Yeni bir çalışma, bir kez daha, tıp alanında yürütülen hayvan deneylerinin azaltılabileceğini gösterdi. Yalnızca ABD’de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 50 milyon hayvan kullanılıyor.

Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’ndeki (NIST) araştırmacılar, ABD hükümetinin hayvan deneylerini azaltma girişiminin bir parçası olarak, cilt ve deri alerjenlerini taramak için yeni bir protokol oluşturmak için Tüketici Ürün Güvenliği Komisyonu (CPSC) ve Inotiv Inc. ile birlikte çalıştı. Geliştirilen yöntem, benzer bir performans sergilerken, aynı zamanda hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden potansiyel olarak daha ucuz ve daha hızlı.

Verimliliği, erişilebilirliği ve kalite kontrollerini geliştirerek mevcut yöntemi iyileştiren araştırmacılar, yeni hayvansız protokolü kullanarak 92 kimyasalı inceledi ve sonuçların %77’si’nin “hayvan deneyi yöntemiyle aynı sonuca ulaştığını” buldu.

NIST’e göre, etkili olduğu kanıtlanan yeni yöntem sadece hayvan deneylerinden daha etik değil, aynı zamanda “potansiyel olarak daha ucuz ve daha hızlı”.

17 Mayıs’ta Toxics adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarları, geliştirdikleri bu yöntemin standart hale gelmesini ve bu sayede tıbbi ve bilimsel çalışmalarda sömürülen, öldürülen hayvanların sayısını azaltarak zaman içinde hayvan deneylerinin sonlandırılmasına katkıda bulunmayı umuyor.

EASA: Eelektrofilik Alerjen Tarama Testi

Hayvansız bilimsel metotlara olan güveni artırmak ve bu yöntemlerin benimsenmesini teşvik etmek için Elektrofilik Alerjen Tarama Testi‘ni (EASA) yürüten ekip, bu testin DPRA olarak bilinen Doğrudan Peptit Reaktivite Testi’nden çok daha hızlı bir yöntem olduğunu söylüyor.

EASA, bir kimyasalın insan derisi proteinleriyle ne kadar reaktif olacağını, yani alerjik bir tepkiye neden olma olasılığını belirlemek için kullanılabiliyor. Testte gerçek proteinler veya amino asitler yer almıyor. Bunun yerine araştırmacılar, diğer kimyasallarla reaksiyona girdiğinde, optik olarak tespit edilebilen değişikliklere uğrayan 4-nitrobenzenethiol (NBT) ve piridoksilamin (PDA) adlı iki prob molekülü kullanıyor.

Hayvansız bilimsel metotlar mevcut

Tıp alanında hayvansız deney yöntemlerinin araştırılması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi kritik önem taşıyor. Humane Society adlı hayvan koruma örgütü, sadece ABD’deki deneylerde 50 milyondan fazla hayvanın kullanıldığını söylüyor. Bu hayvanlar arasında fareler, maymunlar, köpekler, domuzlar, sıçanlar, koyunlar, inekler ve kurbağalar yer alıyor.

“Deneyler sırasında verilebilecek acının ve işkencenin sınırı yok,” diyen Humane Society, bazı durumlarda, deneyi etkileyebileceği gerekçesiyle deney sırasında veya sonrasında hayvanlara acılarını veya sıkıntılarını giderecek hiçbir anestezik madde verilmediğini vurguluyor.

Deney laboratuvarlarındaki sömürünün kamuoyu yaratması ve değişim talepleri, hayvansız bilimsel metotların sayısını ve etkinliğini de her geçen gün artıyor. Örneğin; 2020’de Dundee Üniversitesi araştırmacıları, hayvanlar üzerinde yapılan deneyleri azaltmak amacıyla bir laboratuvarda deri üretti. Araştırmacılardan biri olan Dr. Michael Coneely, Times gazetesine verdiği demeçte, hayvan deneylerinin genellikle yüzde 100 güvenilir olmadığını söyledi ve “hayvan/insan türlerinin farklılıkları nedeniyle belirli ayrıntılar söz konusu olduğunda genellikle hayvan deneylerinin başarısız olduğunun” altını çizdi: “Hayvanlarda güvenli ve etkili olduğu kanıtlanmış ilaçların yüzde 90’ından fazlası klinik deneyler sırasında başarısız oluyor.”


Kaynak: Plantbased News, NIST

Kapak fotoğrafı: Ricky Kharawala / Unsplash


Önceki İçerikModa devi Burberry yılan ve timsah derisini yasakladığını duyurdu
Sonraki İçerikVegan Derneği Türkiye (TVD) Etkinlik Sorumlusu iş ilanı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.