<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sevgi arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/tag/sevgi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/sevgi/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Aug 2022 08:24:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>sevgi arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/sevgi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnek ve Boğalar Nasıl Bağ Kuruyor?</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bağ Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[Boğa]]></category>
		<category><![CDATA[Boğalar]]></category>
		<category><![CDATA[Buzağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık Endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[İnek]]></category>
		<category><![CDATA[İnekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtarılmış Hayvan Çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sığır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sığırlar son derece karmaşık hayvanlar. Kişiliklerinden tutun da, bulundukları çevre ve deneyimleri doğrultusunda kendilerine özgü özellikler geliştirebilen canlılar. Peki inek ve boğaların eşleriyle, yavrularıyla ve sürüleriyle nasıl bağ kurduklarını, onların da tıpkı bizim gibi &#8220;en iyi arkadaşları&#8221; olduğunu biliyor musunuz? Özellikle inekler insanlar, hayvanlar ve akranlarıyla çevrili sosyal çevreleriyle derin bağlar geliştirebilen, onlarla oyun oynayabilen, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/">İnek ve Boğalar Nasıl Bağ Kuruyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Sığırlar son derece karmaşık hayvanlar. Kişiliklerinden tutun da, bulundukları çevre ve deneyimleri doğrultusunda kendilerine özgü özellikler geliştirebilen canlılar. Peki inek ve boğaların eşleriyle, yavrularıyla ve sürüleriyle nasıl bağ kurduklarını, onların da tıpkı bizim gibi &#8220;en iyi arkadaşları&#8221; olduğunu biliyor musunuz?</strong></p>



<p>Özellikle inekler insanlar, hayvanlar ve akranlarıyla çevrili sosyal çevreleriyle derin bağlar geliştirebilen, onlarla oyun oynayabilen, ölüm sonrası yas tutan ve hatta bazı bireylere kin güdebilen hayvanlar.&nbsp;</p>



<p>Sweet Farm program direktörlerinden Carol Messina’ya göre sığırlar tıpkı insanlar gibi: Hem çok değişken hem de benzersizler:&nbsp;</p>



<p>“Bazı inek ve boğalar diğerlerinden daha dost canlısı olabilirken, bazıları da daha içine kapanık olabiliyor. Çoğu sığır birbirlerine karşı daha sıcak davranırken insanlara daha temkinli yaklaşıyorlar. Bazıları da insanlarla sosyalleşmeye ve insanlar tarafından kaşınmaya bayılıyorlar.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/DfqNbzcXcAA2jLe.jpg" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Tıpkı insanlar gibi onların da sosyal ihtiyaçları olduğunu görüyorum. Daha da önemlisi, arkadaşlarının ilgisine ve sosyal iletişime çok açıklar. </p></blockquote>



<p>Her sürünün farklı bir dinamiği var. Bazıları belirli bireylerle gününü geçirmeyi tercih ederken, diğerleri başka bir türden hayvanı dahi sürüye dahil ederek onu tercih edebiliyorlar.”</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="youtube-embed" data-video_id="Ngs2ssNeyE8"><iframe title="Rescued cow and dog become instant best friends" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/Ngs2ssNeyE8?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading">En İyi Arkadaş</h4>



<p>Dean Farm Trust’tan Sam Clews ise annelerinden ayrılan yavruların ağladığına şahit olduğunu söylüyor:&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Etleri için yetiştirilmek üzere zorla annelerinden ayrılan yavrular, bize ilk geldiklerinde annelerini özledikleri için sürekli parmaklarımızı emiyorlardı. Annelerinin yanındaki gibi rahat ve huzurlu olmak için çabalıyorlardı. Yavruların hiçbiri arasında kan bağı olmasa da birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlar. Hatta birbirlerini koruduklarına şahit oluyoruz.&#8221;</p></blockquote>



