Türkiye’de köklü, adil ve hayvanlardan taraf bir yasa talebi son 10 yıldır hükümet tarafından geçiştirilirken, Avrupa Birliği‘nde olduğu gibi Birleşik Krallık da bundan böyle hayvanları resmen “duyarlı varlıklar” olarak tanıyacağını açıkladı. Bu önemli yasal düzenleme, yıllardır mücadelesi verilen olumlu gelişmeler ve kapsamı genişletilebilecek maddeler içermesine rağmen tutarlı ve bütüncül olmaktan uzak.

Birleşik Krallık 2019’da sirklerde yaban hayvanlarının kullanımını ve 2020’de kedi-köpeklerin üretim çiftliklerinde satışını yasaklayarak bu maddeyi ihlal edenlere hapis cezası getirmişti. Aynı zamanda hayvana şiddet uygulayan faillere yönelik cezai yaptırımı artırarak 5 yıla kadar hapis cezası getirmişti.

2021’de yapılan ilk kapsamlı değişiklik ise iki gün önce Birleşik Krallık hükümetinin resmi sayfasından açıklandı. Buna göre iç hukukta hayvanlar artık resmi olarak duyarlı, hissedebilir varlıklar olarak tanımlanacak. 13 Mayıs’ta parlamentoya sunulan ve kamuoyuna açık şekilde paylaşılan eylem planındaki bu tanım, 2006’dakini genişleterek yalnızca kedi ve köpek gibi evcil hayvanları değil, tüm omurgalı türleri kapsayacak.

Hissedebilirlik ise; acı, açlık ve mutluluk gibi pek çok duyguyu hissedebilme, kendilerinin ve çevrelerinin farkında olma hali olarak tanımlanıyor.

Çevre Bakanı George Eustice tarafından da basın kuruluşlarıyla ayrıntıları paylaşılan yasal düzenlemelere göre:

  • Uzmanların katılımıyla parlamentoda Hayvan Duyarlılığı Komitesi oluşturulacak. Böylece hayvanların hissedebilir ve duyarlı varlıklar olduğu gerçeği, departmanlar arası bir çalışmayla hükümet politikalarının merkezine alacak.
  • Hissedebilirlik vurgusunun iç hukukta yer alması sayesinde, yapılacak her yeni yasal düzenlemede hayvanların acı, korku, şefkat ve mutluluk gibi pek çok duyguyu hissedebildiği gerçeği dikkate alınacak.
  • Hayvan hissedebilirliğini hesaba katmadan politika kararı alan bakanlar, parlamento karşısında sorumlu tutulabilecek.
  • Yaşam hakkına ek olarak çok sayıda ihlal ve ihmal sonucu acıya ve ölüme neden olan besi ve kesim amaçlı canlı hayvan ihracatı yasaklanacak.
  • Sorumluluğunu üstlendiği hayvanı terk eden kişilere 6 bin TL (£500) para cezası getirilecek.
  • Yavru köpek kaçakçılığını engellemek için ek önlemler alınacak.
  • Primatların “pet” olarak bireyler tarafından edinilmesine yasak getirilecek.
  • Ülke içindeki hayvanlara ek olarak yurtdışındaki hayvanları korumaya yönelik bir adım olarak fildişi ve köpekbalığı yüzgeci ithalatı ve satışı yasaklanacak.
  • Köpeklerde “eğitim” amacıyla kullanılan uzaktan kumandalı, elektrikli şok tasmalarına izin verilmeyecek.
  • Fil ile gezme gibi yurtdışında son derece olumsuz şartlarda sürdürülen hayvan istismarı uygulamalarının reklamının yapılması yasaklanacak.
  • Korkunç bir işkence sonucu sofralara gelen kaz ciğerinin satışı ve ithalatının yasaklanması öngörülüyor.

Kapsam dışı bırakılan hayvanlar ve ihlaller

Başta hayvan tanımı olmak üzere umut vadeden bazı maddeler içeren yasal düzenlemenin, tıpkı balıklar, sürüngenler ve amfibileri dışarıda bırakan AB düzenlemelerinde olduğu gibi, eksik kaldığı noktalar da var.

