Süveyş Kanalı’nda 24 Mart’ta karaya oturarak deniz trafiğinin altı gün boyunca durmasına neden olan 220 bin tonluk 400 metre uzunluğundaki Ever Given adlı yük gemisi, uluslararası canlı hayvan ithalatı ve taşımacılığının iyi koşullarda sürdürülmesini değil, bir an önce yasaklanması gerektiğini ortaya koydu. En başta yaşam hakkı ve hayvan sağlığı olmak üzere, ekoloji, hukuk ve halk sağlığı açısından da çok sayıda ihlal ve ihmal barından canlı hayvan ticareti, artık Türkiye dahil pek çok ülkede tepki toplayan, hayvanları mal olarak görmenin bir uzantısı olan ve kökeninde normalleştirilmiş üretim ve tüketim alışkanlıklarımızın yattığı bir köle ticareti.

Süveyş Kanalı’ndaki en uzun süreli tıkanıklardan biri olarak tarihe geçen Ever Given vakası nedeniyle 200’den fazla gemi 24-29 Mart tarihleri arasında beklemede kaldı, çevre limanlara sığındı veya geri gönderildi. Yaşanan bu kaza, Türkiye ve dünya basınında ağırlıklı olarak petrol ve gaz sevkiyatının aksamasına neden olduğu, tedarik zincirinde sorunlar yarattığı ve uluslararası ticareti zarara uğrattığı için panikle karşılandı.

Süveyş Kanalı’nın kapanmasına neden olan Ever Given gemisi. Kaynak: The Guardian

Kazanın daha çok dünya ekonomisinde meydana getirdiği devasa sonuçları gündem olurken, kesintinin kamuoyu tarafından daha az bilinen ve önemsenen boyutu hayvan hakları savunucuları tarafından dile getirildi: Dünyanın bir ucundan diğerine gemilerle taşınan hayvanların ölüm kalım mücadelesi ve canlı hayvan ticaretinin tarihe gömülmesi gerekliliği…

Deniz trafiği takip verilerine göre, altı gün süren kesinti sırasında rötar yapan gemilerden en az 20’si, diğer pek çok gemi gibi araba parçaları, tüketici elektroniği veya kıyafet değil, yüz binlerce sığır ve koyun taşıyordu. Gemilerde zaten korkunç şartlarda tutulan ve getirildikleri ülkenin mezbahalarında acı içinde ölüme gönderilen hayvanların, Süveyş Kanalı’nda gerçekleşen rötar sonucu yem ve su stoklarının tükenmesi nedeniyle aç ve susuz kalabileceği bilgisi paylaşılmıştı.

Marine Traffic web sitesinin sözcülerinden Georgios Hatzimanolis, bu gemilerin de kanala girmek için beklediğini, Omega Star, Unimar ve Sea Star adlı üç geminin de “kanalın içinde farklı noktalarda sıkıştığını” belirtti. Aralarında, olaydan dört gün önce hedeflenen varış noktalarına ulaşması gereken ve en iyi ihtimalle dokuz günlük bir gecikmeyle planlanan ülkelere varabilecek gemiler de vardı.

“Saatli bomba gibi”

Avustralya, Romanya, Uruguay, Brezilya ve Belçika gibi pek çok ülke uzun ve işkence dolu yolculuklara maruz bırakarak milyonlarca hayvanı Türkiye, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelere ithal ediyor. Örneğin; Romanya’da faaliyet gösteren hayvancılık ve canlı hayvan ithalatı şirketi Acebop’un başkanı Mary Pana, özellikle Ramazan Bayramı öncesinde Ortadoğu ülkelerine bir süredir haftada 50 bin koyun gönderdiklerini aktardı.

