<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>röportaj arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/tag/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/roportaj/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Sep 2024 11:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>röportaj arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/roportaj/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Neden Köpekleri Sever, Tavukları Yer, İnekleri Giyeriz?: Dr. Melanie Joy ile Karnizm Üzerine Bir Söyleşi</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2024/09/12/neden-kopekleri-sever-tavuklari-yer-inekleri-giyeriz-roportaj/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2024/09/12/neden-kopekleri-sever-tavuklari-yer-inekleri-giyeriz-roportaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 11:03:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[carnism]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[infighting]]></category>
		<category><![CDATA[injustice]]></category>
		<category><![CDATA[karnizm]]></category>
		<category><![CDATA[melanie joy]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[türcülük]]></category>
		<category><![CDATA[türcülük karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba Melanie, seninle bu röportajı yapmaktan çok mutluyum. Senin olağanüstü çalışmaların sayesinde bazı insanların neden ve nasıl hayvanlara yönelik zulmü rasyonalize ettiğini, bazılarının ise- tıpkı bizim gibi- bunu yapmadığını anlayabiliyoruz. Yakın zamanda &#8220;Neden Köpekleri Sever, Tavukları Yer, İnekleri Giyeriz?&#8221; adlı kitabın Türkiye’de yayımlandı ve bende bir kopyasını aldım. Bu kitabı neden yazdığını, seni bu kitabı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/09/12/neden-kopekleri-sever-tavuklari-yer-inekleri-giyeriz-roportaj/">Neden Köpekleri Sever, Tavukları Yer, İnekleri Giyeriz?: Dr. Melanie Joy ile Karnizm Üzerine Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Merhaba Melanie, seninle bu röportajı yapmaktan çok mutluyum. Senin olağanüstü çalışmaların sayesinde bazı insanların neden ve nasıl hayvanlara yönelik zulmü rasyonalize ettiğini, bazılarının ise- tıpkı bizim gibi- bunu yapmadığını anlayabiliyoruz. Yakın zamanda  &#8220;<a href="https://www.alfakitap.com/catalogsearch/advanced/result/result?yazar_text=Melanie+Joy&amp;product_list_dir=desc">Neden Köpekleri Sever, Tavukları Yer, İnekleri Giyeriz?</a>&#8221; adlı kitabın Türkiye’de yayımlandı ve bende bir kopyasını aldım.</strong> <strong>Bu kitabı neden yazdığını, seni bu kitabı yazmaya iten şeyin ne olduğunu ve bu kitabın neyi başarmasını umduğunu merak ediyorum.</strong></p>



<p>Öncelikle bu röportaj için çok teşekkür ederim, kitabın Türkiye&#8217;de yayınlanmasından çok mutluyum. Türkiye’deki inanılmaz aktivistlerin çabalarını destekleyebileceğini umuyorum, gerçekten muhteşem ve önemli bir iş yapıyorlar. Bu yüzden bu çabalara küçük de olsa bir katkıda bulunabilirsem çok mutlu olurum.</p>



<p>Soruna geri dönersek; kitabımın ilk olarak 2010&#8217;da yayınlandı ve 10. yıl dönümü baskısı 2020&#8217;de çıktı. Kitap, bir bakıma kendi deneyimimden ortaya çıktı. Birçok aktivist benim deneyimimi yakından biliyor, bazıları ise bilmiyor olabilir. Bu yüzden hemen paylaşmak istiyorum. Birçok insan gibi ben de sevdiğim bir köpekle büyüdüm ve hayatımın ilk bölümünde et, yumurta ve süt ürünlerini tükettim. Tabağımdaki et ile etin geldiği hayvan arasındaki ilişkiyi, yediğim etin bir zamanlar nerede olduğuna dair bağlantıyı hiç kuramamıştım. Ancak her şey 1989&#8217;da, 23 yaşındayken değişti. Kontamine olmuş bir hamburger yedikten sonra güçlü antibiyotikler almak zorunda kalıp hastanede yattığımda ve gerçekten çok hasta olmama sebep olduğu için bu deneyimimden sonra et yemeyi bıraktım. O sırada hayvan yemenin etiğini düşündüğümden değil, beni bu kadar hasta eden şeyden çok tiksindiğim için et yemeyi bırakmıştım. Bu yüzden aslında kazara vejetaryen oldum diyebilirim. Ama sonra kendim için yemek pişirmeyi ve alışveriş yapmayı öğrenmem gerekti ve bu yüzden vejetaryenlik hakkında bilgi edinmeye başladım. Daha fazla bilgi edindikçe şok oldum. Bir veganla tanıştıktan ve sadece et değil aynı zamanda süt ürünleri hakkında da bilgi edindikten sonra hızla vegan oldum, yumurta ve süt ürünlerini yemeyi de bıraktım.</p>



<p>Öğrendiklerim karşısında gerçekten dehşete düşmüştüm. Dünyadaki hayvanlara, çevreye ve insan sağlığına etkilerine inanamıyordum. Ancak bazı açılardan beni daha da şok eden şey, konuştuğum hiç kimsenin söyleyeceklerimi duymaya istekli olmamasıydı. Arkadaşlarım ve ailem &#8220;bana yemeğimi mahvedeceğini söyleme&#8221; gibi şeyler söylüyorlardı veya bana &#8220;radikal vegan hippi propagandacısı&#8221; diyorlardı. Bu tepkilerden sonra konuşma birdenbire sona eriyordu ve bu tepkileri verenler -tıpkı benim tüm hayatım boyunca hayvan yediğim zamanlarda olduğu gibi-hayvanları ve gezegeni önemseyen mantıklı insanlardı.</p>



<p>Burada insanların bu inanılmaz derecede önemli konuşmaya son vermelerine neden olan şeyin ne olduğunu düşündüm ve bu da beni sonunda hayvan yeme psikolojisini, genel olarak şiddet ve şiddetsizlik psikolojisini incelemeye yöneltti. Sonra tezimin odak noktasını hayvan yeme psikolojisi üzerine kurdum. Keşfettiğim şey, hayvan yeme konusunda insanların davranışlarını yönlendiren bir psikoloji olduğu ve bu psikolojiyi aydınlattığımızda üzerimizdeki gücünün çoğunu kaybettiğiydi. Hepimiz bu belirli zihniyeti, bizi hayvan yemeye, empatimizi kapatmaya, rasyonel düşüncemizi kapatmaya yönlendiren bu <a href="https://carnism.org/carnism/">karnistik </a>zihniyeti miras aldık.</p>



