Yeni bir araştırmaya göre, İngiltere’deki yerel yönetimler iklim krizindeki paylarını azaltmak için gıda tedariki ve reklam politikalarını proaktif biçimde geliştiriyor. Ancak iklim dostu gıda geçişi sürecinde tutarlılık ve hesap verebilirlik sağlanabilmesi için merkezi yönetimin ve ulusal liderliğin devreye girmesi gerekiyor.
İklim krizini tetikleyen ve halk sağlığına zararlı gıdaların reklamlarının kısıtlanmasına yönelik adımlar, Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumların uzun süredir hedefinde. Birleşik Krallık hükümeti de sağlıksız gıda reklamlarına kısıtlama getiren yasal düzenlemelerle bu durumu kabul etmiş durumda olmasına rağmen, bu girişimleri hayata geçirmede yetersiz ve isteksiz kalabiliyor. Peki, yerel yönetimler daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir gıda sistemleri inşa edilmesine nasıl katkı sağlayabilir?
5 Ağustos’ta PLOS Climate dergisinde yayımlanan araştırma; Sustain örgütünden Fran Bernhardt ve Ruth Westcott’un yanı sıra Newcastle Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların ortak imzasıyla hazırlandı. Çalışma kapsamında İngiltere’deki 317 yerel yönetimin kamusal politika belgeleri sistematik olarak incelendi.
6 Ağustos’ta ise, ilk olarak Oxford Üniversitesi’nin web sitesinde halka ve medyaya yönelik bilgilendirme amacıyla yayımlanan görüş yazısında araştırmacılar; bu yeni bilimsel çalışmadan yola çıkarak İngiltere genelindeki gıda tedariki ve reklam politikalarının rolünü mercek altına aldı, bugüne kadar kat edilen mesafeyi ve atılabilecek yeni adımları tartıştı. Yazı; Prof. Mike Rayner’ın (Oxford Üniversitesi Halk Sağlığı Departmanı), Dr. Jessica Renzella’nın ve Dr. Hannah Forde’un (Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Departmanı) imzasını taşıyor ve çok sayıda güncel araştırmanın, sağlıksız gıda reklamlarının özellikle çocuklar üzerinde yıkıcı etkiye sahip olduğunu vurguluyor.
Merkeziden yerele: Bütçe ve yetki var ama ulusal politika eksik
Birleşik Krallık’taki okullarda, hastanelerde, bakım evlerinde, hapishanelerde, koruma altındaki çocuklara, öğretmenlere, sağlık çalışanlarına ve ordu personeline sunulan yemekler için devlet tarafından dolaylı olarak her yıl 2,4 milyar sterlin (yaklaşık 156 milyon TL) harcanıyor.
Hükümet, “Devlet Gıda ve Catering Alım Standartları” (GBSF) aracılığıyla sağlıklı, sürdürülebilir ve iklim dostu gıda sağlama sorumluluğunu kabul ediyor. Ancak bu standartların acilen baştan aşağı yenilenmesi gerekiyor: Beslenme standartları güncelliğini yitirmiş durumda, çevresel standartların genişletilmesine ihtiyaç var ve bu kuralların takibi ile uygulanmasını sağlayacak denetim mekanizmaları oldukça yetersiz.
İşçi Partisi’nin 2024 Seçim Beyannamesi’nde, kamu sektöründe satın alınan gıdaların yarısının “yerel üreticilerden veya daha yüksek çevre standartlarına sahip sertifikalı kaynaklardan sağlanacağı” sözü verilmişti. Araştırmacılara göre; hükümet kurulduktan sonra bu vaat defalarca tekrarlansa da uygulamada somut bir ilerleme kaydedilmedi.
Merkezi hükümetin yanı sıra; ilçe belediyeleri, büyükşehir belediyeleri ve Londra mahalli idareleri de halk sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği korumakla yükümlü:
- Bu kurumlar, kendi mülklerinde, panolarda, otobüs duraklarında ve toplu taşımada sağlıksız ve iklim düşmanı gıdaların reklamını kısıtlama yetkisine sahip ve bunu yapmak zorundalar.
