Yeni bir araştırmaya göre, yakın zamanda doğan çocuklar iklim krizinin etkilerini büyükanne ve büyükbabalarından çok daha fazla yaşayacaklar. Ayrıca engelli ve yerli çocuklar gibi halihazırda imkanları kısıtlı veya dezavantajlı olan çocukların, ayrıcalıklı imkanlara sahip olanlara kıyasla daha büyük risklerle karşı karşıya kalmaları muhtemel.

Dünya çapında faaliyet gösteren Save the Children, Brüksel’deki bir araştırma üniversitesi olan Vrije Universiteit Brussel’den (VUB) iklim bilimcileriyle birlikte yeni bir raporun sonuçlarını paylaştı.

Science dergisinde yayımlanan çalışma, çocukların yaşamları boyunca aşırı iklim olaylarına maruz kalma süreçlerini araştırıyor. Araştırmacılar, 1960 yılında doğanların olası deneyimlerini 2020 yılında doğan çocuklarla karşılaştırdı. Bulgular, çeşitli eyaletlerin Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanları’nda (NDC’ler) belirtilen iklim taahhütlerine dayanarak hesaplandı.

Araştırmacılar, bu taahhütler yerine getirilse bile çocukların çevresel etkilerden büyüklerine göre daha fazla zarar göreceğini buldu.

Örneğin, geçen yıl doğan çocukların, yaşamları boyunca ortalama olarak yaklaşık yedi kat daha fazla ısı dalgası yaşayacakları ortaya çıktı. Afganistan’daki çocukların ise, büyükanne ve büyükbabalarının gördüğünden 18 kat daha fazla ısı dalgası göreceği vurgulandı.

Kuraklık, sel, orman yangınları ve mahsul kıtlığı katlanarak artacak

Araştırma, dünyanın dört bir yanındaki yenidoğanların ortalama olarak 2,6 kat daha fazla kuraklık ve nehirlerin taşması sonucu 2,8 kat daha fazla sel felaketi ile karşı karşıya kalacaklarını belirtiyor.

Ayrıca, çocuklar 60 yıl önce doğanlara kıyasla iki kat daha fazla orman yangını ve üç kat daha fazla ürün kaybı yaşayacaklar.

Yaklaşık 20 milyon kişiye ev sahipliği yapan Batı Afrika ülkesi Mali’de koşullar daha da vahim. Ülkede son 12 ay içinde doğan çocuklar, büyüklerine göre 10 kat daha fazla mahsul kıtlığıyla karşı karşıya kalabilir.

Çocukların sağlığı ve eğitimi de risk altında

Rapor, iklim krizinin çocukların sağlığını ve eğitime erişimini engelleyebileceğini vurguluyor. Bu özellikle engelli çocuklar, mülteci topluluklarındaki çocuklar, yerli çocuklar ve kız çocukları için daha büyük bir risk taşıyor.

Örneğin, Pakistan’daki 2010 selinden sonra, 6. sınıftaki kız çocuklarının yüzde 24’ü okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Erkeklerin de yüzde 6’sı okulu bırakmak zorunda kaldı.

Save the Children International’dan Inger Ashing, “Raporumuz, şimdi harekete geçmezsek bu nesil ve gelecek nesiller için korkunç bir gerçeği ortaya koyuyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki ve dezavantajlı topluluklardaki çocuklar bu durumdan en çok etkilenenler olacak, ancak her çocuk bu iklim acil durumunun yıkıcı etkisini hissedecek,” dedi.

“ABD ve Kanada’daki son sıcak dalgaları, Avustralya’daki orman yangınları, Avrupa ve Çin’deki son seller, Afganistan, Madagaskar ve Somali gibi yerlerde gıda krizlerine yol açan çoklu kuraklık vakaları açıkça göstermiştir ki hiçbir yer güvenli değil. Acil eyleme geçmezsek, çocuklarımıza ölümcül bir gelecek bırakmış olacağız.”

Çocuk hakları krizi

Ashing, iklim acil durumunun ‘özünde bir çocuk hakları krizi’ olduğunu belirtti. Fosil yakıt kullanımını azaltmak ve çevresel felaketlerden en çok zarar görenlere mali destek sunmak gibi daha iddialı politikalar için çağrıda bulundu.

Birçok çevreci, gıda sistemini değiştirmeden iklim hedeflerine ulaşılamayacağını savunuyor. Bilim insanları defalarca hayvancılığın iklim krizinin önde gelen faktörlerinden biri olduğunu makalelerle ortaya koydu.

Ashing, “Bunu tersine çevirebiliriz,” dedi. “Isınmayı 1,5 derece ile sınırlıyabilirsek, henüz doğmamış çocuklar için parlak bir gelecek için çok daha fazla umudumuz olabilir.”

Rapora göre, küresel ısınma sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerinde sınırlandırılırsa, yeni doğan bebeklerin yaşam boyu ek ısı dalgalarına maruz kalma oranı yüzde 45 azalacak. Ek kuraklık ve nehir taşkınları sonucu sel olaylarına maruz kalma ihtimali ise sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 38 oranında azalacak.

Ayrıca, çocuklar yüzde 28 daha az mahsul kıtlığı ve yüzde 10 daha az orman yangını ile karşı karşıya kalabilir.


Kaynak: Plantbased News

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here