<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>etik vegan arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/tag/etik-vegan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/etik-vegan/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Dec 2020 22:29:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>etik vegan arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/etik-vegan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[vegafobi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dosya konumuzun önceki iki bölümünde uzun uzun yazdık, bize yazılanları paylaştık. Birleşik Krallık’ta veganlara yönelik nefret suçlarının artmasını konu alan haberle başladık, Türkiye’de özellikle etik veganların önyargılı ve ayrımcı bir dil aracılığıyla maruz kaldığı nefret söylemlerine dair Twitter anketimizin sonuçlarıyla devam ettik. Şimdi, dosyanın son bölümünde sözü, bu alanda aktivizm yapan ve Koç Üniversitesi ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Dosya konumuzun önceki iki bölümünde uzun uzun yazdık, bize yazılanları paylaştık. Birleşik Krallık’ta veganlara yönelik nefret suçlarının artmasını konu alan haberle başladık, Türkiye’de özellikle etik veganların önyargılı ve ayrımcı bir dil aracılığıyla maruz kaldığı nefret söylemlerine dair Twitter anketimizin sonuçlarıyla devam ettik. </strong></p>



<p><strong>Şimdi, dosyanın son bölümünde sözü, bu alanda aktivizm yapan ve Koç Üniversitesi ile çeşitli derneklerde kapsamlı akademik çalışmalar yürüten Avukat Ezel Buse Sönmezocak’a bırakmak istiyoruz. </strong></p>



<p><strong>Yazı: </strong>Öykü Yağcı *

</p>



<p>Ezel, ayrıntılı yanıtları ve örnekleriyle bize, başvuru kaynağı niteliğinde çok önemli bilgiler verdi; nefret söylemi ve suçlarının dünyadaki ve Türkiye’deki hukuki boyutunu, yasalarla korunması gereken eşitlik ilkesinin ve toplumdaki yerleşik eşitlik kültürünün önemini anlattı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/Ezel-pic-222x300-1.jpg" alt="" /><figcaption>Av. Ezel Buse Sönmezocak</figcaption></figure></div>



<p><a rel="noreferrer noopener" aria-label="Birinci (yeni sekmede açılır)" href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-1/" target="_blank">Birinci</a> ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="ikinci (yeni sekmede açılır)" href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-2/" target="_blank">ikinci</a> bölümden bu yana kapsamı geniş tutmamızın nedenini daha önce belirtmiştim. Burada tekrar yinelemekte fayda görüyorum: Düşmanlık ve hoşgörüsüzlüğe dayalı her türlü nefret biçimini bünyemizden atmak için her birimize sorumluluk düştüğünü düşünüyoruz. Çünkü ağzımızdan ve klavyelerimizden dökülen her bir ötekileştirici söylem, medya ve sosyal medyanın etkisiyle virüs gibi yayılarak kendimizi ve birbirimizi yiyip bitiriyor. Bu nefret ve saldırganlık bazılarının benliğine, bazılarının hayallerine ve bazılarının da hayatlarına mal oluyor.</p>



<p>Bu kadar kötülüğün arasında eşit, hoşgörülü ve özgür bir toplum tahayyülü ve umuduyla&#8230;</p>



<p><strong>Nefret söylemi ve nefret suçu
nedir? Türkiye’de “dezavantajlı” kılınmış grupları hedefine alan önyargı
kaynaklı suçlara karşı herhangi bir hukuki ya da politik tedbir mevcut mu? </strong></p>



<p>Nefret söylemi ve nefret suçu kavramları Türkiye’de hukuk literatüründe görece yeni ve sınırlı şekilde ele alınan, hukuk fakültelerinde hukuk eğitimi sırasında pek üzerinde durulmayan, disiplinler üstü bir yaklaşımla ele alınması gereken konular olması nedeniyle de üzerinde her daim tartışmaların canlı olduğu kavramlar. </p>



<p>En sade haliyle bir tanım yapacak olursak, ırk, renk, dil, ulusal ya da etnik köken, dini inanç, yaş, engellilik, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya diğer statüleri nedeniyle bireylere veya gruplara karşı şiddeti, nefreti, ayrımcılığı veya hoşgörüsüzlüğü savunan, yayan veya teşvik eden ifadeler, nefret söylemidir. Bu sayılan gruplara veya söz konusu grupların mal ve mülklerine karşı, önyargı veya nefret nedeni ile işlenmiş olan suçlara ise nefret suçları diyoruz. </p>



<p>Nefret suçlarını tanımlarken önemli olan iki husus mevcut. Birincisi, bir suçun nefret suçu olarak ele alınabilmesi için öncelikle işlenen fiilin ceza kanununda suç olarak tanımlanmış ve yaptırıma bağlanmış olması gerekmektedir. Bu Türkiye Anayasası’nda da yerini almış olan evrensel bir hukuk ilkesi, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin bir gereğidir. İkincisi ise, nefret suçlarından bahsedebilmek için failin suçu mutlaka bir önyargı ya da nefret saikiyle yani motifiyle işlemiş olması gerekiyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bir başka ifadeyle, dezavantajlı grup mensubuna karşı işlenen her suç nefret suçu değildir. Failin, mağdurun bağı olan bu gruplara karşı bir önyargı ya da nefretle hareket ediyor olması gerekiyor. </p></blockquote>



<p>Örnek vererek ifade etmek gerekirse, “Suriyeli göçmenlerin pis koktukları ve bu nedenle toplu taşıma araçlarından ancak belli saat aralıklarında yararlanmaları gerektiği” şeklinde bir ifade, ulusal ve etnik köken nedeniyle bir gruba (Suriyeli göçmenlere) karşı ayrımcılığı savunan bir ifade olması nedeniyle nefret söylemine örnek verilebilir. Bununla birlikte, bir eşcinselin, eğlence mekanından çıktıktan sonra takip edilip eşcinsel olduğu için sokakta fiziksel şiddete maruz bırakılması ise nefret suçu olarak tanımlanabilir. Örneği biraz değiştirirsek, bir eşcinselin sokakta yürürken, eşcinsel olmasından bağımsız olarak hızla yaklaşan motorsikletli bir fail tarafından çantasının çalınması durumunda nefret suçundan bahsedilemeyecektir. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/2019-insan-haklari-raporu-lgbtilar-2019u-hak-ihlalleriyle-gecirdi.jpg" alt="" /><figcaption>Kaynak: <a href="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/2019-insan-haklari-raporu-lgbtilar-2019u-hak-ihlalleriyle-gecirdi.jpg">İleri Haber</a></figcaption></figure>



<p>Nefret suçlarını, diğer suçlardan ayıran temel özellik, nefret suçlarının hem mağduru hem de mağdurun bağlı olduğu grubu gelecekte de benzer saldırıların olması ihtimali nedeniyle korkuya sevk etmesidir. Hem mağdurun hem de mağdurun bağlı bulunduğu cemaatin ya da grubun toplumda istenmediği, kabul görmediği, bu topluma ait olarak görülmediği mesajı verilmeye çalışılır nefret suçlarının sonucunda. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Çünkü nefret suçları kişiye değil, aslında bütün bir gruba yöneliktir.</p></blockquote>



<p>Nefret suçları ile nefret söyleminin iç içe
geçtiği durumlar da mümkün olabilir. Bazı ülkeler iç hukuklarında nefret
söylemini ayrıca bir suç olarak tanımlamış durumdadır. Bu durumda nefret
söylemi de cezai sorumluluk gerektiren ayrı bir suç olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu konuda ülke pratikleri epeyce farklılık göstermekte. Almanya’da
örneğin Nazi propogandası ve anti-semitizm ifade özgürlüğünden yararlanamaz ve
nefret söylemi kapsamında ele alınırken, Amerika Birleşik Devletleri’nde nefret
söylemine kavram olarak dahi pek çok hukukçu tarafından eleştirel yaklaşılmakta
ve nefret söylemi çok dar bir kapsamda ele alınmaktadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye’de maalesef nefret söylemi ve nefret suçu ayrıca bir suç olarak tanımlanmış değildir. </p></blockquote>



<p>Nefret söylemi, çok dar bir şekilde, Türk Ceza
Kanunu’nun 216’ncı maddesinde (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama)
koruma bulabilir ama 216’ncı madde son derece sınırlı bir çerçeveye sahip.
Madde ilk paragrafında “halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge
bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin
ve düşmanlığa alenen tahrik etme”yi, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir
tehlikenin ortaya çıkması halinde, suç olarak tanımlıyor. İkinci paragrafında ise
“halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge
farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suç olarak düzenlenmekte. </p>



<p>Dikkatli incelendiğinde 216’ncı maddede çizilen çerçevenin, dezavantajlı tüm grupları korumaktan uzak olduğu görülüyor zira madde adeta tahrik ve aşağılamanın hangi nedenlerle yapılamayacağını sınırlı sayı dediğimiz usulle saymış. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yani 216’ncı madde kapsamına örneğin yaş ya da engellilik ya da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi statüleri saymadığı gibi, sınırlı sayı prensibi nedeniyle bu statülerden dolayı maruz bırakılan nefret söylemini kapsam dışı bırakıyor. </p></blockquote>



<p>Bana göre nefret suçu bakımından çok daha ilginç bir diğer madde, 122’nci madde. 122’nci madde, 2014’te TCK’ya eklenen yeni bir madde ve yasalaşma sürecinde kamuoyuna lanse ediliş şekli ve başlığı itibarıyla (nefret ve ayrımcılık suçu) sanki nefret söylemi ve nefret suçunu tanımlayarak cezalandıracak bir çerçeveyi haizmişçesine heyecan yaratmıştı ama 122’inci maddenin içeriği karşılaştırmalı hukukta örneğine az rastlanan bir şekilde dar. </p>



