2025 yılı boyunca Avrupa’nın farklı ülkelerinde yüzlerce öğrenci, üniversitelerin yemek ve beslenme politikalarını iklim bilimiyle uyumlu hâle getirmek için örgütlendi. Öğrenci inisiyatifleri tarafından yürütülen kampanyalar sonucunda birçok üniversite kampüsünde bitki temelli / vegan menüler lehine kararlar alındı. Bazı üniversitelerde tamamen bitki temelli yemekhaneler açıldı, bazı kampüslerde ise bitki temelli seçenekler “varsayılan” hâline getirildi. Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak özellikle 2021-2023 yılları arasında öğrencilerle dayanışma ve koordinasyon içinde, gerek tekil örnekler üzerinden, gerekse Türkiye çapında yürüttüğümüz ve yeniden hareketlendirmek için çalışmalara başladığımız “üniversitelerde vegan menü” mücadelesi, Avrupa’da son yıllarda ivme kazanan hareket bağlamında, erken dönemde ortaya çıkan benzer girişimler arasında.

Animals Rising hayvan hakları örgütü ile koordineli şekilde hayata geçirilen Plant-Based Universities (PBU) öğrenci ağına göre; geçtiğimiz yıl boyunca 12 ülkede 500’den fazla öğrenci bu dönüşüm için aktif kampanya yürüttü. Avusturya’da ilk kez tamamen vegan yemekhanelerin açılması, İsviçre’de öğrenci çoğunluğunun bitki temelli yemek servisi ile vegan menüler lehine oy kullanması ve Avrupa’nın bazı büyük üniversitelerinin resmi taahhütler vermesi, öğrenci hareketinin kıta çapında görünür ve etkili hâle geldiğini gösterdi.

Öğrencilerden oluşan PBU, üniversitelerin yalnızca araştırma üretmekle yetinmemesi gerektiğini; kendi kampüslerinde de bilimsel veriler doğrultusunda dönüşüm başlatması gerektiğini savunuyor.

Avrupa’daki üniversitelerde yemek hizmetlerinin hızla dönüştüğünü ve bunun daha adil, sürdürülebilir bir gelecek inşasının parçası olduğunu ifade eden öğrenciler, iklim ve ekolojik yıkımın sonuçlarını yaşayacak kuşak olarak üniversitelerin sürdürülemez halde olan hayvansal gıda sistemleriyle bağlarını sürdürmesini artık kabul etmiyor: Üniversitelerin iklim krizi karşısında sorumluluk alması gerektiğini ve kampüs yemekhanelerinin bu dönüşümün önemli parçalarından biri olduğunu vurguluyor. Dolayısıyla Avrupa genelinde PBU gönüllüsü öğrencilerin talebi, üniversitelerin “sürdürülebilirlik lideri” olma iddiasını pratiğe dökmesi.

Elbette bu dönüşümün yalnızca yemekhanelerle sınırlı olmadığının; gıda sistemlerinin etik, ekolojik ve toplumsal etkilerine dair kamuoyundaki tartışmayı da değiştirdiğinin altını çiziyorlar.

Öğrencilerin odaklı aktivizm yöntemleri

Öğrenci toplulukları ve birlikleri dahilinde yapılan bilgilendirme toplantıları ve oylamalara ek olarak, kampanyayı yaygınlaştırmak için afişleme çalışmaları, stantlar, birebir görüşmeler, üniversite yönetimleri ve akademisyenler ile temaslar yürütülüyor.

Örneğin, düşük bütçelerle yapılan afiş çalışmalarının ardından kısa sürede onlarca öğrencinin kampanyalara katıldığı örneklerden biri Bath Spa Üniversitesi: Burada yalnızca yaklaşık 1200 TL’lik (20 sterlin) afiş çalışmasıyla 30 kişilik bir ekip oluşturulmuş durumda. Bath Spa Üniversitesi’nin 2025 yılında Birleşik Krallık’ın en sürdürülebilir ikinci üniversitesi seçildiği; ancak “sürdürülebilir gıda” kriterinde düşük puan aldığı belirtilirken, öğrenciler üniversitenin tamamen bitki temelli yemek sistemine geçmesi için çalışmalar yürütüyor.