<p>Bu konu ile ilgili bir kitap yazmak istiyordum ancak sadece öğrendiklerimle ilgili olmasını istemedim. İnsanların neden hayvan yememesi gerektiğiyle ilgili çok sayıda iyi kitap vardı ve insanların neden hayvan yememesi gerektiğiyle ilgili başka bir kitap daha yazmak istemedim. İnsanların neden hayvan yediğiyle, duyarlı insanların çevreyi, bedenlerini ve hayvan hayatlarını farkında olmadan yok eden vahşi uygulamalara neden katıldıklarıyla ilgili bir kitap yazmak istedim. Bu yüzden et yiyen kişilerle -temelde vegan olmayanlarla-paylaşabileceğim bir kitap olmasını istedim, böylece bu zihniyetin farkına varmalarına yardımcı olabilirdim. Çünkü yapıyı görmeyi başardığınızda bu zihniyet üzerinizdeki gücünü büyük ölçüde kaybediyor.</p>



<p>Kitap ile, insanların yemek seçimlerini daha özgürce yapabilmelerini istedim, biliyorsunuz ki farkındalık olmadan özgür bir seçim olamaz. Veganların kullanabileceği bir kitap olmasını istedim çünkü birçok vegan, birisine dünyalılara veya hayvanlara ne olduğunu anlatan korkunç grafik videoları gösterdiklerinde çok sinirleniyordu. Görüntüleri gören kişi ertesi gün McDonald&#8217;s&#8217;ta yine hamburger siparişi veriyor ve birçok vegan &#8220;neler oluyor&#8221;, &#8220;neyle uğraşıyorum&#8221; gibi düşüncelerle uğraşmak durumunda kalıyor ve veganlar sürekli bu savunmacılığın hedefi olarak suçlanıyor, saldırıya uğruyor, patolojize ediliyorlardı. Bütün bunlar ile karşılaşmak için ise tek yapmanız gereken &#8220;Ben veganım&#8221; demek. Sonrasında ise sık sık saldırıya uğruyorsunuz. Bu yüzden veganların bu psikolojiyi anlamaları için bir yol haritası sunmak istedim. Zaten olduklarından daha fazla zarar göremezlerdi ve bu konuyu savunmak ve konuşmak isteyen veganlar bu savunmalardaki zihniyeti anlayabilir ve iletişimlerinde bu konulara takılıp kalmazlardı.</p>



<p><strong>Kitabı okurken, aslında daha önce farkında olmadığımız ve muhtemelen hiçbir vegan olmayanın da farkında olmadığı sebepleri ortaya çıkardığımızı anlıyoruz. Yani herkesin okuyabileceği bir kitap ve karnizm terimiyle de karşılaştık. Peki karnizmin ne olduğunu açıklayabilir misin?</strong></p>



<p>Hayvan yeme psikolojisi üzerine doktora araştırmamı yaparken insanların çelişkili tutum ve davranışlarını anlamak istedim. İnsanların hayvanları önemsemesi ve yine de onları yemeleri, hayvanları kendilerinin kesmeleri veya başka bir şekilde onlara zarar vermeleri nasıl mümkün olabilirdi? Fark ettiğim şey, röportaj yapılan herkesin aynı çelişkiye sahip olmasıydı; hayvanlara zarar vermek istemiyorlardı ve yine de hayvanlara zarar veren pratiklere katılıyorlardı. Bireysel tutum ve davranışlardan çok daha fazlasının olduğunu fark ettim; bu tür bir paradoksun bu kadar çok insanda var olabilmesinin tek yolu buydu. Ortada daha büyük bir şey vardı; bir ideoloji; yaygın bir inanç sistemi. Bu inanç sistemini ise karnizm olarak adlandırdım.</p>



<p><br>Karnizm, bizi belirli hayvanları yemeye şartlandıran görünmez bir inanç sistemidir. Temelde veganlığın tam tersi aslında. İnsanlar genellikle yalnızca veganların ve vejetaryenlerin bir inanç sistemini takip ettiğini varsayıyor ancak -örneğin hayvan yemek söz konusu olduğunda- insanların tavuk yiyip köpek yememesinin tek nedeni bir inanç sistemine sahip olmalarıdır. Hayvan yemek bir zorunluluk olmadığında, ki bu günümüzde dünyadaki birçok insan için geçerlidir, temelde yiyecek seçimlerini özgürce yapabilecek kadar ekonomik gücü olan insanlar için bu bir seçimdir ve seçimler her zaman inançlardan kaynaklanır.</p>



<p>Ancak karnizm herhangi bir inanç sistemi değildir. Oldukça yaygın olan, toplumun dokusuna işlemiş normları, yasaları vb. kendi çerçevesine göre aşındıran baskın bir inanç sistemidir. Örneğin beslenmeyi incelediğimizde aslında karnistik beslenmeyi inceleriz, tıbbı incelediğimizde karnistik tıbbı inceleriz, hukuku uyguladığımızda karnistik hukuku uygularız, bilime baktığımızda ise bu da yine karnistik bilimdir. Yani karnizm toplumu temelden şekillendirir, dinden devlete ve en temelde bir işletmeye kadar tüm büyük toplumsal kurumlar tarafından benimsenir ve kodlarımıza kazınır. Karnizm gerçekten baskın ve görünmez bir sistemdir. İnsanlar bunun bir inanç sistemi olduğunun farkında bile değil. Çoğu insan hayvan yemenin böyle gelmiş böyle gidecek bir şey olduğuna inanıyor. Bir inanç sistemi çok yaygın olduğunda bu olur ve üstelik karnizm sadece baskın bir sistem değil aynı zamanda şiddet içeren baskıcı bir sistemdir.</p>



