Bunlar;
• Habitat parçalanması
• Yaban hayatı koridorlarının kesilmesi
• Gürültü ve ışık kirliliği
• Ekolojik dengenin bozulması anlamına geliyor.
Kaçak avcılığa “fiili af” çıkıyor
AKP milletvekillerinin imzasıyla gündeme getirilen, Çevre Kanunu ile bağlantılı Milli Parklar Kanun Teklifi’ne göre; kaçak avcılık yapanların avcılık belgeleri artık kalıcı olarak iptal edilmeyecek. İki yıl sonra yeniden hayvan katledebilecekler. Yasal avcılık ve av turizmi halihazırda cinayet iken, kaçak avcılığın da devlet eliyle teşviki kabul edilemez.
Düzenlemeden etkilenebilecek alanlar:
• 50 milli park
• 274 tabiat parkı
• 136 sulak alan
• 85 yaban hayatı geliştirme sahası olarak belirtiliyor.
Bunlar yatırım arazisi değil; binlerce bitki ve hayvan türünün yaşam alanı.
Koruma kılıfıyla;
• Ticarileştirme
• Uzun süreli kullanım devri
• Yapılaşma
• Zayıflatılmış yaptırımlar getiriliyor.
Magma Dergisi’nde 23 Şubat’ta yayımlanan içerikte Tartışmalı Maddeler başlığı altında bu başlıklara dair ek bilgiler bulabilirsiniz.
Türkiye Ormancılar Derneği: Kanun teklifi geri çekilsin
BirGün gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye Ormancılar Derneği de açıklama yaparak kritik noktalara dikkat çekti ve kanun teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Dernek açıklamasında; “Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklif, ülkemizin en değerli doğal alanlarını korumak yerine, bu alanları turizm, enerji, madencilik ve ticari faaliyetlere açan bir anlayışla hazırlanmıştır,” denildi.
Özellikle av katliamına yönelik bilgilendirmelerinde atıfta bulundukları teklif gerekçesi düzenlemenin ardındaki ticari yaklaşımı da gözler önüne seriyor: Teklif gerekçesinde yer alan ‘av kaynaklarının milli ekonomiye faydalı olacak şekilde değerlendirilmesi’ ifadesi, canlı yaşamını ekonomik bir meta olarak gören sakıncalı bir anlayışı yansıtmaktadır.
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği: Milli parklar ranta açılamaz
BirGün gazetesinde yer alan bir başka güncel habere göre, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği de açıklama yaptı. Haberde öne çıkan başlık ve alıntılar şu şekilde:
TBMM’de görüşülen teklif ile Milli Parklar Kanunu’nun yanı sıra 175 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kara Avcılığı Kanunu’nda da değişiklik yapılmasının öngörüldüğünü belirten Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Salih Usta, bazı idari yaptırımların Doğa Koruma ve Milli Paklar Genel Müdürlüğü’ne (DKMP) devredildiğini, kurumun idari ve mali açıdan “güçlendirilmiş” gibi gösterilse de döner sermayeli ve kâr odaklı bir yapıya dönüştürüldüğünü söyledi.
Usta, açıklamasında söz konusu teklif ile korunan alanların koruma statüsünün düşürüldüğünü, milli parklar ve tabiatı koruma alanlarında yapılaşmanın önünün açıldığını belirterek, kurumun aslı görev ve yetkilerinin özelleştirildiğini söyledi.
“Korunan alanlar yatırım ve işletme mantığıyla yönetilemez. Doğa koruma bir kamu hizmetidir, ticari faaliyet değildir” diyen Usta, teklifin kamu yararı ilkesinden uzak olduğunu ifade etti.
Milli parkların büyük bölümünün “orman” sayılan alanlardan oluştuğunu belirten Usta, orman alanlarında imar planı yapılmasının Anayasa’ya ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı olduğunu vurguladı. Buna rağmen korunan alanlarda imar planı yapılmasına olanak tanıyan düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Tasarıyla kamu arazileri üzerinde özel şirketler lehine çeşitli kullanım haklarının tesis edilmesinin önünün açıldığını belirten Usta, bunun özelleştirme anlamına geldiğini söyledi: Usta “Birilerinin zenginliğine zenginlik katmayı amaçlayan bu düzenlemelerin ne kamu yararıyla ne de doğa korumayla ilgisi vardır. Bu, kamu varlıklarının peşkeş çekilmesidir” diye konuştu.