<p>Öncelikle yine Madde 216’ya benzer şekilde 122’nci
madde de sadece “belli nefretlere” sınırlı sayıda yer veriyor. Bunlar “dil,
ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din
veya mezhep farklılığı” olarak sayılıyor. Maddeye göre bu sınırlı farklılıktan
kaynaklanan nefret nedeniyle; “bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır
veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesi, bir kişinin
kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanması veya bir kişinin işe
alınması ve bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasının
engellenmesi” nefret ve ayrımcılık suçunu oluşturuyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Görüldüğü gibi, madde yine tüm ayrımcılık temellerini saymadığı gibi, yalnızca 3 suç tipi yaratıyor. </p></blockquote>



<p>Örneğin, bir kişiye siyasi düşüncesinden dolayı evini kiraya vermeyen ev sahibinin, ya da bir kadını cinsiyeti nedeniyle işe almayan işverenin ya da durakta otobüs bekleyen bir engellinin binebilmesi için araç rampasını açmaksızın duraktan ayrılan bir otobüs şoförünün madde 122 çerçevesinde nasıl cezalandırılacağı hususu, bu suçların altında yatan nefretin tespit edilmesinin son derece güç olduğu göz önüne alındığında, ispat hukuku bakımından da tartışılmaya muhtaç.</p>



<p><strong>Peki, “etik veganlık”
Birleşik Krallık ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde gördüğümüz gibi korunan
insan hakları kategorileri arasında felsefi bir inanç sistemi olarak sizce
kapsanabilir mi; TCK’nın 3., 115., 122., 125. ve 126. maddelerine dahil
edilebilir mi?</strong></p>



<p>Nefret söylemi ve nefret suçlarında korunan hukuki değer, azınlık ve diğer tüm dezavantajlı grupların, esasen tüm toplumun, eşit muamele görme hakkıdır. </p>



<p>Ayrımcılık üzerine yapılan çalışmalarda, ayrımcılığın nedeni -psikolojik ve sosyolojik teorilerin bir karışımı olarak, esas olarak Toplumsal Baskınlık Teorisi (Social Dominance Theory) ile açıklanır. Buna göre toplumlarda gücü veya kontrol araçlarını elinde tutan grup, kendi meşruiyetini tesis etmek ve yeniden üretmek amacıyla kendi kimlik ve söylemini normal, diğerlerini norm dışı kurgulayarak, kendi ideolojik aygıtlarını yaratır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İşte normun dışında kurgulanan bu kimlik ve ifadeler, baskın grup tarafından sistematik olarak ayrımcılığa, sosyal dışlanmaya ve yoksulluğa maruz bırakılır ve bu yolla toplumla bütünleşmesi engellenir. Bu çerçevede örneğin etnik veya ulusal azınlıklar, göçmenler, yaşlılar, kadınlar, eşcinseller, translar ya da engelliler, sistematik şekilde sosyal dışlanma ve ayrımcılığa maruz bırakılan “dezavantajlı” gruplardır.</p></blockquote>



<p>Dezavantajlı
gruplar tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Bir toplumda baskın çoğunluktan
ayrışan herhangi bir kimlik de, nefret söylemi ve nefret suçu bağlamında
korunmaya değer bir azınlık olabilir. Örneğin, cinsiyetçi ve heteroseksist bir
toplumda uzun saçlı ve küpe takan erkekler, eşcinsel ya da trans olup
olmamalarına bakılmaksızın, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalabilir. </p>



<p>Burada, nefret söylemi ve nefret suçunun oluşup oluşmadığı incelenirken önemli olan, ifade edilen nefretin kişisel bir duygu değil; kolektif bir şekilde, bağlı olunan/hissedilen grubun bir yargısının dışavurumu olup olmadığıdır. Nefret pek tabii ki bir kişisel duygu olarak ele alınabilir ve bu nedenle hukukun dışında kalabilir. Ama ne zaman ki nefret ideolojik bir dışavurum halini alır, o zaman hukukun konusuna girer. </p>



<p>Örneğin, “pembe renginden nefret ediyorum” ifadesi hukukun dışında kalırken, “pembe renk giyen erkeklerden nefret ediyorum” ifadesi, “pembe giyen erkekler” diye bir azınlık kategorisi olmamasına rağmen bir nefret söylemi olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla, nefret söylemi ve suçu ele alınırken, failin ve mağdurun kimliği kadar, söylemin hangi amaçla, hangi bağlamda, nerede, hangi fonksiyonla ortaya koyulduğu da önemlidir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesi düşünce, vicdan, din ve inanç özgürlüğünü koruma altına alır.</p></blockquote>



<p>Yine Sözleşme’nin ayrımcılık yasağı başlıklı 14’üncü maddesi uyarınca Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır. </p>



<p>9’uncu madde içtihat bakımından bir hayli zengindir. Mahkeme, “düşünce, vicdan ve din” kavramlarını nasıl ele alacağı yönünde zamanla bir ilkeler bütünü geliştirmiştir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Kişisel inançların, 9’uncu madde kapsamına girebilmeleri için iki ölçütün varlığı gerekmektedir. Bunlardan ilki, inancın belirli bir tutarlılık, ciddiyet, uyum ve önem derecesine ulaşmış olması; ikincisi ise insan onuruna saygıyla uyumlu bir inanç olarak değerlendiriliyor olmasıdır. </p></blockquote>



<p>Bu çerçevede, örneğin kürtaj karşıtlığı, Mahkeme tarafından madde 9 kapsamında bir “inanç” değildir. Fakat örneğin, Mahkeme pasifizm, vicdani retçilik ve veganlığı madde 9 kapsamında kabul edilen “inançlar” arasında saymıştır. Ancak, neyin 9’uncu madde kapsamında korunan bir “inanç” olduğunu tespit ederken, 9’uncu maddenin koruduğu hukuki değer hatırlanmalıdır. </p>



<p>En temelde 9’uncu madde düşünce ve vicdani kanaate sahip olunmasına, bir dini inanca mensup olunmasına, bunların geliştirilmesine, olgunlaştırılmasına ve hatta değiştirilmesine müsaade ederek bireyin, devlet tarafından aşılanmasına yani indoktrinasyona engel olmayı amaçlar. Bu kapsamda Mahkeme, 9’uncu madde başvurularında sıklıkla “iç dünya” (forum internum) kavramını kullanır. </p>



<p>Örnekle ifade edecek olursak, bir kişinin vegan olmasının arkasında pek çok neden olabilir. Sağlıklı beslenmek, genç bir cilde sahip olmak ya da fit kalmak olabilir. Ya da veganlık bir diyet olarak, kişinin hayatının belli bir döneminde uyguladığı bir beslenme şeklinden ibaret olabilir. Veganlık bazı alerji durumlarından kaynaklı dönemsel bir tercih de olabilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Örneğin bu hallerde, veganlık madde 9 kapsamında “belirli bir tutarlılık, ciddiyet, uyum ve önem derecesine ulaşmış” bir inanç olarak korunacak mıdır? Cevabım hayır. </p></blockquote>



<p>Ancak, Mahkeme’nin içtihatlarınca da artık sabit olduğu üzere etik veganlık olarak ifade bulan, felsefi, politik ve/veya ahlaki motivasyonlarla kişinin hayatında topyekün bir hayat tarzına işaret eden veganlık, madde 9 kapsamında korunan bir “inanç”tır. </p>



<p>Pozitif hukukun meseleyi bir inanç özgürlüğü olarak ele alma şeklinden farklı olarak, konuya yaklaşımım kişinin iç dünyası ya da inancın ciddiyeti, tutarlılığı ya da önemi gibi kriterlerden ziyade, baskın grup karşısında veganların ayrımcılık ve sosyal dışlanma yaşayıp yaşamadığı meselesi üzerinden şekilleniyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/inek-ve-insan.jpg" alt="" /><figcaption>Fotoğraf: Marji Beach/Visualhunt, <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0/">CC BY-ND</a> </figcaption></figure>



<p>Hayvan sömürüsünün günümüz küresel ekonomik koşullarında bir “norm” olduğu şüphesiz hakikat. Fakat veganlar, bu küresel endüstriyel sisteme karşı çıktıkları için sistematik ayrımcılığa, şiddete veya sosyal dışlanmaya maruz kalıyor mu? Örneğin veganlar, vegan oldukları için haklara erişimde, istihdama katılımda sorun yaşıyor mu? Yoksa serbest piyasa koşulları uyarınca, inançları gereği kullanmaları gereken ürünlere özgürce erişebiliyor mu? </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Vegan oldukları için maruz kaldıkları zorbalık, taciz ve nefret içerikli söylemler, biraz önce anlatmaya çalıştığım gibi “kişisel bir duygu” olan nefretten mi yoksa bir ideolojinin parçası olan nefretten mi kaynaklı?</p></blockquote>



<p>Burada ayrımın her bir olay özelinde, titizlikle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bir başka ifadeyle, kategorik olarak veganlığın bir felsefi inanç olmasından hareketle, veganlara karşı üretilen her şiddet içerikli söylemi nefret söylemi olarak tanımlamak mümkün olmayabilir. </p>