<p>Karnizm, hayvanları tüketmek için katletmek ve şiddet etrafında örgütlenmiştir. Çünkü et, şiddet olmadan üretilemez, yumurta ve süt ürünleri üretimi de hayvanlara büyük zarar verir. Ve yine de çoğu insan karnizmin şiddetini isteyerek desteklemez, bu yüzden karnizm gibi sistemlerin bir dizi psikolojik savunma mekanizması kullanması gerekir. Bunlar temelde insanların algılarını çarpıtan ve böylece iğrenmeden ve suçluluk duymadan hayvanları yemeye devam edebilmelerini sağlayan düşünme biçimleridir. Bu karnistik savunma mekanizmalarını, benim onlara verdiğim adla, bu psikolojik savunma mekanizmalarını tanımak gerçekten önemlidir çünkü onları tanıdığımızda üzerimizdeki güçlerini kaybederler. Vegan olduğunuzda ve savunma mekanizmalarını tanıdığınızda, bu gerekçelendirme savaşında onları üretmeyi veya yemeyi bırakırsak tüm hayvanlarla ne yapacağız soruları ile ileri geri gidip gelmeyi bıraktığınızda iletişiminizi daha derin bir düzeyde yapabilirsiniz.</p>



<p><strong>Yani karnizm dünyaya hakimken, vegan olmayanlar için her yerde her şeye yönelik olarak karnistik savunmalar ile karşılaşıyoruz. Peki bu savunmalar hakkında birkaç örnek daha verebilir misin?</strong></p>



<p>Elbette, bazı savunmaları paylaşayım. İlk savunma biçimine soyutlama diyebiliriz. Karnizm, çiftliklerdeki hayvanları herhangi bir bireysellikten veya kendi kişiliklerinden yoksun olarak görmeyi öğretir. Bu yüzden örneğin bir domuzun sadece domuz olduğuna ve tüm domuzların aynı olduğuna inanmayı öğreniriz ve bu bizi hayvanlardan uzaklaştırır. İnsanlar köpekleri bu şekilde görmezler, ancak domuzları, tavukları veya inekleri bu şekilde görürler. Çünkü onları kendileri için önemli hayatları olan bireyler olarak düşünmediğinizde onları tüketmeniz daha kolay hale gelir.</p>



<p>Başka bir örnek ise karnizmin bize çiftlikteki hayvanları nesneler olarak görmeyi öğretmesidir. En azından İngilizcede ve birçok dilde tabağımızdaki o tavuğa &#8220;birisi&#8221; yerine &#8220;bir şey&#8221; olarak atıfta bulunuruz. Bu bizi deneyimimizin gerçekliğinden uzaklaştırır. Algılarımız çarpıtıldığında bu bireylere karşı duyduğumuz doğal empatiden uzaklaşır ve aksi takdirde hissedeceğimiz iğrenmeden koparırır çünkü çoğu insan yenilebilir olarak düşünmeleri öğretilmeyen türleri yemek fikrinden iğrenmektedir.</p>



<p>Size bir savunma örneği daha vereyim, bu da haklı çıkarmanın üç ucudur. Yani haklı çıkarma, hayvan yemeyi haklı çıkarmak için ihtiyacımız olan çok yaygın bir savunmadır ve hayvan yemeyi haklı çıkarmayı öğrenmemizin yolu, hayvan yeme mitlerinin hayvan yemenin gerçekleri olduğuna inanmayı öğrenmektir. Hayvan yemeyi çevreleyen çok büyük bir mitoloji ve hayvan yemeyle ilgili çok sayıda mit var ama hepsi benim haklı çıkarmanın üç ucu olarak adlandırdığım şeyin altına giriyor: &#8220;Hayvan yemek normal, doğal ve gereklidir&#8221;. Elbette bu üç uç, erkek egemenliğinden heteroseksüel üstünlüğe kadar insanlık tarihi boyunca şiddet uygulamalarını haklı çıkarmak için kullanılmıştır.</p>



<p><strong>Bu çok ilginç. Psikolojik yolları anlamaya başlıyoruz ve sem anlatırken ben de şunu düşündüm, sence genel olarak insanlar karnizmde bu sorunun çözümünün bir parçası olabilirler mi?</strong></p>



<p>Kesinlikle. Veganlar sıklıkla, anlaşılabilir ama doğru olmayan bir şekilde, ya vegan olarak çözümün bir parçası olduğunuzu ya da vegan olmayıp sorunun bir parçası olduğunuzu varsayarlar ve bu varsayım, nüfusun %99&#8217;unun, alabileceği tüm yardıma ihtiyaç duyan bir davayı desteklemesini engeller. Her zaman, karnizmi ve veganlığı bir spektrumda düşünmenizi öneriyorum. Önemli olan spektrumda nerede olduğunuz değil, hangi yöne doğru gittiğinizdir.</p>



<p>İnsanları doğru yöne gitmeye ve onları gerçekten &#8220;vegan müttefiki&#8221; veya &#8220;vegan destekçisi&#8221; olmaya davet etmeyi düşünmeye teşvik etmek istiyoruz; bu, henüz tam vegan olmayan ama veganlığı destekleyenlere ulaşmak anlamına geliyor. Bunu göz önünde bulundurmak gerçekten önemli çünkü birçok insan tam vegan olmanın çok fazla geleceğini düşünüyor ve vegan olmuyorlar sonrasında ise mücadeleye destek olamayacaklarını düşünüyorlar. Oysa veganlığa en çok katkı koyan insanların bazıları aslında vegan değil. Örneğin; benimle röportaj yapan ve yüz binlerce insana ulaşan uluslararası yayınlarda makaleler yayınlayan gazeteciler genellikle vegan değiller. Ancak vegan mücadeleye destek olmak için gerçekten iyi işler yapıyorlar. Bazı bireyler Beyond Carnism&#8217;e bağış yaparak yaptığımız işi devam ettirmemizi sağlıyorlar ancak bu kişiler vegan olmasalar da mücadeleye inanıyorlar ve desteklemek istiyorlar.</p>