<p>Carol Messina, “bütün sığırların günlerini beraber geçirmekten zevk aldıkları en yakın arkadaşlarının” olduğunu söylüyor: “Hatta aynı ortamda kalıyorlarsa, uykuda bile dip dibe kıvrılıp uykuya dalıyorlar. Bilimsel araştırmalar, sığırların en yakın arkadaşlarıyla beraberken daha az stresli olduklarını ve kalp atış hızının daha yavaş olduğunu gösteriyor.<em>”</em></p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="youtube-embed" data-video_id="7Fe4QvNEBKk"><iframe title="Dean Farm Trust ten calves" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/7Fe4QvNEBKk?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<p>İngiltere’deki Channel 4 kanalında gösterilen “<a href="https://www.livekindly.co/new-reality-show-makes-you-eat-a-pet-or-go-vegan/"><strong>Meat the Family</strong></a>” (2020) adlı TV programında insanlar hayvanlarla önce vakit geçiriyor ve daha sonra onları ya kurtarmayı ya da mezbahaya göndermeyi seçiyor. Bir aile iki buzağıyla birarada yaşadıktan sonra hayvanları yiyemeyeceklerine karar veriyor. İsimleri Buttercup ve Clover olan iki buzağı artık Galler bölgesindeki Dean Farm Trust’ta özgür bir yaşam sürüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Clews, “Buradaki tüm buzağılar iyi anlaşıyor ama Buttercup ve Clover arasında çok daha derin bir bağ var çünkü ikisi aynı anda kurtarıldı. Şimdi neredeyse birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar ve bir arada olmaktan keyif alıyorlar.”</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/tumblr_inline_o8h0zq47HK1rd9d03_1280.jpg" alt=""/></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Bilimsel Araştırmalar: Aile Kavramı</strong></h4>



<p>Bu yılın başında Sydney Üniversitesi’nde yapılan <a href="https://www.sydney.edu.au/news-opinion/news/2019/12/19/stand-out-from-herd-how-cows-communicate.html">bir araştırmada </a>sığırların çıkardıkları sesler özel bir program kullanılarak incelendi. Özellikle Holstein-Friesian (siyah alaca) ineklerine odaklanan araştırmanın sonuçları ineklerin hayatları boyunca birbirleriyle kurdukları iletişimin ne denli güçlü olduğunu ortaya koydu.&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Scientific Reports’ta yayımlanan araştırmada 333 inek sesi kaydedildi. Bu sesler incelendiğinde, ineklerin olumlu ve olumsuz durumlara tepki verdiği, endişe, heyecan ve uyarılma tepkileri verdikleri anlaşıldı. </p></blockquote>



<p>Araştırmada çıkan bir diğer sonuç da, ineklerin kendine özgü bir “möö” sesi olduğu ve bunu ömür boyu korudukları&#8230;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Cow Whisperer: Creating a cow dictionary - The Feed" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/wDZEcCps6aw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em>Araştırmacılardan </em>Alexandra Green, “Her birinin kendine özgü sesleri var. Sürüdeyken onları birebir görmesem bile hangisinin hangi sesi çıkardığını ayırt edebiliyorum. </p>



<p>İnekler topluluk halinde yaşayan, son derece sosyal hayvanlar. Bir açıdan kendi özgün varlıklarını hayatları boyunca korumaları ve bunu çıkardıkları seslerle ortaya koymaları gayet normal. Üstelik bu durum sadece anneden izleyip öğrendikleri dönemle de sınırlı değil. Bu araştırmayla ilk kez bu özelliğin varlığına dair kesin kanıt elde etmiş olduk.”&nbsp;</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>İnekler ve Duygular</strong></h4>



<p>Carol Messina,“Pek çok hayvan türü için oyun, çoğu zaman genç bireylere özgüdür. Ama yetişkin sığırlara baktığımızda sadece eğlenmek için bile oyun oynayabildiklerini görüyoruz,” diyor.&nbsp;</p>



<p>“Hayvanların duyguları olup olmadığı artık bireysel inanış ve görüşlere açık bir tartışma konusu değil; on yıllardır bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçek. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yavrusundan ayrılan bir annenin yavrusunun ardından feryat ettiğini duyan herkes anne ve bebek arasındaki bağı kolaylıkla algılayabilir; duyguların ve sevgi kavramının yalnızca insanlara özgü olmadığını görebilir.”</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/VIER20PFOTEN_2016-11-14_059-3834x2653-1920x1329-1.jpg" alt=""/></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hayvanlar ve Hissedebilirlik</h4>



<p>Araştırma ineklerin, genellikle gelişmiş bilişsel altyapının göstergelerinden biri olan&nbsp; neden-sonuç ilişkisini anlayabildiğini ortaya koydu. Bazı araştırmacılar aynı zamanda&nbsp; ineklerin problem çözme becerilerinin olduğunu ve bunu eğlenceli zihinsel bir aktivite olarak gördüklerini kanıtladı. Görev tamamlandığında gösterdikleri heyecan tepkisinin bile insanlarla benzerlik gösterdiği ortaya kondu.</p>