Bir başka yöntem olarak da akademisyenlerden destek öne çıkarılıyor. Örneğin; 90 farklı akademik kurumdan 650’den fazla akademisyen ve kampanyacı, PBU ile dayanışma halinde, iklim krizine karşı mücadele kapsamında üniversitelerin yemek hizmetlerinde %100 vegan menüye geçmesi çağrısıyla İngiltere üniversitelerine açık bir mektup yazdı.

PBU mektupları ve çağrıları, üniversitelerin sürdürülebilirlik sıralamalarında üst sıralarda yer alırken aynı zamanda hayvansal üretime dayalı yemek sistemlerini sürdürmesinin ciddi bir çelişki yarattığını vurguluyor.

Southampton ve Bath: Bitki temelli yemek sistemine geçiş

İngiltere’deki Southampton Üniversitesi Öğrenci Birliği, öğrenci temsilcilerinin yaptığı oylamada büyük çoğunlukla, kampüsteki tüm öğrenci birliği yemekhanelerinde bitki temelli yemeklerin “varsayılan seçenek” olmasını kabul etti. Karar kapsamında hayvansal içeriğe sahip yemekler tamamen kaldırılmıyor; ancak hayvansal içerikli yemek isteyenlerin bunu ayrıca talep etmesi gerekiyor.

Kararın 2026/27 akademik yılından itibaren uygulanması planlanıyor.

  • Oylama öncesinde yalnızca bir hafta içinde 950’den fazla öğrenci kampanyaya destek imzası verdi.
  • Ayrıca 40’tan fazla akademisyen de girişimi destekledi.

Southampton’daki öğrenciler, bu kararın hayvancılık endüstrisinin hayvanlar ve gezegen üzerindeki “yıkıcı etkilerinin fark edilip kabul edilmesi” ve “bitki temelli bir gıda sistemine geçiş ihtiyacının tanınması” anlamına geldiğini belirtti. Öğrenciler, üniversitelerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğunu artık görmezden gelemeyeceğini vurguladı.

Southampton Üniversitesi’nde İklim ve Çevresel Değişim alanında doçent olan Dr. Becks Spake ise alınan kararın bilimsel verilerle uyumlu olduğunu belirterek, bitki temelli beslenmeye geçişin emisyonları azaltmak, doğayı korumak ve gelecek nesillerin gıda güvenliğini sağlamak açısından kritik olduğunu ifade etti.

Southampton kararıyla birlikte üniversite, Bristol, Imperial College London, Stirling, Cardiff, Cambridge, Newcastle, Lancaster, King’s College London ve University College London dahil olmak üzere Avrupa’da tamamen vegan ya da yoğun biçimde bitki temelli yemek sistemleri lehine karar alan 25’ten fazla üniversiteye katıldı.

Aynı gün İngiltere’deki Bath Üniversitesi Öğrenci Birliği de kampüste bitki temelli yemeklerin yaygınlaştırılması yönündeki çalışmaları büyük çoğunlukla destekledi. Karar metninde, tamamen bitki temelli yemek sistemine geçişin karbon emisyonlarını ve su kullanımını yüzde 75 oranında azaltabileceği belirtildi. Bath Üniversitesi’ndeki kampanya yalnızca bir ay önce başlamış olmasına rağmen onlarca öğrenci kısa sürede dönüşüm mücadelesine katıldı.

İngiltere’de Birmingham, Warwick ve Cardiff gibi üniversitelerde de yeni kampanyaların hızla büyüdüğü ifade ediliyor.

İsviçre ve Belçika: %80 bitki temelli üniversite kararı

İsviçre’de Fribourg Üniversitesi Genel Öğrenci Birliği de, Southampton Üniversitesi kararından hemen sonra, kampüs genelinde bitki temelli menülerin varsayılan seçenek olması yönünde oy kullandı. Karar, Basel ve Bern üniversitelerinde alınan benzer kararların ardından geldi.

Bu, ülke çapında 40.000’den fazla öğrencinin artık kampüslerindeki vegan menülerden faydalanabileceği anlamına geliyor.