<p>Ayrıca veganlığı teşvik ederken ve insanlara çözümün bir parçası olma fırsatı verirken onlardan mümkün olduğunca vegan olmalarını istememizi tavsiye edebilirim. Mutlaka vegan olun ve ya hep ya hiç demek yerine, sizin için ne anlama gelirse gelsin mümkün olduğunca vegan olun demek istiyoruz. Bu, insanları her öğünde veganlık hakkında düşünmeye ve kendileri için işe yarayan bir şekilde veganizmi deneyimlemeye davet ediyor.</p>



<p><strong>Aslında &#8220;vegan müttfeik&#8221; gerçekten iyi bir fikir. Türkiye&#8217;de hayvan hakları savunucuları arasında vegan müttefiklerin mücadeleyi desteklediğini gördük, vegan değiller ama destekliyorlar ve veganlığı memnuniyetle karşılıyorlar. Ülkemizden bu yönde iyi örnekler verebilirim. Belki de bu vegan müttefiki terimine daha bağlı kalmalıyız.</strong> <strong>Yani açıkladığınızda mücadelenin geleceğine dair olumlu düşünüyorum ama bu açıdan baktığında gelecek hakkında umutlu hissediyor musun?</strong></p>



<p>Bence dünyada neler olup bittiğine baktığımızda önümüzdeki yıl veya beş yıl içinde birçok açıdan ne olacağını gerçekten bilmiyoruz; ABD seçimleri ve diğer seçimler, iklim değişikliği vb. Dolayısıyla gerçekçi olmak gerekirse, veganlığa desteğin arttığı konusunda iyimserim ve elimizdeki verilerle bunun çok açık olduğunu görüyoruz. Ayrıca kat edilecek çok uzun bir yol olduğuna, bugün dünyada çok fazla sorun olduğuna inanıyorum ve insanlığın bu zorluklarla, bilmediğimiz bir zamanda bunların üstesinden gelmemize yardımcı olacak şekilde başa çıkıp çıkmayacağını bilmiyoruz.</p>



<p>Vegan savunucular olarak, bir yandan dünyanın çok zor bir durumda olduğunu, bazı açılardan daha da zorlaşabileceğini ve bazı açılardan sorunlu olabileceğini bildiğimiz bir yapıda kendi içimizde barışa veya yeterli sükunete sahip olmanın bir yolunu bulmamız gereken bu tür bir çelişkiyle yaşamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor. Yaptığımız bu önemli çalışmalara devam ederken ve bence bunu başarabiliriz. Çünkü bir yıl içinde ne olursa olsun, önemli olan şey bugün yaptığımız şeydir ve kontrol edebildiğimiz tek şey bugün yaptığımız ve şu anda yapmakta olduğumuz şeydir.</p>



<p>Gelecek üzerinde kontrolümüz yok ama geleceğe varmak ve hayatlarımıza geri dönüp baktığımızda geleceğe doğru ilerlerken yaptığımız seçimler hakkında iyi hissetmek istiyoruz. Şunu söyleyebilirim ki; 50&#8217;den fazla ülkeyi gezdikten sonra, yıllar içinde veganlığa desteğin hayal edebileceğimden çok daha fazla arttığını gördüm ve bu bana insanların hayvanlara ve iklime olanların gerçekliğinin farkına varması ve giderek daha fazla insanın karnizme hayır demesi konusunda umut veriyor.</p>



<p><strong>Türkiye&#8217;den bahsedecek olursak, 20 yıl önce vegan nüfus hakkında çok olumlu değildik. Ama şimdi 20 yıl sonra, o zaman düşündüğümüzden çok daha ötede olduğunu söyleyebiliriz, bu yüzden elbette bu &#8220;vegan dünya&#8221;ya yaklaştığımız anlamına gelmiyor. Başarılacak çok şey var ama yine de ilerlemenin düşündüğümüzden çok daha hızlı olduğunu düşünüyorum.</strong> <strong>Kitap,elbette bu ilerlemeye büyük katkıda bulunuyor. Peki bu röportajı okuyacak kişiler aktivizm hakkında daha fazla bilgiyi nereden edinebilirler? Onlara önerilerde bulunabilir misin?</strong></p>



<p>Web sitemiz <a href="https://carnism.org/">carnism.org</a>&#8216;u ziyaret edebilirler. Videolar, öğretici materyaller ve yazılı kaynaklar gibi çok sayıda kaynağa site üzerinden erişebilirler.</p>



<p><strong>Türkçe yayınlanmadan önce de kitabınız Türkiye’de biliniyordu. Tanıdığım birçok vegan kitabınız hakkında konuşuyordu ve İngilizcesini okumuşlardı, ancak şimdi Türkçe olduğu için daha çok okuyucuya ulaşacaktır. Yani kapak çok ilgi çekici ve birçok vegan olmayan okuyucuyu çekeceğine inanıyorum. Bu yüzden çok kısa bir süre içinde gazetelerde veya köşe yazılarında daha iyi tartışılacağını ve sonunda genel olarak bir etki yaratacağımızı düşünüyorum.</strong> <strong>Ayrıca son zamanlarda dahil olduğun başka projeler var mı diye sorabilir miyim?</strong></p>



<p>Birkaç ay önce yeni bir web sitesi kurduk: <a href="https://infighting.org/how-to-end-injustice-everywhere/">infighting.org</a>. Bu site örgütlerde çalışan veganların daha etkili bir şekilde birlikte çalışmalarına ve veganlar arasındaki kavgaları azaltmalarına yardımcı olmak için kuruldu. Ayrıca, geçen yıl yayınlanan, temelde karnizm teorisine dayanan ancak ataerkillik, ırkçılık vb. gibi tüm baskıcı sistemleri kapsayacak şekilde genişletilmiş &#8220;How to End Injustice Everywhere&#8221; adlı bir kitabım var.</p>



<p><strong>Teşekkür ederim, bahsettiklerinin bize yeni etkiler getireceğine ve belki de veganlar için yeni şeyler sunacağına inanıyorum. İnsanları vegan felsefeye çekmek için daha iyi seçeneklerimiz olacak ve belki de vegan ve vegan olmayan gruplar arasındaki tartışmaları daha iyi anlayacağız.</strong></p>



