Hayvan hakları hareketindeki eylemler taktiksel olarak çeşitlilik göstermektedir; oturma eylemleri, yürüyüşler, trafik ablukaları, pankart çalışmaları, mezbaha nöbetleri, gösteriler, marketlere müdahaleler gibi yöntemleri içerebilir ve bunların tamamı bireysel olarak ya da binlerce kişiyle gerçekleştirilebilir. Araştırmalar farklı eylem biçimlerinin eylemlerin çatışma ve insanlara verdiği rahatsızlık düzeyleri (insanların günlük yaşamlarına ne ölçüde müdahale ettikleri) açısından nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Diğer tüm savunuculuk biçimleri gibi, eylemlerin de farklı hedefleri olabilir; bir şirketin belirli bir uygulamayı bırakmasını talep etmek ya da genel bir hayvan özgürlüğü talebi gibi. Bununla birlikte, eylemlerin çeşitli bağlamlara uyarlanabilme yeteneği, onları araştırmayı ve etkilerini net bir biçimde ortaya koymayı zorlaştırmaktadır.
Hayvan hakları eylemlerinin etkisini bugüne kadar yalnızca birkaç çalışma odağa almıştır (diğer çalışmalar insanların hayvan hakları savunuculuğu kampanyaları ve genel olarak aktivistler hakkındaki algılarına odaklanmaktadır). Bu araştırmalara göre, insanların %44’ünün eylemleri bir değişim yaratma taktiği olarak onayladığı görülmektedir. Bu oran, ankete katılan diğer taktiklerden (örneğin, medyayı kullanma %73 onay almıştır) daha düşüktür. Eylemlere verilen desteğin düşük olması, genel halkın aktivistleri olumsuz (örneğin, militan veya saldırgan) görme ve şok edici görseller kullanan kampanyalara olumsuz tepki verme (örneğin, rahatsız olma ve iğrenme) eğiliminden kaynaklanıyor olabilir.
İnsanlara ölümü hatırlatan dil tetikleyici olabilir; araştırmalar, ölümlülük hatırlatmalarının insanların inançlarını daha da güçlendirmelerine ve dış gruplara karşı daha düşmanca davranmalarına yol açtığını ortaya koymuştur.
Yine de, hayvan hakları kampanyaları ve eylemleri olumlu etkiler yaratıyor. Bazı hayvan hakları kampanyalarının, hayvan koruma örgütlerinin güvenilirliğini artırma ve halkın hayvan sömürüsü yapan endüstrilere olan güvenini azaltmada (bireysel tüketici davranışlarını değiştirmek yerine) başarılı olduğu görülmektedir. Bir araştırmada da en azından hayvan deneyleri bağlamında, barışçıl mitinglerin daha aşırı protestolara (bir hayvan laboratuvarına zorla girmek gibi) kıyasla daha fazla halk desteği ve harekete katılma isteği yarattığı ortaya çıkmıştır. Ancak bu özel çalışma yalnızca farklı eylem türlerinden sonraki tepkileri karşılaştırdığı ve hiçbir eylem gösterilmeyen bir “kontrol koşulu” içermediği için, barışçıl bir mitingin halk desteği üzerinde gerçekten olumlu bir etkisi olup olmadığını kesin olarak bilmek mümkün değildir.
Vegan Aktivistler İçin İkilem: Daha aşırı yöntemler medyanın daha fazla dikkatini çekip daha fazla farkındalık yaratırken, aynı zamanda veganların kamuoyunda olumsuz bir imaj oluşturmasına da yol açabilmektedir.