Örneğin; ahtapot veya mürekkep balığı gibi omurgasız türlerin hissedebilirliği göz ardı ediliyor. Hükümet sözcüleri bu konuda, “deniz kabukluları ve kafadanbacaklıların hissedebilirliğine dair araştırma süreci başlatıldığını ve bulgular ışığında koruma önlemlerinin yasal düzenlemelerde yer alabileceğini” belirtiyor.

Benzer bir şekilde; köpeklerle yapılan yabani tavşan avına daha katı yaptırımlar ve tutkallı tuzak kullanımına belirli kısıtlamalar getirilmesi öngörülse de, İngiltere halkının %85’inin karşı olduğu avcılık yasaklanmıyor; porsuk ve tilki gibi kitleler halinde öldürülen hayvanlar tanım dahilinde yer almıyor. Her ne kadar hükümet yeni eylem planında, yurt içi ve yurtdışındaki yaban hayat koruma projelerine maddi destek vereceğini belirtse de, avcılıktan yol yapımına kadar farklı şekillerde insan baskısı sonucu doğal yaşam alanları yok olan pek çok yaban hayvanı da bu tanıma henüz dahil edilmiş değil.

Daha önce hükümet mezbahalarda CCTV izleme sistemlerini zorunlu hale getirmiş olsa da yeni eylem planında, et, süt ve yumurta üretim çiftliklerinde sömürülen hayvanlar için yine yalnızca bazı refah standartları belirlenecek.

Türkiye’nin “devrimi”: Hayvan tacirlerinden taraf bir yasa

Milliyet Gazetesi’nden Ayşegül Kahvecioğlu 13 Mayıs tarihli haberinde, defalarca AK Parti milletvekillerince “devrim niteliğinde olduğu” söylenen ama her seferinde hak savunucularını hayal kırıklığına uğratan yasa çalışmalarına dair bilgi verirken, bir kez daha Türkiye’nin hayvan hakları alanında yol katetmeye ve toplumsal dönüşümü sağlayacak kapsamlı bir düzenleme hazırlama niyetinde olmadığını kanıtlıyor.

“Yeni düzenlemenin bir anlamda, ‘kedi-köpek’ kanunu gibi algılanabileceğine işaret eden AK Parti kurmayları, önce düzenlemenin diğer hayvanları da kapsayacak şekilde genişletilmesinin gündeme alındığını, ancak bu kez de karşılarına avcılık, balıkçılık gibi meslek gruplarının çıktığını ve bu nedenle bu yönde bir genişletmeden şimdilik vazgeçildiğini belirtiyor.”

Haberde bahsi geçen AK Parti kurmaylarının tüm tepkilere ve uyarılara rağmen hala “hayvanlarla cinsel ilişki” kalıbını kullanmaya devam etmesi ve “hayvana cinsel şiddet” veya “hayvana tecavüz” demekten kaçınması ise yüz kızartıcı ve kabul edilemez olduğu kadar bilinçli bir tercih de. Bu, durumu çok daha vahim hale getiriyor.

Yasalar ihlallerin çoğunu görmezden gelerek tüm hayvanları korumuyor. Neredeyse tamamı etik bütünlükten de yoksun. Ancak biz kendimizi değiştirmedikçe ve değişim için mücadele etmedikçe, TBMM ve karar vericiler insan olmayan hayvanların sesini asla duymayacak ve bir adım ileri atmayacaklar. Hayvanların doğuştan gelen haklarının teslim edildiği kapsamlı ve bütüncül yasal düzenlemeler için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Siz de vazgeçmeyin.


Kaynaklar: Gov.UK 1 & 2,BBC, The Guardian, Gizmodo, VeganFoodAndLiving, Milliyet

Kapak fotoğrafı: Jo-Anne McArthur (We Animals Media) for Animal Equality

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here