<p><strong>Çok teşekkür ederim, benim için çok faydalı oldu ve bu röportajı okuyacak kişiler için de çok faydalı olacağından eminim. Yaklaşan projelerinizi ve belki de Türkiye&#8217;ye yapacağınız ziyareti gerçekten dört gözle bekliyoruz.</strong></p>



<p>Türkiye’ye gelmeyi gerçekten çok isterim. Yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Türkiye&#8217;deki aktivistleri destekleyebilmek benim için bir onurdur.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/09/12/neden-kopekleri-sever-tavuklari-yer-inekleri-giyeriz-roportaj/">Neden Köpekleri Sever, Tavukları Yer, İnekleri Giyeriz?: Dr. Melanie Joy ile Karnizm Üzerine Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2024/09/12/neden-kopekleri-sever-tavuklari-yer-inekleri-giyeriz-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2016 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[V-Label]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[ebru arıman]]></category>
		<category><![CDATA[food time]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gıda gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[standardizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[v-label]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[vegan ve vejetaryenler derneği]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kosher Belgesi, Helal Belgesi&#8230; Peki ya V-Label Sertifikası? Belki bir çoğunuz duymadınız. Bir kısmınız belki ismi duydu, logoyu gördü. Kaç kişi ayrıntıları biliyor? V-Label Türkiye Koordinatörü Ebru Arıman, sizin için sorularımızı yanıtladı (Food Time- Mayıs2016): V-Label Standardizasyonu nedir? V-Label, tüketici tercihlerine paralel olarak vejetaryen-vegan ürünlerin, ambalaj üzerindeki karmaşık kod ve içeriklerden bağımsız, kolay anlaşılır ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/">Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kosher Belgesi, Helal Belgesi&#8230; Peki ya V-Label Sertifikası? Belki bir çoğunuz duymadınız. Bir kısmınız belki ismi duydu, logoyu gördü. Kaç kişi ayrıntıları biliyor?<br />
V-Label Türkiye Koordinatörü Ebru Arıman, sizin için sorularımızı yanıtladı (Food Time- Mayıs2016):<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/yeni-logo-v-label.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-2104 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/yeni-logo-v-label-289x300.jpg" alt="V-Label v-label-eu" width="289" height="300" /></a><br />
</em></strong><br />
<strong>V-Label Standardizasyonu nedir?</strong><br />
V-Label, tüketici tercihlerine paralel olarak vejetaryen-vegan ürünlerin, ambalaj üzerindeki karmaşık kod ve içeriklerden bağımsız, kolay anlaşılır ve denetimli güvenilirliği sağlanmış tek tip etiketle, uygunluğunu tescil etmek amacıyla Avrupa Vejetaryenler Birliği(EVU) tarafından geliştirilmiş lisanslı bir semboldür.<br />
V-logo İtalyan sanatçı Prof Bruno Nascimben (Castenaso) tarafından 1985 yılında Cervia’da EVU (Avrupa Vejetaryenler Birliği) Kongresinde sunularak kabul edilmiştir. Ve o tarihten itibaren birlik tarafından tescilli olarak kullanılmaktadır.<br />
Logo, sarı zemin üzerine yeşil yapraklı V harfinden oluşmaktadır. 678553 ve 678553A tescil numarasıyla tüm yasal hakları V-Label GmbH tarafından dünya genelinde korunmaktadır.</p>
<p><strong>Ürünlerin vejetaryen ya da veganlara uygun olup olmadığı içerik bilgisinden anlaşılmıyor mu, böyle bir sembole neden gerek duyuluyor?</strong><br />
Ürün etiketleri üzerindeki içerik bilgileri, kanunen beyanı zorunlu bilgiler olmasına rağmen üreticilerin beyanının her zaman içerik bilgilerine paralellik göstermediğini görüyoruz. Bir ürünün mamul haline gelmesi esnasında kullanılan tüm içeriklerin azalan miktara doğru açık ve anlaşılır biçimde sırayla belirtilmesi gerekmektedir. Ancak kimi durumlarda beyanın aksine bir içeriğe rastlanabildiği gibi, kimi durumda da içeriğin menşei belli olmamaktadır. Örneğin gıda renklendiricileri bitkisel menşeili olabildiği gibi, karmin gibi hayvansal kökenli de olabilmektedirler. Karmin, Cochineal isimli bir böceğin ezilerek toz ya da sıvı hale getirilmesi suretiyle gıda endüstrisinde oldukça yaygın olarak kullanılan ve gıdaya kırmızı/pembe rengi veren hayvansal bir renklendiricidir. Konservelerden, salçalara, şekerlemelere, lokumlara, pastane ürünlerine, soslara kadar oldukça geniş bir kullanım alanı vardır.<br />
Benzer şekilde ürün ambalajı üzerinde kullanılan ve tüketiciler için anlaşılır olmaktan oldukça uzak E kodu gibi birtakım teknik ifadeler de ürünün içeriğinin anlaşılabilmesini zorlaştırmaktadır. Örneğin E495 olarak gördüğünüz bir içeriğin ne olduğunu anlamak pek mümkün değilse de, bu içerik çoğunlukla hayvansal yağlardan elde edilir. Dolayısıyla ürün etiketleri çoğu durumda özellikle “özel beslenme biçimi olan tüketiciler için” yeterli ve anlaşılabilir olmaktan uzaktır. Ürünün hayvansal madde içermiyor olduğu, vegan/vejetaryenlere uygunluğu özel ifadelerle belirtilmelidir.</p>
