50 yıl boyunca tutsak bir yaşam süren fil Happy, Amerikan Birleşik Devletleri (ABD) hukuk tarihinde hayvan hakları alanında çığır açtı ama özgürlüğüne kavuşamadan, Bronx Hayvanat Bahçesi’nde esaret altında öldürüldü. Anısı, onu tutsak eden herkes içinde onulmaz bir utanç olarak yaşasın.
Türünün olağanüstü zekâsını ortaya koyan ve ABD’de bir “kişi” hakları davasının (habeas corpus) merkezinde yer alan fil Happy (Mutlu), son haftalarda böbrek ve karaciğer fonksiyonlarındaki gerileme sebebiyle sağlık durumunun hızla kötüleşmesinin ardından 26 Mayıs Salı günü “ötanazi” adı altında öldürüldü.
Yapılan nekropsi sonucunda, 55 yaşındaki Happy’nin, ameliyat edilemeyen büyük rahim tümörleri ve artritle yaşadığı ortaya çıktı.
Yaklaşık bir aydır “yaşam sonu özel bakım hizmeti” kapsamında, fil ahırları çevresinde ve açık alanda gezmesine izin verilen Happy, yarım asırdır Bronx Hayvanat Bahçesi’nde tutsak ediliyordu. Bu hayvan hapishanesi, In Defence of Animals adlı hayvan hakları örgütü tarafından “Kuzey Amerika’daki Filler için En Kötü 10 Hayvanat Bahçesinden biri” seçilmişti.
Happy kimdi, ismi gibi “mutlu” muydu?
Happy bir Asya filiydi. 1971’de Tayland’da doğal yaşam alanında, özgür bir birey olarak dünyaya geldi.
Fakat altı yavru fille beraber yakalanarak sürüsünden koparıldı, ABD’ye nakledildi ve artık faaliyet göstermeyen California’daki Lion Country Safari’ye satıldı. Yavrulara, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalındaki cücelerin isimleri verildi. 1977’de işletme sahipleri altı filin tamamını ABD genelindeki sirklere ve hayvanat bahçelerine gönderdi.
Happy ile birlikte Grumpy (Huysuz) adı verilen bir fil daha “elephant extravaganza” adlı bir turistik faaliyetin parçası olarak insanların üzerlerine binip gezmesi için Bronx Hayvanat Bahçesi’ne getirildi. Halat çekme yarışmalarına dahi zorlanan fillerin reklamları, The New York Times ve The New Yorker gibi gazetelerde yayımlanan haberlerle kamuoyuna sunuldu.
2002’de diğer iki fil olan Patty ve Maxine ile aynı ortama yerleştirildi. Happy ve Grumpy’ye saldıran filler, Grumpy’nin yaralanmasına ve yere düşmesine neden oldu. Hayvanat bahçesi daha sonra Happy’yi diğer iki filden ayırdı ve onu, daha sonra karaciğer hastalığı yüzünden ölen bir fil olan Sammie ile eşleştirdi. Maxine adlı fil ise daha sonra yine “ötanazi” adı altında öldürüldü.
Happy, Patty adındaki diğer tutsak fille anlaşamadığı için, son yirmi yıldır bir bariyerle ayrılmış halde tutuluyordu. Birbirlerine dokunup koklayabilseler de fillerin kısıtlı alandaki iletişimleri ve temasları hep insan müdahalesine bağlı kaldı.

Happy, 2005 yılında fillerinin aynada kendilerini tanıyabildiğini araştırmacılara kanıtlayarak tarihe geçti. “Öz farkındalık” göstergesi olarak tanımlanan bu davranış onu, 2018’de hayvan hakları savunucularının açtığı ve Happy’nin bir “kişi” olarak tanınmasını talep ettiği davanın merkezine taşıdı.
Yıllardır insan harici hayvanların yasal hakları ve bireylikleri için mücadele eden Nonhuman Rights Project (NhRP) davasında, Happy’nin Bronx Hayvanat Bahçesi’nde uygun koşullarda tutulmadığı ve yeterli alana sahip olmadığı savunuldu. Dava New York’un en yüksek mahkemesi tarafından reddedildi. Ancak hukukçular ve aktivistler, Happy’nin yaşamının son yıllarında maruz bırakıldığı koşullara karşı mücadeleyi sürdürdü.