Faunalytics’in bir raporunda, eylemlerin insanların davranışları üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu (en kötü ihtimalle) ve nötr (en iyi ihtimalle) olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışma aracılığıyla, yıkıcı protestoların et yiyenlerde beyan edilen hayvansal ürün tüketimini artırdığını görülmüştür. Ayrıca, yıkıcı ve yıkıcı olmayan eylemlerin, et yemeyenlerde (yani vejetaryenler ve et tüketimini azaltanlar) dilekçe imzalamayı, herhangi bir savunuculuk görmeyen katılımcılara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekillerde azalttığı tespit edilmiştir. Bu yüzden araştırma ekibi, eylemlerin bireysel davranışları değiştirmek için bir savunuculuk stratejisi olarak kullanılmamasını tavsiye etmektedir. Ancak yine de araştırmacılar önerilerin yüzde yüz kesinlik içermediğinin altını çizmektedir. Çünkü ulaştıkları sonuçlar yalnızca iki çalışmadan elde edilmiştir; bunlardan birinde beyan edilen veriler kullanılırken, diğeri keşifsel analizlere dayanmaktadır; bu da bunların diğer araştırmacılar tarafından da tekrarlanması gerektiği anlamına gelmektedir. Ayrıca, mevzuatı etkilemek, kamuoyu farkındalığını artırmak, medyanın dikkatini çekmek veya topluluk oluşturmayı artırmak gibi araştırmaya dahil edilmeyen birçok eylem biçiminin olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.
Araştırmacı Andrea Polanco, eylemlerin bireysel tüketici davranışlarını değiştirme konusunda etkisiz olduğu tespit edilmiş olsa dahi hak savunucularının eylemlere katılmayı bırakmamalarını önermektedir.
Eylemlerin, bireylerden ziyade şirketleri hedef alan baskı kampanyalarının bir parçası olarak başarılı olduğu belirlenmiştir: bir şirketin belirli bir uygulamadan veya üründen (kürk, kaz ciğeri ve pil kafesleri gibi) vazgeçmesini talep etmek veya bir şirketin faaliyetlerine müdahale etmesini (şirketi kapatarak, diğer şirketlerin onlarla bağlarını kesmesini sağlayarak veya esaret altındaki hayvanlar için daha iyi muameleyi finanse etmelerini sağlayarak) istemek gibi.
Benzer şekilde, eylemler medyanın dikkatini çekme konusunda kesinlikle başarılıdır. Örneğin, 1960-1995 yılları arasında yapılan tarihsel bir analiz, yıkıcı protestolar düzenlediği bilinen hayvan koruma gruplarının The New York Times’da hayvan hakları protestolarının medyada yer almasına neden olduğunu ortaya koymuştur. Dahası, yıkıcı veya aşırı eylemler daha ılımlı savunuculuk biçimlerini meşrulaştırmaya yardımcı olmaktadır. Örneğin, Stop Huntingdon Animal Cruelty (SHAC) kampanyası hem aşırı hem de ılımlı taktikler kullanmıştır. Ilımlı SHAC organizatörleri, röportajlarında, işletmeleri Huntingdon Life Sciences ile bağlarını kesmeye ikna etmedeki başarılarının büyük bir kısmının, bu işletmelerin radikal cephenin misilleme korkusundan kaynaklandığını ifade etmiştir.
Tüm bunlar, savunucuların protestoların başarılı olabileceği bağlamları anlamalarının çok önemli olduğunu göstermektedir. Ancak elde edilen veriler dahilinde tüm olası sonuçları değerlendirmek mümkün olmadığı için hayvan hakları eylemlerinin etkinliğini odağa alan daha çok çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Diğer Hareketlerden Ders Almak
Hayvan hakları savunuculuğu bağlamında protestoların etkisini inceleyen araştırma eksikliği göz önüne alındığında, bazı kuruluşlar diğer hareketlerden (örneğin iklim değişikliği veya insan hakları) veri veya vaka çalışmalarına başvurmuştur.
Çalışmalar sonucunda sivil toplum araştırmacıları eylemlerin şu durumlarda daha başarılı olabileceği sonucuna varmışlardır:
- Şiddet içermeyen ve aşırı olmayan,
- Çok sayıda kişinin katıldığı,
- Halk arasında popüler olan,
- İyi organize edilmiş ve net bir yönetime sahip olan.
Araştırmacılar, aktivistlerin ölümle ilgili dil kullanmaktan kaçınmalarını ve halkla benzerliklerini, örneğin ortak değerlerini ve inançlarını vurgulamalarını önermektedir.