<p>Nefret suçu kapsamında ise, AİHM’in etik veganlığı “felsefi inanç” olarak kabul etmesinden hareketle, veganlara yönelen zorbalık, taciz ve şiddet içerikli söylem ve eylemlerin sizin de sorunuzda isabetli bir şekilde dikkat çektiğiniz üzere madde 115 kapsamında “inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi” suçunu ve madde 125 kapsamında “hakaret” suçunu oluşturacağının tespiti gerekir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hakaret suçunun kişinin felsefi inancını açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından dolayı işlenmesi, hakaret suçunun nitelikli hali olup daha yüksek cezayı gerektirmesi bakımından, veganlar için ayrıca öneme sahip. Dolayısıyla diğer maddelerin değil ama özelikle 125 ve 115’inci maddelerin veganları “teknik olarak” koruyacaklarını söylemek mümkündür.</p></blockquote>



<p><strong>Son zamanlarda özellikle sosyal
medyada bireylere yöneltilen bazı politik eleştirilerin dahi “linç” olarak
tanımlanabildiğini görüyoruz. Oysa “linç edilmek” fiziksel ve psikolojik
düzeyde oldukça ağır sonuçları olan, kökü derinlere inen bir fiil. Eleştiri,
linç, nefret söylemi ve nefret suçu arasındaki ayrımı, konuya nispeten kavram
düzeyinde uzak olanlar için en net şekilde nasıl ortaya koyarız? </strong></p>



<p>Aslında bu ayrımlara genel hatlarıyla şimdiye kadar biraz değinmiş olduk. Nefret suçu bahsettiğimiz üzere, tamamen farklı bir kategori, nefret suçundan bahsetmek için ortada ceza kanunlarında açıkça tanımlı bir nefret suçu düzenlemesinin bulunması gerekiyor. </p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/12512517_1658643907728401_165996306207162555_n.jpg" alt="" width="573" height="381" /><figcaption>Kaynak: <a href="https://metehanud.wordpress.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Metehanud (yeni sekmede açılır)">Metehanud</a></figcaption></figure>



<p>Eleştiri, linç ve nefret söylemini nasıl ayıracağımız konusunda belirleyici faktör ise ifadenin, yöneldiği gruba duyulan nefret veya önyargı saikinin sonucu olup olmadığıdır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Örneğin, vegan olduğu bilinen bir kişiye “vegan olduğu için beyninin gelişmediğini, dolayısıyla da sağlıklı düşünemediğini” söylemek, veganlara duyulan önyargı nedeniyle bir nefret söylemidir. Kişiye “vegan olduğu için gerizekalı olduğunu” söylemek ise, hakaret suçunun belirli bir felsefi inanca yönelmesi nedeniyle nefret suçudur. </p></blockquote>



<p>Eleştiri ve
linçe gelindiğinde ise artık konuyu ifade özgürlüğü açısından ele almak
gerekir. İfade özgürlüğü, insan hakları sisteminin çok büyük önem verdiği ve bu
nedenle çok özenle koruduğu bir haktır. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması,
bu nedenle, ancak son derece istisnai şartlarda mümkün olabilir. AİHM’in
defaatle belirttiği üzere, ifade özgürlüğü yalnızca insanların üzerinde mutabık
olduğu veya rahatsız edici bulmadıkları ifadelerin korunmasından ibaret
değildir. Aksine, ifade özgürlüğü toplumu rahatsız eden, şoke eden ve rencide
eden görüşleri de korur. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Ancak ifade özgürlüğü her ne kadar geniş bir şekilde yorumlansa da, tabii ki sınırsız değildir. Kasıtlı olarak nefret, şiddet veya ayrımcılığa teşvik eden söylemler ifade özgürlüğü kapsamında koruma görmezler. </p></blockquote>



<p>İfade özgürlüğü konusu çok daha geniş bir konu, dolayısıyla soruyla bağlantılı olarak şunu ortaya koymak yeterli olacaktır: Bir eleştiri, açıkça şiddet içermediği veya şiddete açıkça teşvik etmediği sürece, ifade özgürlüğü kapsamında korunmalıdır. </p>



<p>Burada tıpkı nefret söylemini açıklarken ortaya koyduğumuz gibi, özellikle azınlıkların ifade özgürlüğü daha geniş bir koruma altındayken, baskın grup ve ideolojilerin dışavurumlarında “açık bir şiddet tehlikesi” olup olmadığı hususu önem arz eder. </p>



<p>Örneğin, ateistlerin genel nüfusun %1’ini oluşturduğu bir ülkede bir Ateizm Derneği Başkanı’nın resmi sosyal medya hesabından “Bu ülkenin tüm çocuklarını ateist yapacağız, bu yolda kanlı da olsa kansız da olsa her aracı kullanmaktan çekinmeyeceğiz” şeklindeki bir ifadesiyle, ülke nüfusunun %95’inin mensubu olduğu bir dini tarikat liderinin “Bu ülkenin tüm çocuklarını dinimiz emirlerine uygun yetiştireceğiz, bu yolda kanlı da olsa kansız da olsa her aracı kullanmaktan çekinmeyeceğiz” şeklindeki ifadesi, “açık bir şiddet tehlikesi olup olmamadığı”nın tespiti açısından farklı konumlanacaktır. </p>



<p>Linç ise hukuki bir terim değil, fakat çoğunluk tarafından uygulanması ve genel tanımı itibarıyla fiziksel şiddet içermesi, içermekle tehdit etmesi ya da şiddeti körüklemesi bakımından eleştiriden ayrılmaktadır. </p>



<p>Fakat şunu ifade etmek gerekir, şiddet nasıl ki salt fiziksel şiddetten ibaret değilse, sosyal medyada “linç” adı verilen yoğun eleştiriler de, maruz kalan açısından psikolojik şiddete dönüşebilir. Zira sosyal medya, çok çabuk “çoğunluk” olunabilen, sanal ortamda hukuki kişiliğin gizlenmesi suretiyle de zorbalığa ve hakarete kolaylıkla zemin hazırlayabilen bir mecra. İfadelerini dışavurması nedeniyle, sistematik şekilde hakarete varan ağır eleştiri ve söylemsel şiddete maruz kalmak, kişide ciddi izler bırakabilir ve travmatize edici olabilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İfade özgürlüğüne karşı özellikle sosyal medyada bir kültür haline gelen “linç” kültürünün de hukuken daha yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. </p></blockquote>



<p><strong>Kültürel ve sosyo-politik
düzeyde bu tür ayrımcılıkların bir ortak noktası ve ayrıştığı yerler var mı
(heteroseksist düzen, insanmerkezcilik gibi)? Örneğin “vegan stigma”dan veya
“vegafobi”den bahsedebilir miyiz? Homofobi, transfobi veya zenofobi vb. temelli
nefret suçlarıyla veganların karşılaştıkları nefret söylemlerini
karşılaştırmakta bir sorun görüyor musunuz?</strong></p>



<p>Tüm ayrımcılık biçimlerinin esasen birbiriyle bir şekilde bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Örneğin heteroseksizmi yaşçılıktan, ırkçılığı insan merkezcilikten, ataerkiyi homofobiden bağlantısız görmek mümkün değil. Bu anlamda ayrımcılık zeminlerinin birini diğerinden daha önemsiz görmek mümkün değil. Ben vegan değilim, vegan olmayı deneyimlemeye çalışıyorum ama henüz kendime vegan diyemiyorum. Dolayısıyla bir “vegan stigma”dan veya “vegafobi”yi deneyimlemediğim için bu konuda fikir beyan etme önceliğimin olmadığını düşünüyorum. Ama tabii ki kişisel tanıklıklarım var. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Veganların vegan oldukları için tacize, zorbalığa, siber ya da söylemsel şiddete maruz kaldığının örneklerine her gün şahit oluyorum. </p></blockquote>



<p>Biraz önce ifade ettiğim gibi, nefret söylemi ve nefret suçunun ana ekseni olan “nefret”in, ideolojik bir dışavurum olması önemlidir. Nefret söylemi ve nefret suçlarında korunan hukuki değer, tüm toplumun, eşit muamele görme hakkıdır. Bu esasen bir eşitlik ve hoşgörü içinde aynı toplumda yaşama motivasyonu ile ilgilidir. Pek tabii ki tüm hukuk sistemleri “açık ve gerçekçi” şiddet tehlikesini çok daha öncelikli olarak ele alır ve bu tehdidin toplumdan elimine edilmesi için mekanizmalar kurarlar. </p>



<p>Bu çerçevede, fiziksel şiddete maruz kalma ve öldürülme riskine sistematik olarak daha fazla maruz kalan grupların hukuk tarafından daha hızlı ve özenli bir şekilde korunması olağandır. Ancak korunan esas hukuki değerin “bir arada, barış içinde, eşitçe yaşayan bir toplum” olduğu nefret söylemi ve suçları bakımından bir ayrımcılık ve nefret kategorisini bir başka kategoriden ayırmak ve aralarında bir önem hiyerarşisi kurmanın hak temelli bakış açısıyla açıklanabileceğini düşünmüyorum.</p>



<p><strong>Peki, stereotipleştirme denilen kalıp yargılarla ve vegan kimliğine ilişkin olumsuz egemen algıyla nasıl mücadele edebiliriz?</strong></p>



<p>Nefret söylemi özünde azınlıkların eşitlik
haklarının inkârıdır. Kalıp yargılarla mücadelede bir bütün olarak toplumun,
hem tüm azınlıkların hem de çoğunluğun eşit saygı ve eşit muamele hakkına sahip
olduğunu kabul eden yasalar getirilmesinde ve bu yasaların uygulanmasında
kararlılık göstermesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak ifadenin
cezalandırılması, salt ceza hukuku içerisinde bir mesele olarak ele alınması, tek
yol değildir. Özellikle medyada meslek ilkelerinin ve kurallarının nefret
söylemine geçit vermeyecek şekilde standartize edilmesi gerektiğini
düşünüyorum. </p>



