Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İsviçre’nin iki veganın temel haklarını ihlal ettiğine hükmederek etik veganlığın ve türcülük karşıtlığının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan 9. maddesi kapsamında korunan felsefi kanaatler olduğunu teyit etti.

AİHM, “G.K. ve A.S. / İsviçre kararında”, İsviçre’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan 9. maddesi ile etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini ihlal ettiğine karar verdi.

Karar, özgürlüğünden yoksun bırakılan veya kamu kurumlarının bakım ve gözetimi altında bulunan veganların uygun bitkisel beslenmeye erişim taleplerinin ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Mahkeme ayrıca devletlerin, veganların taleplerini açık bir hukuki çerçevede değerlendirme ve etik kanaatlerine makul biçimde uyum sağlama yönünde pozitif yükümlülüğe sahip olduğunu vurguladı. Bu yapılırken kamu kurumlarının idari, mali ve pratik koşullarının da gözetilmesi gerektiği, ancak bu gerekçelerin, temel hakların göz ardı edilmesine neden olmaması gerektiği vurgulandı.

Dava konusu neydi?

Dava, İsviçre vatandaşı iki etik veganı konu alıyor. Her iki başvurucu da beslenmeleri tamamen kamu kurumlarının sorumluluğunda olduğu için etik veganlık doğrultusunda uygun bitkisel öğün talep etti. Başvurucular, hayvanların sömürülmesine karşı olduklarını, felsefi ve etik kanaatlerinin türcülük karşıtlığına dayandığını açıkladılar.

Türcülük karşıtlığı, yalnızca farklı bir türe ait oldukları gerekçesiyle insan dışı hayvanların sömürülmesini veya zarar görmesini ahlaken kabul edilemez bulan etik yaklaşımdır.

Dava süreci, bir hayvan hakları aktivistinin Kasım 2018’de doğrudan eylem faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmasının ardından Cenevre’deki Champ-Dollon Cezaevinde yaklaşık 11 ay boyunca tutuklu yargılanmasıyla başladı. Aktivist, tutulduğu süre boyunca beslenme açısından yeterli bir vegan menüye erişemediği gerekçesiyle İsviçre makamlarına karşı dava açtı. Başvurusu, Haziran 2020’de İsviçre Federal Mahkemesi tarafından usul yönünden kabul edilemez bulundu. Bunun üzerine avukatı davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.

Bu süreçte, daha önce İsviçre’deki bir psikiyatri hastanesinde kamu gözetimi altında bulunan ve etik veganlığı doğrultusunda uygun vegan beslenmeye erişemediğini belirten ikinci bir başvurucu da davaya katıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuruları birleştirerek birlikte incelemeye aldı.

AİHM ne karar aldı?

Mahkeme, bir kanaatin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunabilmesi için yeterli düzeyde ciddiyet, tutarlılık, bütünlük ve önem taşıması gerektiğini hatırlattı.

AİHM, etik veganlığın bu ölçütleri karşıladığı sonucuna vardı.

Kararda, etik veganlığın yalnızca bir beslenme tercihi olmadığı; insan dışı hayvanların ahlaki statüsüne ilişkin bütüncül bir etik anlayışa dayandığı ve hayvansal içerik barındıran ürünleri tüketmeme tutumunun bu etik kanaatin doğal sonucu olduğu ifade edildi.

Böylece Mahkeme, etik veganlığın düşünce ve vicdan özgürlüğü kapsamında korunan felsefi bir kanaat olduğunu açık biçimde teyit etmiş oldu.

Önceki içtihadı ileri taşıyan karar

AİHM kararı, etik veganlığın hukuki olarak tanınmasına ilişkin giderek güçlenen uluslararası yaklaşımın yeni ve önemli bir halkasını oluşturuyor. Nitekim AİHM, 1993 yılında verdiği bir kararda da veganların hayvan kaynaklı ürünlere ve hayvanlar üzerinde test edilen ürünlere yönelik etik karşı çıkışlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi kapsamında korunabileceğini kabul etmişti.

Yeni kararla birlikte AİHM, bu korumayı özgürlüğünden yoksun bırakılan, hastanede tedavi gören veya beslenmesi tamamen kamu otoritelerine bağlı olan veganları da kapsayacak şekilde açık biçimde genişletmiş oldu.