Hayvan hakları savunuculuğu protestolarının çoğu şiddet içermese de, ne kadar aşırı göründükleri, çevredekiler için ne kadar rahatsız edici olduklarına bağlıdır. Araştırmacıların pilot testi, bir eylemin rahatsız edicilik veya aşırılık derecesinin bir eylemden diğerine göre ve kişiden kişiye değiştiğini göstermiştir. Hayvan hakları protestolarının algılanan aşırılığı, savunucular ve halk arasında hayvan refahı konularına ilişkin ideolojik farklılıklardan da etkilenebilmektedir. İnsanlar daha önce hayvan refahı hakkında hiç düşünmemişlerse, basit bir gösteri bile aşırı olarak görülebilmektedir. Bu nedenle, hak savunucuları şiddet içermeyen eylem biçimlerine devam etmeli ve aşırılığın çevredekilere göre farklı algılanacağı gerçeğini gözardı etmemelidir.

Yapılan çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri’nde bir hayvan hakları eyleminde ortalama katılımcı sayısının yedi olduğunu göstermektedir. Bu diğer hareketlerle karşılaştırıldığında, hayvan hakları veya veganlık konusunun toplumda hâlâ uç bir konu (örneğin, çoğu insan hayvansal ürün tüketiyor) olduğunu ve bu nedenle hayvan hakları savunuculuğunun genel amacının henüz halk arasında popüler olmadığını göstermektedir. Bu iki nokta, hayvan hakları eylemlerinin etkisini artırmak için en iyi yolununk atılımı artırmak olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu, hak savunucularını şu soruya yönlendiriyor: katılımcı sayımızı nasıl artırabilir ve halkı hayvan hakları savunucularının yanında yer almaya nasıl ikna edebiliriz?
Öncelikle, protestolara vegan veya vejetaryen (veg*n) olarak tanımlanmayan müttefikleri davet etmek bir çözüm olabilir. Protestolara katılımı ve halk desteğini artırmanın ikinci bir yolu ise mezbaha işçileri veya çevre aktivistleri gibi hayvancılıktan olumsuz etkilenen diğer hareketlerle koalisyonlar kurmak olabilir. Son olarak hayvan sömürüsüne son verme hedefini açıkça ilan etmek yerine, eylem hedeflerini halkla zaten uyumlu olanlara kaydırmak halkın eyleme katılımını sağlamak için bir yol açabilir. Pek çok aktivist uzun vadeli hedefler için çalışıyor olsa da, eylemlerde belirli bir konu hakkında farkındalık yaratmak, bir şirkete bir ürünü bırakması için baskı yapmak veya belirli bir yasanın geçmesini sağlamak gibi gerçekçi kısa vadeli hedeflere yönelindiğinde kamuoyunun desteğini alma olasılığı daha yüksek olmaktadır.
Bu yazısında araştırmacı Andrea Polanco, bir orka ve birkaç beluga balinasının esaret altında tutulduğu bir tema park olan Marineland eylemine katılan herkesin vegan olmadığının ancak herkesin tema parkının kapatılması konusunda aynı isteği paylaştığının altını çiziyor.
Başarılı eylemlerin iyi organize edilmiş ve net bir yönetime sahip olması şeklindeki son kriterde ise, önceki araştırmacılar, diğer hareketlerden iyi organize olmuş protesto gruplarının şu özelliklere sahip olduğunu bulmuşlardır: resmi bir bürokrasi, hiyerarşi, tam zamanlı çalışanlar, üyelik listesi, misyon beyanı ve seçici teşvikler.
Araştırmacı Polanco’ya göre diğer hareketlerin başarılı taktiklerine bakmak, yalnızca iyi dersleri almaktan öte hayvan hakları hareketinin hangi yönlerinin bu diğer hareketlerden eksik olduğunu dürüstçe değerlendirmek için de önemlidir. Hayvan hakları savunuculuğunun bağlamı, fosil yakıtlar, ırkçılık karşıtlığı veya insan haklarına yönelik protestoların bağlamından çok farklıdır. Bu davaların her birinde kamuoyu desteği ve hareketi destekleyecek sayıda insan bulunmaktadır – hayvan hakları protestoları için eksik olan bir şey – ancak hareketin hedeflerini ve harekete kimlerin dahil edildiği uyarlanırsa bunun değişmesi mümkündür.
Kaynak: Bu yazı Andrea Polanco’nun Faunalytics’te yayınlanan “Challenges Of Researching Animal Advocacy Protests” başlıklı yazısından çevrilmiştir ve Narges Kalantari’nin “Disruptive Protests Help Vegan Advocacy?” başlıklı yazısından notlar içermektedir.





















