<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nefret söylemi arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/tag/nefret-soylemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/nefret-soylemi/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 10:57:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>nefret söylemi arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/nefret-soylemi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Necla Teyze&#8217;nin Ölümünün Araştırılması ve Nefret Söyleminin Son Bulması İçin CİMER Üzerinden Yetkililere Sesleniyoruz</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/20/necla-teyzenin-olumunun-arastirilmasi-ve-nefret-soyleminin-son-bulmasi-icin-cimer-uzerinden-yetkililere-sesleniyoruz/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/20/necla-teyzenin-olumunun-arastirilmasi-ve-nefret-soyleminin-son-bulmasi-icin-cimer-uzerinden-yetkililere-sesleniyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 10:25:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[necla teyze]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal emdya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[ülker güleryüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Altındağ’da “Necla Teyze” olarak bilinen, resmi adı Ülker Güleryüz olarak aktarılan hayvansever yurttaş barakasında çıkan yangında yaşamını yitirdi. Necla Teyze, yangında öldüğü günün öncesinde belediye ekiplerinin yaptığı toplamaya direndiği için sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından hedef gösterilmiş, hakarete ve şiddet tehtidine maruz kalmıştır. Olay yerinde yapılan incelemeler, sosyal medya linci ve mahalle sakinlerinin aktardıkları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/20/necla-teyzenin-olumunun-arastirilmasi-ve-nefret-soyleminin-son-bulmasi-icin-cimer-uzerinden-yetkililere-sesleniyoruz/">Necla Teyze&#8217;nin Ölümünün Araştırılması ve Nefret Söyleminin Son Bulması İçin CİMER Üzerinden Yetkililere Sesleniyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ankara Altındağ’da “Necla Teyze” olarak bilinen, resmi adı Ülker Güleryüz olarak aktarılan hayvansever yurttaş barakasında çıkan yangında yaşamını yitirdi.</p>



<p>Necla Teyze, yangında öldüğü günün öncesinde belediye ekiplerinin yaptığı toplamaya direndiği için sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından hedef gösterilmiş, hakarete ve şiddet tehtidine maruz kalmıştır.</p>



<p>Olay yerinde yapılan incelemeler, sosyal medya linci ve mahalle sakinlerinin aktardıkları bilgiler Necla Teyze’nin ölümüne dair şüpheleri güçlendirmekte ve yangının sebeplerinin soruşturulması gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>



<p>Sosyal medyada hayvanlara, hayvan hakları savunucularına ve hayvanseverlere yönelik nefret söyleminin giderek güçlenmesi ve söylemlerin bireylere yönelik açıkça şiddet tehdidi haline gelmesi yalnızca Necla Teyze’nin ölümünün değil aynı zamanda bu sosyal medya hesaplarının da incelenmesini gerekli kılmaktadır.</p>



<p>Şüphelerin aydınlatılması, nefret söyleminin son bulması için yetkililere CİMER&#8217;e istek kategorisi üzerinden sesleniyoruz.</p>



<p>Sizler de profilimizdeki ve hikayemizdeki bağlantı aracılığıyla ilgili metne ve sosyal medyadaki nefret söylemlerinden derlenmiş dosya eklerine ulaşabilir ve CİMER üzerinden başvuru yapabilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">NECLA TEYZENİN (ÜLKER GÜLERYÜZ) ÖLÜMÜ VE NEFRET SÖYLEMİYLE İLGİLİ SORUŞTURMA TALEBİ &#8211; CİMER METNİ</h2>



<p>&#8220;Necla Teyze&#8221; olarak bilinen resmi adı Ülker Güleryüz olan hayvansever yurttaş, 18 Şubat 2025’te Altındağ Belediyesi’nin köpekleri toplamasına karşı çıktığı için çekilen videosu üzerinden sosyal medyada başta Güsoder (Güvenli Sokaklar Derneği) adlı dernek ve takipçileri ile #GüvenliŞehirler adlı sosyal medya hesabı tarafından hedef gösterilmiştir.</p>



<p>Aynı günün akşamında, “Necla Teyze” neden çıktığı belli olmayan bir yangında barakasındaki hayvanları ile birlikte yaşamını yitirmiştir.</p>



<p>Vefat haberinin yayılması sonrasında şiddet ve nefret içeren mesajların silinmeye başlandığının görülmesi üzerine, bir kısmı silinmeden ekran görüntüleri alınarak yine sosyal medyada paylaşılmıştır. Ekte bunlardan ulaşılanlar derlenmiştir.&nbsp; Bu ve öncesindeki paylaşımları birlikte değerlendirildiğinde;</p>



<p>· Güsoder isimli örgüte bağlı kişiler, takipleştiği hesaplar ve Av Devrim Koçak uzun süredir hayvanseverler ve hayvanlar üzerinden nefret ve şiddet içeren çağrılar yapmaktadır.</p>



<p>· Bu kişiler devletin korumasında olduklarını ima edebilmekte ve kullandıkları dil ile kamu kurumlarına ve hukuka olan güveni azaltmaya, önerdikleri şiddet eylemlerinin meşru olduğu ve cezasız kalacağına dair algı oluşturmaya çalıştıkları gözlenmektedir.</p>



<p>· Bu kişilerin çağrıları, toplumsal barış ve saygı dili dışında olup, öncelikle hayvanseverler arasında huzursuzluğa neden olmaktadır. Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmekte, kasten adam öldürme, kasten hayvan öldürme, kamu kurumunu aşağılama, suçu ve suçluyu övdükleri görülmektedir.</p>



<p>İstem;</p>



<p>1) 18 Şubat 2025’de “Necla Teyze”nin de barakasındaki yangında kundaklama şüphesi olayın ilk dakikalarından itibaren dile getirilmektedir. Necla Teyze’nin barakası çevresinden sosyal medyaya aktarılanlar derlendiğinde;</p>



<p>· İtfaiyenin barakadaki yangında soba olabileceğini belirtmiş olduğu, buna karşın komşularının Necla Teyze’nin soba yakmadığı gibi kendisine soba önerdiklerinde de fikren reddettiğini aktarmaları,</p>



<p>·⁠Yangın yerine gidenlerin, barakada bulunan buzdolabının fişe takılı olmadığı, elektrikli ısıtıcının da kullanılmadığını belirtmesi</p>



<p>· Kapı ve pencerelerdeki yangın izleri ile baraka içindeki tekstil ürünlerinin yanmamış olmasından, yangının baraka içinden değil dışından başladığının izlendiği çıkarımları yapılmaktadır. </p>



<p>Toplumun Ülker Güleryüz’ün ölümü üzerinden gösterdiği hassasiyet ve yangın nedenine dair kundaklama şüphelerini artıran gerekçeleri dile getirmesi nedeniyle, bu soruşturmasının genişletilmesini,</p>



<p>2) Güsoder Derneği ve ona bağlı Av Devrim Koçak isimli kişi ile hayvan hakları savunucularına yönelik sistematik şiddet, tehdit, taciz ve nefret söylemlerinde bulunanların, yukarıda gerekçelendirilen kapsamda soruşturulmasını, sonucunun bilgi edinme hakkı uyarınca tarafıma bilgi verilmesini ve TC kanunları uyarınca bu stk, kişiler ve hesaplar hakkında gereğinin yapılmasını saygılarımla rica ederim.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7768" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7768" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/7-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7769" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7769" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/4-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7773" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7773" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/2-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7772" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7772" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/3.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7770" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7770" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/5-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7774" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7774" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/6-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="7771" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7771" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-819x1024.jpg 819w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-240x300.jpg 240w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-768x960.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-696x870.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-1068x1335.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1-336x420.jpg 336w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/1-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p>Başvuru eklerinde kullanılacak nefret söylemine ilişkin gönderiler</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/20/necla-teyzenin-olumunun-arastirilmasi-ve-nefret-soyleminin-son-bulmasi-icin-cimer-uzerinden-yetkililere-sesleniyoruz/">Necla Teyze&#8217;nin Ölümünün Araştırılması ve Nefret Söyleminin Son Bulması İçin CİMER Üzerinden Yetkililere Sesleniyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/20/necla-teyzenin-olumunun-arastirilmasi-ve-nefret-soyleminin-son-bulmasi-icin-cimer-uzerinden-yetkililere-sesleniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2021 18:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryen]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=3680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baskın grupların pratik, söylem ve davranışlarını benimsemeyerek ayrımcılığa uğrayan, nefret söylemlerine maruz kalan gruplardan biri de veganlar.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/">Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Türkiye’de ve dünyada baskın grupların pratik, söylem veya davranışlarını benimsemeyerek ayrımcılığa uğrayan ve nefret söylemlerine maruz kalan gruplardan bir tanesi de veganlar. </strong></p>



<p>Veganların hissetikleri ayrımcılık ve önyargıya dair ayrıntılı incelemeler içeren araştırmalar var[i]. Örneğin ABD’de yapılan bir çalışma; ateistler, göçmenler, eşcinseller, aseksüeller*, siyahlar ve vejetaryenler arasında en olumsuz değerlendirilen grubun veganlar olduğunu gösteriyor[ii]. Araştırma sonuçlarına göre veganlardan daha olumsuz değerlendirilen tek grup ise madde bağımlısı insanlar.</p>