<p><strong><a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/81.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2107 alignleft" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/81-300x219.jpg" alt="8" width="300" height="219" /></a>İsteyen üretici, ürünün vegan olduğunu iddia edip ambalaj üzerine yazıyla da “vegan” yazabilir. Bu tür keyfi beyanlara ve suistimallere karşı bir denetim mekanizması var mı?</strong><br />
Maalesef şu anda yok. Ürününüzün veganlara uygun olduğunu bir yazı veya rastgele bir sembolle de iddia edebilirsiniz ancak bu yalnızca sizin iddianız olmaktan öteye gitmez. Bu ürünün gerçekten vegan olup olmadığının analiz edilmesi/belgelenmesi ve denetlenmesi gerekiyor. Bu tür denetimsiz ve keyfi ifadelerle yaşanan süistimaller neticesinde, bizim de içerisinde bulunduğumuz Avrupa Vejetaryen Birliği üye ülkeleri olarak, Avrupa Parlementosu Çevre Komisyonu’na 2013 yılı sonunda bu konuda bir başvuruda bulunuldu. Vejetaryen/Vegan ürünlerde gereken hassasiyetin gösterilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak AB’de tek sembol (V-Label) kullanılması konusundaki başvurumuz değerlendirmeye alınarak Parlamento gündemine girdi. Nihai karar henüz alınmamış olmasına rağmen bu konuda yakın zamanda bir sonuç çıkması bekleniyor.<br />
Bunun için bir denetim mekanizmasının şart olduğu da, kimi firmaların keyfe keder etiketlemelerle üreticiyi yanıltması neticesinde yaşanan güven kaybıyla daha da netleşmiştir.<br />
Yakın dönemde ABD’de yapılan ratgele ve bağımsız gıda analizlerinde, vegan olduğu iddia edilen birçok ürünün de hayvansal içerik taşıdığı belgelenmiştir. Bu durum tüketicilerin ürüne kuşku ile yaklaşmasına neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Dünya üzerinde helal sertifikası gibi vejetaryen/vegan ürünler için de çok çeşitli sertifikalar var mı? V-Label hangi konumda?</strong><br />
Global anlamda hayır. Vegan ve vejetaryen ürünler için sertifika veren “yerel” birkaç organizasyon var. Bu organizasyonlar İngiltere ve Amerika’da yerel olarak çalışmalar yürüten birkaç dernek. Ancak global anlamda vejetaryen-vegan sertifikası veren tek kuruluş V-Label GmbH. Merkezi İsviçre’de olan V-Label, Avrupa Vejetaryenler Birliği tarafından yönetiliyor. Birliğe üye ülkelerce sertifika veriliyor ve denetleniyor. Aynı zamanda Uluslararası Vejetaryenler Birliği ile Avrupa Vejetaryenler Birliği kardeş birlikler ve üyelikler ortak. Dolayısıyla Uluslararası Vejetaryenler Birliği de V-Label’ın destekleyicisi.<br />
V-Label şu anda en güvenilir vegan-vejetaryen etiketi kabul ediliyor. Çünkü dağıtım ve denetimi vegan-vejetaryen organizasyonlar tarafından yapılıyor yani hassasiyetimiz ortak.<br />
Burada belirtmek gereken 2 önemli detay var, birincisi birliklerinin adının vejetaryen ifadesi taşıması. Klasik vejetaryen tanımına göre veganlık da vejetaryenlik bir türü olarak geçtiği için aslında genellikle eski organizasyonlar Vejetaryen adıyla yapılanmıştır. Ancak elbette ki hem faaliyetler hem de tüm kapsam, sertifikasyon da dahil olmak üzere veganlığı kapsamaktadır.<br />
İkincisi sembolün Avrupa Vejetaryenler Birliği tarafından yönetiliyor olmasının yanı sıra Avrupa ile sınırlı olmaması yani coğrafi yaygınlık. Uluslararası Vejetaryen Birliği’ne üye olan dünya ülkeleri de bu konuda işbirliği içindeler ve lisansör konumundalar. Dolayısıyla sembol Amerika’dan Rusya’ya, Çin’e kadar dünyanın her yerinde verilebiliyor. Daha da önemlisi sembolün geçerliliği lisans aldığınız ülke ile sınırlı değil, tüm dünyada geçerli.</p>
<p><strong>Ülkeler arası koordinasyon nasıl sağlanıyor?</strong><br />
V-Label ülkesel temsilcilikler vasıtasıyla dağıtılıyor ve denetleniyor. Her ülke temsilciliği yerel kanunlara göre revize edilmiş sözleşmeler ile V-Label’ın yasal haklarını koruyor. Türkiye’de, Madrid Protokolü çerçevesinde V-Label yasal olarak koruma altına alınmıştır. İzinsiz kullanımın önüne geçmek üzere ülkeler işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Türkiye’de gördüğümüz herhangi bir ithal ürünün üzerinde V-Label sembolü bulunması halinde gerekli kontrolleri biz de sağlıyoruz ve ülke temsilciliğini bilgilendiriyoruz. Aynı şekilde Türkiye menşeili ürünlerin de diğer dünya ülkelerinde kontrolü ilgili ülke temsilcilikleri vasıtasıyla yapılıyor. Dolayısıyla sürekli iletişim halinde olmak durumundayız.<br />
<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/V-Label-broşürleri-foto.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-2103 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/V-Label-broşürleri-foto-300x225.jpg" alt="V-Label broşürleri foto" width="300" height="225" /></a><br />
<strong>V-Label alma koşulları nedir?</strong><br />
Sertifika için 4 ana sınıf var; Vegan ürünler hiçbir hayvansal bileşen içermiyor. İçerisinde hayvanlardan elde edilen hiçbir ürünün kullanılmamış olması gerekiyor. Lakto Vejetaryen ürünler, yalnızca laktik, yani sütle ilgili bileşenler içerebiliyor. Ovo Vejetaryen ürünler, sadece yumurta ihtiva edebiliyor. Lakto Ovo Vejetaryen ürünler ise yalnızca süt ve yumurta içerebiliyor. Hayvansal ürünlerin varlığına göre V-Label sertifika türü değişiyor. Hepsi için ortak koşul, herhangi bir şekilde et ürünleri içermemesi. Aslında bu konuda oldukça kapsamlı ve detaylı bir formumuz var. Bu form tüm soru işaretlerini gidermeye yönelik üreticinin beyanını sunuyor bize. Beraberinde GDO’lu ürünlerin V-Label alamadığını da eklemekte fayda var.<br />