<p>Carol Messina, “Sığırlarla az çok vakit geçirmiş bir kişi her birinin farklı tercihleri olduğunu kolaylıkla görebilir,” diyor: “Bu ister sevdikleri bir yemek, ister yakın arkadaşları olsun, her birinin beğenileri, sevmedikleri, ruh halleri ve sosyal bağları birbirinden farklı. Çiftçiler de hayvan hakları savunucuları da bunu bizzat görebiliyorlar.”</p>



<p>Daen Farm Trust direktörlerinden Mary Frankland da yedi yıldır hayvan kurtarıyor: “Her hayvan türü değerli ve özel ama ineklerin bir kamyona yüklenip süt endüstrisi tarafından ömür boyu sömürülecek olması fikrine katlanamıyorum,” diyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Sığırların ne denli savunmasız ve uysal hayvanlar olduğuna değinen Mary Frankland, “Bize çok güveniyorlar. Bizlerle nasıl etkileşime girdiklerini, birbirleriyle nasıl sosyalleştiklerini, hatta arkadaşlarını nasıl koruduklarını bizzat görüyorum,” diyor:&nbsp;</p></blockquote>



<p>“Umarım çiftlikteki faaliyetlerimizle insanların inek ve boğalar hakkında düşüncelerini değiştirebiliriz. Kurtarılmış hayvan çiftliğimizde yapmaya çalıştığımız da bu. İnsanların bu hayvanları görmesi ve vakit geçirmesi. Buraya geldikten sonra merak edip daha fazla araştırma yapıyorlar ve çoğu da vegan oluyor.</p>



<p><a href="https://www.livekindly.co/cows-best-friends-cattle-bond/">Kaynak: LiveKindly &#8211; Liam Pritchett&nbsp;</a><br></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/">İnek ve Boğalar Nasıl Bağ Kuruyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/07/13/inek-ve-bogalar-nasil-bag-kuruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefeci]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Lars Svendsen]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan-olmayan hayvanlar "açıklanacak şeyler" olmayıp kendi dünyaları ve yönelimleri kendi dünyalarımız ve yönelimlerimizden hareketle "anlaşılabilecek bireyler" ise bu yeni anlayış barış ideallerimizin gerçekleşmesinde kritik bir rol oynayabilir.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/">Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanların vegan olmamalarının ve böylece insan-olmayan hayvanları sömürmeleri ve öldürmelerinin altında yatan nedenlerin asıl kökleri hayvanları sevmemelerinde değil de &#8220;yüzeysel olarak veya yanlış anlamalarında&#8221; bulunuyor olabilir miydi?</p>



<p>Zira hayvanları veya birçok hayvanı seven biri aynı zamanda hayvan çiftlikleri ve başkaca endüstriyel ortamlardaki zulümlere, sömürüye ve şiddete gıda, giyim ve diğer satın alma vb. davranışlarıyla dolaylı olarak destek vererek veya direkt olarak bu süreçlerin içerisinde yer alarak hayvanlara en vahşi ve acımasız aşırılıklara varan ölçüde zarar verebiliyor.</p>



<p>İnsanların -başka insanlar dahil- sevdiklerine karşı da bu tür adaletsiz eylemler içerisine girebildiğini hepimiz tanık olduğumuz olaylardan ve kendi kişisel geçmişimizden (hatta direkt olarak böylesi davranışlarımızdan) biliriz.</p>



<p>Öte yandan, insanların sevmediği insanlara çok daha büyük zararlar verdiğini de biliyoruz. Sistematik ve uzun yıllar sürdürülmüş olması açısından hayvanlara yaptıklarımızla benzerlik kurulması uygun düşeceğine inandığım çok acı bir tarihsel gerçek olmasıyla 2. Dünya Savaşı’nda Yahudi soykırımını gerçekleştiren Nazi rejiminden insan bireylerin akıl ve dil sahibi sosyal bir hayvan olan insanın yapamayacağı düşünülegelmiş olan tüm zulümleri milyonlarca insana savaş süresince (yaklaşık 6 yıl boyunca) yapabilmiş olması buna örnek verilebilir.</p>