Belçika’daki Vrije Universiteit Brussel’de öğrenci konseyi ise, üniversite yemek sisteminin yüzde 80 oranında bitki temelli hâle getirilmesi yönünde ezici çoğunlukla karar aldı. Üniversite restoranındaki öğrenci menüsünün her gün yüzde 100 vejetaryen, yüzde 50’sinde ise tamamen vegan olması için üniversite yönetimi üzerinde dönüşüm baskısı oluşturdu.

Hareketin son dönemde Avrupa’da yayıldığı kampüsler arasında, İtalya’daki Bologna Üniversitesi de yer alıyor.

Hollanda’daki Utrecht Üniversitesi’nde ise öğrenciler, kampüs içinde uygun fiyatlı, erişilebilir ve yüzde 100 bitki temelli yemekler sunan kendi hareketli yemek standlarını kurdu. Öğrenciler, üniversitelerde bitki temelli beslenmenin yalnızca iklim açısından değil; ekonomik erişilebilirlik ve gündelik yaşam pratiği açısından da mümkün olduğunu göstermeyi hedeflediklerini belirtiyor.

Kampanyayı yürüten öğrenciler, Avrupa’daki üniversitelerde yemek hizmetlerinin hızla dönüştüğünü ve bunun daha adil, sürdürülebilir bir gelecek inşasının parçası olduğunu ifade ederken, üniversitelerin iklim krizi karşısında sorumluluk alması gerektiğini ve kampüs yemekhanelerinin bu dönüşümün önemli parçalarından biri olduğunu vurguluyor. Elbette bu dönüşümün yalnızca yemekhanelerle sınırlı olmadığının; gıda sistemlerinin etik, ekolojik ve toplumsal etkilerine dair kamuoyundaki tartışmayı da değiştirdiğinin altını çiziyorlar.

Kenya: Öğrenci hareketi başladı

Bitki temelli dönüşüm çağrıları Avrupa’yla sınırlı değil. Kenya’daki Nairobi Üniversitesi’nde de öğrenciler tarafından “Üniversitelerde Bitki Temelli Yemek Hareketi” başlatıldı.

Girişim kapsamında kampüslerde sürdürülebilir, erişilebilir ve bitki ağırlıklı beslenme seçeneklerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Organizasyonu yürüten aktivistler, öğrencilerin kampüslerdeki gıda sistemlerinin geleceğini yeniden düşünmeye hazır olduğunu ve gençlerin daha sağlıklı, sürdürülebilir ve adil yemek politikalarının oluşturulmasında aktif rol almak istediğini ifade etti.

Organizasyonu yürüten ekip, özellikle gençlerin hayvancılık endüstrisinin iklim, biyolojik çeşitlilik ve gıda adaleti üzerindeki etkilerine dair giderek daha fazla söz söylediğini; üniversitelerin de bu talepleri artık görmezden gelemediğini vurguluyor.

Plant-Based Universities

Gençlik siyasetinde ve yerel yönetimlerde de karşılık buluyor

İngiltere ve Galler’de Yeşiller Partisi’nin gençlik yapılanması olan Young Greens de tamamen bitki temelli bir gıda sistemini destekleme kararı aldı. Karar kapsamında:

  • Ulusal gençlik etkinliklerinde tamamen bitki temelli ikram sunulması,
  • Bitki ağırlıklı gıda sistemlerinin faydalarına ilişkin kamusal farkındalığın artırılması,
  • Gıda sistemindeki dönüşümün “adil geçiş” ilkesiyle yürütülmesi hedefleniyor.

Karar metninde iklim ve ekolojik yıkımın kırsal toplulukları ciddi biçimde etkileyeceği; bu nedenle tarım topluluklarının sürdürülebilir sistemlere geçiş sürecinde desteklenmesi gerektiği de vurgulandı.

Öğrenciler, bitki temelli politikaların kimlik tartışmalarının ötesine geçerek bilim temelli çözümler sunduğunu ifade ediyor.