Happy’nin ölümünü büyük bir üzüntüyle duyuran NhRP,
Ömür boyu esaret, stres ve travma
Happy ile birlikte tüm tutsak fillerin ve hayvanların hakları için hukuk mücadelesi veren ve Uluslararası İstanbul Vegfest vegan festivalimizde de konuklarımızdan biri olan Nonhuman Rights Project, o dönem yaptığı açıklamada “Bronx Hayvanat Bahçesi ve Wildlife Conservation Society Happy’yi yüzüstü bıraktı,” dedi.
NhRP’den Christopher Berry, “Wildlife Conservation Society’ye bağlı Bronx Hayvanat Bahçesi, 1977’den bu yana Happy’yi, karmaşık ihtiyaçlarını karşılamayan koşullarda esaret altında tuttu ve 20 yıl boyunca yalnızlaştırdı. Happy, bunun sonucunda ciddi fiziksel ve psikolojik zarar gördü,” dedi ve ekledi:
“Happy başlangıçta arkadaşları Grumpy ve Sammi ile yaşıyordu, fakat onların ölümünden sonra hayvanat bahçesi tarafından yalnızlığa sürüklendi. Hayvanat bahçesinin küçük ve tüm doğal uyaranlardan yoksun bırakılmış alanında, neredeyse tüm yaşamı boyunca kronik stres ve travmaya maruz bırakıldı.”


Tarihe geçen duruşmada müvekkil fil Happy
Mayıs 2022’de ABD’nin New York eyaletindeki Albany şehrinde görülen duruşmada, New York Temyiz Mahkemesi’nde bir ilke imza atılmıştı.
Happy’nin vekilliğini üstlenen NhRP’den avukat Monica Miller ve Elizabeth Stein, Happy’nin insan istismarından uzak olacağı ve yaşamının geri kalanını özgürce sürdürebileceği bir fil barınağına transfer edilebilmesi için Temyiz Mahkemesi’nden bir “habeas corpus” yayımlamasını istedi.
Bu talep ile NhRP’nin temel argümanı; Happy’nin örf ve adet hukukundan gelen “bedensel özgürlük” hakkına sahip olduğuydu. New York’un en yüksek mahkemesinde tartışılan konu, Happy’nin kendisinin bilincinde olan özerk bir varlık olduğu ve bu sebeple bedensel özgürlüğe sahip olması gerektiğiydi.
NhRP; 2018’de başlayan dava süreciyle birlikte, Happy’nin, yasadışı olarak gözaltına alınan kişilerin veya onların adına başka birinin, hapis tutulma nedenini sorabileceği yasal bir süreç olan “habeas corpus” hakkına sahip olduğunu vurguluyordu.
“Özerk ve bilişsel olarak karmaşık bir varlık olan Happy, özgürce yaşamayı hak ediyor. Mahkemenin yasal argümanlarımızı kabul etmesini bekliyoruz. Mahkemenin savunmamızı dikkate almayı kabul etmesi bile, insan olmayan hayvanların hakları için ulusal ve küresel düzeyde mücadele açısından başlı başına önemli bir kilometre taşıdır,” diyordu NhRP Kurucusu ve Başkanı avukat Steven M. Wise.
Yale tarihçisi Jill Lepore da, Happy’nin davasını “21. yüzyılın en önemli hayvan hakları davası” olarak tanımlıyordu.
Ancak Happy’nin özgürlüğü için açılan dava, 14 Haziran 2022’de New York Temyiz Mahkemesi’nin 5’e karşı 2 oyuyla reddedildi. Mahkeme, Happy’nin son derece zeki ve “şefkatle muamele görmeyi hak eden” bir canlı olduğunu kabul etse de, habeas corpus hakkının yalnızca insanlar için geçerli olduğuna hükmederek onun bir fil rehabilitasyon merkezine gönderilmesi talebini reddetti.
Buna rağmen dava, insan olmayan bir hayvanın “bedensel özgürlük” hakkının New York’un en yüksek mahkemesinde tartışıldığı ilk dava olarak tarihe geçti. Karşı oy kullanan yargıçlardan Rowan Wilson ise, “Happy’nin özgürlüğünü talep etme hakkını tanımalıyız. Yalnızca kafese kapatılmak için dünyaya gelmemiş yabani bir hayvan olduğu için değil, başkalarına tanıdığımız haklar toplum olarak kim olduğumuzu belirlediği için,” ifadelerini kullandı.