<p>Peki nereden geliyor bu olumsuz hisler?</p>



<p>Aynı araştırma gösteriyor ki veganlara ve vejetaryenlere omnivor** (hepçil) insanlar tarafından uygulanan ayrımcılık ve önyargılar, bu insanların vegan/vejetaryen olma motivasyonlarıyla ilişkili. Vegan/vejetaryen olma sebepleri hayvan haklarının ihlal edilmesi olan insanlar, sebepleri çevreye ve insan sağlığına zarar gelmesi olanlara kıyasla, hepçiller tarafından daha olumsuz değerlendiriliyorlar. Çevresel sebeplerle vegan/vejetaryen olanlar ise sağlık sebepleri yüzünden bu kararı alanlara göre daha olumsuz değerlendiriliyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Öyle gözüküyor ki, vegan ve vejetaryenler kararlarını daha özgeci sebeplere dayandırdıkça daha olumsuz değerlendiriliyor. Bunu destekleyen başka bir bulgu da veganların vejetaryenlere göre daha olumsuz değerlendirilmesi.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki açıdan eksik görülme kaygısı (mı?)</h4>



<p>Başka bir deneysel çalışmaya göre bu nefretin ve olumsuz hislerin arkasında, veganların ve vejetaryenlerin kararlarını ahlaki sebeplere dayandırması sonucunda, hepçillerin ahlaki açıdan eksik görülmeye dair kaygılarının oluşması yatıyor olabilir[iii].</p>



<p>Bu araştırma vejetaryenleri konu edinerek yapılmış. Ancak hayvansal gıda tüketen pek çok kişinin, gerçekte böyle olmasa da, veganlığı vejetaryenliğin &#8220;uç&#8221; veya “aşırı” biçimi olarak gördüğünü biliyoruz. Bu yüzden bu araştırmanın sonuçlarının veganlar için de geçerli olması bir hayli mümkün.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Ufak bir parantez: Vejetaryenlik ve hayvan istismarı arasındaki ilişki</h4>



<p>Araştırmanın ayrıntılarına girmeden önce burada bir vejetaryenlik parantezi açarak, çıkış noktası iyi niyetli bile olsa, vejetaryenliğin hayvan sömürüsüne desteği büyük ölçüde devam ettirdiğini belirtmek zorunda hissediyorum. Ne yazık ki hayvanların vücutlarını yemeyi bırakmak hayvanlar için yeterli değil.</p>



<p>Sütleri, yumurtaları, derileri, kürkleri veya yünleri insanlar tarafından çalınabilsin diye hapsedilen hayvanlar, sömürülemeyecek duruma gelip öldürülene kadar, doğdukları ilk andan ölümlerine kadar olan süreçte, yaşam biçimlerine işlenmiş bir işkenceye katlanmak zorunda. Bu açıdan üretim çiftlikleri, mandıralar ve mezbahalar arasında bir fark yok. Bir hayvanı eti için öldürmek ile sütünü alabilmek için ona ölene kadar cinsel şiddet uygulamak, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakmak arasında bir fark yok. Öyle ki, mandıralardaki hayvanlar zaten birkaç yıl içerisinde “verimliliklerinin azalması” sebebi ile kendilerini yine mezbahalarda buluyor.</p>



<p>Dolayısıyla etik veganlar olarak hayvan sömürüsünü bütün biçimleriyle sonlandırmayı amaçlayan vegan yaşamı &#8220;uç&#8221; olarak değerlendiren, üstü örtülü bir şekilde vejetaryenliği bir “orta yol” olarak toplumun kabul edebileceğini ima eden baskın grup söylemlerini reddediyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hayvan sömürüsüne katkıda bulunmamak için vejetaryen olan kişilerin yaptıkları vicdan muhakemesi elbette çok değerli. Sadece hayvanların merhametten çok adalete ve bizim sorgulamadan veya keyfi sebeplerle devam ettirdiğimiz alışkanlıklarımızı değiştirmemize ihtiyacı olduğunu özellikle vejetaryen arkadaşlarımıza hatırlatmak istiyorum.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki suçlama beklentisi</h4>



<p>Parantezi kapatarak araştırmaya dönersek, bu araştırma, makalede de kullanıldığı şekliyle “iyi niyetle” hareket eden insanların (bu bağlamda hayvanlara zarar gelmemesi için “et” yemeyen insanların) aşağılanması üzerine.</p>



<p>Günlük hayatlarında et yiyen 255 katılımcıyla yapılan bu çalışma iki adımdan oluşuyor. Adımlardan birinde katılımcılardan vejetaryenleri birtakım kişilik özellikleri bakımından değerlendirmeleri isteniyor. Diğer adımda katılımcılara, vejetaryenlerin onları ahlaki açıdan nasıl değerlendirdiklerini düşündükleri soruluyor. Bu deney, iki adımın sırası değiştirilerek iki farklı gruba uygulanıyor.</p>



<p>Önce ahlaki açıdan nasıl görüldüğünü düşündüğünü belirten ve sonrasında vejetaryenleri değerlendiren katılımcılar, bu tespitler sırasında, diğer gruba kıyasla vejetaryenleri daha negatif gördüklerini belirtiyor. Araştırmacılar bu negatif değerlendirmeye sebep olan faktörün, katılımcıların vejetaryenler tarafından ahlaki açıdan olumsuz değerlendirildiklerini düşünmeleri olduğunu söylüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yani özünde, hepçillerden oluşan katılımcılar vejetaryenlerin, hepçilleri “daha az ahlaklı” gördüklerini düşünüyor ve bunun sonucunda da vejetaryenlere karşı olumsuz değerlendirmelerde bulunuyorlar. Yazarlara göre bunun sebebi, vejetaryenlerin et yemeyerek baskın gruba (hepçillere) karşı üstü kapalı bir ahlaki ihlal suçlaması yapması.</p></blockquote>



<p>Yazarlar, et yiyen katılımcıların vejetaryenlerden gelebilecek bir ahlaki suçlamayı düşündükten sonra vejetaryenlere karşı negatif hisler geliştirmesini, ahlaki olarak kusurlu ve yetersiz görülmeye karşı düşünülmeden verilen savunmacı bir tepki olarak yorumluyor.</p>



<p>Altını çizmekte yarar var: Bu araştırmada hepçillerin vejetaryenlere karşı negatif hisler geliştirmesinin sebebi, vejetaryenlerin hepçilleri ahlaki açıdan olumsuz değerlendirmeleri değil. Aksine, hepçillerin ahlaki açıdan olumsuz değerlendirilme beklentileri.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki suçlama doğru algılanıyor mu?</h4>



<p>Peki, et yiyen katılımcılar kendilerine yöneldiğini düşündükleri bu olası ahlaki suçlamayı doğru algılıyorlar mı? Vejetaryenlerin et yiyenler hakkında kademeli bir ölçeklendirme üzerinde yaptıkları değerlendirmelerde, et yiyenleri ahlaki açıdan bir derece olumsuz değerlendirdiklerini görebiliyoruz. Ancak et yiyenler, vejetaryenlerin hepçilleri olduğundan daha olumsuz değerlendireceklerini düşünüyorlar.</p>



<p>Öte yandan ilginçtir ki, yine aynı ölçeklendirme sisteminde, et yiyen katılımcılar vejetaryenleri, et yiyenlere kıyasla ahlaki açıdan daha olumlu değerlendiriyor. Buna ek olarak daha da ilginç ve çelişkili olan, hepçillerden oluşan katılımcıların, kendilerini ahlaki açıdan hem hepçillere hem de vejetaryenlere göre daha olumlu değerlendirmeleri. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hepçillerin, et yemeyenleri yiyenlere göre daha ahlaklı bulmasını, et yiyen insanların dahi, bir canlının vücudunu yemenin ahlaki açıdan sakıncalı bir davranış olarak görüyor olabileceğinin bir göstergesi olarak yorumlayabiliriz.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Sonuç: Kaygıyı gidermek için artan negatif tutumlar</h4>



<p>Özetleyecek olursak, vegan ve vejetaryenlere yönelik önyargı ve ayrımcılıklar ile bu insanların hangi sebeple vegan/vejetaryen oldukları arasında bir ilişki var. Hayvan haklarının ihlal edilmesi sebebi ile bu kararı alan insanlar en sevilmeyen grup olurken, onları sırayla çevre ve sağlık kaygılarıyla vegan/vejetaryen olan insanlar takip ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Vegan ve vejetaryenlerin hayvanlara zarar vermemeyi amaç edinmesi (yukarıda anlatıldığı üzere vejetaryenlik bunu tam olarak gerçekleştiremese de), hepçilleri et yemelerinden ötürü ahlaki bir yanlış yaptıkları sebebiyle dolaylı olarak suçlu hissettiriyor. Ahlaki açıdan olumsuz değerlendirilme beklentisi hisseden hepçiller, bu tehdidi bertaraf etmek için vejetaryenleri değersiz görmeye başlıyor.</p></blockquote>