Ayrıca İngiltere’de Calderdale’den Exeter’a kadar çok sayıda belediye meclisi bitki temelli kararlar alırken; Edinburgh, Belfast ve Norwich gibi kentler de Plant Based Treaty girişimini destekliyor.

“Hayvancılık iklim krizinin ve hayvan sömürüsünün merkezinde”

Öğrenci hareketleri kampanyalarının temel gerekçesini, doğrudan iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve hayvancılık endüstrisinin hayvanlara ve gezegene etkileri üzerinden kuruyor.

Çünkü güncel akademik çalışmalarda da ortaya konduğu üzere:

  • Hayvancılık temelli gıda sistemleri, dünya çapındaki tüm otomobillerin, uçakların, gemilerin ve trenlerin toplamından daha fazla sera gazı salımı yaratıyor.
  • Küresel ormansızlaşmanın yüzde 80’i hayvancılık kaynaklı.
  • Dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i hayvancılık için kullanılıyor.
  • Hayvancılık ve hayvan tüketimi; iklim krizinin yanı sıra gıda adaletsizliği ve eşitsizliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, su kirliliği, toprak tahribatı ve arazi kullanımının da başlıca sebepleri arasında yer alıyor.

Öğrenciler aynı zamanda kampanya içeriklerinde, hayvan üretimi ve tüketiminin, hayvanlar açısından da sistematik şiddet ve sömürü üreten bir sistem olduğuna dikkat çekiyor. Milyarlarca hayvanın endüstriyel üretim sistemlerinde yaşam hakkından mahrum bırakıldığını vurgulayan öğrenciler, iklim ve ekolojik krizlerin de bu sömürü düzeninden bağımsız düşünülemeyeceği vurgulanıyor.

Öğrenciler, çözümün ise yeni teknolojiler ya da “mucize politikalar” değil; doğrudan gıda sisteminin bitki temelli beslenmeye dönüşümü olduğunu savunuyor. Kampanya açıklamalarında, bağımsız bilimsel araştırmaların da dikkat çektiği gibi, bitki temelli sistemlere geçişin Afrika kıtası büyüklüğünde bir alanı özgürleştirebileceği, küresel emisyonları ciddi biçimde azaltabileceği ve yabani türlerin yok oluşunu büyük ölçüde yavaşlatabileceği belirtiliyor.

Plant-Based University öğrenci hareketi, üniversitelerin bir yandan iklim krizine dair araştırmalar yayımlayıp diğer taraftan kampüslerinde yüksek emisyonlu hayvansal gıda sistemlerini sürdürmesinin bilimsel ve etik açıdan kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Plant-Based Universities

İskoçya örneği: “Karbon negatif” potansiyel

Üniversite grupları, Harvard Üniversitesi araştırmasında işaret edildiği üzere, Birleşik Krallık’ın bitki temelli bir gıda sistemiyle “karbon negatif” hâle gelebileceğini vurguluyor.

Aktarılan bilgilere göre İskoçya’daki yoğun hayvancılık faaliyetleri, turbalık alanların karbon tutma kapasitesini ciddi biçimde tahrip etti ve bu alanlar bugün ülke emisyonlarının yaklaşık yüzde 20’sinden sorumlu hâle geldi. Öğrenciler, bilim insanlarının verileri ışığında, bitki temelli gıda sistemine geçişle birlikte hem karbon tutulmasının yeniden mümkün olabileceğini hem de kaybedilen biyolojik çeşitliliğin geri kazanılabileceğini aktarıyor.

Ayrıca dönüşüm yükünün yalnızca bireylere bırakılmaması gerektiğini; üniversiteler gibi kurumların sürdürülebilir beslenmeyi maddi ve toplumsal olarak erişilebilir hâle getirmesi gerektiğini belirtiyor.

Öğrenciler, İskoçya’nın geçmişte ülkenin batı kıyılarını kaplayan yağmur ormanlarının ve biyolojik çeşitliliğin, hayvancılığa dayalı arazi kullanımının azaltılmasıyla yeniden canlandırılabileceğine dikkat çekiyor. Kampanya materyallerinde, doğal yırtıcı türlerin yeniden bölgeye kazandırılması ve ekosistem restorasyonu gibi başlıklar da tartışılıyor.