Happy ayrıca ABD’deki ilk hayvan hakları yasasının kabul edilmesine ve New York’ta fillerin esaret altında tutulmasını yasaklamayı amaçlayan ilk düzenleme girişiminin sunulmasına da ilham vermişti.
Hayvan bireyliği ve “yasal kişi” kavramı
“İnsan Dışı Hayvanlar için Verdiğimiz Hukuki Mücadele” başlıklı konuşmasıyla 2020’de Uluslararası İstanbul Vegfest vegan festivalimizin de konuğu olan, ancak Şubat 2024’te hayatını kaybeden Wise, uzun süredir hayvanların yasal “kişiliğinin” kabulü için mücadele ediyordu. Bunun bir tüzük veya yönetmelik değil, bir örf ve adet hukuku meselesi olduğunu savunan Wise yıllardır hayvan hakları savunucularının farklı duruşmalar ve kampanyalar aracılığıyla; şirketlerin, kitapların ve hatta bir nehrin dahi yasal olarak “kişi” olarak kabul edildiğini, ancak hayvanların bireyliklerinin tanınmadığını vurguluyordu.
“Hayvan refahı” yasalarına göre, bir fili küçük, çorak bir alanda tek başına hapsetmek kabul edilebilir sayılıyor. Oysa filler de tıpkı bizim gibi özgür yaşamak istiyor. Ancak yasal haklarından yoksun bırakıldıkları için özgürlükleri tüm yaşamları boyunca ellerinden alınabiliyor.
Fil Happy’nin durumunda da Wise, Happy’nin “habeas corpus” tarafından korunan özgürlük hakkına sahip olup olmadığını sorguluyordu ve eğer öyleyse, otomatik olarak bir kişi olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çiziyordu.
Nitekim mahkemeye sunduğu dosyada, “Örf ve adet hukuku, anayasa hukukundan ayrıdır; özgürlük ve eşitlik ilkeleri, örf ve adet hukuku tarafından tartışılmaz bir şekilde korunmaktadır” diyordu.
Dava dilekçelerinde habeas corpus prensibine vurgu yapılarak, “Habeas corpus’un temeli otonom varlıkları kanuna aykırı bir biçimde hapsedilmekten kurtarmaktır. Kendi kaderini tayin edebilen otonom bir canlı olan Happy de kanuna aykırı bir biçimde tutulduğu hapisten derhal serbest bırakılmalıdır,” ifadeleri yer alıyor.


Happy’nin temel özgürlük ve fil rehabilitasyon/koruma alanında özgürce yaşama hakkını destekleyen NhRP argümanları; dönüm noktası niteliğindeki örf ve adet hukuku, medeni haklar davaları, fil davranışları ve bilişine dair çürütülememiş bilimsel beyanlar, ABD’den yargı kararları gibi yüzlerce yıllık içtihatı bir araya getiriyor.
Newcastle Üniversitesi Hukuk bölümü öğretim üyesi Josh Jowitt de, “Happy insan olsaydı, mahkemeler onun lehine karar vermekte hiç tereddüt etmezdi ve insanlar da bunu haklı görürdü. Ama onun bir fil olduğunu bildiğimiz için farklı düşünmek için gerçekten de bir nedenimiz var mı?” diye sormuştu.
NhRP, esaret altında tutulan bir şempanze olan Tommy ve Cecilia ile Hercules ve Leo da dahil olmak üzere şempanzeler adına da eyalet temyiz mahkemelerinde geçmişte argümanlar sunmuştu. Bazı yargıçlar bu mücadeleye “sempati duyduklarını” ifade etseler de, mahkemelerin hiçbiri NhRP’nin argümanlarına katılmamıştı.
Ömür boyu esaretin fiziksel ve psikolojik etkileri
Bilim insanları ve yapılan araştırmalar, fillerin özerk hayvanlar olduğunu açıkça ortaya koyuyor: Tıpkı insanlar gibi filler de özgür iradelerini kullanma, günlerini nasıl geçirecekleri ve hayatlarını nasıl yaşayacakları konusunda seçimler yapma kapasitesine sahip bilişsel, duygusal ve sosyal olarak karmaşık varlıklardır.