<p>Tüm bu sonuçlar ve çıkarımlar bize vegan/vejetaryenlerin maruz kaldıkları ayrımcılık, önyargı ve nefret söylemlerinin bir sebebinin, hayvanlara zarar veren davranışlardan kaçınmanın, hepçiller üzerinde oluşturduğu ahlaki baskı olabileceğini gösteriyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Önemli bir not</h4>



<p>Son olarak, bu yazının amacının ne bir ahlak tanımı yapmak ne de hayvansal gıda tüketen insanları günlük kullanımdaki yüklü ahlak kavramı üzerinden “ahlaksızlıkla” suçlamak olmadığını belirtmek isterim. Öte yandan her insanın hayvanlara karşı bir sorumluluğu var. Et ve diğer hayvansalları tüketmenin veya bir hayvanın derisini giymenin, hayvanlar açısından hayatını kaybetmek ya da ölene kadar zulüm görmek anlamına geldiğini görmezden gelemeyiz. </p>



<p>Bu keyfi davranış ve alışkanlıklar hayvanlara eziyet eden, onları öldüren, hapseden bir düzen yaratıyor. Dolayısıyla bu davranışlardan kaçınmak hepimizin sorumluluğu.</p>



<p>* Araştırmada LGBTİ+&#8217;lar arasından yalnızca bu gruplardan bahsedilmiştir. </p>



<p>**Hem bitkisel ürünlerle hem de hayvansallarla beslenen.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ednref1">[i]</a> Bagci, C. B., &amp; Olgun, S. (2019). A social identity needs perspective to Veg*nism: Associations between perceived discrimination and well-being among Veg*ns in Turkey. <em>Appetite, 143,</em> 104441</p>



<p><a href="#_ednref2">[ii]</a> MacInnis, C. C., &amp; Hodson, G. (2017). It ain&#8217;t easy eating greens: Evidence of bias toward vegetarians and vegans from both source and target. <em>Group Processes &amp; Intergroup</em> <em>Relations, 20</em>, 721–744</p>



<p><a href="#_ednref3">[iii]</a> Minson, J. A., &amp; Monin, B. (2012). Do-gooder derogation: Disparaging morally motivated minorities to defuse anticipated reproach. <em>Social Psychological and Personality Science,3</em>, 200–207</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/">Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[vegafobi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dosya konumuzun önceki iki bölümünde uzun uzun yazdık, bize yazılanları paylaştık. Birleşik Krallık’ta veganlara yönelik nefret suçlarının artmasını konu alan haberle başladık, Türkiye’de özellikle etik veganların önyargılı ve ayrımcı bir dil aracılığıyla maruz kaldığı nefret söylemlerine dair Twitter anketimizin sonuçlarıyla devam ettik. Şimdi, dosyanın son bölümünde sözü, bu alanda aktivizm yapan ve Koç Üniversitesi ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Dosya konumuzun önceki iki bölümünde uzun uzun yazdık, bize yazılanları paylaştık. Birleşik Krallık’ta veganlara yönelik nefret suçlarının artmasını konu alan haberle başladık, Türkiye’de özellikle etik veganların önyargılı ve ayrımcı bir dil aracılığıyla maruz kaldığı nefret söylemlerine dair Twitter anketimizin sonuçlarıyla devam ettik. </strong></p>



<p><strong>Şimdi, dosyanın son bölümünde sözü, bu alanda aktivizm yapan ve Koç Üniversitesi ile çeşitli derneklerde kapsamlı akademik çalışmalar yürüten Avukat Ezel Buse Sönmezocak’a bırakmak istiyoruz. </strong></p>



<p><strong>Yazı: </strong>Öykü Yağcı *

</p>



<p>Ezel, ayrıntılı yanıtları ve örnekleriyle bize, başvuru kaynağı niteliğinde çok önemli bilgiler verdi; nefret söylemi ve suçlarının dünyadaki ve Türkiye’deki hukuki boyutunu, yasalarla korunması gereken eşitlik ilkesinin ve toplumdaki yerleşik eşitlik kültürünün önemini anlattı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/Ezel-pic-222x300-1.jpg" alt="" /><figcaption>Av. Ezel Buse Sönmezocak</figcaption></figure></div>



<p><a rel="noreferrer noopener" aria-label="Birinci (yeni sekmede açılır)" href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-1/" target="_blank">Birinci</a> ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="ikinci (yeni sekmede açılır)" href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-2/" target="_blank">ikinci</a> bölümden bu yana kapsamı geniş tutmamızın nedenini daha önce belirtmiştim. Burada tekrar yinelemekte fayda görüyorum: Düşmanlık ve hoşgörüsüzlüğe dayalı her türlü nefret biçimini bünyemizden atmak için her birimize sorumluluk düştüğünü düşünüyoruz. Çünkü ağzımızdan ve klavyelerimizden dökülen her bir ötekileştirici söylem, medya ve sosyal medyanın etkisiyle virüs gibi yayılarak kendimizi ve birbirimizi yiyip bitiriyor. Bu nefret ve saldırganlık bazılarının benliğine, bazılarının hayallerine ve bazılarının da hayatlarına mal oluyor.</p>



<p>Bu kadar kötülüğün arasında eşit, hoşgörülü ve özgür bir toplum tahayyülü ve umuduyla&#8230;</p>



<p><strong>Nefret söylemi ve nefret suçu
nedir? Türkiye’de “dezavantajlı” kılınmış grupları hedefine alan önyargı
kaynaklı suçlara karşı herhangi bir hukuki ya da politik tedbir mevcut mu? </strong></p>



<p>Nefret söylemi ve nefret suçu kavramları Türkiye’de hukuk literatüründe görece yeni ve sınırlı şekilde ele alınan, hukuk fakültelerinde hukuk eğitimi sırasında pek üzerinde durulmayan, disiplinler üstü bir yaklaşımla ele alınması gereken konular olması nedeniyle de üzerinde her daim tartışmaların canlı olduğu kavramlar. </p>



<p>En sade haliyle bir tanım yapacak olursak, ırk, renk, dil, ulusal ya da etnik köken, dini inanç, yaş, engellilik, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya diğer statüleri nedeniyle bireylere veya gruplara karşı şiddeti, nefreti, ayrımcılığı veya hoşgörüsüzlüğü savunan, yayan veya teşvik eden ifadeler, nefret söylemidir. Bu sayılan gruplara veya söz konusu grupların mal ve mülklerine karşı, önyargı veya nefret nedeni ile işlenmiş olan suçlara ise nefret suçları diyoruz. </p>



<p>Nefret suçlarını tanımlarken önemli olan iki husus mevcut. Birincisi, bir suçun nefret suçu olarak ele alınabilmesi için öncelikle işlenen fiilin ceza kanununda suç olarak tanımlanmış ve yaptırıma bağlanmış olması gerekmektedir. Bu Türkiye Anayasası’nda da yerini almış olan evrensel bir hukuk ilkesi, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin bir gereğidir. İkincisi ise, nefret suçlarından bahsedebilmek için failin suçu mutlaka bir önyargı ya da nefret saikiyle yani motifiyle işlemiş olması gerekiyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bir başka ifadeyle, dezavantajlı grup mensubuna karşı işlenen her suç nefret suçu değildir. Failin, mağdurun bağı olan bu gruplara karşı bir önyargı ya da nefretle hareket ediyor olması gerekiyor. </p></blockquote>



<p>Örnek vererek ifade etmek gerekirse, “Suriyeli göçmenlerin pis koktukları ve bu nedenle toplu taşıma araçlarından ancak belli saat aralıklarında yararlanmaları gerektiği” şeklinde bir ifade, ulusal ve etnik köken nedeniyle bir gruba (Suriyeli göçmenlere) karşı ayrımcılığı savunan bir ifade olması nedeniyle nefret söylemine örnek verilebilir. Bununla birlikte, bir eşcinselin, eğlence mekanından çıktıktan sonra takip edilip eşcinsel olduğu için sokakta fiziksel şiddete maruz bırakılması ise nefret suçu olarak tanımlanabilir. Örneği biraz değiştirirsek, bir eşcinselin sokakta yürürken, eşcinsel olmasından bağımsız olarak hızla yaklaşan motorsikletli bir fail tarafından çantasının çalınması durumunda nefret suçundan bahsedilemeyecektir. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/2019-insan-haklari-raporu-lgbtilar-2019u-hak-ihlalleriyle-gecirdi.jpg" alt="" /><figcaption>Kaynak: <a href="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/2019-insan-haklari-raporu-lgbtilar-2019u-hak-ihlalleriyle-gecirdi.jpg">İleri Haber</a></figcaption></figure>