<p>Öyleyse, sevme ve sevmeme, insan olma ve olmamayla ilgili farklar cinayet/katliam, eziyet, sömürü ve her tür şiddet içeren davranışta önemli belirleyici etkilere sahipse de bunları bütünüyle açıklayan temeller başka bir yerlerde olsa gerek.</p>



<p>Birini -yeterince- doğru bir biçimde anlamadan sevmek o kişiye olan davranış ve yaklaşım tarzımızın etik bakımlardan uygun/doğru yönelim ve somutlaşmalara varmasını sağlayamayabilir.</p>



<p>Çünkü &#8220;yeterince doğru anla(ya)madığımız&#8221; bir kişinin neyi istemediğini, nelerden rahatsız olacağını vb. duygu durumlarını belirleyen faktörleri, ona ve amaçlarına zarar ve yarar sağlayan olanakları, nasıl bir geleceğin peşinde olduğunu, gündelik yaşama ait iletişim ve etkileşimlerdeki saygı vb. beklentilerinin detaylarını vesaire doğru bir biçimde bilmediğimiz ve onun bu tür düşünce ve kendine özgü anlamsal içeriklerden oluşan dünyasını anlayamadığımız için “niyetimiz bize göre iyiyken bile” ona haksız bir biçimde zarar verebiliriz.</p>



<p>Benzer biçimde, insan-olmayan hayvanlarla ilgili yasal statüko ve bireylerin yaşam tarzı tercihleri yüzünden yaşanmakta olan çarpıklık, adaletsizlik ve acılar apaçık ortada.</p>



<p>İnsanlar sadece daha güçlü bir tür oldukları, -özetle söylendiğinde- &#8220;güçleri yettiği için&#8221;, kendilerinden güçsüz olan türleri sömürmekte, öldürmekte ve sistematik olarak kendi çıkarları uğruna kullanırken onlara büyük acılar vererek, işkence ederek, köleleştirerek, özgürlüklerini ellerinden alarak yaşamlarını katlanılmaz bir hale getiriyor ya da direkt olarak öldürüyorlar.</p>



<p>Elimizdeki tek “gerekçe” ise &#8220;insani&#8221; ihtiyaçlarımız! Birilerinin daha fazla ekonomik kazanç elde etmesi gibi. Ya da birilerinin daha fazla keyif aldığı tüketim biçimlerini sürdürmesi&#8230; Birilerinin geleneklerini ve eğlence biçimlerini yaşamlarında diri tutmak istemesinin altındaki başkaca kazanımlar.</p>



<p>Halbuki, vegan alternatifleri bulunan tüm bu üretim, süreç ve tüketimlerin altında yatan söz konusu dar-çıkarcılık biçimleri aslında insanın ne yakın ne de uzun dönemli çıkarlarına rasyonel bir biçimde hizmet etmekte (ancak değinilen insan çıkarcılığı tarzlarının irrasyonel yanlarına ilişkin meseleler başka bir yazının konusu olmayı gerektiren bir boyut ve nitelikte olduğundan şimdilik bu bahsi burada bırakıyorum).</p>



<p>Hayvanları öldürme ve sömürme &#8220;gerekçemizin&#8221; temelsizliğini fiilen kapatan unsur ise sadece &#8220;daha güçlü olanın gücünü kullanması&#8221;. Zira hayvanların gücü insanlara karşı koymaya yetmiyor. Aynı şekilde, bu güç orantısızlığına karşı etik temellerde güçsüz olanı, yani hayvanları güçlü olandan (bizden) koruyacak nitelikte yasal düzenlemeler ve gelişmiş bir hukuk anlayışı da maalesef henüz hiçbir ülkede hakim değil.</p>



<p>Sonuç olarak, güçlünün düzeni ve güçlünün kanunları ile güçsüzün yaşadığı acılar, zulüm ve adaletsizlik hayvan hakları meselesinin kurucu gerçekliği olmayı sürdürüyor.</p>



<p>Aynı sorun insanlar arasında söz konusu olduğunda, başka bir deyişle, etik olanın değil güçlü olanın çeşitli adaletsizlikleri insanlar arası ilişkilerde denediği/yaptığı noktada -ister politika ister gündelik toplumsal yaşam bağlamında olsun- pek çok insan -çoğu kez örgütlenerek- gerekli adımları atma eğiliminde görünüyor.</p>