<p>Ancak tüm bunlardan çok daha önemlisinin, toplumda bir arada barış içinde yaşama motivasyon ve taahhüdünün varlığı ve bunun sonucu olarak yerleşik bir eşitlik kültürü olduğunu düşünüyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Eşitlik ve demokrasi kültürünün yerleşik olmadığı bir toplumda, en mükemmel ayrımcılık karşıtı yasaları bile yürürlüğe soksanız, kalıp yargılar ve nefretle mücadele edemezsiniz. </p></blockquote>



<p>Bunu nasıl başaracağımızın cevabını ise hukukçulardan ziyade toplum bilimcileri dinleyerek bulabileceğiz sanırım.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/nefret-suclari-lgbti-lara-yonelik-varolussal-bir-tehdit.jpg" alt="" /><figcaption>Çizim: Aslı Alpar, Kaynak: <a href="https://kaosgl.org/haber/nefret-suclari-lgbti-lara-yonelik-varolussal-bir-tehdit" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label=" (yeni sekmede açılır)">Kaos GL</a></figcaption></figure>



<hr class="wp-block-separator" />



<p><strong>Bu kapsamlı yanıtlar için Ezel’e bir kez daha teşekkür ederken, bizi Ezel’e yönlendiren Kaos GL’den ve HAKİM’den arkadaşım, bu yazıdaki iki çizimin de sahibi Aslı Alpar’a da teşekkür ediyorum.</strong></p>



<hr class="wp-block-separator" />



<p>

(*) TVD Sosyal Medya ve Gönüllü Koordinatörü, Yunuslara Özgürlük Platformu &amp; Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyesi

</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[söylemsel şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[vegafobi]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veganlara yönelik nefret söylemleriyle ilgili yazımızın ikinci kısmında, Birleşik Krallık’taki gelişmeleri geride bırakıp Türkiye’ye dönüyoruz. Yazı: Öykü Yağcı * Dosya konumuzun ilk bölümünde, özellikle Birleşik Krallık’taki güncel gelişmeler ışığında etik veganlık, yasal korumalı özellikler ve vaka örneklerini ele alarak, The Times gazetesinde geçtiğimiz ay yayımlanan &#8220;veganlara yönelik nefret suçlarında artış&#8221; içerikli haberin ayrıntılarını paylaşmıştık. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Veganlara yönelik nefret söylemleriyle ilgili yazımızın
ikinci kısmında, Birleşik Krallık’taki gelişmeleri geride bırakıp Türkiye’ye
dönüyoruz. </strong></p>



<p><strong>Yazı: </strong>Öykü Yağcı *</p>



<p>Dosya konumuzun ilk bölümünde, <a href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-1/">özellikle Birleşik Krallık’taki güncel gelişmeler ışığında etik veganlık, yasal korumalı özellikler ve vaka örneklerini ele alarak</a>, The Times gazetesinde geçtiğimiz ay yayımlanan &#8220;veganlara yönelik nefret suçlarında artış&#8221; içerikli haberin ayrıntılarını paylaşmıştık. </p>



<p>Bu kez bağlantılı olarak 28-30 Ağustos tarihleri arasında veganların yanıtlamasını istediğimiz Twitter’daki mini-anket sonuçlarını, konuyla ilgili aktivizm yapan, Koç Üniversitesi ile çeşitli derneklerde kapsamlı akademik çalışmalar yürüten Avukat Ezel Buse Sönmezocak’ın sorularımıza verdiği yanıtlarından kısa alıntılarla birlikte değerlendireceğiz. Kendisiyle yaptığımız ayrıntılı röportajın tamamı ise, dosya konusunun üçüncü bölümü olarak anket sonuçlarından sonra yayımlanacak.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Neden bu konu? </h4>



<p>Öncelikle Türkiye’deki mevcut duruma dair yanıt aramamızın tek nedeni The Times gazetesinde çıkan haber değildi; o araştırma sadece tetikleyici bir unsur oldu. </p>



<p>Sosyal medya yönetimine destek verdiğim bazı hayvan hakları gruplarına daha çok Twitter üzerinden gönderilen yorum ve özel mesajlarda özellikle Kurban Bayramı’nda paylaşılan öldürülmüş hayvanların bedenleri ve kesilmiş başlarının fotoğraf ve videoları, ana akım medya dışında kendini muhalif olarak tanımlayan mecralarda dahi veganlığın çarpıtılmış temsili ve yine çeşitli ortamlarda veganların maruz bırakıldığı farklı seviyelerdeki düşmanlık, söylemsel ve görsel şiddet bizi bu konuya eğilmeye, bu konu üzerinde düşünmeye yöneltti. </p>



<p>Aslına bakarsanız haber, anket ve röportaj içeren bu yazıyı hazırlarken, özellikle vegan olmayan bazı kişilerin, pek çok mücadele alanını ve biçimini bulduğu gibi, bu içeriği de abartılı veya anlamsız olarak etiketleyeceğini, “duyar kasma” olarak yorumlayacağını, hatta tweet altına kendilerince komik ve aşağılayıcı ifadeler bırakacaklarını düşünmüştüm. Beklediğimden çok daha az bu tür yorum ve paylaşım gelmiş olsa da bu kez de bizi şaşırtmayanlar oldu. “Memleketin veganı da mağdur arkadaş!” yorumu çalışmayı değersizleştirme çabalarına yönelik tahminimi boşa çıkartmazken, “Anti-vegan müzik listeleri bile var” yanıtı da vegan karşıtlığının ne ulvi amme hizmetlerine kadir olduğunu görebilmek açısından iyi oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1.png" alt="" class="wp-image-2862" width="366" height="437" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1.png 731w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-252x300.png 252w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-696x829.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-352x420.png 352w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" /><figcaption>Anket duyurumuza yönelik paylaşımlardan biri</figcaption></figure>



<p>Şimdi bu mini-anketi iyi ki yapmışız (ve umarım konuyla ilgili verilerin sistematik toplandığı kapsamlı bir çalışma ileride yapılır) diyorum çünkü anket, bize gönderilen yanıtların bir kısmında veganların aile, okul ve iş yerinde dışlanmasının, kışkırtıcı, önyargılı ve ayrımcı bir dil ile ayrıştırılmasının, dalga konusu olmasının veya taleplerinin önemsenmemesinin aslında bireyler üzerinde tahmin edilenden çok daha derin olumsuz etkiler bırakabildiğini, hatta bazılarının aile ve arkadaşlık ilişkilerini ne denli etkilediğini, kariyerlerinin önünde görünmez ama güçlü bir engel olarak görülebildiğini aktarabilmek için etkili bir araç oldu.</p>



<p>Açıkçası, özel hayatlarında konuyla ilgili yaşadıkları sıkıntıları özel mesaj aracılığıyla samimiyetle aktaran ve bu aktarımları yazımız dahilinde paylaşmamıza izin veren pek çok kişiye de borçlu olduğumuzu hissediyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Aile bireylerinin, arkadaşların ve işverenlerin kapsayıcı, kucaklayıcı ve destekleyici olması halinde daha umutlu ve adaletli bir dünyaya uyanacağımızın anlaşılması, özellikle iş dünyasında insan kaynakları departmanlarına düşen görev ve sorumlulukların farkına varılması açısından, anket sonuçlarının ve röportajımızın faydalı olmasını, o birilerine ve karar vericilere ulaşmasını umuyorum. Hem iş yerlerinde veganların haklarının tanınması ve teslimi hem de aile ve arkadaş çevresinde bireylerin kararlarına saygı gösterilmesi için&#8230;</p></blockquote>



<p>Daha da önemlisi, takipçilerimizden biri “Veganlığı bu şekilde marjinalleştirmemek gerek. Veganız çünkü doğanın ve canlıların yaşam haklarını korumakla, savunmakla yükümlüyüz” diyordu. Kendisine hak veriyorum; hatta hazırlık aşamasında benim de aklımın bir ucuna takılan endişelerden biri buydu. Üzerine biraz daha ayrıntılı düşününce durumun pek de bundan ibaret olmadığına ikna oldum. Çünkü tüm bu ötekileştirici söylemler, politik bir tutum benimseyerek sistem eleştirisi yapan etik veganlara da yönelik kalıp yargıları güçlendirerek her seferinde nefreti, tahammülsüzlüğü ve öfkeyi körüklüyor. Birey ve toplum açısından iyiye değil, kötüye gidişe yol açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/9f497e0f-cf38-4d2a-a0ca-4489b14ec057-1024x556.jpg" alt="" class="wp-image-2864" width="321" height="170"/><figcaption>Kaynak: Twitter</figcaption></figure>



<p>Dolayısıyla bu yazı dizisini geniş kapsamlı tutarak, bu kavramları tartışmayı açarak veganlar için mağduriyet yaratmayı veya veganları marjinalleştirmeyi değil, olumsuz genelleme ve çarpıtmalar ile marjinalleştirilen etik veganlara dair önyargıları ve var olan mağduriyetleri ortadan kaldıracak bireysel ve kurumsal farkındalığın oluşmasını ve yayılmasını amaçlıyoruz. Daha adil, barışçıl ve hoşgörülü bir birlikte yaşamı beraber tesis edebilmek için&#8230;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Anket ve değerlendirme yöntemi </h4>



<p>28 Ağustos’ta başlattığımız anketi Twitter, Facebook ve Instagram gibi hesaplardan ilgili bağlantıyla birlikte duyurup yanıtları öncelikle Twitter’da toparlamaya çalıştık. Herkese açık şekilde deneyimlerini paylaşmak istemeyenler için özel mesaj (DM) seçeneğini de açık bırakarak not düştük. </p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/IMG-6400.jpg" alt="" class="wp-image-2865" width="297" height="373"/><figcaption>Instagram hikaye duyurusu</figcaption></figure>