<p>Nefret suçlarını, diğer suçlardan ayıran temel özellik, nefret suçlarının hem mağduru hem de mağdurun bağlı olduğu grubu gelecekte de benzer saldırıların olması ihtimali nedeniyle korkuya sevk etmesidir. Hem mağdurun hem de mağdurun bağlı bulunduğu cemaatin ya da grubun toplumda istenmediği, kabul görmediği, bu topluma ait olarak görülmediği mesajı verilmeye çalışılır nefret suçlarının sonucunda. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Çünkü nefret suçları kişiye değil, aslında bütün bir gruba yöneliktir.</p></blockquote>



<p>Nefret suçları ile nefret söyleminin iç içe
geçtiği durumlar da mümkün olabilir. Bazı ülkeler iç hukuklarında nefret
söylemini ayrıca bir suç olarak tanımlamış durumdadır. Bu durumda nefret
söylemi de cezai sorumluluk gerektiren ayrı bir suç olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu konuda ülke pratikleri epeyce farklılık göstermekte. Almanya’da
örneğin Nazi propogandası ve anti-semitizm ifade özgürlüğünden yararlanamaz ve
nefret söylemi kapsamında ele alınırken, Amerika Birleşik Devletleri’nde nefret
söylemine kavram olarak dahi pek çok hukukçu tarafından eleştirel yaklaşılmakta
ve nefret söylemi çok dar bir kapsamda ele alınmaktadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye’de maalesef nefret söylemi ve nefret suçu ayrıca bir suç olarak tanımlanmış değildir. </p></blockquote>



<p>Nefret söylemi, çok dar bir şekilde, Türk Ceza
Kanunu’nun 216’ncı maddesinde (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama)
koruma bulabilir ama 216’ncı madde son derece sınırlı bir çerçeveye sahip.
Madde ilk paragrafında “halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge
bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin
ve düşmanlığa alenen tahrik etme”yi, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir
tehlikenin ortaya çıkması halinde, suç olarak tanımlıyor. İkinci paragrafında ise
“halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge
farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suç olarak düzenlenmekte. </p>



<p>Dikkatli incelendiğinde 216’ncı maddede çizilen çerçevenin, dezavantajlı tüm grupları korumaktan uzak olduğu görülüyor zira madde adeta tahrik ve aşağılamanın hangi nedenlerle yapılamayacağını sınırlı sayı dediğimiz usulle saymış. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yani 216’ncı madde kapsamına örneğin yaş ya da engellilik ya da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi statüleri saymadığı gibi, sınırlı sayı prensibi nedeniyle bu statülerden dolayı maruz bırakılan nefret söylemini kapsam dışı bırakıyor. </p></blockquote>



<p>Bana göre nefret suçu bakımından çok daha ilginç bir diğer madde, 122’nci madde. 122’nci madde, 2014’te TCK’ya eklenen yeni bir madde ve yasalaşma sürecinde kamuoyuna lanse ediliş şekli ve başlığı itibarıyla (nefret ve ayrımcılık suçu) sanki nefret söylemi ve nefret suçunu tanımlayarak cezalandıracak bir çerçeveyi haizmişçesine heyecan yaratmıştı ama 122’inci maddenin içeriği karşılaştırmalı hukukta örneğine az rastlanan bir şekilde dar. </p>



<p>Öncelikle yine Madde 216’ya benzer şekilde 122’nci
madde de sadece “belli nefretlere” sınırlı sayıda yer veriyor. Bunlar “dil,
ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din
veya mezhep farklılığı” olarak sayılıyor. Maddeye göre bu sınırlı farklılıktan
kaynaklanan nefret nedeniyle; “bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır
veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesi, bir kişinin
kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanması veya bir kişinin işe
alınması ve bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasının
engellenmesi” nefret ve ayrımcılık suçunu oluşturuyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Görüldüğü gibi, madde yine tüm ayrımcılık temellerini saymadığı gibi, yalnızca 3 suç tipi yaratıyor. </p></blockquote>



<p>Örneğin, bir kişiye siyasi düşüncesinden dolayı evini kiraya vermeyen ev sahibinin, ya da bir kadını cinsiyeti nedeniyle işe almayan işverenin ya da durakta otobüs bekleyen bir engellinin binebilmesi için araç rampasını açmaksızın duraktan ayrılan bir otobüs şoförünün madde 122 çerçevesinde nasıl cezalandırılacağı hususu, bu suçların altında yatan nefretin tespit edilmesinin son derece güç olduğu göz önüne alındığında, ispat hukuku bakımından da tartışılmaya muhtaç.</p>



<p><strong>Peki, “etik veganlık”
Birleşik Krallık ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde gördüğümüz gibi korunan
insan hakları kategorileri arasında felsefi bir inanç sistemi olarak sizce
kapsanabilir mi; TCK’nın 3., 115., 122., 125. ve 126. maddelerine dahil
edilebilir mi?</strong></p>



<p>Nefret söylemi ve nefret suçlarında korunan hukuki değer, azınlık ve diğer tüm dezavantajlı grupların, esasen tüm toplumun, eşit muamele görme hakkıdır. </p>



<p>Ayrımcılık üzerine yapılan çalışmalarda, ayrımcılığın nedeni -psikolojik ve sosyolojik teorilerin bir karışımı olarak, esas olarak Toplumsal Baskınlık Teorisi (Social Dominance Theory) ile açıklanır. Buna göre toplumlarda gücü veya kontrol araçlarını elinde tutan grup, kendi meşruiyetini tesis etmek ve yeniden üretmek amacıyla kendi kimlik ve söylemini normal, diğerlerini norm dışı kurgulayarak, kendi ideolojik aygıtlarını yaratır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İşte normun dışında kurgulanan bu kimlik ve ifadeler, baskın grup tarafından sistematik olarak ayrımcılığa, sosyal dışlanmaya ve yoksulluğa maruz bırakılır ve bu yolla toplumla bütünleşmesi engellenir. Bu çerçevede örneğin etnik veya ulusal azınlıklar, göçmenler, yaşlılar, kadınlar, eşcinseller, translar ya da engelliler, sistematik şekilde sosyal dışlanma ve ayrımcılığa maruz bırakılan “dezavantajlı” gruplardır.</p></blockquote>



<p>Dezavantajlı
gruplar tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Bir toplumda baskın çoğunluktan
ayrışan herhangi bir kimlik de, nefret söylemi ve nefret suçu bağlamında
korunmaya değer bir azınlık olabilir. Örneğin, cinsiyetçi ve heteroseksist bir
toplumda uzun saçlı ve küpe takan erkekler, eşcinsel ya da trans olup
olmamalarına bakılmaksızın, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalabilir. </p>



<p>Burada, nefret söylemi ve nefret suçunun oluşup oluşmadığı incelenirken önemli olan, ifade edilen nefretin kişisel bir duygu değil; kolektif bir şekilde, bağlı olunan/hissedilen grubun bir yargısının dışavurumu olup olmadığıdır. Nefret pek tabii ki bir kişisel duygu olarak ele alınabilir ve bu nedenle hukukun dışında kalabilir. Ama ne zaman ki nefret ideolojik bir dışavurum halini alır, o zaman hukukun konusuna girer. </p>



<p>Örneğin, “pembe renginden nefret ediyorum” ifadesi hukukun dışında kalırken, “pembe renk giyen erkeklerden nefret ediyorum” ifadesi, “pembe giyen erkekler” diye bir azınlık kategorisi olmamasına rağmen bir nefret söylemi olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla, nefret söylemi ve suçu ele alınırken, failin ve mağdurun kimliği kadar, söylemin hangi amaçla, hangi bağlamda, nerede, hangi fonksiyonla ortaya koyulduğu da önemlidir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesi düşünce, vicdan, din ve inanç özgürlüğünü koruma altına alır.</p></blockquote>



<p>Yine Sözleşme’nin ayrımcılık yasağı başlıklı 14’üncü maddesi uyarınca Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır. </p>



<p>9’uncu madde içtihat bakımından bir hayli zengindir. Mahkeme, “düşünce, vicdan ve din” kavramlarını nasıl ele alacağı yönünde zamanla bir ilkeler bütünü geliştirmiştir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Kişisel inançların, 9’uncu madde kapsamına girebilmeleri için iki ölçütün varlığı gerekmektedir. Bunlardan ilki, inancın belirli bir tutarlılık, ciddiyet, uyum ve önem derecesine ulaşmış olması; ikincisi ise insan onuruna saygıyla uyumlu bir inanç olarak değerlendiriliyor olmasıdır. </p></blockquote>



<p>Bu çerçevede, örneğin kürtaj karşıtlığı, Mahkeme tarafından madde 9 kapsamında bir “inanç” değildir. Fakat örneğin, Mahkeme pasifizm, vicdani retçilik ve veganlığı madde 9 kapsamında kabul edilen “inançlar” arasında saymıştır. Ancak, neyin 9’uncu madde kapsamında korunan bir “inanç” olduğunu tespit ederken, 9’uncu maddenin koruduğu hukuki değer hatırlanmalıdır. </p>



