Hayvan hakları aktivisti, vegan müzisyen Moby, Coachella Festivali kapsamındaki performansından elde ettiği gelirin tamamını hayvan hakları alanında çalışan kuruluşlara bağışlayacağını duyurdu.
Sanatçı, bu gelirin Direct Action Everywhere, Mercy For Animals, The Humane League ve TVD İstanbul Vegfest etkinliğimize geçmiş yıllarda çevrimiçi konuşmacı olarak katılan temsilcilerin de yer aldığı Physicians Committee for Responsible Medicine gibi örgütlere aktarılacağını açıkladı.
Sanatsal etkinin hak temelli kullanımına iyi bir örnek olan Moby’nin bu tavrı, müziği bir araç olarak konumlandırdığı etik tutumunu da ortaya koyuyor. Her defasında, dünya çapında tanınır olmanın getirdiği ilgiyi ve dikkati hayvanların lehine çevirmeye çalışan Moby, Instagram hesabından yaptığı açıklamada kendi ifadesiyle “Hayattaki asıl işim hayvan hakları aktivizmi; bu doğrultuda Coachella’dan elde ettiğim geliri ve görünürlüğü hayvanlar için kullanmak istiyorum,” diyor.






“Tüm hayvanlar kendi yaşamının öznesi”
Moby’nin uzun yıllardır savunduğu etik çerçeve, türcülük karşıtı, etik vegan felsefesine dayanıyor. Yazılarında ve söyleşilerinde, hayvanların “kaynak” olarak görülmesine açıkça karşı çıkarak ve her fırsatta bunu dile getirerek hayvanların hissedebilen bireyler olduğunu vurguluyor.
39 yıldır vegan olan Moby’ye göre veganlık, sistematik şiddetin reddi demek; bireysel bir tercih değil.
“1987’de tüm hayvansal ürünleri bıraktım ve vegan oldum. İnançlarıma uygun şekilde yiyip yaşayabilmek için; hayvanların kendi yaşamları olduğu, kendi yaşamlarına sahip olmaya hakları olduğu ve hayvanların acı çekmesine katkıda bulunmak istemediğim düşüncesiyle…”
Coachella bağışı da, bu duruşun etkili ve pratik bir yansıması. Daha önce de pek çok kez farklı şekillerde hayvan hakları örgütlerine destek olan Moby’nin kararı, hem hak savunucularına doğrudan kaynak sağlıyor hem de geniş kitlelere ulaşan bir platformda hayvan hakları ve veganlığın yeniden gündeme taşınmasına katkı sunuyor.
İklim krizi ve hayvancılık bağlantısı
Bu prensibe paralel olarak Moby, yalnızca bireysel sanat üretimi üzerinden değil, küresel politika girişimleri üzerinden de hayvan hakları ve iklim krizi ilişkisini gündeme taşıyan kampanyalarda yer alıyor.
Bunlardan biri; fosil yakıt kullanımını azaltmayı hedefleyen Paris Anlaşması yaklaşımını model alan ve hayvancılığın ekosistemler üzerindeki etkilerine odaklanan Bitki Temelli Anlaşma (Plant Based Treaty) girişimini imzalayan isimler arasında. Küresel ölçekte yürütülen bu kampanya, liderleri hayvansal üretimin çevresel etkilerinin azaltılması, bitki temelli beslenmeye geçişin teşvik edilmesi ve bu doğrultuda politika geliştirilmesi yönünde harekete geçmeye çağırıyor.
Moby ayrıca, geçtiğimiz yıllarda 26. BM İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesinde, Joaquin Phoenix ve Billie Eilish gibi vegan sanatçılar ile birlikte, “iklim değişikliğine en büyük katkıda bulunan endüstrilerden biri olarak hayvancılığın ve hayvan kullanımının gezegen üzerindeki yıkıcı etkisinin devletlerce resmen ve alenen tanınması ve kabul edilmesi” çağrısında bulunan açık mektubu imzalayan ünlü isimler arasında yer almıştı.
Sanatsal etkinin hak temelli kullanımı
Bu duyuru Moby gibi sanatçılar için yıllardır süregelen bir politik tavrın devamı ve aktivizmi öne çıkaran bu tür örnekler, hayvan hakları ve veganlık felsefesinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladığı gibi, mücadeleyi büyüten bir etki de yaratıyor.
Sanatın gücünü ve yarattığı görünürlüğü, hayvanlar için adalet talebine ve diğer hak mücadelelerine yönlendiren bu yaklaşımın yaygınlaşması umuduyla…




















