Hindistan’ın Jaipur kentinde bir fotoğraf çekimi için pembe renge boyanan tutsak filin kısa süre sonra ölümü, hayvanların özellikle turizm ve sanat adı altında sömürülmesine ilişkin hak temelli tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Biz de soruyoruz: Burada hak ihlali aslında nerede başlıyor, biz neyi normalleştiriyoruz?

Hindistan’ın Rajasthan eyaletine bağlı Jaipur kentinde gerçekleştirilen bir fotoğraf çekiminde, 65 yaşındaki tutsak fil Chanchal’ın tüm vücudu parlak pembe renge boyandı.

Fotoğraflar, Rus sanatçı ve fotoğrafçı Julia Buruleva tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirilen çekim sırasında kaydedildi. Görsellerin Mart ayında yeniden dolaşıma girmesiyle birlikte olay sosyal medyada geniş tepki topladı.

Çekimde filin, terk edilmiş bir tapınakta bir modelle birlikte konumlandırıldığı görüldü.

Filin ölümü üzerine tepkiler

Haber ajansı PTI’ye göre Chanchal, Şubat ayında yaşamını yitirdi.

Çekimi gerçekleştiren fotoğrafçı Julia Buruleva, kullanılan boyanın organik ve zararsız olduğunu, uygulamanın kısa sürdüğünü ve hayvanın zarar görmediğini öne sürdü. Filin “sahibi” ise ölümün yaşlılığa bağlı kalp krizi olduğunu ifade etti.

Ancak kamuoyunda, yaşlı bir hayvanın sanatsal üretim uğruna bu tür bir müdahaleye maruz bırakılmasının başlı başına bir sorun olduğu yönünde haklı eleştiriler yoğunlaştıktan sonra Buruleva, kendisine yöneltilen eleştirilere karşı sosyal medyada bir açıklama yaparak medyayı suçladı ve kendisine destek olmaları için sosyal medyada takipçilerine çağrı yaptı.

Söz konusu fotoğrafın baskılarının ise 3 lakh rupiye (yaklaşık 20.000 TRY – £360) kadar fiyatlarla satışa sunulduğu belirtildi.

Fillerin son derece hassas ve gözenekli bir cilde sahip olduğu, fiziksel müdahalelere ve alışılmadık koşullara karşı yüksek stres geliştirebildiği biliniyor. Bu bağlamda, zararsız olduğu iddia edilen maddelerin kullanımı dahi hayvanın bedensel ve psikolojik bütünlüğü açısından risk barındırıyor.

PETA India, Buruleva’ya gönderdiği mektupta, “Boyanın hayvanın sağlığı üzerindeki etkilerini tamamen dışlamak mümkün değil. Özellikle göz, kulak, hortum, ağız ve genital bölgeler çevresinde uygulanan kaplamalar; tahriş, yutma riski, stres ve mevcut sağlık sorunlarının kötüleşmesine yol açabilir,” açıklamasında bulunarak, ya görselin satıştan kaldırılmasını ya da elde edilen gelirin fil koruma ve rehabilitasyon merkezlerine bağışlanmasını talep etti.

Soruşturma ve yasal çerçeve

Rajasthan Orman Müdürlüğü, çekimin yasal izinlere uygun olup olmadığını ve hayvan haklarına ilişkin düzenlemelerinin ihlal edilip edilmediğini incelemeye aldı.

Hindistan’da filler Yaban Hayatı Koruma Yasası kapsamında korunuyor olsa da, turizm ve eğlence sektörlerinde sömürüye maruz bırakılmaları uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Hak ihlali nerede başlıyor ve nerede bitmiyor?

Filin ölüm nedenine ilişkin tartışmalar, olayın özündeki hak ihlalini değiştirmiyor.

Fil boyama gibi uygulamalar, hayvanların bir “deneyim” ya da “görsel unsur” olarak sunulduğu sömürü pratiklerinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Özellikle turistik merkezlerde, yabancı ziyaretçilerin de dahil olduğu içerik üretimi ve deneyim ekonomisi, sürüngenlerden tembel hayvanlara, kaplanlardan maymunlara kadar hayvanların sistematik biçimde sömürülmesine zemin hazırlıyor. Bu tür içeriklerin sosyal medyada yaygınlaşması ise, benzer uygulamaların normalleşmesine ve yeniden üretilmesine yol açıyor.

Hayvanların özgürlüklerinin ellerinden alınması, insana bağımlı hale getirilmeleri ve “eğitim” adı altındaki işkence süreçlerinden geçirilmeleri bu tür tartışmalarda çoğunlukla geri planda kalıyor.

Oysa esaret altındaki filler genellikle “crush” olarak adlandırılan, itaat etmeye zorlandıkları travmatik süreçlerden geçirilerek eğitiliyor. Ardından turistik geziler, gösteriler ve benzeri faaliyetlerde kullanılıyor; çoğu zaman zincirlenmiş halde tutuluyor ve doğal yaşam koşullarından uzaklaştırılıyor.

Uzmanlar, günümüzde dijital üretim teknikleriyle benzer görsellerin hayvan kullanımı olmaksızın oluşturulabildiğine dikkat çekerek, canlı hayvanların bu tür projelere dahil edilmesinin gereksiz ve etik dışı olduğunu vurguluyor.

Hayvan seçicilik ve etik tutarlılık

İhlal, esaret ile başlarken burada bitmiyor: Temel düzeyde sorun, ister koyun veya inek olsun, ister fil veya zürafa olsun, bir hayvanın insan amaçları ve menfaatleri doğrultusunda kullanılması, sömürünün çeşitli gerekçelerle meşru ve yasal hale getirilmeye çalışılması.

Kendimize şu soruyu soralım: Eğer fil ölmeseydi ama yine de haber olsaydı, o zaman bu fotoğrafa sempati ve hayranlıkla bakıp alkış mı tutacaktık, yoksa yine bir hayvanın turizm ve sanat adı altında tutsak edilmesine ve sömürülmesine tepki gösterecek miydik? Ya da fil yerine benzer bir muameleye maruz bırakılan bu hayvan bir yılan, böcek veya balık olsaydı, aynı şekilde sesimizi yükseltebilecek miydik?

Etik tutarlılık; tüm hayvanlar için aynı çizgiyi koruyabilmeyi gerektirir.

Hayvan sömürüsüne destek vermeyin

Turistlere, sanatçılara, içerik üreticilerine ve tüketicilerine çağrımızdır:

  • Tatillerinizi, içeriklerinizi ve deneyimlerinizi bilinçli ve sorumlu bir şekilde planlayın.
  • Hayvanların haklarını gözeten işletmelere, alanlara ve üretim pratiklerine öncelik verin.
  • Türü ne olursa olsun, hayvanların turizm, eğlence, sanat veya içerik üretimi amacıyla kullanılmasına dayanan faaliyetlere katılmayın.
  • Hayvan sömürüsüne dayanan deneyimler sunan şirketlerden tur ve tatil satın almayın.
  • Hayvanları araçsallaştıran üretimlere imza atan sanatçıları, projeleri ve bu içerikleri görünür kılan mecraları desteklemeyin; bu pratikleri normalleştiren içerikleri yaygınlaştırmayın.

Hayvan sömürüsünü hayatın her alanında reddeden vegan yaşam felsefesini ve biçimini benimsemek, etik tutarlılığın en temel gereğidir.

Kaynaklar: Hindustan Times, World Animal Protection, PETA UK

Önceki İçerikCemre Nayir vegan yemek hakkını kullanabiliyor
Sonraki İçerikV-Label Türkiye: Açık başvuru

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.