<p>En temelde 9’uncu madde düşünce ve vicdani kanaate sahip olunmasına, bir dini inanca mensup olunmasına, bunların geliştirilmesine, olgunlaştırılmasına ve hatta değiştirilmesine müsaade ederek bireyin, devlet tarafından aşılanmasına yani indoktrinasyona engel olmayı amaçlar. Bu kapsamda Mahkeme, 9’uncu madde başvurularında sıklıkla “iç dünya” (forum internum) kavramını kullanır. </p>



<p>Örnekle ifade edecek olursak, bir kişinin vegan olmasının arkasında pek çok neden olabilir. Sağlıklı beslenmek, genç bir cilde sahip olmak ya da fit kalmak olabilir. Ya da veganlık bir diyet olarak, kişinin hayatının belli bir döneminde uyguladığı bir beslenme şeklinden ibaret olabilir. Veganlık bazı alerji durumlarından kaynaklı dönemsel bir tercih de olabilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Örneğin bu hallerde, veganlık madde 9 kapsamında “belirli bir tutarlılık, ciddiyet, uyum ve önem derecesine ulaşmış” bir inanç olarak korunacak mıdır? Cevabım hayır. </p></blockquote>



<p>Ancak, Mahkeme’nin içtihatlarınca da artık sabit olduğu üzere etik veganlık olarak ifade bulan, felsefi, politik ve/veya ahlaki motivasyonlarla kişinin hayatında topyekün bir hayat tarzına işaret eden veganlık, madde 9 kapsamında korunan bir “inanç”tır. </p>



<p>Pozitif hukukun meseleyi bir inanç özgürlüğü olarak ele alma şeklinden farklı olarak, konuya yaklaşımım kişinin iç dünyası ya da inancın ciddiyeti, tutarlılığı ya da önemi gibi kriterlerden ziyade, baskın grup karşısında veganların ayrımcılık ve sosyal dışlanma yaşayıp yaşamadığı meselesi üzerinden şekilleniyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/inek-ve-insan.jpg" alt="" /><figcaption>Fotoğraf: Marji Beach/Visualhunt, <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nd/4.0/">CC BY-ND</a> </figcaption></figure>



<p>Hayvan sömürüsünün günümüz küresel ekonomik koşullarında bir “norm” olduğu şüphesiz hakikat. Fakat veganlar, bu küresel endüstriyel sisteme karşı çıktıkları için sistematik ayrımcılığa, şiddete veya sosyal dışlanmaya maruz kalıyor mu? Örneğin veganlar, vegan oldukları için haklara erişimde, istihdama katılımda sorun yaşıyor mu? Yoksa serbest piyasa koşulları uyarınca, inançları gereği kullanmaları gereken ürünlere özgürce erişebiliyor mu? </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Vegan oldukları için maruz kaldıkları zorbalık, taciz ve nefret içerikli söylemler, biraz önce anlatmaya çalıştığım gibi “kişisel bir duygu” olan nefretten mi yoksa bir ideolojinin parçası olan nefretten mi kaynaklı?</p></blockquote>



<p>Burada ayrımın her bir olay özelinde, titizlikle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bir başka ifadeyle, kategorik olarak veganlığın bir felsefi inanç olmasından hareketle, veganlara karşı üretilen her şiddet içerikli söylemi nefret söylemi olarak tanımlamak mümkün olmayabilir. </p>



<p>Nefret suçu kapsamında ise, AİHM’in etik veganlığı “felsefi inanç” olarak kabul etmesinden hareketle, veganlara yönelen zorbalık, taciz ve şiddet içerikli söylem ve eylemlerin sizin de sorunuzda isabetli bir şekilde dikkat çektiğiniz üzere madde 115 kapsamında “inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi” suçunu ve madde 125 kapsamında “hakaret” suçunu oluşturacağının tespiti gerekir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hakaret suçunun kişinin felsefi inancını açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından dolayı işlenmesi, hakaret suçunun nitelikli hali olup daha yüksek cezayı gerektirmesi bakımından, veganlar için ayrıca öneme sahip. Dolayısıyla diğer maddelerin değil ama özelikle 125 ve 115’inci maddelerin veganları “teknik olarak” koruyacaklarını söylemek mümkündür.</p></blockquote>



<p><strong>Son zamanlarda özellikle sosyal
medyada bireylere yöneltilen bazı politik eleştirilerin dahi “linç” olarak
tanımlanabildiğini görüyoruz. Oysa “linç edilmek” fiziksel ve psikolojik
düzeyde oldukça ağır sonuçları olan, kökü derinlere inen bir fiil. Eleştiri,
linç, nefret söylemi ve nefret suçu arasındaki ayrımı, konuya nispeten kavram
düzeyinde uzak olanlar için en net şekilde nasıl ortaya koyarız? </strong></p>



<p>Aslında bu ayrımlara genel hatlarıyla şimdiye kadar biraz değinmiş olduk. Nefret suçu bahsettiğimiz üzere, tamamen farklı bir kategori, nefret suçundan bahsetmek için ortada ceza kanunlarında açıkça tanımlı bir nefret suçu düzenlemesinin bulunması gerekiyor. </p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/12512517_1658643907728401_165996306207162555_n.jpg" alt="" width="573" height="381" /><figcaption>Kaynak: <a href="https://metehanud.wordpress.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Metehanud (yeni sekmede açılır)">Metehanud</a></figcaption></figure>



<p>Eleştiri, linç ve nefret söylemini nasıl ayıracağımız konusunda belirleyici faktör ise ifadenin, yöneldiği gruba duyulan nefret veya önyargı saikinin sonucu olup olmadığıdır. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Örneğin, vegan olduğu bilinen bir kişiye “vegan olduğu için beyninin gelişmediğini, dolayısıyla da sağlıklı düşünemediğini” söylemek, veganlara duyulan önyargı nedeniyle bir nefret söylemidir. Kişiye “vegan olduğu için gerizekalı olduğunu” söylemek ise, hakaret suçunun belirli bir felsefi inanca yönelmesi nedeniyle nefret suçudur. </p></blockquote>



<p>Eleştiri ve
linçe gelindiğinde ise artık konuyu ifade özgürlüğü açısından ele almak
gerekir. İfade özgürlüğü, insan hakları sisteminin çok büyük önem verdiği ve bu
nedenle çok özenle koruduğu bir haktır. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması,
bu nedenle, ancak son derece istisnai şartlarda mümkün olabilir. AİHM’in
defaatle belirttiği üzere, ifade özgürlüğü yalnızca insanların üzerinde mutabık
olduğu veya rahatsız edici bulmadıkları ifadelerin korunmasından ibaret
değildir. Aksine, ifade özgürlüğü toplumu rahatsız eden, şoke eden ve rencide
eden görüşleri de korur. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Ancak ifade özgürlüğü her ne kadar geniş bir şekilde yorumlansa da, tabii ki sınırsız değildir. Kasıtlı olarak nefret, şiddet veya ayrımcılığa teşvik eden söylemler ifade özgürlüğü kapsamında koruma görmezler. </p></blockquote>



<p>İfade özgürlüğü konusu çok daha geniş bir konu, dolayısıyla soruyla bağlantılı olarak şunu ortaya koymak yeterli olacaktır: Bir eleştiri, açıkça şiddet içermediği veya şiddete açıkça teşvik etmediği sürece, ifade özgürlüğü kapsamında korunmalıdır. </p>



<p>Burada tıpkı nefret söylemini açıklarken ortaya koyduğumuz gibi, özellikle azınlıkların ifade özgürlüğü daha geniş bir koruma altındayken, baskın grup ve ideolojilerin dışavurumlarında “açık bir şiddet tehlikesi” olup olmadığı hususu önem arz eder. </p>



<p>Örneğin, ateistlerin genel nüfusun %1’ini oluşturduğu bir ülkede bir Ateizm Derneği Başkanı’nın resmi sosyal medya hesabından “Bu ülkenin tüm çocuklarını ateist yapacağız, bu yolda kanlı da olsa kansız da olsa her aracı kullanmaktan çekinmeyeceğiz” şeklindeki bir ifadesiyle, ülke nüfusunun %95’inin mensubu olduğu bir dini tarikat liderinin “Bu ülkenin tüm çocuklarını dinimiz emirlerine uygun yetiştireceğiz, bu yolda kanlı da olsa kansız da olsa her aracı kullanmaktan çekinmeyeceğiz” şeklindeki ifadesi, “açık bir şiddet tehlikesi olup olmamadığı”nın tespiti açısından farklı konumlanacaktır. </p>



<p>Linç ise hukuki bir terim değil, fakat çoğunluk tarafından uygulanması ve genel tanımı itibarıyla fiziksel şiddet içermesi, içermekle tehdit etmesi ya da şiddeti körüklemesi bakımından eleştiriden ayrılmaktadır. </p>