Tıkanıklık sırasında geçiş yapamayan gemilerde bulunan ve Romanya’dan gönderilen 130 bin koyunun bu süreçte açlık ve susuzlukla boğuştuğu bildirilirken, Animals International’ın AB direktörü Gabi Paun koyunlar için geçen her dakikanın çok önemli olduğunu, kanaldaki tıkanıklık bir an önce ortadan kaldırılmazsa daha fazla hayvanın hayatını kaybedeceğini söylemişti.

Paun, “Yasalara uyulmuş ve normalde gemilerde olması gerekenden %25 daha fazla yem taşınmış olsaydı bile şimdiye kadar hepsi bitmiş olurdu” dedi. Aynı zamanda binlerce hayvanın çeşitli sebeplerle ölmesi halinde şirket yetkililerinin gemideki ölümler hakkında kamuoyuna hiçbir surette şeffaf bilgi vermeyeceğinin de altını çizdi.

Bu açıklamanın özellikle son cümlesi, aslında ekonomik ve siyasi çıkarlar nedeniyle çoğunlukla görmezden gelinen iki önemli noktayı açığa çıkarıyor.

Birincisi; canlı hayvan ticaretine dair mevcut yasal düzenleme ve sözleşmelerin çoğunlukla ihlal edildiği gerçeği. İkincisi ve daha da önemlisi duygulu, hissedebilir varlıklar olan hayvanların yasalara uygun şekilde, iyi şartlarda ve yüksek standartlarda nakledilseler bile beklenmedik bir sorun karşısında ne denli büyük zarar görebilecekleri.   

Kaynak: Cairo Times

Animals International AB Koordinatörü Gerit Weidinger da deniz trafiğinde aksama devam ederken şu açıklamayı yapmıştı: “Okyanusun ortasında bir geminin mahsur kalması, hayvanların aç susuz bırakılması ve gemideki hayvanların evrak işleri yüzünden herhangi bir başka limana indirilememesi anlamına geliyor. Hayvanların bulundukları yere dışkılaması, artan dışkı miktarının yatmaya imkan vermemesi, yaralanma ve ölüm vakaları hem hayvanlar hem de mürettebat için ciddi bir biyolojik tehlike oluşturuyor. Bu durum ne zaman patlayacağı belli olmayan saatli bomba gibi.”

Et, süt ve yumurta üretim çiftliklerinde zaten zulüm dolu bir hayata doğan bu hayvanlar hastalık, susuzluk, açlık ve şiddet rutininden kurtulamayarak bu uzun ve ölümcül yolculuklara zorla çıkarıldıklarında, yaşamsal ihtiyaçlarının dahi gözetilmemesi sonucu defalarca ölüyor.

Binlerce sığır, koyun, domuz ve keçi okyanusun ortasında ve sınır kapılarında hayatını kaybederken, ölü bedenleri hasta bireylerle birlikte ya gemilerdeki öğütme makinelerine ya da okyanusa atılıyor. Hayvanların nasıl öldürüldüğüne ilişkin görüntü alınmasını engellemeye çalıştıkları bazı durumlarda ise, ölen bireyler gemideki diğer hayvanlarla birlikte günlerce tutuluyor. Büyük bir mücadeleyle hayatta kalanların yaşamları da tıpkı diğerleri gibi yine mezbahalarda korku ve stresle son buluyor.

Bitmeyen işkence: Elbeik ve Karim Allah vakası

Yakın bir tarihten örnek vermek gerekirse; İspanya tarafından verilen sağlık sertifikasındaki bir sorun ve Huesca’da gerçekleşen salgın sebebiyle mavi dil hastalığı şüphesi gerekçe gösterilerek Türkiye’nin reddettiği Karim Allah ve Elbeik gemilerindeki 2689 sığır, 1 Ocak 2021’de İskenderun ve Derince limanlarından ayrıldıktan sonra, yaklaşık üç ay boyunca Akdeniz’deki çeşitli limanlara götürülüp yetkililer tarafından geri çevrildi. Önce Şubat sonunda Karim Allah gemisindeki 900 sığır, birkaç hafta sonra da Elbeik’teki 1610 sığır, “artık ithalata uygun olmadıkları” gerekçesiyle öldürüldü.

