İber Yarımadası açıklarında teknelerin dümenlerine yönelmesiyle tanınan ve “büyükanne” olarak anılan orkanın ateşli silahla vurulmuş olabileceği şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Deniz koruma uzmanları, kasıtlı bir saldırı olduğunun doğrulanması halinde, bunun yalnızca bir orkaya değil, kritik tehlike altındaki bir popülasyona yöneltilmiş ağır bir şiddet eylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İspanya’da yetkililer, İber Yarımadası açıklarında yaşayan bir orka grubunun en yaşlı dişisi Toñi’nin yaralanmasıyla ilgili soruşturma başlattı. İspanya Çevre Bakanlığı’na göre Toñi, Cebelitarık Boğazı’nda sırt yüzgecindeki yaralarla görüntülendi. Bakanlık, bu izlerin saçma atan bir silahtan açılmış olabileceği değerlendirmesini paylaştı.

El País gazetesine konuşan bakanlık kaynakları, bazı saçmaların hâlâ yüzgece saplanmış durumda olduğunu ve bunun enfeksiyon riski oluşturduğunu belirtti. Yaralar, orka grubu Portekiz’in Faro kenti açıklarından ayrıldıktan sonra fark edildi. Bu nedenle İspanya, Portekiz makamlarıyla da iletişim kurdu.

Birden fazla saçma tanesi orkanın sırt yüzgecini tamamen delip geçmiş gibi görünüyor. Diğer bazı saçmaların ise hâlâ vücudunda olduğu düşünülüyor. Sırt yüzgeci, yoğun kan damarlarıyla kaplı ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinde önemli rol oynuyor. İçeride kalan saçmalar enfeksiyon riskini artırıyor. Toñi’nin yaşı göz önüne alındığında bu enfeksiyonun sepsise (kan zehirlenmesi) kadar ilerleme ihtimali de bulunuyor.

La abuela” (büyükanne) Toñi’nin yaralarının ortaya çıkmasının ardından WeWhale ile Iberian Orca Guardians (IOG) ekipleri, yaraların sağlık durumu üzerinde bir etkisi olup olmadığını takip etmek için orkayı yakından izlemeye başladı.

Yaklaşık 60 yaşındaki Toñi, İber orka popülasyonunun bilinen en yaşlı bireyi olarak kabul ediliyor.

Kritik tehlike altındaki popülasyon yeni bir tehditle karşı karşıya

İber orkaları, 2020 yılından bu yana teknelerin özellikle dümenleriyle kurdukları sıradışı etkileşimlerle dünya gündemine geliyor. Bu süreçte onlarca teknenin hasar gördüğü, en az dört teknenin ise battığı bildirildi.

Koruma uzmanlarına göre bu olay, İspanya ve Portekiz açıklarındaki İber orkalarının teknelere “saldırdığı” yönündeki yaygın söylentinin bir sonucu olarak gerçekleşmiş olabilecek bir misilleme. Oysa bilim insanlarının gözlemlediği şey farklı.

Deniz memelisi uzmanları, bu davranışların “saldırı” olarak nitelendirilmesine uzun süredir karşı çıkıyor. Araştırmacılara göre bu davranışlar oyun, merak ya da avlanma becerilerini geliştirmeye yönelik bir öğrenme sürecinin parçası olabilir.

Yalnızca az sayıda genç orkanın teknelerin dümenlerine merak ve oyun davranışıyla yöneldiğini, bu davranışın da aile içinde sosyal öğrenmeyle yayılmış olabileceğini gösteriyor. Başka bir deyişle, efsane bilimsel bulgulardan daha hızlı yayılıyor ve ne yazık ki bu durum, hayvanların canına ve kültürüne mal oluyor.

“Bu hayvanların ihtiyacı misilleme değil, korunma”

IOG’nin kurucu ortaklarından Janek Andre, “Toñi’yi tanıyoruz. Birkaç hafta önce onunla birlikteydik ve bu yaralar yoktu.” dedi: Andre, “Toñi’yi, yani ‘büyükanne’yi bu hâlde görmek çok üzücü. Eğer biri ona kasıtlı olarak ateş ettiyse, bu yalnızca tek bir hayvana yönelik ağır bir şiddet eylemi değildir. Aynı zamanda kritik tehlike altındaki bu popülasyonun hayatta kalan bireylerine yönelik bir saldırıdır,” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar, İber orka popülasyonunun uzun süredir çok sayıda tehditle karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Yoğun deniz trafiği, besin kıtlığı, yaralanmalar ve kirlilik, bu popülasyonun varlığını tehlikeye atıyor. Bugün sayılarının yalnızca 30 ila 40 birey arasında olduğu tahmin ediliyor.