<p>Fakat şunu ifade etmek gerekir, şiddet nasıl ki salt fiziksel şiddetten ibaret değilse, sosyal medyada “linç” adı verilen yoğun eleştiriler de, maruz kalan açısından psikolojik şiddete dönüşebilir. Zira sosyal medya, çok çabuk “çoğunluk” olunabilen, sanal ortamda hukuki kişiliğin gizlenmesi suretiyle de zorbalığa ve hakarete kolaylıkla zemin hazırlayabilen bir mecra. İfadelerini dışavurması nedeniyle, sistematik şekilde hakarete varan ağır eleştiri ve söylemsel şiddete maruz kalmak, kişide ciddi izler bırakabilir ve travmatize edici olabilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İfade özgürlüğüne karşı özellikle sosyal medyada bir kültür haline gelen “linç” kültürünün de hukuken daha yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. </p></blockquote>



<p><strong>Kültürel ve sosyo-politik
düzeyde bu tür ayrımcılıkların bir ortak noktası ve ayrıştığı yerler var mı
(heteroseksist düzen, insanmerkezcilik gibi)? Örneğin “vegan stigma”dan veya
“vegafobi”den bahsedebilir miyiz? Homofobi, transfobi veya zenofobi vb. temelli
nefret suçlarıyla veganların karşılaştıkları nefret söylemlerini
karşılaştırmakta bir sorun görüyor musunuz?</strong></p>



<p>Tüm ayrımcılık biçimlerinin esasen birbiriyle bir şekilde bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Örneğin heteroseksizmi yaşçılıktan, ırkçılığı insan merkezcilikten, ataerkiyi homofobiden bağlantısız görmek mümkün değil. Bu anlamda ayrımcılık zeminlerinin birini diğerinden daha önemsiz görmek mümkün değil. Ben vegan değilim, vegan olmayı deneyimlemeye çalışıyorum ama henüz kendime vegan diyemiyorum. Dolayısıyla bir “vegan stigma”dan veya “vegafobi”yi deneyimlemediğim için bu konuda fikir beyan etme önceliğimin olmadığını düşünüyorum. Ama tabii ki kişisel tanıklıklarım var. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Veganların vegan oldukları için tacize, zorbalığa, siber ya da söylemsel şiddete maruz kaldığının örneklerine her gün şahit oluyorum. </p></blockquote>



<p>Biraz önce ifade ettiğim gibi, nefret söylemi ve nefret suçunun ana ekseni olan “nefret”in, ideolojik bir dışavurum olması önemlidir. Nefret söylemi ve nefret suçlarında korunan hukuki değer, tüm toplumun, eşit muamele görme hakkıdır. Bu esasen bir eşitlik ve hoşgörü içinde aynı toplumda yaşama motivasyonu ile ilgilidir. Pek tabii ki tüm hukuk sistemleri “açık ve gerçekçi” şiddet tehlikesini çok daha öncelikli olarak ele alır ve bu tehdidin toplumdan elimine edilmesi için mekanizmalar kurarlar. </p>



<p>Bu çerçevede, fiziksel şiddete maruz kalma ve öldürülme riskine sistematik olarak daha fazla maruz kalan grupların hukuk tarafından daha hızlı ve özenli bir şekilde korunması olağandır. Ancak korunan esas hukuki değerin “bir arada, barış içinde, eşitçe yaşayan bir toplum” olduğu nefret söylemi ve suçları bakımından bir ayrımcılık ve nefret kategorisini bir başka kategoriden ayırmak ve aralarında bir önem hiyerarşisi kurmanın hak temelli bakış açısıyla açıklanabileceğini düşünmüyorum.</p>



<p><strong>Peki, stereotipleştirme denilen kalıp yargılarla ve vegan kimliğine ilişkin olumsuz egemen algıyla nasıl mücadele edebiliriz?</strong></p>



<p>Nefret söylemi özünde azınlıkların eşitlik
haklarının inkârıdır. Kalıp yargılarla mücadelede bir bütün olarak toplumun,
hem tüm azınlıkların hem de çoğunluğun eşit saygı ve eşit muamele hakkına sahip
olduğunu kabul eden yasalar getirilmesinde ve bu yasaların uygulanmasında
kararlılık göstermesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak ifadenin
cezalandırılması, salt ceza hukuku içerisinde bir mesele olarak ele alınması, tek
yol değildir. Özellikle medyada meslek ilkelerinin ve kurallarının nefret
söylemine geçit vermeyecek şekilde standartize edilmesi gerektiğini
düşünüyorum. </p>



<p>Ancak tüm bunlardan çok daha önemlisinin, toplumda bir arada barış içinde yaşama motivasyon ve taahhüdünün varlığı ve bunun sonucu olarak yerleşik bir eşitlik kültürü olduğunu düşünüyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Eşitlik ve demokrasi kültürünün yerleşik olmadığı bir toplumda, en mükemmel ayrımcılık karşıtı yasaları bile yürürlüğe soksanız, kalıp yargılar ve nefretle mücadele edemezsiniz. </p></blockquote>



<p>Bunu nasıl başaracağımızın cevabını ise hukukçulardan ziyade toplum bilimcileri dinleyerek bulabileceğiz sanırım.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/nefret-suclari-lgbti-lara-yonelik-varolussal-bir-tehdit.jpg" alt="" /><figcaption>Çizim: Aslı Alpar, Kaynak: <a href="https://kaosgl.org/haber/nefret-suclari-lgbti-lara-yonelik-varolussal-bir-tehdit" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label=" (yeni sekmede açılır)">Kaos GL</a></figcaption></figure>



<hr class="wp-block-separator" />



<p><strong>Bu kapsamlı yanıtlar için Ezel’e bir kez daha teşekkür ederken, bizi Ezel’e yönlendiren Kaos GL’den ve HAKİM’den arkadaşım, bu yazıdaki iki çizimin de sahibi Aslı Alpar’a da teşekkür ediyorum.</strong></p>



<hr class="wp-block-separator" />



<p>

(*) TVD Sosyal Medya ve Gönüllü Koordinatörü, Yunuslara Özgürlük Platformu &amp; Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyesi

</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri – III</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[etik vegan]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[söylemsel şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[vegafobi]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veganlara yönelik nefret söylemleriyle ilgili yazımızın ikinci kısmında, Birleşik Krallık’taki gelişmeleri geride bırakıp Türkiye’ye dönüyoruz. Yazı: Öykü Yağcı * Dosya konumuzun ilk bölümünde, özellikle Birleşik Krallık’taki güncel gelişmeler ışığında etik veganlık, yasal korumalı özellikler ve vaka örneklerini ele alarak, The Times gazetesinde geçtiğimiz ay yayımlanan &#8220;veganlara yönelik nefret suçlarında artış&#8221; içerikli haberin ayrıntılarını paylaşmıştık. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Veganlara yönelik nefret söylemleriyle ilgili yazımızın
ikinci kısmında, Birleşik Krallık’taki gelişmeleri geride bırakıp Türkiye’ye
dönüyoruz. </strong></p>



<p><strong>Yazı: </strong>Öykü Yağcı *</p>



<p>Dosya konumuzun ilk bölümünde, <a href="https://tvd.org.tr/2020/09/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-1/">özellikle Birleşik Krallık’taki güncel gelişmeler ışığında etik veganlık, yasal korumalı özellikler ve vaka örneklerini ele alarak</a>, The Times gazetesinde geçtiğimiz ay yayımlanan &#8220;veganlara yönelik nefret suçlarında artış&#8221; içerikli haberin ayrıntılarını paylaşmıştık. </p>



<p>Bu kez bağlantılı olarak 28-30 Ağustos tarihleri arasında veganların yanıtlamasını istediğimiz Twitter’daki mini-anket sonuçlarını, konuyla ilgili aktivizm yapan, Koç Üniversitesi ile çeşitli derneklerde kapsamlı akademik çalışmalar yürüten Avukat Ezel Buse Sönmezocak’ın sorularımıza verdiği yanıtlarından kısa alıntılarla birlikte değerlendireceğiz. Kendisiyle yaptığımız ayrıntılı röportajın tamamı ise, dosya konusunun üçüncü bölümü olarak anket sonuçlarından sonra yayımlanacak.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Neden bu konu? </h4>



<p>Öncelikle Türkiye’deki mevcut duruma dair yanıt aramamızın tek nedeni The Times gazetesinde çıkan haber değildi; o araştırma sadece tetikleyici bir unsur oldu. </p>



<p>Sosyal medya yönetimine destek verdiğim bazı hayvan hakları gruplarına daha çok Twitter üzerinden gönderilen yorum ve özel mesajlarda özellikle Kurban Bayramı’nda paylaşılan öldürülmüş hayvanların bedenleri ve kesilmiş başlarının fotoğraf ve videoları, ana akım medya dışında kendini muhalif olarak tanımlayan mecralarda dahi veganlığın çarpıtılmış temsili ve yine çeşitli ortamlarda veganların maruz bırakıldığı farklı seviyelerdeki düşmanlık, söylemsel ve görsel şiddet bizi bu konuya eğilmeye, bu konu üzerinde düşünmeye yöneltti. </p>