Happy gibi bir fili, doğal olmayan küçük bir ortamda, özgür iradesini kullanmasının ve doğuştan gelen davranışlarını sergilemesinin engellendiği bir ortamda tek başına yaşamaya zorlamak, fiziksel ve duygusal acıya neden olur.
Fil uzmanı Dr. Joyce Poole’a göre filler, izole ve küçük alanlarda yaşamaya zorlandıklarında pek çok hayvan gibi ciddi fiziksel ve duygusal problemler geliştiriyorlar. Poole, Bronx Hayvanat Bahçesi’nin Happy’nin veya herhangi bir başka filin doğal ihtiyaçlarını hiçbir surette karşılayamayacağını vurguluyor.
Sallanma, daire çizme, ileri ve geri hareket etme, boynunu bükme, kendi kendine zarar verme, aşırı kaşınma, kemirme, kusma ve koprafaji (dışkı tüketme) gibi anormal tekrarlayan davranışlar (ARB), hayvan hapishanelerinin rutini. Filler dahil olmak üzere tutsak edilen pek çok hayvan, bu davranışların en az birini gösteriyor.
Hayvanlara özgürlük ve hukuki emsal umudu
Fil Happy’nin özgürlük davası:
- Fil bilişi ve davranışı konusunda uzmanların, habeas corpus ve hayvan hukuku avukatlarının, felsefe, din ve daha pek çok alanda çalışmaları olan akademisyenlerin desteğini kazandı.
- 2012 yılında Happy’nin esaretten kurtulması için çağrıda bulunan bir Change.org kampanyasına imza attı.
- Sosyal medyada ise hayvan özgürlükçüleri #FreeHappy etiketi altında buluştu.
Free Happy web sitesinde, “İnsan olmayan hayvanlara yönelik haksızlıklara ilişkin yasal statüko binlerce yıldır devam ediyor ve bunu değiştirmek kolay olmayacak. Ancak ısrarlı mücadelemiz ve sizin gibi insanların devam eden desteği ile şimdiden muazzam bir ilerleme kaydettik,” deniliyor.

Happy’ye veda…
Hoşçakal Happy
Bir zamanlar Tayland ormanlarında,
ailesinin ve sürüsünün yanında yaşayan bir fil yavrusuydun.
Sonra insanlar geldi.
Seni evinden,
toprağından
ve özgürlüğünden kopardılar.
Bir eşya gibi sattılar.
Bir gösteriye dönüştürdüler.
Ve utanmadan adına “Happy” dediler.
Mutlu olan sen değildin.
Senin bedenin üzerinden kazanç sağlayanlardı.
Yalnızlığını seyredenlerdi.
Esaretini normal görenlerdi.
Yarım asırdan fazla bir süre boyunca,
ormanların ritminden, toprağın sesinden,
kendi türünün yakınlığından uzak,
çorak duvarların arasında yaşamaya zorlandın.
Yalnızlaştırıldın.
Kronik stresin,
travmanın
ve bitmeyen bir mahrumiyetin içinde,
yavaş yavaş tüketildin.
Sen yalnızca tutsak edilen bir canlı değildin.
Hafızası olan,
yas tutan,
özleyen,
kendisinin farkında olan bir bireydin.
Aynada kendini tanıdığında,
yalnızca bilim dünyasını değil,
insanın kendisi hakkında anlattığı o övgü dolu
sahte üstünlük hikâyesini de sarstın.
Sanki özgürlüğü hak etmek için
önce kendini bir aynada tanıman gerekiyormuş gibi.
Oysa insanlar,
hayvanların neler hissedebildiğini,
yas tuttuğunu,
özlediğini,
acı çektiğini
ve düşünebildiğini çok uzun zamandır biliyordu.
Tanımadıkları şey, en temel haklarınızdı.
Ve bütün bunları bilmelerine rağmen,
kurdukları düzenin ne kadar büyük bir şiddet üzerine
inşa edildiğiydi.
Varlığın,
hayvanların bir “şey” değil, “birey” olduğunu yeniden gösterdi.
Kendi yaşamlarının öznesi olduğunu inkâr eden sisteme ayna tuttu.
Senin adına dışarıda verilen mücadele,
insan harici diğer hayvanların da
bedensel özgürlüğe,
özerkliğe ve yaşam hakkına sahip olduğu gerçeğini haykıran
güçlü bir yüzleşmeydi.