Mahkeme kararında Avrupa’daki gelişmelere de atıfta bulunarak etik veganlığın farklı ülkelerde giderek daha güçlü hukuki koruma gördüğünü hatırlattı. Kararda öne çıkan örneklerden bazıları şöyle:

  • İtalya: Bologna Mahkemesi’nin 2020 tarihli kararı, vegan beslenmeyi düşünce özgürlüğünün bir yansıması olarak değerlendirdi.
  • Portekiz: 11/2017 sayılı Kanun ile kamuya ait tüm yemekhanelerde hayvansal ürün içermeyen yemek seçeneği sunulması zorunlu hale getirildi. Bu düzenleme; okullar, üniversiteler, hastaneler, ceza infaz kurumları ve diğer kamu yemekhanelerini kapsıyor.
  • Almanya: Münster İdare Mahkemesi’nin 2022 tarihli içtihadında veganlık, etik temellere dayanan meşru bir yaşam biçimi olarak değerlendirildi.
  • Birleşik Krallık: 2020 yılında görülen Casamitjana davasında etik veganlığın, Equality Act 2010 kapsamında din veya diğer felsefi kanaatlerle eşdeğer şekilde korunan bir felsefi kanaat olduğuna hükmedildi. AİHM de bu karara gerekçesinde açıkça atıf yaptı.

Bu kararlarla birlikte Avrupa’da giderek güçlenen ortak yaklaşım; etik veganlığın yalnızca bireysel bir beslenme tercihi değil, insan dışı hayvanların sömürülmesine karşı bütünlüklü bir etik kanaat olduğu ve bu nedenle temel haklar kapsamında korunması gerektiği yönünde şekilleniyor.

“Vejetaryen yemek vegan yemek değildir”

AİHM kararının dikkat çekici yönlerinden biri de kamu kurumlarının sunduğu yemeklerin niteliğine ilişkin değerlendirme oldu.

Kararda, vegan başvuruculardan birine vejetaryen yemek verilmesinin yeterli olmadığı belirtildi.

Başvurucu, yemeklerin hayvansal yağlarla hazırlanıp hazırlanmadığını ya da süt, yumurta veya diğer hayvansal içerikler içerip içermediğini bilemediğini ifade etti. Bu nedenle bazı zamanlarda önüne konulan yemekleri hiç tüketemedi.

Mahkeme ayrıca bazı öğünlerin herhangi bir bitkisel protein kaynağı içermediğini ve besin değeri açısından yetersiz olduğunu da kaydetti.

Karar, uygun vegan beslenmenin yalnızca hayvansal içeren ürünlerin çıkarılması anlamına gelmediğini; aynı zamanda beslenme açısından yeterli, dengeli ve açık biçimde tanımlanabilir olması gerektiğini ortaya koyuyor.

Hak ihlali ve manevi tazminat

Mahkeme, İsviçre makamlarının veganların şikâyetlerini gereği gibi incelememesinin temel hak ihlali oluşturduğuna karar verdi.

AİHM, veganların uygun beslenmeye erişim taleplerinin önemsiz görülmesi, görmezden gelinmesi veya etkili biçimde incelenmemesinin kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koydu.

Karar kapsamında mahkeme, başvuruculardan birine 12.000 avro (658 bin TL), diğerine ise 4.000 (219 bin TL) avro manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Ayrıca başvuruculardan birine 10.000 avro (548 bin) tutarında yargılama gideri ödenmesine de karar verildi.

Kurumlar bundan sonra ne yapmalı?

Mahkeme kararı, yalnızca İsviçre’deki kamu kurumlarını değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf tüm devletlerdeki kamu otoritelerini ilgilendiren önemli ilkeler ortaya koyuyor.

Dolayısıyla karar; Türkiye, Birleşik Krallık, Norveç ve Avrupa Konseyi üyesi diğer ülkeler açısından da önemli bir hukuki referans niteliği taşıyor. Buna göre ceza infaz kurumları, gözaltı merkezleri, psikiyatri klinikleri, hastaneler, bakım kuruluşları ve bireylerin beslenmesinden sorumlu diğer kamu kurumlarının uygulamalarını gözden geçirmesi gerekiyor.

