Yeni bir çalışma, geçen kış ABD Iowa’daki ak kuyruklu geyiklerin yüzde 80’inden fazlasının, insanlarda COVID-19’a sebep olan SARS-CoV-2 virüsüne yakalandığını ortaya çıkardı.

Bilim insanları; geyik örneklerinde gözlemlenen çok yüksek pozitiflik oranının sebebini avcılık faaliyetlerine ve geyiklerin doğal hareketliliğinin avcılıkla bozulmasına bağlıyor. Aynı zamanda kamu arazilerinde artan insan varlığı, kış aylarında geyikler için sınırlı besin kaynakları ve insanlar arasındaki yüksek enfeksiyon yükünün de buna katkıda bulunmuş olabileceğini vurguluyor.

23 Kasım 2021 – Iowa’nın hem yabani hem de esaret altındaki ak kuyruklu geyik popülasyonunun yüzde 80’inden fazlasında, Kasım 2020’nin sonu ile 2021’in Ocak ayı arasında SARS-CoV-2 tespit edildi. Bilim insanlarını şaşırtan bulgunun kaynağı, henüz hakem denetimi sürecinde olan bilimsel makalelerin ön baskısını yapan bioRxiv adlı sitede yayımlanan bilimsel bir araştırma.

İnsanlarda COVID-19’a sebep olan SARS-CoV-2, Eylül 2020 ile Ocak 2021 arasında Iowa’da örneklenen ak kuyruklu geyiklerin üçte birinde tespit edildi. Araştırmacılara göre bu durum, muhtemelen birden fazla insandan geyiğe yayılma ve geyikten geyiğe bulaşma olaylarından kaynaklandı.

Pozitif örneklerin yüzdesi çalışma boyunca artarken, alınan 283 örnekten üçte birinde virüs görüldü.

Makalenin yazarlarından Pennsylvania Eyalet Üniversitesi Veterinerlik ve Biyomedikal Bilimler Klinik Profesörü Suresh Kuchipudi, kendisiyle yapılan röportajda “Çalışmamız; 2020 ve 2021 kış aylarında insan popülasyonlarında görülen pandemi ile dikkatimiz dağılmışken, geyikler arasında bir SARS-CoV-2 salgınının sessizce yayıldığını fark edemediğimizi açıkça gösteriyor,” diyor.

Virüs değişime uğrayıp geyiklerden insanlara sıçrayabilir mi?

Disney’in Bambi filmi sayesinde dünya çapında hemen tanınan ak kuyruklu geyik, ülkenin en bilinen ve popüler geyik türlerinden biri.

ABD’de yaşayan yaklaşık 25 milyon ak kuyruklu geyik popülasyonunun önemli bir kısmının SARS-CoV-2’ye karşı savunmasız olduğunun ortaya çıkması, şimdi koronavirüsün evrim geçirmiş bir versiyonunun insanlara geri sıçrama potansiyeli olup olmadığı hakkında kritik soruları da gündeme getiriyor.

Bu da, bir hayvandan insana geçtiği düşünülen COVID-19’un ortadan kalkmama olasılığını artırıyor. Böyle bir durumda da virüs, ya endemik bir boyuta taşınabilir ya da soğuk algınlığı ve grip gibi düzenli bir hal alabilir.

Üç farklı geyik türü virüse karşı savunmasız

Yüzlerce geyiğin baş ve boyun bölgesinde bulunan lenf bezlerini aktif enfeksiyon açısından test etme fikri yoktan var olmadı.

Her şeyden önce bu örnekler Iowa Doğal Kaynaklar Departmanı tarafından rutin bir şekilde, eyalet çapındaki geyikler arasında yaygın görülen Kronik Zayıflama Hastalığı (chronic wasting disease) gözetim programının bir parçası olarak zaten toplanıyordu. Ancak belki daha da önemlisi, önceki çalışmalar geyiklerin SARS-CoV-2’ye yakalanma riskinin yüksek olduğunu zaten ortaya koymuştu.

Bu riskin yüksek olmasının sebebi; 2020’de Proceedings of the National Academy of Sciences‘ta yayımlanan bir araştırmaya göre, bazı hayvanlardaki anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (ACE2) reseptörünün, SARS-CoV-2 ile özellikle iyi bağlanması. Koronavirüs, insanlarda ve diğer primatlarda ACE2 reseptörüne saldırma konusunda oldukça becerikli.