Ama yüksek mahkeme salonlarında,
korunan şey isminin vaat ettiği mutluluk değil,
mülkiyet düzeni oldu.
Özgürlüğüne kavuşmana izin vermediler.
Ve seni,
tutsak ettikleri duvarların arasında,
özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir yaşamın sonunda öldürdüler.
Bu kez buna “ötanazi” dediler;
sözde “Mutlu Ölüm”.
Bizim içinse “Mutlu’nun ölümü”.
Yaşamanın da ölmenin de
sana ait olması gereken bir dünyada,
sanki sana gerçekten seçim hakkı tanımışlar gibi.
Ama dışarıda seni unutmayanlar vardı.
Şimdi olduğu gibi.
Senin davan,
yalnızca geçmişe değil,
geleceğe de iz bıraktı.
Belki bir gün,
insan harici başka hayvanlar,
senin açtığın yoldan yeniden özgürlüğe kavuşacak.
Sana yaşatılanlar için,
insanlık adına özür borçluyuz Happy.
Hoşça kal.
Senden çalınan yaşamı,
seni tutsak eden sistemi
ve hayvanları hâlâ “mülk” olarak gören bu düzeni unutturmayacağız.
Tüm hayvanlar özgür olana dek
mücadelemiz sürecek.
Farewell Happy
Once, you were a baby elephant
living beside your family and your herd
in the forests of Thailand.
Then humans came.
They tore you away from your home,
your land,
and your freedom.
They sold you like an object.
Turned you into a spectacle.
And shamelessly named you “Happy.”
But you were never the one who was happy.
The ones who profited from your body were.
The ones who watched your loneliness were.
The ones who normalized your captivity were.
For more than half a century,
far from the rhythm of the forest,
the sound of the earth, and the closeness of your own kind,
you were forced to live between barren walls.
You were isolated.
Within chronic stress,
trauma,
and endless deprivation,
you were consumed bit by bit.
You were never just a captive animal.
You were an individual.
One who remembered,
who mourned, who longed,
who was aware of herself.
When you recognized yourself in the mirror,
you shook not only the world of science,
but also humanity’s self-congratulatory
myth of superiority.
As if, to deserve freedom,
you first had to recognize yourself in a mirror.
And yet humans
had long known
that animals can feel,
grieve, miss one another,
suffer, and think.
What they failed to recognize
were your most basic rights.
And despite knowing all of this,
they continued to uphold a system built upon immense violence.
Your existence reminded the world
that animals are not “things,” but “earthlings”, individuals.
You held up a mirror to a system built on denying
nonhuman animals their own lives, agency, and selfhood.
The struggle carried out -outside- in your name
was a strong reckoning, a declaration that
other nonhuman animals, too, have the right to bodily liberty,
autonomy, and life itself.
But inside the grand halls of the courts,
they chose to protect “property” rights,
not the happiness promised by your name.
They never allowed you to be free.
And in the end,
within the walls where they imprisoned you,
they killed you after a lifetime deprived of freedom.
This time, they called it “euthanasia”,
a so-called “Happy Death”.
Yet we call it the “death of Happy”.
As if, in a world where both life and death
should have belonged to you,
you had ever truly been given a choice.
But there were people outside who never forgot you.
Just as there are now.
Your case left a mark
not only on the past,
but on the future.
And perhaps one day,
other non-human animals will regain their freedom
through the path you helped open.
For all that was done to you,
we owe you an apology on behalf of humanity Happy.
Farewell.
We will not let the world forget
the life stolen from you,
the system that kept you captive,
and the order that still sees animals as “property.”
Until all animals are free,
our struggle will continue.
–
Kaynaklar: NhRP, New York Post, Yunuslara Özgürlük Platformu
Fotoğraflar: NhRP
* Yazının bir kısmı, NhRP davalarını uzun yıllar takip edip paylaşan Yunuslara Özgürlük Platformu’nun (YÖP) web sitesinden, Mayıs 2022 tarihli Happy hakkındaki yazısından olduğu gibi alınmıştır. Diğer NhRP davaları hakkında daha fazla bilgi için bu bağlantıdan YÖP içeriklerini ziyaret edebilirsiniz.
–




