<p>Twitter
hesabı olmayan veganları dahil edebilmek için de bu kişilerin diğer sosyal
medya profillerimize gönderdiği yorumları ve mesajları dikkate alıp çalışmamıza
dahil ettik. Twitter’a ek olarak mesaj ve yorumların çoğunu Instagram’dan
aldık. Facebook sayfamıza, konuyla ilgili neredeyse hiç yorum ve mesaj gönderilmedi.
</p>



<p>Belirtilen
süre dolduktan sonra ankete cevaben yalnızca tek bir ek deneyim paylaşımı
geldi. Anketin yapısına ve yöntemine zarar vermeyeceği için bu yorumu da değerlendirmemize
ekledik.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Ankete gelen cevaplarda en sık rastladığımız sözcüğü/kalıbı/yorumu görselleştirebilmek için de Kelime Bulutu’nu (word cloud) kullandık. Örneğin; şaşırtıcı ama gerçek, “erken yaşta öleceksin” veya “Allah’a şirk koşuyorsun” cümleleri birkaç kez farklı yanıtlarda karşımıza çıktı. Bu nedenle ana cümleyi en sık gördüğümüz haliyle temel alıp “erken öleceksin, Allah’a karşı geliyorsun” gibi benzer ifadeleri içeren yanıtları da bu kalıp dahilinde buluta ekledik. Buluttaki ağırlıklarını görünce şaşırmayın diye özellikle not düşme ihtiyacı hissettim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="616" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1024x616.jpg" alt="" class="wp-image-2866" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1024x616.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-300x180.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-768x462.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1536x924.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-2048x1232.jpg 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-696x419.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1068x643.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1920x1155.jpg 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-698x420.jpg 698w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Kelime Bulutu en çok kullanılan sözcük ve kalıpları göstermenin yanı sıra anketi yanıtlayanların yaşadıkları ve hissettiklerini ifade etme biçimleri hakkında da fikir veriyor.</figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Anketin zayıf yönleri</h4>



<p>Veganlarla paylaşılması ve daha fazla kişiye ulaşması için farklı vegan aktivist grupların bulunduğu Whatsapp gruplarında çağrı yapmamıza rağmen anketin bireysel hesaplardan ve oluşum sayfalarından yeterince paylaşılmadığını gördük. Bu da sorumuzun beklediğimizden daha az kişiye ulaşmasına neden oldu.</p>



<p>Anket süresini ilk başta iki gün olarak belirlememizin nedeni ise, sonuçları aynı hafta paylaşmayı planlamamızdı. Çalışmayı daha geniş bir zamana yaysaydık elbette daha fazla kişiye ulaşabilecektik. </p>



<p>Aynı zamanda düşük bir ihtimal de olsa Twitter başta olmak üzere sosyal medya platformlarındaki genel manipülasyonun bilincinde olarak, sonucu etkilemek amacıyla anketi oylayanların bir kısmının vegafobi [1] güden naveganlar olabileceğinin farkındayız. Bu notu, özellikle anketin doğruluk oranına az da olsa etki edebilecek bir faktör olduğu için ekleme gereği duydum. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Anket sonuçları</h4>



<p>İki günde Twitter üzerinden toplam 310 oy verildi. “Vegan olduğunuz için okulda, iş yerinde, sosyal medyada yazılı/sözlü hakarete/ayrımcılığa/saldırıya uğradınız mı?” sorumuzu yanıtlayanların %61,9’u “evet”, %38,1’i “hayır” seçeneğini işaretledi.</p>



<p>Belirlediğimiz
süre içinde ankete, çoğu deneyim paylaşımı olan toplam 42 yorum yapıldı, 12 DM
gönderildi. 1 özel mesaj da anket süresi dolduktan sonra alındı. </p>



<figure class="wp-block-embed-twitter wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true"><p lang="tr" dir="ltr"><a href="https://twitter.com/hashtag/Vegan?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Vegan</a> olduğunuz için okulda, iş yerinde, sosyal medyada yazılı/sözlü hakarete/ayrımcılığa/saldırıya uğradınız mı? Ayrıntıları ve varsa SS/foto/videoları bekliyoruz.</p>&mdash; Vegan Derneği Türkiye (@TvdOrgTr) <a href="https://twitter.com/TvdOrgTr/status/1299249424057671682?ref_src=twsrc%5Etfw">August 28, 2020</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Arka plan: Kavramlar</h4>



<p>Bu dosya kapsamında görüştüğümüz ve röportajının tamamını üçüncü bölüm olarak daha sonra yayımlayacağımız Avukat Ezel Buse Sönmezocak’ın paylaştığı tanıma göre nefret söylemi; “Irk, renk, dil, ulusal ya da etnik köken, dini inanç, yaş, engellilik, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya diğer statüleri nedeniyle bireylere veya gruplara karşı şiddeti, nefreti, ayrımcılığı veya hoşgörüsüzlüğü savunan, yayan veya teşvik eden ifadelerdir”. </p>



<p>Nefret suçu ise, “Bu sayılan gruplara veya söz konusu grupların mal ve mülklerine karşı, önyargı veya nefret nedeni ile işlenmiş olan suçlardır.”</p>



<p>Deneyimlerimiz, gördüklerimiz ve anketten çıkan sonuçlar Türkiye’de ağırlıklı olarak nefret söyleminin ve vegafobinin varlığına, söylemsel ve görsel (dolayısıyla psikolojik) şiddete ve küfür, aşağılama, hakaret içeren söylemlerin etkinliğine işaret ediyor. &nbsp;</p>



<p>Ezel de “Veganların vegan oldukları için tacize, zorbalığa, siber ya da söylemsel şiddete maruz kaldığının örneklerine her gün şahit oluyorum,” diyor ve ekliyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Örneğin, vegan olduğu bilinen bir kişiye ‘vegan olduğu için beyninin gelişmediğini, dolayısıyla da sağlıklı düşünemediğini’ söylemek, veganlara duyulan önyargı nedeniyle bir nefret söylemidir. Kişiye ‘vegan olduğu için gerizekalı olduğunu’ söylemek ise, hakaret suçunun belirli bir felsefi inanca yönelmesi nedeniyle nefret suçudur.” </p></blockquote>



<p>Ancak nefret suçu, çok daha
derinlemesine irdelenmesi gereken bir konu. Aynı şekilde Ezel’e göre, nefret
söyleminin olup olmadığının değerlendirmesinin de her bir olay özelinde
titizlikle yapılması gerekiyor: “Kategorik olarak veganlığın bir felsefi inanç
olmasından hareketle, veganlara karşı üretilen her şiddet içerikli söylemi
nefret söylemi olarak tanımlamak da mümkün olmayabilir.” </p>



<p>Elbette iş yerinde, okulda ve/veya sosyal medyada egemen ve çoğunluk grubun hedefi haline gelebileceğini düşünen bir vegan, milliyeti veya cinsel yönelimleri nedeniyle ağır nefret suçlarına maruz bırakılan bireyler gibi daimi güvensizlik veya korku hissetmiyor olabilir; fiziksel şiddete ve saldırıya uğramıyor olabilir. Fakat ayrımcılık biçimlerinin birbirinden bağımsız olduğunu söylemek pek de mümkün değil. Bu konuda Ezel ile aynı görüşteyiz: “Tüm ayrımcılık biçimlerinin esasen birbiriyle bir şekilde bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Örneğin heteroseksizmi yaşçılıktan, ırkçılığı insan merkezcilikten, ataerkiyi homofobiden bağlantısız görmek mümkün değil. Bu anlamda ayrımcılık zeminlerinin birini diğerinden daha önemsiz görmek mümkün değil.” </p>



<p>Dolayısıyla özellikle vegan bir yaşam biçimine yeni geçiş yapmış olan veya bunu düşünen biri, arkadaş grupları arasında dışlanmaktan, dalga konusu olmaktan korktuğu için benliğini ortaya koymaktan çekinebiliyor. Hayvan hak ve özgürlüğü üzerinden etik veganlığını ortaya koyanlar ise, norm ve normal olarak kabul edilmiş kimlikler, yaklaşımlar ve uygulamalar üzerinden, egemen ve çoğunluk grubun üyeleri tarafından baskı altına alınmak amacıyla söylemsel ve görsel şiddete maruz bırakılabiliyor. </p>



<p>Bazen bu durum, özellikle sosyal medyada örgütlü hale bürünebiliyor. Çok takipçili bir hesap, hayvan özgürlüğünü savunan bir vegan profili alenen hedef gösterebiliyor ve takipçileri yoluyla toplu halde saldırabiliyor, taciz edebiliyor. </p>



<figure class="wp-block-gallery columns-3 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="576" height="1024" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-576x1024.jpg" alt="" data-id="2867" class="wp-image-2867" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-576x1024.jpg 576w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-169x300.jpg 169w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-236x420.jpg 236w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu.jpg 640w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="640" height="416" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1.jpg" alt="" data-id="2871" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/egfjbycu0aacxuh-1/" class="wp-image-2871" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1.jpg 640w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1-300x195.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="640" height="372" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg" alt="" data-id="2872" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/egfjbx4vkaiyviu-1/" class="wp-image-2872" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg 640w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></li></ul></figure>



<figure class="wp-block-gallery columns-0 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"></ul></figure>