<p>Aslına bakarsanız haber, anket ve röportaj içeren bu yazıyı hazırlarken, özellikle vegan olmayan bazı kişilerin, pek çok mücadele alanını ve biçimini bulduğu gibi, bu içeriği de abartılı veya anlamsız olarak etiketleyeceğini, “duyar kasma” olarak yorumlayacağını, hatta tweet altına kendilerince komik ve aşağılayıcı ifadeler bırakacaklarını düşünmüştüm. Beklediğimden çok daha az bu tür yorum ve paylaşım gelmiş olsa da bu kez de bizi şaşırtmayanlar oldu. “Memleketin veganı da mağdur arkadaş!” yorumu çalışmayı değersizleştirme çabalarına yönelik tahminimi boşa çıkartmazken, “Anti-vegan müzik listeleri bile var” yanıtı da vegan karşıtlığının ne ulvi amme hizmetlerine kadir olduğunu görebilmek açısından iyi oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1.png" alt="" class="wp-image-2862" width="366" height="437" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1.png 731w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-252x300.png 252w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-696x829.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/vegan-da-magdur-1-352x420.png 352w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" /><figcaption>Anket duyurumuza yönelik paylaşımlardan biri</figcaption></figure>



<p>Şimdi bu mini-anketi iyi ki yapmışız (ve umarım konuyla ilgili verilerin sistematik toplandığı kapsamlı bir çalışma ileride yapılır) diyorum çünkü anket, bize gönderilen yanıtların bir kısmında veganların aile, okul ve iş yerinde dışlanmasının, kışkırtıcı, önyargılı ve ayrımcı bir dil ile ayrıştırılmasının, dalga konusu olmasının veya taleplerinin önemsenmemesinin aslında bireyler üzerinde tahmin edilenden çok daha derin olumsuz etkiler bırakabildiğini, hatta bazılarının aile ve arkadaşlık ilişkilerini ne denli etkilediğini, kariyerlerinin önünde görünmez ama güçlü bir engel olarak görülebildiğini aktarabilmek için etkili bir araç oldu.</p>



<p>Açıkçası, özel hayatlarında konuyla ilgili yaşadıkları sıkıntıları özel mesaj aracılığıyla samimiyetle aktaran ve bu aktarımları yazımız dahilinde paylaşmamıza izin veren pek çok kişiye de borçlu olduğumuzu hissediyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Aile bireylerinin, arkadaşların ve işverenlerin kapsayıcı, kucaklayıcı ve destekleyici olması halinde daha umutlu ve adaletli bir dünyaya uyanacağımızın anlaşılması, özellikle iş dünyasında insan kaynakları departmanlarına düşen görev ve sorumlulukların farkına varılması açısından, anket sonuçlarının ve röportajımızın faydalı olmasını, o birilerine ve karar vericilere ulaşmasını umuyorum. Hem iş yerlerinde veganların haklarının tanınması ve teslimi hem de aile ve arkadaş çevresinde bireylerin kararlarına saygı gösterilmesi için&#8230;</p></blockquote>



<p>Daha da önemlisi, takipçilerimizden biri “Veganlığı bu şekilde marjinalleştirmemek gerek. Veganız çünkü doğanın ve canlıların yaşam haklarını korumakla, savunmakla yükümlüyüz” diyordu. Kendisine hak veriyorum; hatta hazırlık aşamasında benim de aklımın bir ucuna takılan endişelerden biri buydu. Üzerine biraz daha ayrıntılı düşününce durumun pek de bundan ibaret olmadığına ikna oldum. Çünkü tüm bu ötekileştirici söylemler, politik bir tutum benimseyerek sistem eleştirisi yapan etik veganlara da yönelik kalıp yargıları güçlendirerek her seferinde nefreti, tahammülsüzlüğü ve öfkeyi körüklüyor. Birey ve toplum açısından iyiye değil, kötüye gidişe yol açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/9f497e0f-cf38-4d2a-a0ca-4489b14ec057-1024x556.jpg" alt="" class="wp-image-2864" width="321" height="170"/><figcaption>Kaynak: Twitter</figcaption></figure>



<p>Dolayısıyla bu yazı dizisini geniş kapsamlı tutarak, bu kavramları tartışmayı açarak veganlar için mağduriyet yaratmayı veya veganları marjinalleştirmeyi değil, olumsuz genelleme ve çarpıtmalar ile marjinalleştirilen etik veganlara dair önyargıları ve var olan mağduriyetleri ortadan kaldıracak bireysel ve kurumsal farkındalığın oluşmasını ve yayılmasını amaçlıyoruz. Daha adil, barışçıl ve hoşgörülü bir birlikte yaşamı beraber tesis edebilmek için&#8230;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Anket ve değerlendirme yöntemi </h4>



<p>28 Ağustos’ta başlattığımız anketi Twitter, Facebook ve Instagram gibi hesaplardan ilgili bağlantıyla birlikte duyurup yanıtları öncelikle Twitter’da toparlamaya çalıştık. Herkese açık şekilde deneyimlerini paylaşmak istemeyenler için özel mesaj (DM) seçeneğini de açık bırakarak not düştük. </p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/IMG-6400.jpg" alt="" class="wp-image-2865" width="297" height="373"/><figcaption>Instagram hikaye duyurusu</figcaption></figure>



<p>Twitter
hesabı olmayan veganları dahil edebilmek için de bu kişilerin diğer sosyal
medya profillerimize gönderdiği yorumları ve mesajları dikkate alıp çalışmamıza
dahil ettik. Twitter’a ek olarak mesaj ve yorumların çoğunu Instagram’dan
aldık. Facebook sayfamıza, konuyla ilgili neredeyse hiç yorum ve mesaj gönderilmedi.
</p>



<p>Belirtilen
süre dolduktan sonra ankete cevaben yalnızca tek bir ek deneyim paylaşımı
geldi. Anketin yapısına ve yöntemine zarar vermeyeceği için bu yorumu da değerlendirmemize
ekledik.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Ankete gelen cevaplarda en sık rastladığımız sözcüğü/kalıbı/yorumu görselleştirebilmek için de Kelime Bulutu’nu (word cloud) kullandık. Örneğin; şaşırtıcı ama gerçek, “erken yaşta öleceksin” veya “Allah’a şirk koşuyorsun” cümleleri birkaç kez farklı yanıtlarda karşımıza çıktı. Bu nedenle ana cümleyi en sık gördüğümüz haliyle temel alıp “erken öleceksin, Allah’a karşı geliyorsun” gibi benzer ifadeleri içeren yanıtları da bu kalıp dahilinde buluta ekledik. Buluttaki ağırlıklarını görünce şaşırmayın diye özellikle not düşme ihtiyacı hissettim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="616" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1024x616.jpg" alt="" class="wp-image-2866" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1024x616.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-300x180.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-768x462.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1536x924.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-2048x1232.jpg 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-696x419.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1068x643.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-1920x1155.jpg 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/wordcloud_son_2_yon_2-698x420.jpg 698w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Kelime Bulutu en çok kullanılan sözcük ve kalıpları göstermenin yanı sıra anketi yanıtlayanların yaşadıkları ve hissettiklerini ifade etme biçimleri hakkında da fikir veriyor.</figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Anketin zayıf yönleri</h4>



<p>Veganlarla paylaşılması ve daha fazla kişiye ulaşması için farklı vegan aktivist grupların bulunduğu Whatsapp gruplarında çağrı yapmamıza rağmen anketin bireysel hesaplardan ve oluşum sayfalarından yeterince paylaşılmadığını gördük. Bu da sorumuzun beklediğimizden daha az kişiye ulaşmasına neden oldu.</p>



<p>Anket süresini ilk başta iki gün olarak belirlememizin nedeni ise, sonuçları aynı hafta paylaşmayı planlamamızdı. Çalışmayı daha geniş bir zamana yaysaydık elbette daha fazla kişiye ulaşabilecektik. </p>



<p>Aynı zamanda düşük bir ihtimal de olsa Twitter başta olmak üzere sosyal medya platformlarındaki genel manipülasyonun bilincinde olarak, sonucu etkilemek amacıyla anketi oylayanların bir kısmının vegafobi [1] güden naveganlar olabileceğinin farkındayız. Bu notu, özellikle anketin doğruluk oranına az da olsa etki edebilecek bir faktör olduğu için ekleme gereği duydum. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Anket sonuçları</h4>



<p>İki günde Twitter üzerinden toplam 310 oy verildi. “Vegan olduğunuz için okulda, iş yerinde, sosyal medyada yazılı/sözlü hakarete/ayrımcılığa/saldırıya uğradınız mı?” sorumuzu yanıtlayanların %61,9’u “evet”, %38,1’i “hayır” seçeneğini işaretledi.</p>



<p>Belirlediğimiz
süre içinde ankete, çoğu deneyim paylaşımı olan toplam 42 yorum yapıldı, 12 DM
gönderildi. 1 özel mesaj da anket süresi dolduktan sonra alındı. </p>