Billie Eilish’ten destek mesajı

Hayvan hakları ve iklim savunuculuğuyla bilinen vegan müzisyen Billie Eilish de öğrenci hareketine destek veren isimler arasında yer alıyor.

Sanatçının “Hit Me Hard and Soft” dünya turnesi kapsamında bu yaz düzenlenen konserlerde, tamamen bitki temelli yiyecekler satıldığı ve bunun sonucunda gıda kaynaklı emisyonlarda yüzde 47 düşüş yaşanırken satışlarda yüzde 13 artış olduğu açıklandı.

Londra konseri sırasında Plant-Based Universities öğrencileri sanatçının ekibine teşekkür mektubu iletti. Birkaç hafta sonra ise Billie Eilish’in öğrenci hareketine destek veren, el yazısı bir mesaj gönderdiği duyuruldu.

Öğrenci ağı, Billie Eilish’in uzun süredir hayvan hakları ve veganlık konusunda kamuoyu oluşturan isimlerden biri olduğuna dikkat çekerek; sanatçının dünya turnesinde tamamen vegan yiyecek satışına geçmesinin, büyük ölçekli etkinliklerde bitki temelli dönüşümün mümkün olduğunu göstermesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Cambridge geri adım atarken öğrenciler pes etmiyor

Öğrenci hareketlerinin tüm girişimleri başarıyla sonuçlanmıyor. Cambridge Üniversitesi’nde tamamen bitki temelli bir kafeterya denemesi, üniversite yönetiminin tartışmalı veriler kullanması sonrası sonlandırıldı.

Öğrenciler, üniversitenin satış verilerini yanlış tarihler üzerinden analiz ettiğini ve en yüksek satış yapılan haftanın değerlendirme dışında bırakıldığını açıkladı. Ayrıca anket sonuçlarında çoğunluğun bitki temelli menüyü desteklediği belirtilmesine rağmen üniversite yönetiminin kararı geri çekmediği ifade edildi.

Öğrenciler ayrıca üniversite yönetiminin, hatalı veri analizine dair yapılan itirazlara rağmen “kararın verildiğini” söyleyerek süreci yeniden tartışmaya açmayı reddettiğini aktardı.

Bunun üzerine öğrenciler sosyal medya kampanyaları başlattı; 2500’den fazla kişinin imzaladığı bir dilekçeyle üniversitenin kararını geri çekmesi talep edildi. Ekip, change.org platformu üzerinden sürdürdükleri imza kampanyasıyla da, Cambridge Üniversitesi’nin bilimsel bütünlük ilkesine uygun davranması ve sürdürülebilirlik iddialarını uygulamaya koyması gerektiğini savunuyor.

Kampanyacılar ayrıca Cambridge Üniversitesi’nin People & Planet sürdürülebilirlik sıralamasında yemek politikaları kriterinden sıfır puan aldığını; kampüste en az bir vegan ya da vejetaryen yemek alanının dahi bulunmamasının eleştiri konusu olduğunu hatırlatıyor.

Medyanın dili ve “zorla veganlık” söylemi

Southampton’daki öğrenci oylaması sonrası bazı medya kuruluşlarının kullandığı dil de tartışma yarattı. BBC ve yerel basının bir kısmı haberi “öğrenciler bitki temelli menüler için oy kullandı” şeklinde aktarırken; bazı ana akım medya organları kararı “duyarcı” (woke) öğrencilerin veganlığı dayatması” olarak çerçeveledi.

Aktivist öğrenciler, demokratik bir oylamanın “dayatma” olarak sunulmasının manipülatif olduğunu gerçeğinden hareketle, Southampton’da oylamanın gerçekleşebilmesi için yüzlerce öğrencinin imza verdiğini ve öğrenci temsilcilerinin seçilmiş delegeler olarak oy kullandığını hatırlattı.

Aktivistler ayrıca bazı medya kuruluşlarının “yalnızca 12 kişinin kararı” gibi ifadeler kullanarak öğrenci temsil sistemi üzerinden alınan demokratik kararları itibarsızlaştırmaya çalıştığını; bunun kamuoyunda veganlık ve iklim politikalarına yönelik kutuplaştırıcı bir algı yaratmayı hedeflediğini belirtti.