Ancak bu çalışmayı yürüten araştırmacılar, ak kuyruklu geyikler de dahil olmak üzere üç farklı geyik türünün özellikle virüse karşı savunmasız olduğunu görünce şaşırdı.

İnsanlardan geyiğe birden fazla yayılma vakası olduğu tahmin ediliyor

Güncel çalışmada yer almamış olan Wisconsin Üniversitesi Madison Veterinerlik Okulu’nda epidemiyoloji profesörü olan Tony Goldberg, “İnsanlar bu yüzden geyiklere de dikkat etmeye başladı. Çünkü bilim camiası bu hayvanların virüse duyarlı olacağını öngörmüştü,” diyor.

Bu yıl yapılan bir başka çalışma, ak kuyruklu geyiklerin virüsü birbirine iletebildiğini ve bu geyiklerin ABD popülasyonunun büyük bir bölümünün zaten SARS-CoV-2’ye karşı antikor geliştirdiğini gösterdi. Ancak antikorların varlığı koronavirüse dolaylı maruz kalmanın göstergesi olsa da, aslında geyiğin aktif olarak enfekte olduğunu kanıtlamadı.

En geçerli kanıt ise Kuchipudi ve Penn State’deki diğer araştırmacılar tarafından yürütülen son genom dizilimi oldu. Bu dizilim, ak kuyruklu geyiklerde SARS-CoV-2’nin bulunduğunu gösterdi. Fakat Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nde mikrobiyoloji ve bulaşıcı hastalıklar profesörü ve en son çalışmanın ortak yazarı olan Vivek Kapur, bu dizilimin aynı zamanda hayvanlarda bulunan ilgili virüs varyant gruplarının, o tarihlerde Iowalılarda görülenlerle yakından eşleştiğini de gösterdiğini söylüyor.

Kapur’a göre, gözlemledikleri genetik varyasyon kalıpları, insanlardan geyiğe birden fazla bağımsız yayılma vakasının gerçekleştiğini kuvvetle düşündürüyor.

İnsan faaliyetleri geyikler arasındaki enfeksiyon yüküne sebep olabilir

Kuchipudi, “Kamu arazilerinde daha fazla insan olması, kış aylarında geyikler için sınırlı gıda kaynakları, geyik hareketliliğinin avcılık sebebiyle bozulması ve insanlar arasındaki yüksek enfeksiyon yükünün tümü, geyik örneklerinde gözlemlediğimiz çok yüksek pozitiflik oranına katkıda bulunmuş olabilir,” diyor.

Geyik örnekleri arasındaki en yüksek pozitiflik oranı, hem Iowa’daki av sezonu ile hem de eyalette yaşayan insanlar arasındaki en yüksek enfeksiyon oranı ile aynı zamana denk geldi. Geyik örneklerinin yüzde 80’inden fazlası, Kasım ayı sonundan Ocak ayına kadar pozitif çıktı.

Goldberg, “Bunun nasıl meydana geldiğini bilmiyoruz çünkü insanların bir geyiğin hemen iki metre dibinde nefes alıp vermesi alışılmadık bir şey gibi görünüyor” diyor.

“Cansız nesnelerin kontaminasyonu (kirlenmesi, virüsle teması) aracılığıyla gerçekleşmiş olabilir. Yani örneğin; COVID’im ve geyik avlıyorum veya ormanda yürüyorum. O sırada yere güçlü bir şekilde hapşırarak balgam çıkarttım, sümkürdüm. Bu bir yaprağın üzerine denk geldi. Birkaç saat sonra bir geyik gelip onu koklamışsa, bu bulaşmaya sebep olmuş yarayabilir.”

Goldberg, araştırmacıların kontamine atık sular gibi diğer bulaşma yolları hakkında da değerlendirmelerde bulunduklarını belirtiyor.

Virüs yeni ortama tutunabilir: İnsana ve diğer yaban hayvanlarına geçebilir

Ek olarak virüsün, geyiğin sunduğu yeni ortama muhtemelen yapışacağını ve diğer uzmanların da bu görüşü paylaştığını söylüyor: “Geyikler arasında ne kadar hızlı bir şekilde yayıldığı, hatta herhangi bir semptom göstermeden ilerlediği ve genellikle kalıcı güce sahip bir virüsün göstergesi olarak geyiklerin lenf düğümlerinde görüldüğü gerçeği hesap edildiğinde, bu virüs yakın zamanda yok olmayacak.”