2023 yılında yayımlanan görüntülerde ise bazı kişilerin, teknelerinin dümenine yönelen orkaları uzaklaştırmak için denize havai fişek attığı görülmüştü. Bu görüntüler, denizcilerden gelen tepkilerin orkalar açısından yeni riskler oluşturduğunu da ortaya koymuştu.

Andre son olarak şu çağrıyı yaptı: “İber orkaları ile tekneler arasındaki etkileşimler hakkında yoğun bir kamuoyu tartışması yaşanıyor. İnsanlar bu davranışlar hakkında ne düşünürse düşünsün, bu hayvanlara ateş etmek hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu orkaların ihtiyacı misilleme değil, korunmadır.”

“Büyükanne etkisi”: Yaşlı dişi orkalar neden bu kadar önemli?

Araştırmalar, yaşlı dişi orkaların yalnızca kendi yavrularına değil, tüm grubun hayatta kalmasına katkı sağladığını gösteriyor. Bilim insanlarının “büyükanne etkisi” (grandmother effect) olarak adlandırdığı bu olguya göre, yaşlı dişilerin bulunduğu orka gruplarında bireyler daha sağlıklı kalıyor ve daha uzun yaşıyor.

2019 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan ve yaklaşık 40 yıl süren istatistiksel veriler ile desteklenen bir araştırma, üreme dönemi sona ermiş dişi orkaların torunlarının hayatta kalma olasılığını anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, bir büyükannenin ölümü, onu takip eden iki yıl içinde torunlarının ölüm riskini belirgin şekilde artırıyor. Bu etkinin, artık kendi yavrularına bakmayan yaşlı dişilerde daha da güçlü olduğu görüldü.

Araştırmacılar, bunun nedenlerinden birinin yaşlı dişi orkaların yıllar içinde edindikleri ekolojik bilgi olduğunu düşünüyor. Bu bireyler, özellikle besinin kıt olduğu dönemlerde grubu avın bulunduğu bölgelere yönlendirebiliyor, hareket kararlarında liderlik edebiliyor ve deneyimlerini genç bireylere aktarabiliyor.

Toñi’nin “büyükanne” olarak anılması da yalnızca yaşından kaynaklanmıyor. Orkalar, aile bağlarının güçlü olduğu ve bilgiyi nesilden nesile aktaran topluluklar halinde yaşıyor. Yaşlı dişi orkalar ise grubun deneyim ve hafızasını taşıyan bireyler olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle yaşlı bir dişi orkanın kaybı, yalnızca bir bireyin yaşamını yitirmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda grubun sosyal yapısını, bilgi aktarımını ve gelecekte hayatta kalma şansını da etkileyebiliyor.

Orkalarda da kültür kuşaktan kuşağa aktarılıyor

Orkalar yalnızca genetik miraslarını değil, diğer yunus ve balinaların çoğunda olduğu gibi, davranışlarını da sonraki nesillere aktarıyor. Bilim insanları; avlanma yöntemleri ve hangi avların tercih edildiği, göç rotaları ve sosyal normlar, ses repertuvarı ve farklı gruplara özgü iletişim biçimlerinin sosyal öğrenme yoluyla annelerden yavrulara ve diğer grup üyelerine “kültürel aktarım” yoluyla transfer edildiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle orka toplulukları, yalnızca akrabalık bağlarıyla değil, paylaşılan kültürleriyle de birbirinden ayrılıyor.

Özellikle yerleşik orka topluluklarında yavrular yaşamları boyunca anneleriyle aynı aile grubunda kalıyor. Araştırmalar, her grubun kendine özgü seslenme biçimleri (lehçeleri), avlanma gelenekleri ve sosyal davranış kalıpları geliştirdiğini gösteriyor.

Kaynaklar: The Guardian, Independent, King 5 Seattle

Önceki İçerikAnne yunus, yas benzeri davranışları ve diğer anneler
Sonraki İçerikYeni araştırma: İklim dostu gıda için yerel ve ulusal standartlar şart

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.