- Ayrıca belediyeler; toplantılar ve kendi personel yemekhaneleri için gıda satın alırken, yapacakları sözleşmelerle sunulan gıdanın sağlıklı ve sürdürülebilir olmasını şart koşabilirler.
Güncel araştırma, yerel yönetimlerin merkezi hükümetin ötesine geçen hedefler koyduğunu ortaya koyuyor. Bu hedefler arasında menülerde daha fazla bitkisel gıdaya yer verilmesi, yerel üreticilerden alım yapılması ve sertifikalı sürdürülebilir ürünlerin kullanılması yer alıyor. Hatta bazı belediyeler, iklim hedefleri doğrultusunda belirli gıdaların reklamlarını kısıtlama yoluna gidiyor.
Ancak çalışma ciddi boşlukları açığa çıkarıyor: Yazarlar iklim dostu gıda politikaları için, merkezi hükümeti herkesi kapsayan net standartlar, teşvik ve liderlik sunmaya çağırıyor.
İklim Değişikliği Komitesi’nin verilerine göre, yerel yönetimlerin Birleşik Krallık’taki emisyonların yaklaşık üçte biri üzerinde yetkisi veya etkisi bulunuyor. Okullarda ve kamu hizmetlerinde sunulan yemeklerden tarımsal planlamaya, reklamlardan atık yönetimine ve kamusal bilgilendirmeye kadar pek çok alanı belirleme yetkisine sahip olan yerel yönetimler, sürdürülebilir ve sağlıklı bir gıda sistemine geçişte çok kritik bir role sahip.

Yerel düzeyde mevcut durum, kritik eksikler ve öneriler
- Tedarik politikaları: İncelemeye dahil edilen belediyelerden 23’ünün iklim odaklı gıda tedarik politikası yayımladığı görüldü. Yerel üreticilerden alım yapmak en yaygın uygulama (20 belediye) iken; hayvansal “et” ve süt ürünlerini azaltıp daha fazla bitkisel gıdaya yer vermek gibi en yüksek etkiye sahip adımların hâlâ daha az uygulandığı ve okul yemekleri gibi yüksek hacimli alanlar yerine genellikle belediye içi etkinliklerle sınırlı kaldığı tespit edildi. Yerel politikaların çoğunda yer alan “menülerdeki bitki temelli gıda seçeneklerinin artırılması” maddesi; veliler, öğretmenler ve yerel topluluklarla yapılan istişareler sonucunda şekillendi.
- Reklam kısıtlamaları: 5 belediyenin, iklim krizini gerekçe göstererek belirli gıdaların reklamlarını kısıtlayan belgeler yayımladığı saptandı. Bunlardan 2’si, hayvan kaynaklı “et” ve süt ürünleri gibi yüksek karbon ayak izine sahip hayvansalların belediye kontrolündeki kamusal alanlarda reklamının kısıtlanmasını önerdi. Diğer 3’ü ise doğrudan halk sağlığını merkeze alırken, aynı zamanda bu kısıtlamaların iklime sağladığı dolaylı faydaları vurguladı.
Ancak, yerel yönetimlerin dörtte üçü “iklim acil durumu” ilan etmiş olmasına rağmen, kamuya açık bir gıda tedarik veya reklam politikasına sahip olan belediye oranı %10’un altında kaldı.
Araştırmacılar, mevcut potansiyel ile eylem arasındaki bu uçurumu kapatmak için şu önerilerde bulundu:
- İklim krizini derinleştiren gıdalar için ulusal düzeyde reklam kısıtlaması modeli: Halk sağlığı gerekçeleriyle gıda ve içecek reklamlarını kısıtlayan belediye sayısı artıyor. Çalışma, hem sağlık hem de çevre faktörlerini bir arada ele alan devlet destekli ve bağlayıcı bir aracın geliştirilmesini talep ediyor.