Teklifte Kara Avcılığı Kanunu’na ilişkin değişikliklere de dikkat çeken Usta, mevcut yasaya göre kaçak avcılık gibi fiillerin tekrarı halinde avcılık belgelerinin süresiz iptal edildiğini anımsattı. Yeni düzenleme yasalaşırsa, belgesi süresiz iptal edilenlerin iki yıl sonra yeniden belge alabileceğini belirtti. “Suça ‘kabahat’ diyerek caydırıcılığı ortadan kaldıran bir anlayış, yaban hayatını koruyamaz” diyen Usta, düzenlemenin kaçak avcılığı teşvik edeceğini savundu.
İklim Adaleti Koalisyonu: Milli parklara müdahale edilemez
İklim Adaleti Koalisyonu tarafından 23 Şubat’ta yapılan açıklama 12 farklı ekoloji ve doğa koruma örgütünün imzasıyla kanun teklifinin geri çekilmesi gerektiğinin altını çizerken, koruma statülerinin zayıflatılmasını değil, aksine güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor:
“Milli parklar; biyolojik çeşitliliğin, su varlıklarının, orman ekosistemlerinin ve doğal–kültürel peyzajın bütüncül olarak korunduğu alanlardır. Bu alanların varlık gerekçesi, doğayı ekonomik değer üzerinden değil, yaşam üretme kapasitesi ve ekolojik işleyişi üzerinden tanımaktan kaynaklanır.
Bu bağlamda milli parklar; turizm yatırımlarına açılacak alanlar, ticari işletmelerle parçalanacak mekânlar, enerji ve madencilik projelerine tahsis edilecek sahalar, altyapı ve yapılaşma rezervleri, kamu-özel işbirliği modeliyle işletilecek ticari kompleksler, “ekoturizm” söylemi altında kalıcı yapılaşmanın meşrulaştırılacağı bölgeler olarak ele alınamaz. Su havzaları, yaban hayatı koridorları ve karbon yutakları üzerindeki baskı, ekosistem bütünlüğünü geri dönülmez biçimde zayıflatır.”
Bursa Su Kolektifi: Yasa teklifi Genel Kurul gündeminden çekilmelidir
Bursa Su Kolektifi, 23 Şubat’ta DKMP 2. Bölge Müdürlüğü önünde yaptıkları basın açıklamasında kanun teklifinin ekosistem ve hayvanlar için ne tür tehlikeler barındırdığını madde madde anlatırken akademisyenler, meslek örgütleri ve halkın tüm itirazlarına rağmen Uludağ Milli Parkı’nın yakın zamanda benzer politikalarla nasıl talan edildiğini aktardı:
“Geçen hafta mecliste görüşülmeye başlanan Milli Parklar Kanun Değişikliği Teklifinde, milli parklarda koruma niteliğini derin ölçüde bozacak maddeler bulunmaktadır. Birçok ülkede bir dal bile kırsanız cezalandırılırsınız. Bu teklif dünyada gittikçe alt sıralara düşen Türkiye’nin en güçlü korunması gereken milli parkları, tabiat parklarını vahşi kapitalizme talanına açan açık beyanıdır. (…)
Milli parklar, 24 yıllık AKP iktidarının maden, enerji ve inşaat temelli ekonomisine karşı hep ayak bağı olarak görüldü. Gelibolu ile Kapadokya Tarihi ve Kültürel Milli Parkları Alan Başkanlığına devredildi.
Milli Parklar Kanunu’na aykırı yüzlerce proje bizzat Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptırılarak kendi varlığına ihanet eden Bakanlık durumuna düşürüldü. Uludağ Milli Parkında turizm, yapılaşma yöndeki projelere Bursa Barosu ve akademik odalarca açılan onlarca davada bu ihanet belgelenerek projelerin çoğu iptal edildi. Uludağ Milli Parkı %16’sı olan 2100 hektarı, tüm karşı duruşa rağmen 2023’te kanunla Uludağ Alan Başkanlığı’nın rant projelerine terk edildi.

Milli Parklara Dokunma!