Üretim tesisinin vegan-vejetaryen ürün üretimine uygun yapılandırılması gerekiyor. Bulaşıklığı önlemeye yönelik tedbirler çok önemli.</p>
<p><strong>Başvuru nasıl yapılıyor ve süreç nasıl işliyor?</strong><br />
Başvuru, vegan/vejetaryen olduğu iddia edilen ürünün içerik beyanı alınmak suretiyle (başvuru formu), standartlara uygun olup olmadığının kontrolü ile başlıyor. Detaylı içerik bilgisinin kontrolünün ardından beyan edilen içeriğin hangi vejetaryen/vegan tipine uygun olduğu başvuru sahibine bildiriliyor. Başvurunun o etapta herhangi bir bağlayıcılığı yok. Burada bizi ilgilendiren husus, tam mamül sürecine kadar proses sürecinde kullanılan ürünlerin vejetaryen/vegan ürüne uygun olması. Ağırlıklı olarak vegan sertifika verdiğimiz için ürün içinde hayvansal DNA kalıntısı olmamasını baz alıyoruz. DNA, hayvanlara ait et, süt, yumurta, deri, kan, kıl hatta tırnak gibi tüm bileşenlerde çıkabiliyor. Başvuru aşamasında tüm tetkiklerimizi uluslararası akreditasyonu da bulunan Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarında yaptırıyoruz. Rastgele ürün numunesi tarafımızca tedarik edilerek tam kapsamlı bir analize gönderiliyor. Bu noktaya kadar üreticinin beyanını baz alıyorken, analiz sonucunda ürünü bilimsel verilerle desteklemiş oluyor ve içeriğinin doğruluğundan emin oluyoruz. Üretim tesisini de kontrol etme yetkimiz bulunmakta ancak genellikle çoğu durumda analiz tek başına yeterli olabiliyor. Bütün bu işlemlerin süresi genellikle 1 haftayı aşmıyor. Lisans sözleşmemizin karşılıklı olarak imzalanmasının ardından senelik lisans bedelinin yatırılmasıyla birlikte sözleşme geçerlilik kazanıyor. Her ürün için, başında ülke kodu bulunan 7 haneli ayrı bir lisans numarası veriyoruz ve sertifikamızı lisans alan firmaya ulaştırıyoruz.<br />
Lisans alımın ardından, ilgili firma tüm reklam-basın-yayın çalışmalarında logomuzu kullanabilir. Ancak logonun tasarım kurallarını korumak açısından bir örneğinin bizimle paylaşılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Lisans firmaya mı ürüne mi veriliyor?</strong><br />
Lisans firma adına düzenleniyor ancak yalnızca listelenen ürünleri kapıyor. Bir işletmede tüm ürünlerin aynı standartta olmasını bekleyemeyiz. Dolayısıyla her ürün türü için ayrı bir form doldurmamız ve ayrı bir lisans numarası vermemiz gerekiyor. Ürünün kimliğini o numara temsil ediyor.<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/why.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-1688 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/why-300x135.jpg" alt="why" width="300" height="135" /></a></p>
<p><strong>Sertifika ne kadar süre geçerli, her yıl lisans numarası yenileniyor mu?</strong><br />
Sertifika alan ürünler için 1’er yıllık sözleşme yapılıyor. Yıl içinde içerikte oluşabilecek değişiklikle ilgili üretici firmanın derhal bilgilendirme yapması gerekiyor. 1 yılın sonunda lisansın tekrar yenilenmesi durumunda, ürün aynı lisans numarası ile devam ediyor. Bu numaralar genellikle ürün ambalajında kullanıldığı için her yıl numara değişikliği söz konusu olmuyor. Ancak lisansın yenilenmemesi halinde (ki çok karşılaştığımız bir durum değil), eski ambalajlar için bir ihbar süremiz var. Bu süreçte ambalajlardan sembolün kaldırılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Sertifika alan ürünler dönem sürecinde denetleniyor mu, denetim masrafları kime ait?</strong><br />
Sertifika alan ürünler için sözleşmemizde de açıkça yer alan bir maddeyle senede 2 kez habersiz denetim hakkımız bulunmakta. Ayrıca yine denetim amaçlı raftan alacağımız herhangi bir ürünü yıl içinde analize gönderebiliriz. Lisans alımından sonraki tüm denetim masrafları V-Label GmbH tarafından karşılanıyor. Ancak sadece denetimde ihlale rastlanırsa, denetim masrafları lisans alana rücu ediliyor.</p>
<p><strong>Firmanın ürünlerinde bir süre sonra uygunsuzluk tespit edilirse?</strong><br />
Bu durumda her şeyden önce yasal haklarımızı kullanıyoruz. Öncelikli olarak sertifika iptal ediliyor ve ilgili firma bu sertifikadan “tamamen” men ediliyor. Ve beraberinde bu durum V-Label tüketicilerine ilan ediliyor. Yanı sıra bir de tazminat hükmü var, firma para cezası ödüyor. Ancak elbette ki itibar kaybı paradan çok daha önemli.</p>
<p><strong>V-Label yalnızca gıda ürünlerine mi veriliyor?</strong><br />
2016 yılı itibariyle gıda ürünleri yanında kozmetik ürünlere de sertifika vermeye başlandı. Bunu giyim takip edecek. Kozmetik ürünlerde ürünün hayvansal bileşen içermemesinin yanında hayvanlar üzerinde test edilmemesi de gerekiyor. Ancak zaten 2016 Ocak ayı itibariyle AB yasalarında olduğu gibi Türkiye’de de kozmetik ürünlerin hayvanlar üzerinde test edilmesi yasağının yürürlüğe girmesi, işimizi biraz daha kolaylaştırıyor. Yasağı delmeye çalışan firmalar mutlaka olacaktır, o nedenle yine de her zaman temkinliyiz.</p>
<p><strong>Dünya tüketicilerinin Vegan-Vejetaryen özellikteki ürünlere bakışı nasıl? Etiket hayatı kolaylaştırdı mı?</strong><br />