<p>Çalışma ortamında ise bir vegan, iş arkadaşları tarafından toplu halde yemek masasında alay veya &#8220;espri&#8221; konusu haline gelebiliyor. Çoğu zaman &#8220;şaka olsun diye&#8221; yapıldığı söylenen ve vegafobik kişilerce “komik” bulunan bu hakaretler, vegan kişi üzerindeki baskıyı ve etkiyi hiç tahmin etmediğimiz kadar artırıp kişinin hayatında olumsuz bir iz bırakabiliyor. Diğer taraftan saldıranlar, hakaret suçunun yükünü paylaşarak hafifliyor, kalabalık olmanın verdiği güç de saldıran kişilerin kendilerini haklı görmelerine yardımcı oluyor. </p>



<p>Bazen de vegafobik tek bir şef veya garson tarafından gizlice yapılabiliyor [2].  </p>



<p>Nitekim anket sonuçlarımızda da bu deneyimlerin yaygın bir şekilde farklı seviyelerde yaşandığını görüyoruz. Bu davranışların ardındaki bireysel ve toplumsal psikolojiyi (varoluşsal tehdit algısı, ikilemin verdiği rahatsızlık nedeniyle kişinin kendisine karşı öfkesi, içsel çatışma, konfor alanını terk edememe vb.), kendisi de bir vegan olan akademisyen <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Doç. Dr. Deniz Altınbaş farklı bilimsel kaynaklardan faydalandığı yazısıyla (yeni sekmede açılır)" href="https://www.gercekedebiyat.com/haber-detay/toplumun-yeni-zencileri-veganlar-doc-dr-deniz-altinbas/4474" target="_blank">Doç. Dr. Deniz Altınbaş, farklı bilimsel kaynaklardan faydalandığı anlamlı yazısıyla</a> ayrıntılı bir biçimde, tane tane açıklıyor. İlgilenenlerin okumasını tavsiye ederken, özellikle ortamlarda &#8220;istenmeyen insan&#8221; olabilen etik veganların bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanlış yorumlanan asıl gayelerine dair bölümü alıntılayıp sözü daha fazla uzatmadan anket yanıtlarına geçmek istiyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>&#8220;Bazı insanlar, veganlar fikirlerini kendilerine sakladığı müddetçe onlara tahammül edebileceklerini söylüyor. Veganların kendi aralarında da propaganda yapılıp yapılmaması konusunda bir tartışma mevcut. Hayvanlar da çocuklar, yaşlılar ya da zihinsel engelliler gibi kendilerini savunamıyor. Birilerinin onların adına konuşması gerekiyor. Bir çocuk, bir dilsiz, bir yaşlı eziyet görürken, sömürülürken bunu görüp de sessiz kalmak vicdanımızı nasıl rahatsız etmez? İşte veganlar da kendileri için konuşamayanlar adına konuşuyorlar.&#8221;</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Anket sonuçlarında öne çıkan yanıtlar</h4>



<p><strong>Veganlara söylemsel ve görsel
şiddette bulunmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“@_KomutanLogar adlı sayfanın Instagram’ında sistematik olarak 2-3 ayda bir, özellikle kurban bayramında yorumumun ss’ i (ekran görüntüsü) paylaşılıp linç ediliyorum. Yüzlerce yorum oluyor ve hepsi cinsiyetçi, türcü ve homofobik.&#8221;</li><li>“Aşırı etçil bir arkadaşımın her kurban bayramında telefonuma kesilmiş hayvan parçası resmi göndermesi tehdidini yaşıyorum. Benim içim acıyor, o kendi kafasında dalgada.”</li><li>“Mangal videoları atıyorlar (Canımın isteyeceğini düşünerek&#8230;) Aptalca buluyorum. Saygı duymalarını bırakın, küçümseyip acıyorlar. Hiç düşünmemiştim bu kadar psikolojik şiddete maruz kalacağımı. Alıştım ama&#8230;”</li><li>“Bir kişi vardı okul hayatımda, işleri biraz farklı boyuta taşımıştı. Vegan olduğumu öğrenince benimle her gün bu konu hakkında konuşuyordu, ‘Allah’a karşı geliyorsun’ falan diyordu. Ben de tartışmadan sonuç alamayacağım için susuyordum. Bana kesimhanedeki hayvanları falan anlatıyordu, &#8220;şöyle kestik, böyle kan aktı&#8221; diye. (&#8230;) Kendisine teşekkür ediyorum ama bana her gün vegan olmanın önemini hatırlattıği için.”</li><li>“Veganlığı anlattıktan sonra karşımda gülüp ‘Ben gidip bir iskender yiyeyim’ denmesi”</li><li>“’Oh şimdi bir kuzu çevirme ne güzel gider. Mangal da yapılmaz sizle şimdi. Siz ne yiyeceksiniz?’ gibi söylemlere maruz kaldık maalesef. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eşim de, ben de.”</li><li>Bitkilerle hayvanlar arasındaki hissedebilirlik ve acı çekme farkını “konuştuktan sonra da üzerine ‘Bir kuzu şiş olsa da yesek’ diyen ve kendini bunu yediği için özgür ve güçlü sanan bazı akrabalar”</li><li>“İş yerimde ve arkadaş ortamlarında sürekli olarak: ‘Hiç et yedin mi? Et yesen vazgeçersin veganlıktan. Bizim bir kebapçı/ciğerci vs. var bak orada, yiyelim seninle. Sen kesin hiç iyisini yemediğin için vegansın. Eee, bitkiler de canlı onları neden yiyorsun? Hayvandaki protein bitkiden farklı, sen çok sağlıksızsın. Ben de önceden tiksinmiştim yani vegan gibiydim sonra düzeldim’ şeklinde mantık dışı cümlelerle boğuşuyorum. Veganlığı ya da vejetaryenliği sadece et yememek olarak düşünüyor insanlar. En ağırı da bu konu üzerinde hiç düşünmeye bile teşebbüs etmemiş insanların onlardan daha aptal olduğum için bu yolda olduğumu düşünüp küçücük beyinleriyle dalga geçmeye çalışması.”</li><li>“Her an benimle yaşamış, beni çok iyi tanımış gibi ‘Sen et yemeden duramazsın’, bir çoğunun besinlerle ilgili profesör kesilmesi, bunlar sadece birkaçı ama farklı fikirlere bile saygı duyulmayan bir coğrafyada yaşadığımın bilincinde olduğum için pek takmıyorum. Dilim döndükçe diğer canlıların ve kendi türümüz için faydalı bir beslenme olduğunu anlatmaya çalışıyorum.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı küçümseme ve aşağılama unsuru olarak kullanmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Herkesin hayvan yediği bir sofraya oturmak zorunda
kaldığımda, sadece makarna veya zeytinyağlı vs ile yetindiğimde herkesin saçma
sapan şakaları ve küçümsemelerine maruz kalıyorum.”</li><li>“Dışarıda bir yerde yemeğe gidildiğinde bütün iyi niyetimle
önerilen mekana uyuyorum. Gidildiğinde ise ‘Bu vegan da’ diye, daha ben ağzımı
açmadan hedef gösteriliyorum. 6 senedir veganım, kendi çevrem bile alışamadı.”</li><li>“Kimse ciddiye almıyor gibi gözüküyor.”</li><li>“Bizzat okuldaki veteriner hekim hocalarım tarafından
veganizm konuları açıldığında sık sık ‘espiri yapıyoruz’ başlığı altında sözlü
hakaretlere maruz kaldım. Maalesef:/”</li><li>“Çoğu zaman ayrımcılığa maruz kalıyorum. Genelde dalga
geçiliyor. Güçsüz olduğumu, zayıf olduğumu ve proteinsiz olduğumu vurgulayan
insanlarla karşılaşıyorum.”&nbsp;</li><li>“Vegan yemek paylaşımlarımla navegan arkadaşlarımın alay
etmesi: ‘Biraz da et paylaş’ gibi.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı bir hastalık gibi
görmek</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“’Ay var ya, çok üzülüyorum sana
yemek yerken’ diyorlar. Her defasında sanki bir hastalığım var gibi
küçümsüyorlar. ‘Bu benim tercihim’ diyorum, ‘Niçin üzülüyorsunuz. Ben siz et
yiyorsunuz diye tartışmıyorum ki sizinle, siz de bana bu konuşmayı her
defasında yapmayın’ diyorum ama nafile :/”</li><li>“Daha bugün öğretmen (!) arkadaşlar tarafından uğradım.
Neymiş, sonradan olmuşum bırakırmışım. Sanki hastalık bu, doğuştan mı, sonradan
mı çok fark ediyor.”</li></ul>



<p><strong>Vegan kadınlara karşı hamileliği baskı&nbsp;unsuru&nbsp;olarak kullanmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Eski erkek arkadaşımın annesi vegan olduğum için çocuk
sahibi olmamı (ki böyle bir planım olmamasına rağmen) sağlıklı bulmuyordu.
Gelecekteki çocuğumu vegan beslememem gerektiğine dair bir sürü şey
anlatıyordu. Hem patriarki hem de &#8216;vegan&#8217;lık kendi bedenim söz konusu olunca
alabileceğim bir karar olarak görünmesi açısından oldukça saldırgan bir tavır
olduğunu düşünüyorum bunun.”</li><li>“Hamile kalınca ne yapacağımı sorup duruyorlar. Bebeğe bunu
yapmaya hakkım yokmuş. Bedenime, kadınlığıma, anne olma ya da olmama kararıma
yapılan psikolojik saldırı. Bir nevi taciz bu. O kadar sıkıldım ki artık
veganlık konusu açanlara önce belgesel öneriyorum. Onlar izledikten sonra
konuşmayı tercih ediyorum. Alt bilgiyi kendim vermeye çalışmaktan yoruldum.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı din ve Allah karşıtı
bir tutum olarak lanse edip veganları suçlamak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Dinsiz damgası yiyorum kendisini dindar olarak tanımlayan
kişilerden.”&nbsp;&nbsp;</li><li>“Vegan olduğum için ‘Allah’a şirk koşuyosun’ dediler. ‘Marjinal
takılmaya çalışıyorsun’ dediler. ‘Bu boş işleri bırak, vitaminsiz kalıyosun,
dünyayı sen kurtaramazsın’ dediler. Bir flörtüm de ‘Senle rakı balık
yapamayacaksam ne anlamı kaldı’ diyerek ayrıldı.” </li><li>“Çoğu zaman dalga konusu yapılıyor, dinsiz ilan ediliyorum;
birçoğu da genç yaşta öleceğimi dile getirerek yorumluyor bu konuyu. Ne yazık
ki gerçekleri bilmeden kulaktan dolma bilgilerle söz söylemek araştırmaktan
daha kolay geliyor onlara.”</li><li>“Elbette dine hakaret sayanlar, B12 nereden alınır, bilmeyen
doktorlar; ilkokul fen bilgisiyle konuşan kişiler, ‘Veganla yemek yemek de zor
be’ diyip kuzu tandır tarifi verenler.”</li><li>“’Ot beyinli, ölecen, Allah bize helal kıldı, biz yiyelim
diye yarattı, kitapta kurban var&#8230;’ Sabaha kadar sayarım.”&nbsp;</li></ul>