— Bursa Su Kolektifi (@BKolektifi) February 23, 2026
basın açıklamamızı bugün Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü önünde gerçekleştirdik
Milli parklar varlığımızın sigortasıdır.
MİLLİ.PARKLARI TALANA, SERMAYEYE AÇAN TEKLİFİ MECLİS GÜNDEMİNDEN DERHAL GERİ ÇEKİN
Basın açıklaması metni görsellerde pic.twitter.com/K8qpb8ifzM
İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu: Anayasa’ya ve doğa koruma ilkelerine aykırı
İstanbul Barosu’nun ilgili komisyonunun ise, 17 Ekim 2025 tarihinde yayımladığı “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 10.10.2025 Tarih 2/3308 Sayılı Kanun Teklifine İlişkin İnceleme” başlıklı yazısında, aşağıdaki başlıkları öne çıkararak kanun teklifinin Anayasa’ya ve doğa koruma ilkelerine aykırı olduğunu vurguladığı, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndan geçmemesi için çağrı yaptığı görülüyor:
- Teklif’in gerekçesinde doğayı gerçek anlamda korumaktan çok, tabiat alanlarını kontrol altına almayı ve turizm ile ekonomik getiriye açmayı hedefleyen bir dil kullanılmaktadır.
- Teklif’te korunan alanlara dair izin süreçleri özel kişi ve şirketler lehine yeniden düzenlenmektedir.
- Kanun Teklifi, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nda yaban hayatının korunmasını zayıflatan değişiklikler öngörmektedir.
- Teklif; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun yanı sıra 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nda düzenlenen geniş kapsamlı görev, denetim ve yetkilerin Bakanlıklardan alınıp Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne devrini öngörmektedir.
“Sonuç olarak 15.10.2025 tarihi itibarıyla Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu tarafından onaylanarak önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda tartışılacak Teklif’in yasalaşması halinde; tarım alanlarımızda, kıyılarımızda, ormanlarımızda, derelerimizde günden güne artan tahribatla birlikte milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanları ve yaban hayatı koruma bölgelerindeki tahribatlar hız kazanacak, buna ilişkin denetim ise zayıflayacaktır.
Teklif’in özü itibarıyla kamuoyunda “Süper İzin Yasası” olarak bilinen 7554 Sayılı Kanun doğrultusunda, bir nevi mezkur kanunla öngörülen düzeni tamamlayıcı bir anlayışla hazırlandığı açıktır.
İdare’ye -Anayasa’nın 63. maddesi gereği- yüklenen “tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak” yükümlülüklere aykırı işlem ve eylemlerde bulunma imkanı tanıyan bu Teklif’in TBMM Genel Kurulu’ndan geçmemesi için yurttaşlarımızı, sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve meslektaşlarımızı dayanışmaya çağırıyor, yasa koyucuları Anayasa’ya ve doğa koruma ilkelerine aykırı Teklif’i reddetmeye davet ediyoruz.”

Bu yasanın ormanda yeri yok!
— Muzır Yayın (@muzirorg) February 23, 2026
Milli Parklarda talanın ilk 5 maddesi Meclis’ten geçti. Hassas alanlarda turistik yapılaşmanın ve özel şirketlere devrin önü açıldı, işletme süresi 99 yıla çıktı… @aysenbaloglu çizdi.https://t.co/7V4iNN8eRr pic.twitter.com/lkiVSFIH2P
Çevre Kanunu değil, rant düzenlemesi
Doğa yatırım alanı, yaban hayatı gelir kalemi değildir.
Lütfen siz de Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nü (DKMP), siyasi partileri, Çevre ve Tarım bakanlıkları ile milletvekillerini paylaşımlarınızda etiketleyin. Bu düzenlemeye onay vermediğinizi açıkça yazın, tepkinizi gösterin. #MilliParklarKanunTeklifiGeriÇekilsin
–
Kaynak: Bianet, Anka Haber Ajansı, BirGün, T24, BursaPort, Magma, TBMM
Güncellemeler: Sivil toplum kuruluşlarından gelen her yeni açıklama ve eylem ile birlikte bu içeriği güncelliyoruz.
Oluşturma:
19.02.2026
Güncellemeler:
1. 12.03.2026 06:19
2. 24.02.2026 – 11:15
3. 21.02.2026 – 00:40





