- Kamu sektöründe kamusal ve bağlayıcı standartlar oluşturulması önerisi: Hükümet, halkın parasının ve kamu kaynaklarının okullarda ve hastanelerde, sağlıklı ve gezegene zarar vermeyen gıdalara harcanmasını sağlayacak yasal düzenleme sözünü henüz tutmadı. Bu standartların yasalaşması, gıda alımındaki keyfi uygulamaların önüne geçecektir.
Ayrıca araştırmacılar, gıda politikalarında konunun sadece beslenme boyutuyla ele alınıp daha geniş kapsamlı çevre ve iklim faktörlerinin dışarıda bırakılmasının, yerel yönetimlerin bu alanda somut adım atma imkanını kısıtladığına dikkat çekiyor.
Araştırmacılar, resmi bir politika yayımlamamış belediyelerin tamamen eylemsiz olduğu anlamı çıkarılmaması gerektiğini de belirtiyor. Ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve diğer belediyelere örnek olması açısından bu kararların kamuoyuyla paylaşılması kritik önem taşıyor.

“Yerel yönetimlerin reklam ve kamu gıda alım politikaları; gıda sistemimiz ile iklim krizi arasındaki bağı kurmak ve somut adımlar atmak için büyük bir fırsat sunuyor.” — Dr. Jessica Renzella, Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Departmanı

“Yerel düzeyde eyleme geçmek için çok heyecan verici bir dönemdeyiz. Araştırmamız, yerel yönetimlerin mevcut politika başarılarının üzerine koyarak sadece ‘sağlıklı’ değil, aynı zamanda ‘sürdürülebilir’ bir gıda sistemini de inşa edebileceklerini açıkça gösteriyor.” — Prof. Dr. Mike Rayner, Oxford Üniversitesi Halk Sağlığı Departmanı

“Çalışmamız, yerel yönetimlerin sağlıklı ve sürdürülebilir gıdayı gündeme alma konusunda attığı ilham verici ilk adımları belgeledi. Bu fikirlerin kâğıt üzerinde kalmayıp somut politikalara dönüştüğünü görmek, gıda sistemimizin nasıl dönüştüğünü anlamak açısından bir sonraki kritik adım olacak.” — Dr. Hannah Forde, Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Departmanı
İklim dostu gıda sistemi: Ek uzman görüşleri
- Ruth Westcott (Sustain İklim ve Doğa Acil Durumu Kampanya Müdürü ve rapor ortak yazarı): “Bu araştırma, belediyelerin beslenme biçimimizin iklim üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmak için yetkilerini kullanma konusunda gerçek bir kararlılığa sahip olduğunu gösteriyor. Şimdi ihtiyacımız olan şey ulusal düzeyde bir liderlik. Hükümetin sorumluluk alması gerekiyor. Merkezi yönetimin, tüm kamu sektörü catering hizmetleri için zorunlu asgari standartlar belirlemesini istiyoruz. Ancak bu şekilde her yurttaş, sürdürülebilir ve sağlıklı gıdaya eşit şekilde erişebilir.”
Fran Bernhardt (Sustain Ticari Belirleyiciler Koordinatörü ve rapor ortak yazarı): “İklim krizinin tetiklediği aşırı hava olayları ve gıda krizleri gündelik hayatımızda gittikçe normalleşirken, iklim değişikliğinin sağlığımıza yönelik büyük bir tehdit oluşturduğu ve en kırılgan grupların en büyük risk altında olduğu tartışmasız bir gerçek. Eğer hükümet gerçekten sağlık ve adalet başlıklarına öncelik veriyorsa, gıda politikalarının kapsamını sadece beslenmeyle sınırlı tutmayıp iklim krizini de eşit derecede merkeze almalıdır. Sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya erişim, nerede yaşarsa yaşasın herkes için en kolay seçenek haline gelmelidir.”
–
Kaynaklar: Oxford University, Sustain, Oxford University Nuffield Department of Primary Care
–




