Öğrenci ağı, ayrıca bitki temelli beslenmenin “marjinal” bir talep değil; doğrudan iklim bilimiyle ilişkili bir gereklilik olduğunu vurguluyor. Oxford Üniversitesi’nden sürdürülebilirlik araştırmacısı Prof. Paul Behrens’in sözlerine atıfla, bitki ağırlıklı beslenmeye geçişin gıda güvenliği açısından en etkili araçlardan biri olduğu belirtiliyor.

Öğrenciler ayrıca medya ve siyaset çevrelerinden gelen “peki ya avokadolar?” gibi söylemlerin, endüstriyel hayvancılığın devasa ekolojik etkilerini görünmez kılmaya çalışan dikkat dağıtıcı tartışmalar olduğunu ifade ediyor. Aktivistlere göre mesele belirli bir ürün değil; hayvan sömürüsüne ve ekolojik yıkıma dayalı mevcut gıda sisteminin bütünü.

Türkiye: Üniversitelerde vegan menü mücadelesi

Bugün Avrupa’da büyüyen Plant-Based Universities hareketi geniş yankı uyandırırken, Türkiye’deki üniversitelerde vegan menü ve bitki temelli dönüşüm mücadelesi yıllardır vegan öğrenciler ve Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak hayvan hakları ve iklim krizinin yanı sıra eşit, adil ve sağlıklı beslenme hakkı çerçevesinde yürütülüyor.

2018 yılından bu yana TVD Vegan Akademi farkındalık çalışmalarıyla başlayarak, özellikle 2021 – 2023 yılları arasında öğrencilerle dayanışma ve koordinasyon içinde kampüslerde vegan menü hakkı için yoğun çalışmalar yaptık. Veganlık ve bitki temelli beslenme hakkında üniversitelerde yaptığımız sunumlarının yanı sıra, TVD olarak biz de tekil durumlarda destek gerekmesi halinde resmi görüşme ve başvurular için devreye girdik, kökten ve sürdürülebilir bir çözüm için, vegan avukatlar ve öğrencilerle birlikte hareket ederek hem hukuki hem kurumsal düzeyde girişimlerde bulunduk.

Bu süreçte Türkiye’nin farklı üniversitelerinden vegan öğrenci toplulukları; kampüs yemekhanelerinde erişilebilir, düzenli ve sağlıklı vegan menü talebiyle üniversite yönetimlerine başvurular yaptı, imza kampanyaları düzenledi, sosyal medya çalışmaları yürüttü ve kamuoyu oluşturmaya çalıştı.

plant-based universities: Turkey / Turkiye TVD lawsuit for vegan students' rights
plant-based universities: Turkey / Turkiye TVD lawsuit for vegan students' rights

Vegan menü haktır: YTÜ

Özellikle Yıldız Teknik Üniversitesi’nde YTÜ Vegan Vejetaryenler Topluluğu öğrencileriyle birlikte yürüttüğümüz ve vegan öğrenciler için daha geniş bir kitlenin ses çıkarmasını sağlamaya çalıştığımız #YTÜVeganMenüİstiyor kampanyası, Türkiye’de üniversitelerde vegan menü hakkı ve görünürlüğü açısından önemli bir örnek oldu. Vegan yemek seçeneklerinin yetersiz olması, düzenli sunulmaması ve doğru şekilde etiketlenmemesi nedeniyle öğrenciler harekete geçti; kampüste 500’den fazla imza toplandı. Öğrenciler yalnızca etik sebeplerle değil, aynı zamanda ekolojik kaygılar ve sağlıklı beslenme hakkı çerçevesinde de vegan menü talep ettiklerini vurguladı.

Kampanya sonucunda üniversite yönetimi 28 Şubat 2022 itibarıyla yemekhanelerde vegan menü uygulamasına başlanacağını resmi olarak duyurdu.