<p>Barışın koşulu olan adalet anlayışı ve durumu ve etik sorumluluklar gün geçtikçe (daha doğrusu, insanlar daha ileri bir bilinçlenme düzeyine ve uygarlık tarzlarına doğru kültürel bir evrim geçirerek toplumsal ilerlemeler geniş çaplı olarak somutlaştıkça) bireylerde ve örgütlenmelerinde daha öncelikli hale geldiğinden halihazırda güçlünün düzenine karşı etik mücadelelerde çok değerli ve umut verici kazanımlar sağlanmakta, özellikle kadın hakları ve daha genel olarak insan hakları bağlamında.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/LarsSvendsenTVD-645x1024.jpg" alt="" class="wp-image-3587" width="161" height="256" /></figure></div>



<p>Peki neden halen hep birlikte küresel olarak insan-olmayan hayvanlara yönelik tavrımızı asgari bir etik seviye noktasına çekmekten bile çok uzaktayız? Acaba hayvanları da yeterince doğru bir biçimde anlamıyor olabilir miyiz? Hayvanları nasıl daha iyi anlayabiliriz? Ve hayvanları oldukları gibi anlayabildiğimizden nasıl yeterince emin olabiliriz?</p>



<p>Onları sadece “açıklanacak” ve dolayısıyla kendi çıkarlarımız uğruna gücümüz yettiğince kullanacağımız &#8220;şeyler&#8221; olarak görmekten kurtularak onları “anlaşılması&#8221; gereken &#8220;bireyler&#8221; olarak görme eğilimi ve farkındalığını nasıl kendimizde aktif hale getirebiliriz? Tüm bu soruların yanıtlarını tamamıyla bulmak için değilse bile bu sorulara dikkatle ve farklı perspektifler dolayımıyla eğilip kendi deneyimlerimizden hareketle enine boyuna düşünmeyi denememiz için size bir kitap önerim var:</p>



<p>“Hayvanları Anlamak” ilk kez 2018 yılında Norveç’te ve Türkçe çevirisi ise Ağustos 2019’da Redingot Kitap tarafından yayımlanan harika bir kitap. Kitabın yazarı bir felsefeci, Lars Svendsen (Norveç Bergen Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör ). Lars Svendsen’ın anlatımı genel olarak akademik felsefeyle herhangi bir ilgisi olmayan okurların da kolayca anlayabileceği bir özelliğe sahip ve metinde kullandığı felsefe terimleri ve kuramlarını da yeterli ölçüde açarak kitabın okunabilirliğini mükemmel bir seviyeye getirmeyi başarmış.</p>



<p>&#8220;Hayvanları Anlamak&#8221;ta anlatılan konuların kısa bir özetini verrmek yerine, ki bunu başarıyla yapan tanıtım yazıları İnternette bulunabilir, kitapta çok sevdiğim iki pasajı seçip sizinle paylaşmayı tercih ettim. Böylece, esasen hayvan hakları ve veganlıkla ilintisi dolayısıyla okunası bir çalışma olup olmadığına dair kitabın içinden kendiniz görüp isabetli bir karar verme şansınız daha yüksek olur diye düşündüm. Şimdiden, keyifli okumalar dilerim:</p>



<p>“… bir hayvanın kederlenmek için ‘ölüm’ anlayışına sahip
olmaya ihtiyacı yoktur. Bağlandığı bir hayvanın fiziksel olarak gitmesi veya
soğuk, boş bir kabuk haline gelmesi yeterlidir. Yas bir <em>ilişkinin</em> kaybının
farkındalığından kaynaklanır ve bu “ölümü” anlama yeteneğine sahip olup
olmamanın pek önemi yoktur. Yasta, eziciymiş gibi görünebilecek kadar kuvvetli
bir kayıp söz konusudur.”</p>



<p>“Bu kitap … anneme adanmıştır. … Bana, hayvanın kendisini
takdim edebilmesi için beklemeyi ve kendimi dayatmamayı öğretti. Hayvanı <em>dinlemeyi</em>
ve özellikle de hayvanı <em>görmeyi</em> öğretti. Hayvana, davranışıyla kim
olduğunu bana anlatmasına müsaade etmemi öğretti. Hayvanlara karşı sakin bir
açıklık içinde olmayı ve bunu başarabilirsem yavaş yavaş onları anlamaya
başlayacağımı öğretti.”</p>



<p>Yazan: Barış Bayram (<a href="mailto:baris.bayram@tvd.org.tr">baris.bayram@tvd.org.tr</a>)
</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/">Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