Oradan oraya taşınan hayvanlar, ileri seviye yetersiz beslenme ve dehidrasyon belirtileri gösterdikleri, artık “ekonomik değerleri kalmadığı ve tüketime uygun olmadıkları” gerekçesiyle İspanya Tarım Bakanlığı kararıyla “gözden çıkarıldı”.

Elbeik gemisinden işkence görüntüleri

Hatta 18 Aralık 2020’de başlayan ve aylar süren bu yolculuk sırasında kendi dışkıları içinde hareketsiz kalmaktan ve sıkışıklık nedeniyle yatacak yerleri bile olmadığından, bazı hayvanların İspanya’ya geri döndüklerinde çoktan bilinçlerini kaybettiği rapor edildi. Veteriner hekimler ayrıca buzağıların üzerinde yaralar tespit etti, bazı hayvanların boynuz ve kuyruklarında kırıkların görüldüğünü, %25’inde ise deri hastalıkları raporladı.

Yolculuk sırasında Elbeik gemisinde hayatını kaybeden 109 hayvanın ise okyanusa atıldığı, bu süreçte aç kalan hayvanların da, ölen hayvanların bedenleri üzerine basarak yem torbalarına ulaşmaya çalıştığı, hatta bazılarının açlıktan ölü hayvanları yemek zorunda kaldığı bildirildi.

Hayvanların bakımının feci şekilde ihmal edildiğini kabul eden Bakanlık raporunda geminin bazı bölümlerinde havalandırmanın yetersiz olduğu, bu nedenle hayvanların hastalanmasına ve ölümüne neden olabilen, dışkılama sonucu ortaya çıkan yoğun amonyak gazının baskın olduğu aktarıldı.

Gemi bakımının da ihmal edildiği, bazı bölümlerde sivri objelerin bulunduğu ve son temizliğin 12 Mart’ta yapıldığı bilgisi eklendi.

Karadeniz’de 14 bin 600 hayvanla batan gemi

Canlı hayvan ticaretinin sebep olduğu acı, hastalık ve toplu hayvan ölümleri birkaç münferit vakadan ibaret değil. Basına da yansıyan sayısız olaydan yalnızca bazıları, yaşam hakkı ihlalinin ötesinde normalleştirilen işkence koşullarını gözler önüne seriyor.