Özellikle vegan ürünler, hayvanların etik açıdan daha refah bir yaşam sürmelerinin yanı sıra, küresel ısınmaya karşı mücadelede çiftlik hayvancılığının büyük payı, temiz su kaynaklarının ve ekilebilir tarım arazilerinin hayvancılığa kaydırılması neticesinde dünya üzerindeki temiz su ve gıdaya erişimin zorlaşmasının başlıca anahtarı olması dolayısıyla, son yıllarda çok tercih edilen ürün grubunda yer almaktalar. Beraberinde hayvansal kaynaklı ebola, kuş gribi, delidana gibi salgın hastalıklar ve gıda alerjileri de mutlaka ki bu yükselişte pay sahibi.<br />
Hindistan gibi vegan-vejetaryen popülasyonun yüksek olduğu ülkeleri, artık Avrupa ülkeleri ve Amerika’da yükselen bir ivme ve hatrı sayılır yüzdelerle takip etmeye başladı. Dünyaca ünlü Pazar araştırmaları kuruluşu Mintel’in 2016 Nisan ayında yayınladığı bir rapora göre, Almanya’da vegan-vejetaryen özellikteki ürünler, son 5 yıl içinde 7 kat artış gösterdi. 2011 yılında Almanya’daki gıdaların sadece %2’si vegan-vejetaryen etiketli iken, 2015 sonunda bu oran sadece vegan ürünlerde %12’ye ulaşmıştır.<br />
V-Label, Almanya’da 2400’e yakın firma tarafından şu anda gıda etiketi olarak lisanslı kullanılmakta ve bu talep her geçen gün tüketici tercihlerine paralel olarak artış göstermektedir.</p>
<p><strong>Dünyada vejetaryen-vegan popülasyonu ne düzeyde?</strong><br />
Tüm dünyadaki özellikle vegan artış hızı gerçekten şaşırtıcı bir ivmeyle ilerliyor. Farkındalık hızla artıyor. Bunda kitlesel iletişim araçlarının etkisi büyük. Tabi yanı sıra tüketici pazarının gelişmesi de etkili.<br />
Örneğin Hindistan nüfusunun %40’ı vejetaryen-vegan. İsrail’de bu oran %9 civarında. İsveç’de %10, İtalya’da %7’yi aşmış durumda. Almanya’da %10 civarında vegan ve vejetaryen yaşıyor. İngiltere’de ise %13’ü aştı. Avusturya’da %10 düzeyinde.<br />
2009 yılında, ABD nüfusunun %1’i vejetaryen-veganken, şu anda Amerika Birleşik Devletleri nüfusunun% 5&#8217;i vejetaryen ve vegan. Birçok ülkede artış, benzer hızda.<br />
Türkiye’de henüz net bir istatistiksel çalışma yapılmadı. Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği olarak başlattığımız 2 çalışma da internet kullanıcılarına yönelik, dolayısıyla net veriler elde edilemiyor. Bu konuda Türkiye İstatistik Kurumu ortak bir çalışmamız var, sorularımızı hazırladık, 2017 yılında Türkiye’de de benzer bir çalışma yapıyor olacağız.<br />
Tüketici sayısının artışı, artık beklentilerin artışını da beraberinde getiriyor. Güvenilir ürünlere ulaşma isteği, pazarı da bu doğrultuda şekillendiriyor. Bunu son yıllarda aynı hızla artan V-Label lisans taleplerinden de net olarak görebiliyoruz. Dünya vegan bir geleceğe doğru hızla ilerliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de V-Label’a olan talep nasıl? Hangi firmalar V-Label aldılar?</strong><br />
Türkiye’de de dünya ile paralellik gösteren bir hızda vegan ürünlere talep artıyor. Henüz Avrupa ülkeleri kadar bir geniş bir yüzdede olmasa da kısa sürede katlanarak ilerleyebilecek bir zemin var. Şu ana kadar bu konuda bir tanıtım çalışması yapmamamıza rağmen birçok başvuru aldık; Türkiye’de aldığımız lisans başvuruları ilk etapta Avrupa pazarına yönelik oldu. Özellikle Avrupa ülkelerine ihracat yapan gıda üreticileri, tüketicilerin beklentisiyle birlikte ürünlerinin vegan standartta olduğunu V-Label ile tescillemek istediler.<br />
V-Label Türkiye’ye 2014 yılı sonunda girdi. Türkiye’de ilk sertifika Nudo markasına verildi. Onu Komagene, Eriş Un, Gloria Jeans Coffees, Upper West Side Falafel, Kurme, Vegan Peynir, Oses ve Entabi Çiğköfte markaları takip etti. Değerlendirme sürecinde olan ve kozmetik firmalarının da içinde olduğu daha pek çok marka, yakın zamanda Türkiye listemize eklenecek.</p>
<p><strong>Türk gıda ve kozmetik üreticilerine bu konuda neler önerilebilir?</strong><br />
Tüm dünyada hızla artan vegan-vejetaryen nüfusu, üreticilerin ürün çeşitliliğine de doğrudan etki eden yeni bir pazarın varlığına işaret ediyor. Türkiye’de genel olarak karşılaştığımız durum, üreticilerin mevcutta hayvansal içermeyen üretimi bulunsa da, böyle bir tercihten dolayısıyla pazardan haberdar olmamaları. Yahut da üretim sürecinde yaratılabilecek küçük proses değişiklikleri ile ürüne aslında ek maliyet çıkarmadan vegan özellik kazandırılabilecek olmalarına rağmen, bu konu hakkında bilgi sahibi olmamaları kendilerini pazarın dışında bırakıyor. Özellikle Türkiye’den Avrupa’ya ihracat yapan gıda ve kozmetik üreticileri için, ürün etiketinde sadece bu sembolün varlığı bile ekstra bir pazarın kapılarını aralayacaktır. Bu durum üreticileri, üretim tercihlerinden dolayı ödüllendirirken, tüketiciler için de pazarın çeşitliliğine katkı sağlayarak yaşamı kolaylaştırıyor ve daha da genişleyen bir kitleye aracı oluyor.<br />
Hem üreticiler hem de tüketiciler için avantaj yaratabilecek özellikle vegan ürünlerin Türkiye’de de artmasını ve her kesimin bu konuda bilinçlenmesini temenni ediyoruz.<br />
Daha ayrıntılı bilgiye uluslararası web sitemiz üzerinden ulaşılabilir: www.v-label.eu/tr &#8211; www.tvd.org.tr</p>
<p><strong>Kaynak: Food Time Dergisi (Gıda Gündemi) Mayıs 2016 sayısında yayınlanmıştır.<br />
(http://www.gidagundemi.com/)</strong></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/">Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