Geyik şimdilik asemptomatik gibi görünse de araştırmacılar, koronavirüsün geyikten geyiğe geçerken gelişip değişmeye devam edebileceğinden endişe ediyor. sonunda insanlara çok daha öldürücü ve doğal (ve aşılanmış) bağışıklığımızdan kaçan bir şey olarak geri dönebileceğinden korkuyor.

Ek olarak, geyiklerle etkileşime giren diğer yaban hayvanlarının da risk altında olduğu vurgulanıyor: “Geyik artık bu virüs için bilinen ikinci serbest yaşayan rezervuar konakçısı olarak tanımlandığından, ak kuyruklu geyikler ile birlikte diğer geyik türleri, fare ve kokarca gibi virüse duyarlı olabilecek diğer hayvanlara ilişkin kapsamlı ve düzenli SARS-CoV-2 izleme çalışmalarının yapılması gerekir. Çalışmalarımız bu acil ihtiyacın altını çiziyor,” diyor Kapur.

Danimarka’daki tutsak vizonlar COVID-19 şüphesiyle öldürülmüştü

Epidemiyolojide rezervuarlar, bulaşıcı bir patojenin hayatta kaldığı ve geliştiği popülasyonlar veya ortamlar olarak tanımlanır. Örneğin; vizonların virüse duyarlı olduğunu, geçen yılın sonlarında Danimarka’da faaliyet gösteren 200’den fazla kürk çiftliğinde tutulan 12 milyondan fazla vizon COVID-19 sebebiyle öldürüldüğünde keşfettik. Yabani vizon da Kuzey Amerika’nın çoğunda yaygın olan bir tür. Ancak şimdiye kadar yalnızca bir bireyin enfekte olduğu bilgisine ulaşılmış durumda.

COVID-19’un birçok memeli tarafından başka türlere taşındığı biliniyor. ABD Bronx Hayvanat Bahçesi’ndeki kaplan ve aslanlar gibi dünyanın farklı bölgelerindeki hayvanat bahçelerinde tutsak edilen bazı hayvanların virüsten etkilenip hastalandığı da pandemi boyunca ortaya çıkmıştı.

Sonuç olarak, koronavirüs için ne kadar fazla hayvan rezervuarı olursa, daha zararlı bir şeye dönüşmesi için o kadar fazla fırsatı olur. Goldberg, önümüzdeki altı ay içinde araştırmacıların ABD geyik popülasyonunda SARS-CoV-2’nin nerelere yayıldığı konusunda çok daha net bir fikre sahip olmasını bekliyor.

SARS-CoV-2 için strateji değişimi: Veba ve kuduz örnekleri

Şimdiye kadar virüsün geyiklerden insanlara bulaşabileceğine dair somut bir kanıt yok. Ancak bu risk endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Çünkü elimizde, hayvanlardan insanlara geçen bulaşıcı hastalıklara dair sayısız kanıt var.

Örneğin; ABD’de her yıl birkaç kişi enfekte olmuş çayır köpeklerinden (bir tür yer sincabı, praire dog) vebaya yakalanıyor. Ancak Ulusal Yaban Hayatı Sağlığı Merkezi, yuvaların yanına fıstık ezmesi aromalı, aşı yüklü yemler dağıtarak yedi eyalette dört tür çayır köpeğinde vebadan kaynaklanan ölümleri başarılı bir şekilde azalttı. Bilim insanları UV ışığı altında çayır köpeklerinin saç ve bıyıklarının rengini değiştiren zararsız bir boya kullandılar. Böylece hayvanların yaklaşık yüzde 70’inin yemi aldığını belirleyebildiler.

Benzer çabalar kuduzla mücadelede de görüldü. Örneğin; bu yılın başlarında Kuzey Carolina’nın bazı bölgelerinde, rakun popülasyonlarındaki hastalığı azaltmak amacıyla, ağızdan kuduz aşısı içeren 500 binden fazla yem uçaklardan atıldı.

Yaban hayatı aşılamak için teknolojiler mevcut olmasına rağmen, bu çabalar genellikle zor ve pahalı bulunuyor. Şu ana kadar ise ak kuyruklu geyik ve yeni koronavirüs için böyle bir plan yok.


Kaynaklar: Discover Magazine, CBS News

Kapak fotoğrafı: Skyler Ewing / Pexels

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.