<p><strong>Aile içinde vegan bireyi ayrıştırmak [3]</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Bence en büyük baskıyı, psikolojik şiddeti ailelerimiz/akrabalarımız uyguluyor.”</li><li>“Vegan olup ailesinde/çevresinde ayrıştırılanlar tweeti için buraya geldim. Babamla annem ayrılar. (&#8230;) Babam yakın zamanda beni aradı ve önemli bir buluşma için orada olmamı istediğini söyledi. (&#8230;) Sunulacak yemeği duyar duymaz beynime kan sıçradı, &#8220;Gelirim tabii ama yemek filan yemem, artık hayvanlara ait hiçbir şey yemiyorum ama bunu sana karşı bir tavır almak için yapmıyorum beni yanlış anlama&#8221; dedim hemen. Çok bozuldu, ‘Ne yapıyorsun sen Allah aşkına, annen yok mu başında senin, sahip çıkmıyor mu size’ gibi şeyler geveledi. (&#8230;) Yeni tanıştığım kişilerle hep birlikte kahvaltı yaparken benim hayvansal tüketmediğimi gözleriyle görünce, peyniri, yumurtayı reddettiğimi görünce daha çok sinirlenmesin mi&#8230; Tanımadığım kocaman bir ailenin içinde beni bununla dövdü. ‘Beyni küçülecek, iyi bir şey yaptığını sanıyor’, ‘Şuna bak şuna, nasıl da kokuyor, şu yenmez mi!’, ‘Sanki sebzeler çok organik kaldı da, onlar da hep gdo&#8217;lu’ gibi laf çarptırmaları tüm ama tüm kahvaltı boyunca sürdü. Masadaki yaşı küçük çocuklara benden etkilenmemeleri için ‘Aman yumurtanı, peynirini eksik etme, düzgün büyüyemezsin, kıt kalırsın sonra’ gibi öğütler&#8230; O günün hepsini anlatmayacağım ama günün geri kalanı da bundan çok farksız değildi. Babam beni yaftalıyor, ailenin geri kalanı gerginlikle bir şey söyleyecek miyim diye bekliyor, gözümün içine bakıyordu. (&#8230;) Özetle aslında onun yanında bulunmak, destek olmak için gitmiştim ama babam sırf bu yüzden bir yıldır görmediği öz kızına bir gün boyunca hakaretler edip, herkesin içinde hiç utanmadan aşağılayabildi. (&#8230;) Annem biraz daha endişeliydi. O da çalıştığı kişilere beni anlatmış da, onlar da beni desteklemiş ve hayvanlar için en doğrusu olduğunu, insan sağlığına da eksisi yerine artısı olduğunu anlatmışlar. Ben anlattığımda ikna olmayıp, ‘yetişkin’ insanlara sorup ikna olmasını da görmezden geldim artık. Bu da benim ailemle (özellikle babamla) imtihanım TVD. (&#8230;) Daha güzel bir dünyada görüşmek üzere.&#8221;</li></ul>



<p><strong>İş yerinde veganları dışlamak ve/veya hakkını vermemek [3]</strong> </p>



<ul class="wp-block-list"><li>“İş yerinde ilk vegan olduğumda çok dalga geçiliyordum, kendi kendilerine konuyu açıp bire karşı 3-5 kişi saldırıya geçiyorlardı. Veganlıktan vazgeçmedim ama zaten içe dönük bir insan olarak iyice yalnızlaştım.</li><li>“Çalıştığım yerde bana veganlıkla ilgili ne zaman biri bir soru sorsa başka bir arkadaş hep offlar pufflar ve gözlerini devirirdi. Yani öyle rahatsız oluyordu ki bu konunun konuşulmasından konuşmamızı çıkardığı sesler ve yaptığı jestler &amp; mimiklerle bölüyordu hep.”</li><li>“2013&#8217;te vejetaryen, 2017&#8217;de vegan olmaya karar verdim. İstisnasız her gün çalıştığım işletmede temizlik personelinden, eğitmenine, yöneticisine kadar her gün vegafobiye maruz kalıyorum. Çok ileri gidildiğinde tepki veriyorum fakat çoğu zaman sessiz kalmak zorunda kalıyorum. Hadsiz insanlarla çalışmak psikolojimi ciddi anlamda bozuyor. Sürekli tepki verdiğimde alıngan ve uyumsuz biri olarak görünüyorum, bu da iş hayatında ilerlememe engel oluyor. Kariyer yapmak istiyor, yaptığım işte yükselmek istiyorum fakat insanların bu tavırlarıyla uğraşmak beni çok yoruyor. Bazen öğle arasında yemeğim olmadığı için simit yanında krem peynir yediğim oluyor. Gören soruyor: ‘İçinde ne var? Nasıl peynir o? Bezelye proteini ne ya? Öyle protein mi olur?’ Bazen sırf bunları duymamak için eve gidip evde yemek yiyorum ya da aç geziyorum. Bir gün çalıştığım kurumda yönetici olursam iç disiplin yönetmeliğine özellikle bu ibareyi ekleteceğim: Hiç kimseye felsefi görüşü nedeniyle ayrımcılık yapılamaz. Tüm bunlarla birlikte bir de vegan olmayan kişiler tarafından (!) veganlığınızın sorgulanması çıldırma noktasına getirebiliyor. İnsan kaynakları yöneticilerinin çalışanların motivasyonunu koruyucu önlemler alması gerekiyor.”</li><li>“Çalıştığım iş yerinde hakkım olan personel yemeğini yiyememek çok can sıkıcı. Departman müdürüne ve insan kaynaklarına durumu izah etmeme rağmen, her seferinde aynı cevap: ‘Tek kişiye özel yemek hazırlayamayız’. Çözüm yolları ise ‘Her gün salata çıkıyor, onu yiyebilirsin’. İş arkadaşlarım her gün bir öğününü çalıştığım yerde yerken ben onu da evden getirmek zorunda kalıyorum maalesef.” </li></ul>



<p><strong>Veganlık üzerinden komplo teorileri: </strong>“Vegan endüstrisinin bir kobayı olduğumu düşünüp vegan olduğum için para aldığımı sorgulayan bile var&#8230; :)”</p>



<p><strong>Norm, normal ve anormal sorunsalı: </strong>“Sürekli olarak insanlara beslenme biçimimle ilgili açıklama yapmak durumda bırakılmam ki şimdiye kadar kimse bana neden et yediğini ya da hayvansal ürün tükettiğini açıklamadı (:”</p>



<p><strong>Vegan olmayı planlayan ve veganizmi anlatmaya çalışan naveganların deneyimleri de şimdiden veganların yaşadıklarından pek farklı görünmüyor: </strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Ben henüz vegan olmadım, sempati
duyuyor ve olmayı düşünüyorum. Bundan bahsettiğimde ise dışlanmak veya
saldırıya uğramaktan ziyade dalga geçip gülüyolar genelde.&nbsp;Sahi bir de
‘sen bunları kafaya takarsan fazla yaşamazsın’ diyorlar.”</li><li>“Vegan değilim henüz ama o bilince
doğru evrildiğimin farkındayım. Konu hakkında konuşulurken bu durumun bir
felsefesi olduğunu, veganlığın ne olduğunu, insanların buna neden tutkuyla
bağlanabildiğini vs aktarmaya çalışırken bile defalarca zorbalığa uğradım. Ne
büyük bir baskı var veganların üzerinde gerçekten, çok korkunç.”</li><li>“Vegan olmamama rağmen sadece et
yemiyorum diye nasıl et yemiyorsun ya diye her seferinde darlayan, etin ne
kadar güzel olduğundan bahseden arkadaşlarım var maalesef. Balık da mı
yemiyorsun, tavuk da mı yemiyorsun diye devam ediyor&#8230;”</li><li>“Ben vegan değilim, peynir vs.
tüketiyorum ama et yemiyorum, bu durum bile çok değişik karşılanıyor. Bana
‘hayvanlar bizim için yaratıldı’ cümlesini kuran insan oldu. Sözün bittiği
yerdeyim.”&nbsp;</li></ul>