Özellikle şu yükümlülüklerin dikkate alınması bekleniyor:

  • Etik veganlığın hukuken korunan bir kanaat olduğu gözetilerek yemek planlamalarının buna uygun biçimde değerlendirilmesi,
  • Veganların beslenme taleplerinin ciddiyetle ve saygıyla ele alınması,
  • Beslenmeye ilişkin şikâyetler için etkili ve erişilebilir başvuru mekanizmalarının oluşturulması,
  • Sunulan vegan öğünlerin beslenme açısından yeterli, dengeli ve tamamen bitkisel içerikli olduğunun açık biçimde güvence altına alınması,
  • Kurum personelinin vejetaryen beslenme ile vegan beslenme arasındaki fark konusunda bilgilendirilmesi.

AİHM, İsviçre’nin bu karara uymakla yükümlü olduğunu belirtirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf diğer devletler bakımından da güçlü bir yol gösterici niteliğe sahip olduğunu vurguluyor.

Bu nedenle kararın, farklı ülkelerdeki kamu kurumlarının veganların beslenme hakkına ilişkin politika ve uygulamalarını gözden geçirmesi açısından da önemli bir emsal oluşturması bekleniyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) – Endzeiter / Pixabay

Üçüncü tarafların sunduğu kritik görüşler

AİHM davasında Uluslararası Haklar Ağı üyeleri, Vegan Australia ve Criminal Law Research Center of the Free University of Brussels üçüncü taraf olarak Mahkemeye görüş sunma izni aldı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, üçüncü taraf müdahalelerine yalnızca davanın değerlendirilmesine katkı sağlayacak hukuki veya teknik uzmanlığın gerekli görüldüğü durumlarda izin veriyor.

Sunulan görüşlerde;

  • veganlığın etik temelleri,
  • etik veganlığın türcülük karşıtı felsefeyle ilişkisi,
  • uygun vegan beslenmenin hukuki ve idari boyutu,
  • vegan beslenmenin, etik kanaatin günlük yaşamdaki somut ifadesi olduğu ayrıntılı biçimde mahkemeyle paylaşıldı.

Özellikle “vegan beslenme, etiğin günlük yaşamdaki pratiğidir” yaklaşımı, mahkemenin etik veganlığın yalnızca bireysel bir tüketim tercihi olmadığına ilişkin değerlendirmesiyle de örtüşüyor.

AİHM kararının önemi

Bu karar, etik veganlığın Avrupa insan hakları hukuku bakımından korunmasına yönelik şimdiye kadarki en önemli ve ayrıntılı kararlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Mahkeme, etik veganlığın yalnızca kişisel bir beslenme tercihi olmadığını; insan dışı hayvanların sömürülmesine karşı bütüncül ve ciddi bir etik kanaati yansıttığını açık biçimde kabul etti.

AİHM kararı aynı zamanda, kamu kurumlarının veganların taleplerini önemsiz görerek görmezden gelemeyeceğini ve veganlara yönelik beslenme uygulamalarında insan hakları standartlarını gözetmesi gerektiğini de açık biçimde ortaya koyuyor. Özgürlüğünden yoksun bırakılan veya yaşamını sürdürebilmek için tamamen kamu kurumlarına bağımlı durumda bulunan kişilerin etik kanaatlerine uygun beslenmeye erişim talepleri, etkili hukuki yollarla değerlendirilmek zorunda.

Mahkeme, kamu otoritelerinin idari veya mali gerekçeleri ileri sürebileceğini kabul etmekle birlikte, bu gerekçelerin hiçbir değerlendirme yapılmamasını haklı gösteremeyeceğini vurguluyor. Devletlerin görevi, bireyin temel hakları ile kurumsal gereklilikler arasında adil bir denge kurmak.

Türkiye’de durum ve TVD olarak mücadelemiz

Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak, ülkemizde de gözaltı süreçlerinde, cezaevlerinde ve kamu kurumlarında özgürlüğünden yoksun bırakılan vegan tutsakların ve yurttaşların yaşadığı hak ihlallerine karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz.

Çünkü Türkiye’de de gözaltı merkezleri, ceza infaz kurumları ve diğer kamu kurumlarında bulunan veganların beslenme hakkına ilişkin çeşitli yasal düzenlemeler ve idari yükümlülükler bulunmasına rağmen uygulamada, bitki bazlı öğünlerin veganlara hiç sunulmaması, vejetaryen menülerin vegan seçenek olarak değerlendirilmesi, öğünlerin besin değeri açısından yetersiz olabilmesi veya başvuruların etkili biçimde ve zamanında incelenmemesi gibi sorunlarla karşılaşılabiliyoruz.

