“İnek” (Cow), sütü için sömürülen Luma adındaki bir ineğin öyküsünü konu alan, yürek burkan bir belgesel. Dört yıl boyunca İngiltere’de kırsal bir alanda bulunan bir çiftlikte çekilen belgesel, ineklerin süt üretim çiftliklerinde katlanmak zorunda kaldıkları zihinsel ve fiziksel acıların bitmeyen döngüsünü gösteriyor.

İlk gösterimi Cannes’da yapılan belgesel, 14 Ocak’ta İngiltere sinemalarında gösterime girdi. 11 Şubat’ta ise, Türkiye dahil dünyanın farklı ülkelerinde MUBİ’de yayınlanacak.

Annelerinden çalınan yavruların ve anne ineklerin acısı

İnek, Akademi ödüllü yönetmen Andrea Arnold’un ilk uzun metrajlı belgeseli. Polonyalı görüntü yönetmeni Magda Kowalczyk ile birlikte, belgeselin öznesi olan ineğin perspektifini izleyicilere yansıtabilmek için çekimlerde el kamerası kullandı. Bu sayede izleyiciler, tüm filmi, vücudu yıllarca sömürüldüğü için bozulan anne ineğin bakış açısı üzerinden deneyimliyor.

Film, Luma’nın kızını doğurmasıyla başlıyor. Çiftlik çalışanları yavrusunu hızla kendisinden uzaklaştırırken izleyiciler, çaresizlik içinde bebeğinin arkasından çığlık atan Luma’yla ve kendisinden çalınmış olan iki kızıyla tanışıyor.

Böylesine zorlu anlar, dünyanın dört bir yanındaki ineklerin, insanların süt üretimi için katlandıkları acıları ortaya koyuyor. Yönetmen Arnold, verdiği bir röportajda, “Sütün nasıl temin edildiğine dair hiçbir fikri olmadığını söyleyen pek çok insanla karşılaştım. Açıkçası sütün ineklerden geldiğini biliyorlardı, fakat buzağıların süt üretmek için annelerinden çalındığını bilmiyorlardı,” diyor.

Istırap dolu rutine şahit oluyoruz

94 dakikalık belgesel, yalnızca Luma’nın bir anne olarak bebeklerini kaybetmesinin acısını ekrana yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Luma’yı monoton süt üretimi rutini boyunca takip ediyor. Karanlık sağımhanelerde sütü sağılan Luma, her seferinde zorla hamile bırakılıyor. Doğum yaptıktan sonra ise döngü yeniden başlıyor.

Belgeselin tek “kısa mutluluk anı” ineklerin geçici olarak yeşil meralara bırakıldığı an. Bu da sadece onların neşesiz varoluşunun altını çiziyor.

Arnold, “Cannes gösteriminde birçok arkadaşım ağladı. Ertesi gece başka bir gösterimimiz vardı ve yine aynı tepkiyle karşılaştık. Bence pek çok insan böylesine etkilenmelerinin ardındaki sebebi bilmiyor,” diyor.

“İnek” ve “Gunda” belgeselleri izleyicilere, dünyayı hayvanların bakış açısından gösterme konusunda mükemmel bir iş çıkarıyor. İkisinde de anlatım yok, herhangi bir mesaj kaygısı da; sadece gerçekleri olduğu gibi aktarıyorlar.

Gerçekler ise çok net: İnsanlar “et”, süt ve yumurta tüketebilsin diye hayvanlar çok acı çekiyor.

Dünyayı Luma gibi hayvanlar için daha iyi bir yer haline getirmek mi istiyorsunuz? Hayatınızdan hayvan sömürüsünü çıkararak vegan olup hem etik hem de sağlıklı ve ekolojik bir yaşam sürebilirsiniz.


Kaynak: Chooseveg

Önceki İçerikBitki bazlı beslenme ile gıda kaynaklı emisyonlar yüzde 61 oranında azaltılabilir
Sonraki İçerikDolce & Gabbana kürk ve angora kullanımına son veriyor

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.