ABD’de yapılan yeni bir araştırmaya göre çocukların çoğu, “et”in nereden geldiği konusunda kafa karışıklığı yaşıyor; hayvanları yemenin ise doğru olmadığını düşünüyor. Gıda sisteminin yeterince şeffaf olmamasından kaynaklanan bu durum karşısında araştırmacılar, ebeveynleri “et”in nereden geldiği konusunda açık ve dürüst olmaya çağırıyor.

Araştırmacılar, ABD’de yaşayan 176 çocuktan besin maddelerini “hayvan bazlı” ve “bitki bazlı” olmak üzere iki kategoriye ayırmasını istedi.

Hayvansal süt hariç tüm hayvan kökenli gıdalar, çocukların en az yüzde 30’u tarafından yanlış sıralandı.

Çocukların yüzde 36 ila yüzde 44’ü domuz pastırması, peynir, hamburger ve sosisli sandviçlerin bitki kökenli olduğunu söyledi. Yaklaşık üçte biri, yumurta ve karidesleri de bitki bazlı kategoriye yerleştirdi.

Yemeğin isminde hayvan adı yer almasına rağmen çocukların yine üçte birinden fazlası (yüzde 38), tavuk kanadını bitkisel bir ürün olarak sınıflandırdı.

Tavuklar, inekler ve domuzlar “yemek için uygun değil”

Genç katılımcılardan ayrıca farklı hayvanları ve hayvan olmayan şeyleri “Yemek için uygun” ve “Yemek için uygun değil” şeklinde iki ayrı gruba ayırmaları istendi.

Hayvan listesinde inekler, domuzlar, tavuklar, balıklar, kediler, köpekler, maymunlar, atlar ve tırtıllar yer alırken, hayvan olmayan şeyler listesine domates, portakal, toprak, kum ve çimen eklenmişti.

Çoğu çocuk, yenilebilen ve yenmeyen şeyleri doğru bir şekilde sınıflandırırken tavuk, inek, domuz ve balıkları farklı sınıflandırdı. Çocukların üçte ikisinden fazlası bu hayvanları “yemek için uygun değil” kategorisine yerleştirdi.

Ayrıca, yaşça daha küçük çocukların çoğu ineklerin ve domuzların yemek için uygun olmadığını düşünüyordu: Çocukların yüzde 84’ü ineklerin, yüzde 79’u domuzların tüketim için uygun olmadığına inanıyordu.

Araştırma sonucuna göre “Çocuklar, özellikle de okul öncesi çocuklar, hayvanların yenmek için uygun olmadığını varsayıyor.”

Ebeveynlerin şeffaflık sorunu

Rapora göre, “Çocukların hayvansallar konusunda kafa karışıklığı yaşamalarının bir nedeni, ABD’deki birçok ebeveynin çocuklarıyla etin nereden ve nasıl geldiği hakkında konuşmak istememesi.”

Bunun pek çok sebebi olabileceğini söyleyen araştırmacılar, bazı ebeveynlerin “çocukların masumiyetini korumak için hayvan katliamıyla ilgili bilgileri kasten sakladığını” düşünüyor.

Bir kısmının ise, etin ne olduğunu ve nasıl üretildiğini tam olarak kavradıklarında çocukların hayvan yemeyi “reddedecekleri” korkusuyla gerçekleri gizli tuttuklarına inanıyorlar.

Et endüstrisinin şeffaflık sorunu

Bu kavram karmaşasının oluşmasında et endüstrisinin payı büyük. Araştırmacılar endüstrinin, hayvanların gıda olarak üretilmelerinin ardındaki süreçleri gizleme çabalarının da bu kafa karışıklığında rol oynadığına inanıyor: “Et ürünleri, ABD’deki çoğu markette satışa sunulduklarında hayvanlara çok az benzerlik gösteriyor. Hayvanlar; çocukların görmediği süreçler sonunda hamburgere, domuz pastırmasına ve sosisli sandviçe dönüştürülür. Tabağa geldiğinde, yiyecek ve hayvan arasındaki bağlantı da bu sayede soyut hale gelmiş olur.”

Ayrıca pek çok “et” ürünü; kıyma, salam, sosis ve köfte gibi, hayvan isimlerinin anılmadığı şekilde adlandırılır ve pazarlanır.

İklim krizi karşısında bu bir avantaj

Bilimsel çalışmalarla ortaya konduğu gibi gezegenin her geçen gün kötüleşen durumu, yaygın davranış ve sistem değişikliği gerektiriyor. Buna hayvan üretimi ve tüketiminden uzaklaşmak da dahil.

Ancak araştırmacılar, birçok yetişkinin hayvan tüketimini haklı çıkarmak için bir tür “strateji cephaneliği” oluşturarak hayvan yeme alışkanlıklarına hızla devam ettiğini söylüyor.

Öte yandan çocukları da, henüz bu noktaya gelmedikleri için “naif et yiyiciler” olarak tanımlıyor. Bu nedenle de çocukluğun, yaşam boyu bitki bazlı beslenme alışkanlığını kazanmak için “benzersiz bir fırsat penceresi olabileceğini” söylüyorlar.

Rapor, ebeveynlerin gıda sistemi hakkında daha şeffaf olmalarını ve hayvansallar yerine bitkisel gıdaları öne çıkarmalarını tavsiye ediyor: “Çocukların hayvanları zarar görmekten koruma eğilimi göz önüne alındığında, erişimleri olduğu takdirde, doğal olarak bitki bazlı gıdalara yönelebilirler.”

Bu da “önceki nesillerin sebep olduğu” ve çocuklar tarafından “kaçınılmaz olarak miras alınacak” iklim acil durumunun etkilerinin giderilmesine yardımcı olabilir.

Hayvanların “kayıp göndergelere” nasıl dönüştürüldüğünü, bu yıl düzenlediğimiz Uluslararası İstanbul Vegfest‘in son oturumunda anlatan ve “Etin Cinsel Politikası” ile “Ne Adam Ne Hayvan” kitaplarıyla tanıdığımız yazar Carol Adams’a kulak verelim.

Kaynak: Plantbased News

Kapak fotoğrafı: EM Framing / Pixabay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here