  • 2009’da Suriye’ye ulaştırılmak üzere 30 bin koyunu taşıyan Uruguay gemisi Akdeniz’de battı. Hayvanlarla birlikte onlarca mürettebat öldü, denizde kayboldu.
  • 2012’de Avustralya’dan Ortadoğu’ya iki gemiyle gönderilen 22 bin hasta koyun, Bahreyn’den geri gönderildikten sonra 14 gün daha denizde korkunç şartlarda bekletildi. Benzer bir olayı 2003’te yaşayan Avustralya, Suudi Arabistan’a yolladığı 57 bin koyunda ektima hastalığı görülmesi sonucu hayvanların 80 gün boyunca gemide tutulmasına neden olmuş ve tepki çekmişti. Bu süre sonunda Eritre koyunları kabul ettiğini açıkladı, fakat en az 5700 hayvan çoktan hayatını kaybetmişti.
  • 2015’te Ürdün’e gönderilmek üzere gemiye zorla bindirilen binlerce koyun yazın aşırı sıcaktan ve susuzluktan yaşamını yitirmişti.
  • 2 Aralık 2017’de okyanus ötesinden yola çıkarak 25 bin 175 sığırı taşıyan ve neredeyse bir ay süren bir yolculukla Brezilya’dan Türkiye’ye ulaşan NADA gemisinde hayvanlara yaşatılan zulüm ise, sayısız hak ve hukuk ihlalleri sebebiyle Türkiye dahil dünya çapından hayvan hakları aktivistleri, barolar ve milletvekilleri tarafından dünya gündemine taşınmıştı.
8 Aralık 2017 – Uyarı: Tetikleyici, hassas içerik
  • 2018’de 2,8 milyondan fazla sığır, koyun ve keçi Avrupa Birliği ülkelerinden Akdeniz ülkelerine ithal edildi.
  • Yine 2018’de, Avustralya’dan Ortadoğu ülkelerine koyun taşıyan Awassi Express adlı gemide bir önceki yıl kaydedilen işkence görüntüleri soruşturmaya tabi tutuldu. 2400 koyunun yaşamını yitirdiği yolculukta yapılmış gizli çekimler, aşırı nem ve sıcak nedeniyle nefes alamayan, hasta olduğu için yavaş ve acılı bir ölüme terk edilen, dışkı ve idrarı içinde hareket bile edemeyecek noktaya gelen koyunların korku, stres ve acısını gösteriyordu.
8 Nisan 2018 – Uyarı: Tetikleyici, hassas içerik
  • 2019’un Kasım ayında Suudi Arabistan’a gitmeye çalışırken Karadeniz sularında batan ve hayvanların boğularak ölmesine sebep olan Romanya çıkışlı Queen Hind gemisi ise en az 14 bin 600 koyun taşıyordu. Faciada 180 hayvan kurtuldu, fakat hayatta kalanlar da susuzluktan öldü. Kurtarma çalışmaları sırasında gemi içindeki gizli bölmeler tespit edildiğinden, hayatını kaybeden hayvan sayısının basına yansıyandan çok daha fazla olduğu düşünülüyor.
Queen Hind faciası. Video (Uyarı: Tetikleyici, hassas içerik)
  • 2020’de hazırlanan Avrupa Komisyonu raporu Romanya, Fransa ve İspanya gibi bazı ülkelerde gerekli denetimlerin yapılmadığını kaydetti ve hayvan taşımacılığında kullanılan gemilerin aslında otomobil taşımak için tasarlanmış olduğunu vurguladı.
  • Avrupa Parlamentosu Haziran ayında canlı hayvan ticareti ve taşımacılığına ilişkin AB yasalarının ihlal edildiğine dair suçlamalara dikkat çekerek bir inceleme komisyonu kurdu.
  • Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin raporuna göre 2010 – 2019 Eylül ayına kadar en az 7 milyon 856 bin 113 hayvan, uluslararası canlı hayvan ticareti kapsamında Türkiye’ye getirildi ve eti için öldürüldü.
  • Ekim 2019’dan beri pandemi sebebiyle yasak olduğu açıklanmasına rağmen Nisan 2020’de Brezilya’dan 10 bin, İran’dan 5 bin 500 canlı hayvan ithal edilmiş, yüzlerce tırla Şanlıurfa’ya ulaştırılmış, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bu ithalatla ilgili çok sayıda soru önergesi verilmişti.
  • Yakın zamanda 55 bin sığır daha okyanus ötesinden aynı ölüm yolculuğuna çıkacak ve Türkiye’de yaşamları son bulacak.

Hayvan haklarının ve uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiği bu zulüm ve köle ticaretinin acilen yasaklanması için bir kez daha TBMM’ye çağrı yaparken, bireysel düzeyde hayatımızdan hayvan tüketimini ve kullanımını tamamen çıkartmak için bu yazıyı okuyan herkese sesleniyoruz. Çünkü bu, birbiriyle bağlantılı ölümcül bir zincir. Zinciri kırmak ve hayvan sömürüsünün her çeşidine son vererek vegan olmak elimizde. Lütfen bu zulme daha fazla destek olmayın, çağrımıza katılın.

We Animals Media

Kaynaklar: The Guardian 123, RTE, Newshub 12, EU observer, BBC, Arabian Business, Animal Equality, Wikipedia, Igualdad Animal, Bianet

Kapak fotoğrafı: Animals Australia (Awassi Express gemisinden)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here