YÖK başvurumuz ve davamız: Tüm Türkiye

Ancak mücadele tek bir üniversiteyle sınırlı kalmadı. TVD olarak farklı bölgelerden bize ulaşan çok sayıda hak ihlali, öğrenci mağduriyeti ve üniversitelerin vegan öğrencilerin beslenme hakkını sistematik biçimde görmezden gelmesi üzerine Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) resmi başvuruda bulunduk. Başvurumuzda, Türkiye’deki tüm üniversitelerde vegan öğrencilerin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme hakkının güvence altına alınmasını ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ettik.

YÖK’ün bu başvuruyu reddetmesi üzerine TVD olarak YÖK’e dava açtık. Açtığımız davada, vegan öğrencilerin beslenme hakkına erişiminin engellenmesinin temel hak ihlali olduğu; üniversitelerin kamusal yükümlülükleri kapsamında, dengeli ve yeterli düzeyde bitki temelli gıdalardan oluşan menü sunması gerektiğini vurguladık. Dava sürecinde, sağlıklı beslenmenin kamusal bir hak olduğunu ve devletin bu hakkı koruma yükümlülüğü bulunduğunu özellikle ifade ettik.

Ombudsmanlık başvurumuz: İTÜ

Aynı dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) vegan öğrencilerin aylardır yanıtsız bırakılan vegan menü talepleri nedeniyle Ombudsmanlık’a (Kamu Denetçiliği Kurumu) başvurduk. Üniversite yönetiminin vegan öğrencilerin taleplerini fiilen reddetmesi ve öğrencilerin eşit beslenme hakkından yararlanmasını engellemesi üzerine yürütülen süreçte, bitki temelli beslenme hakkı aynı zamanda vicdan özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde de değerlendirildi.

TVD olarak yaptığımız açıklamalarda, üniversitelerde vegan menü meselesinin “bireysel tercih” olarak görülemeyeceğini; etik, ekolojik, ekonomik ve hak temelli bir mesele olduğunu vurguladık. Üniversitelerin sürdürülebilirlik söylemleri üretirken aynı zamanda yüksek emisyonlu ve hayvan sömürüsüne dayalı gıda sistemlerini sürdürmesinin ciddi bir çelişki yarattığına dikkat çektik.

Türkiye’deki üniversite mücadelesinin önemli parçalarından biri de öğrenci topluluklarının bir araya gelmesinden meydana gelen UniVeg oluşumuydu. UniVeg, Türkiye’de öğrenciler tarafından kuruldu. TVD olarak kuruluş sürecinde yapılan toplantılar, strateji görüşmeleri ve fikir alışverişleriyle bu ağın oluşumuna destek sunduk.

Bugün Avrupa’da yükselen üniversitelerde bitki temelli dönüşüm talepleri, Türkiye’de de yıllardır öğrenciler, vegan topluluklar ve hayvan hakları savunucuları tarafından dile getiriliyor. TVD olarak biz de üniversitelerin yalnızca bilimsel araştırma üretmekle yetinmeyip; iklim krizi, hayvan hakları, sürdürülebilirlik ve eşit erişim konularında kampüslerinde somut dönüşüm adımları atması gerektiğini savunmaya devam ediyoruz.

Kampüslerde hayvan hakları ve ekoloji alanında faaliyet gösteren vegan öğrenci örgütlenmelerinin güçlenmesi, üniversiteler arasında deneyim paylaşımının artması ve vegan menü taleplerinin yaygınlaşması açısından UniVeg’in faaliyetlerini sürdürmesi ve öğrenci topluluklarının beraber güçlenerek, aktivizm alanlarından biri olarak üniversitelerde bitki temelli dönüşüm çabalarına odaklanması çok önemli. Çünkü üniversitelerde başlayan dönüşüm, yalnızca kampüs yemekhanelerini değiştirmekle kalmayacak; diğer kurumlara ve alanlara da yayılarak sistem değişikliğine etki edecek. Hayvana, insana ve gezegene özgürlük getirecek.

Kaynaklar: BBC, Plant-Based Universities

Önceki İçerikDünyadaki tüm veganlara çağrı: Büyük Vegan Araştırması
Sonraki İçerik4 bin hayvan denizde yanarak ve boğularak hayatını kaybetti

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.