Oysa sağlıklı beslenmeye erişim en temel insan haklarından biridir. Kişilerin etik kanaatleri doğrultusunda uygun ve yeterli beslenmeye erişim taleplerinin etkin biçimde değerlendirilmesi ise düşünce ve vicdan özgürlüğünün korunmasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak bugüne kadar vegan tutsakların beslenme hakkının korunması amacıyla çeşitli resmi başvurular gerçekleştirdik; kamu kurumlarıyla yazışmalar yürüttük ve hak ihlallerinin giderilmesi için hukuki süreçleri takip ettik.

Önümüzdeki dönemde de özellikle gözaltı süreçlerinde mevcut mevzuatın eksiksiz uygulanması, sunulan vegan öğünlerin beslenme açısından yeterli olması ve hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla aktivistler, hukukçular ve ilgili uzmanlarla birlikte Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) nezdinde çalışmalar yürütmeyi sürdüreceğiz.

Bu kapsamda vegan tutsaklara ilişkin başvuru ve görüşmelerimiz, etik veganlığın hukuki statüsünü ele aldığımız, Jordi Casamitjana ile Dünya Vegan Ayı kapsamında gerçekleştirdiğimiz söyleşi de bu alandaki çalışmalarımızın önemli parçaları.

Aynı zamanda, Portekiz’deki düzenlemenin içeriğiyle benzer şekilde, başta Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olmak üzere çeşitli kamu kurumlarına yaptığımız resmi başvurularla üniversite yemekhanelerinde beslenme açısından yeterli ve düzenli vegan menülerin yaygınlaştırılması, Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı düzeyinde kamu çalışanlarının ve askerlerin vegan beslenme hakkına erişimine ilişkin başvurularımız, örnek menüler ve beslenme dosyalarının sunulması mücadelemizin uzun soluklu ayaklarından bazıları.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu son kararı, yıllardır savunduğumuz temel ilkeyi bir kez daha öne çıkarıyor: Etik kanaatleri nedeniyle vegan beslenen kişilerin uygun, yeterli ve tamamen bitkisel öğünlere erişimi; kamu otoritelerinin gözetmesi gereken temel bir hak meselesidir.

Bu AİHM kararı, gelecekte yapacağımız başvuruları güçlendirmenin ötesinde, vegan oluşumlarla yürütmeyi planladığımız mevzuat düzenlemelerine yönelik çalışmalara da katkı sunacak.

Kamu kurumlarının sorumluluğu ve dayanışma çağrısı

İnsan hakları sözleşmelerine taraf olan Türkiye’de de kamu otoritelerini; etik veganların vicdani bütünlüğüne saygı duymaya, ayrımcılığa son vermeye ve AİHM standartlarında besleyici vegan menüleri derhal sağlamaya çağırıyoruz.

Yakını gözaltında, tutuklu, hükümlü ya da kamu gözetimi altındaki bir sağlık kurumunda bulunan veganların ailelerine, avukatlarına ve dayanışma ağlarına ise çağrımızı yineliyoruz:

  • Etik veganlığa uygun beslenme taleplerinin karşılanmaması, yalnızca vejetaryen seçenek sunulması, öğünlerin besin değeri açısından yetersiz olması veya bu taleplerin dikkate alınmaması gibi durumlarla karşılaşmanız halinde siz de başvuru yapabilir, ek destek gerekmesi durumunda bizimle tvd@tvd.org.tr e-mail adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
  • TVD olarak her başvuruyu yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendiriyor; gerekli durumlarda ilgili kurumlara resmi başvurular yapıyor, dilekçe süreçlerine destek oluyor ve hak ihlallerinin giderilmesi için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz.
  • Hiç kimse etik kanaatleri nedeniyle uygun ve yeterli beslenmeye erişimden mahrum bırakılamaz. Bu nedenle vegan tutsakların ve kamu gözetimi altında bulunan veganların haklarının korunması için dayanışmayı büyütmeye ve gerekli hukuki girişimleri sürdürmeye devam edeceğiz.

Kaynaklar: AİHM, Redefine.Food, The Vegan Society, Vegan FTA, The Guardian

Kapak fotoğrafı: Shox Art / Pexels

Önceki İçerik2026-2027 “av sezonu” orman yangınları sebebiyle derhal ve süresiz iptal edilmeli
Sonraki İçerikAtmacacılık “sezonu” açılış toplantısından çarpıcı açıklamalar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.