<p><strong>Anketimize gelen birkaç olumlu yanıt ise, aslında gerçekleşmesi için uğraştığımız dünyadan öncü sesler niteliğinde: </strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“İlk zamanlar ‘Kendine eziyet ediyorsun, sen yemesen de hayvanlar kesilecek&#8221; diyenler, alay edenler oldu. Ama bir süre sonra alıştılar. Çocuklarım da vegan, evde de sorun yok. Hatta iş yerinde benim için hergün sebze yemeği yapılıyor.”</li><li> “Yorumları okudukça aileme ve çevreme şükrettim. Çok alakasız birinin ‘Senin tedavi olman lazım, psikolojik hastasın sen” yorumuna maruz kaldığım için ‘evet’ seçeneğini işaretlemiştim.” </li><li>Ben sanırım şanslı taraftayım. Genel olarak ailem ve arkadaşlarım benimleyken vegan seçeneği olan yerleri ayarlarlar, vegan yemek yaparlar, hatta ara ara ben mutlu olayım diye vegan beslenerek bana sürpriz yaparlar. Ölecek miyim ne? :)”</li></ul>



<p>Dosyamızın bu ikinci kısmını da, bu konunun sosyoloji ve sosyal psikoloji alanındaki akademik çalışmalarla daha ayrıntılı ele alınması dileğimle ve anketimize gelen bir yorumla bitirmek istiyorum. </p>



<p>“Yazılan ve yazılmayan tüm saldırı ve ayrımcılıklara rağmen sakin bir şekilde neden vegan olduğumuzu onlara anlatmalıyız. Önemli olan bu saldırıları doğru okumaktır. Unutmamalıyız ki biz veganlara yapılan her saldırı aslında onlarında bildikleri gerçekleri örtbas etme çabasıdır. Sabırlı olup hayvan dostlarımızla birlikte onları öldürmeden, sömürmeden bir hayat kurabileceğimizi anlatmaktır.”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>[1] Urban Dictionary’ye göre vegafobi, vegan ve vejetaryenlere karşı ayrımcılık, yersiz korku veya hoşnutsuzluk demek.  </p>



<p>[2] Süresi dolduktan sonra anketimize DM&#8217;den gelen deneyim paylaşımı ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="ilgili tweet (yeni sekmede açılır)" href="https://twitter.com/toprak_mim/status/1306987544987545601?s=21" target="_blank">ilgili tweet</a>&#8216;ten. Tweet&#8217;te bahsi geçen &#8220;spiking vegan food&#8221;, vegan yemeğin içine kasten hayvansal içerik eklemek anlamına geliyor. <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Çeşitli haberlere konu olmuş (yeni sekmede açılır)" href="https://www.google.com/search?q=spiking+vegan+food&amp;rlz=1C1CHBF_trTR913TR913&amp;ei=H7dmX8KkDo2b1fAPrre7uAk&amp;start=0&amp;sa=N&amp;ved=2ahUKEwiCsOH90PbrAhWNTRUIHa7bDpc4ChDy0wN6BAgLEC8&amp;biw=1536&amp;bih=722" target="_blank">Haberlere konu olmuş</a> bir saldırı biçimi.     </p>



<p>[3] Özellikle bu iki kısımda, bize bilinçli olarak özelden yazan kişilerin kimliklerinin anlaşılmaması için alıntıların tamamını yayımlamadık ve kimliklerini ortaya çıkarabilecek bazı sözcükleri, aktardıklarının özünü bozmayacak şekilde değiştirdik veya çıkardık.&nbsp;  </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Ek bilgi, 22.09.2020:</strong> Yazının yayımlanmasının ardından TVD gönüllülerinden Emre Kayatepe, konuyla bağlantılı olarak Sabancı Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir çalışmanın bağlantısını gönderdi. İlgilenenler için paylaşıyoruz: &#8220;<em><a rel="noreferrer noopener" aria-label="A social identity needs perspective to Vegnism: Associations between perceived discrimination and well-being among Vegans in Turkey (yeni sekmede açılır)" href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31493425/" target="_blank">A social identity needs perspective to Vegnism: Associations between perceived discrimination and well-being among Vegans in Turkey</a></em>&#8221; &#8211; Sabahat Cigdem Bagci &amp; Sena Olgun</p>



<p>(*) TVD Sosyal Medya ve Gönüllü Koordinatörü, Yunuslara Özgürlük Platformu &amp; Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyesi </p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılın Kişisi: Joker?.. Vegan Joaquin Phoenix</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[2019]]></category>
		<category><![CDATA[aktivist]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Joaquin Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[Joker]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[PETA]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[yılın kişisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan hakları ve veganlık adına oldukça etkili olduğu kampanyalar ve söylemleriyle çok özgün ve etki yaratan bir aktivizm yılı geçiren oyuncu Joaquin Phoenix PETA tarafından "2019 - Yılın Kişisi" ödülüne layık görüldü.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/">Yılın Kişisi: Joker?.. Vegan Joaquin Phoenix</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>3 yaşından beri vegan olan Joaquin Phoenix oyunculuğundan gelen ün, hayran kitlesi ve olanaklarını hayvan hakları ve özgürlüğü için değerlendirmeyi uzun yıllardır başarıyla sürdürmekte.</p>



<p>Bu yıl &#8220;Joker&#8221; adlı filmde gösterdiği başrol performansıyla şiddetin doğasını anlaşılır kılmak bakımından olağanüstü etkileyici bir oyunculuk sergileyerek dikkatleri bir kez daha üstüne çeken vegan aktör bu hafta ilk gösterimi gerçekleştirilen &#8220;The Animal People&#8221; adlı (bir grup hayvan hakları aktivistine karşı ayrımcı/baskıcı/adaletsiz uygulamaları konu edinen) bir belgesel filmin yapımcılığını üstlenerek hayvan özgürleşmesi ve hak mücadelesi anlamında kritik önemde bir işe daha imza atmış oldu.</p>



<p>Vegan Derneği olarak biz de etik-vegan Joaquin Phoenix&#8217;i özellikle veganizmin anaakımlaşmasına olan çok değerli katkıları sebebiyle almış olduğu söz konusu ödül vesilesiyle kutluyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp2-813x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4398" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp3-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-4400" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp4-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-4401" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp5.jpg" alt="" class="wp-image-4402" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp6.jpg" alt="" class="wp-image-4403" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/jp7-1024x680.jpg" alt="" class="wp-image-4404" /></figure>



<p>Yararlanılan kaynaklar:<br>https://www.plantbasednews.org/news/joaquin-phoenix-wins-person-of-the-year-award<br>https://www.peta.org/blog/joaquin-phoenix-the-animal-people-documentary/<br></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/">Yılın Kişisi: Joker?.. Vegan Joaquin Phoenix</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/04/yilin-kisisi-joker-vegan-joaquin-phoenix/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etik-Vegan, İtalyan Atlet Massimo Brunaccioni: 23 Kasım 2019 &#8211; Dünya Şampiyonu!</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[dünya şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[fitness]]></category>
		<category><![CDATA[Massimo Brunaccioni]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücut geliştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>2012 yılından bu yana vegan olan profesyonel vücut geliştirmeci Brunaccioni geçen hafta New York'ta düzenlenen Doğal Vücut Geliştirme Dünya Şampiyonası'nda vegan olmayan yarışmacıları genel değerlendirmede geçerek 1. oldu.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/">Etik-Vegan, İtalyan Atlet Massimo Brunaccioni: 23 Kasım 2019 &#8211; Dünya Şampiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya şampiyonu vegan Massimo Brunaccioni tüm insanlar, hayvanlar ve sağlık için hayvan yemeye son verilmesi için çağrısında bulunuyor.</p>



<p>Geçtiğimiz Cumartesi New York&#8217;ta düzenlenen majör bir dünya vücut geliştirme yarışması olan WNBF (<a href="https://www.worldnaturalbb.com/">World Natural Bodybuilding Federation</a>) şampiyonasında erkek fiziği kategorisinde en önemli değerlendirmede birinciliği kazanmasının ardından verdiği röportajda kendi veganlığının sebebi olarak hayvan hakları ve özgürlüğünü ifade eden Brunaccioni kendini etik-vegan olarak tanımlasa da iklim/çevre/sürdürülebilirlik ve sağlık için vegan olanları da desteklediğini ifade etti.</p>



<p>&#8220;Doğal vücut geliştirme&#8221; steroid ve büyüme hormonları içerebilen performans arttırıcı ilaçların kullanılmadan yapılan vücut geliştirme anlamına gelmesiyle bu sporda çok değerli bir yere sahip olarak görülmekte.</p>



<p>Vegan sporcunun şampiyonluk unvanını elde ettiği ve WNBF tarafından organize edilen söz konusu yarışmanın doğal vücut geliştirme dalında dünyanın en prestijlisi kabul edildiğini de belirtelim.</p>



<p>İşte etik-vegan Massimo Brunaccioni:<br></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/35574495_2220761994607678_7961326532926898176_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4348" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/38535248_1245075308965380_3219966380862341120_n-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4349" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/44854051_774604082906163_4776976745276438528_n-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4350" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/46411707_303141606980869_751303690986464150_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4351" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/49667540_148599422796644_4394006338179338151_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4352" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/49803768_1991439780962826_6727597177800100133_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4353" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/51144496_116199056144028_2655070711907419024_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4354" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/64550903_601566376919415_8909739544991923842_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4355" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/66052154_108471977004374_8766489325801423538_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4356" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/73414159_186018155825081_5071703556148194319_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4357" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/74435676_164344684961190_865115562808744015_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-4358" /></figure>



<p>Yararlanılan kaynak:<br><br>https://www.plantbasednews.org/culture/vegan-wins-major-world-bodybuilding-championship</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/">Etik-Vegan, İtalyan Atlet Massimo Brunaccioni: 23 Kasım 2019 &#8211; Dünya Şampiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/12/01/etik-vegan-italyan-atlet-massimo-brunaccioni-23-kasim-2019-dunya-sampiyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