<figure class="wp-block-embed-twitter wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true"><p lang="tr" dir="ltr"><a href="https://twitter.com/hashtag/Vegan?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Vegan</a> olduğunuz için okulda, iş yerinde, sosyal medyada yazılı/sözlü hakarete/ayrımcılığa/saldırıya uğradınız mı? Ayrıntıları ve varsa SS/foto/videoları bekliyoruz.</p>&mdash; Vegan Derneği Türkiye (@TvdOrgTr) <a href="https://twitter.com/TvdOrgTr/status/1299249424057671682?ref_src=twsrc%5Etfw">August 28, 2020</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Arka plan: Kavramlar</h4>



<p>Bu dosya kapsamında görüştüğümüz ve röportajının tamamını üçüncü bölüm olarak daha sonra yayımlayacağımız Avukat Ezel Buse Sönmezocak’ın paylaştığı tanıma göre nefret söylemi; “Irk, renk, dil, ulusal ya da etnik köken, dini inanç, yaş, engellilik, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya diğer statüleri nedeniyle bireylere veya gruplara karşı şiddeti, nefreti, ayrımcılığı veya hoşgörüsüzlüğü savunan, yayan veya teşvik eden ifadelerdir”. </p>



<p>Nefret suçu ise, “Bu sayılan gruplara veya söz konusu grupların mal ve mülklerine karşı, önyargı veya nefret nedeni ile işlenmiş olan suçlardır.”</p>



<p>Deneyimlerimiz, gördüklerimiz ve anketten çıkan sonuçlar Türkiye’de ağırlıklı olarak nefret söyleminin ve vegafobinin varlığına, söylemsel ve görsel (dolayısıyla psikolojik) şiddete ve küfür, aşağılama, hakaret içeren söylemlerin etkinliğine işaret ediyor. &nbsp;</p>



<p>Ezel de “Veganların vegan oldukları için tacize, zorbalığa, siber ya da söylemsel şiddete maruz kaldığının örneklerine her gün şahit oluyorum,” diyor ve ekliyor:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“Örneğin, vegan olduğu bilinen bir kişiye ‘vegan olduğu için beyninin gelişmediğini, dolayısıyla da sağlıklı düşünemediğini’ söylemek, veganlara duyulan önyargı nedeniyle bir nefret söylemidir. Kişiye ‘vegan olduğu için gerizekalı olduğunu’ söylemek ise, hakaret suçunun belirli bir felsefi inanca yönelmesi nedeniyle nefret suçudur.” </p></blockquote>



<p>Ancak nefret suçu, çok daha
derinlemesine irdelenmesi gereken bir konu. Aynı şekilde Ezel’e göre, nefret
söyleminin olup olmadığının değerlendirmesinin de her bir olay özelinde
titizlikle yapılması gerekiyor: “Kategorik olarak veganlığın bir felsefi inanç
olmasından hareketle, veganlara karşı üretilen her şiddet içerikli söylemi
nefret söylemi olarak tanımlamak da mümkün olmayabilir.” </p>



<p>Elbette iş yerinde, okulda ve/veya sosyal medyada egemen ve çoğunluk grubun hedefi haline gelebileceğini düşünen bir vegan, milliyeti veya cinsel yönelimleri nedeniyle ağır nefret suçlarına maruz bırakılan bireyler gibi daimi güvensizlik veya korku hissetmiyor olabilir; fiziksel şiddete ve saldırıya uğramıyor olabilir. Fakat ayrımcılık biçimlerinin birbirinden bağımsız olduğunu söylemek pek de mümkün değil. Bu konuda Ezel ile aynı görüşteyiz: “Tüm ayrımcılık biçimlerinin esasen birbiriyle bir şekilde bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Örneğin heteroseksizmi yaşçılıktan, ırkçılığı insan merkezcilikten, ataerkiyi homofobiden bağlantısız görmek mümkün değil. Bu anlamda ayrımcılık zeminlerinin birini diğerinden daha önemsiz görmek mümkün değil.” </p>



<p>Dolayısıyla özellikle vegan bir yaşam biçimine yeni geçiş yapmış olan veya bunu düşünen biri, arkadaş grupları arasında dışlanmaktan, dalga konusu olmaktan korktuğu için benliğini ortaya koymaktan çekinebiliyor. Hayvan hak ve özgürlüğü üzerinden etik veganlığını ortaya koyanlar ise, norm ve normal olarak kabul edilmiş kimlikler, yaklaşımlar ve uygulamalar üzerinden, egemen ve çoğunluk grubun üyeleri tarafından baskı altına alınmak amacıyla söylemsel ve görsel şiddete maruz bırakılabiliyor. </p>



<p>Bazen bu durum, özellikle sosyal medyada örgütlü hale bürünebiliyor. Çok takipçili bir hesap, hayvan özgürlüğünü savunan bir vegan profili alenen hedef gösterebiliyor ve takipçileri yoluyla toplu halde saldırabiliyor, taciz edebiliyor. </p>



<figure class="wp-block-gallery columns-3 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="576" height="1024" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-576x1024.jpg" alt="" data-id="2867" class="wp-image-2867" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-576x1024.jpg 576w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-169x300.jpg 169w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu-236x420.jpg 236w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyVVkAEmZcu.jpg 640w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="640" height="416" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1.jpg" alt="" data-id="2871" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/egfjbycu0aacxuh-1/" class="wp-image-2871" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1.jpg 640w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/EgfjbyCU0AAcXuh-1-300x195.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="640" height="372" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg" alt="" data-id="2872" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/egfjbx4vkaiyviu-1/" class="wp-image-2872" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1.jpg 640w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Egfjbx4VkAIyvIU-1-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure></li></ul></figure>



<figure class="wp-block-gallery columns-0 is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"></ul></figure>



<p>Çalışma ortamında ise bir vegan, iş arkadaşları tarafından toplu halde yemek masasında alay veya &#8220;espri&#8221; konusu haline gelebiliyor. Çoğu zaman &#8220;şaka olsun diye&#8221; yapıldığı söylenen ve vegafobik kişilerce “komik” bulunan bu hakaretler, vegan kişi üzerindeki baskıyı ve etkiyi hiç tahmin etmediğimiz kadar artırıp kişinin hayatında olumsuz bir iz bırakabiliyor. Diğer taraftan saldıranlar, hakaret suçunun yükünü paylaşarak hafifliyor, kalabalık olmanın verdiği güç de saldıran kişilerin kendilerini haklı görmelerine yardımcı oluyor. </p>



<p>Bazen de vegafobik tek bir şef veya garson tarafından gizlice yapılabiliyor [2].  </p>



<p>Nitekim anket sonuçlarımızda da bu deneyimlerin yaygın bir şekilde farklı seviyelerde yaşandığını görüyoruz. Bu davranışların ardındaki bireysel ve toplumsal psikolojiyi (varoluşsal tehdit algısı, ikilemin verdiği rahatsızlık nedeniyle kişinin kendisine karşı öfkesi, içsel çatışma, konfor alanını terk edememe vb.), kendisi de bir vegan olan akademisyen <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Doç. Dr. Deniz Altınbaş farklı bilimsel kaynaklardan faydalandığı yazısıyla (yeni sekmede açılır)" href="https://www.gercekedebiyat.com/haber-detay/toplumun-yeni-zencileri-veganlar-doc-dr-deniz-altinbas/4474" target="_blank">Doç. Dr. Deniz Altınbaş, farklı bilimsel kaynaklardan faydalandığı anlamlı yazısıyla</a> ayrıntılı bir biçimde, tane tane açıklıyor. İlgilenenlerin okumasını tavsiye ederken, özellikle ortamlarda &#8220;istenmeyen insan&#8221; olabilen etik veganların bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanlış yorumlanan asıl gayelerine dair bölümü alıntılayıp sözü daha fazla uzatmadan anket yanıtlarına geçmek istiyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>&#8220;Bazı insanlar, veganlar fikirlerini kendilerine sakladığı müddetçe onlara tahammül edebileceklerini söylüyor. Veganların kendi aralarında da propaganda yapılıp yapılmaması konusunda bir tartışma mevcut. Hayvanlar da çocuklar, yaşlılar ya da zihinsel engelliler gibi kendilerini savunamıyor. Birilerinin onların adına konuşması gerekiyor. Bir çocuk, bir dilsiz, bir yaşlı eziyet görürken, sömürülürken bunu görüp de sessiz kalmak vicdanımızı nasıl rahatsız etmez? İşte veganlar da kendileri için konuşamayanlar adına konuşuyorlar.&#8221;</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Anket sonuçlarında öne çıkan yanıtlar</h4>



<p><strong>Veganlara söylemsel ve görsel
şiddette bulunmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“@_KomutanLogar adlı sayfanın Instagram’ında sistematik olarak 2-3 ayda bir, özellikle kurban bayramında yorumumun ss’ i (ekran görüntüsü) paylaşılıp linç ediliyorum. Yüzlerce yorum oluyor ve hepsi cinsiyetçi, türcü ve homofobik.&#8221;</li><li>“Aşırı etçil bir arkadaşımın her kurban bayramında telefonuma kesilmiş hayvan parçası resmi göndermesi tehdidini yaşıyorum. Benim içim acıyor, o kendi kafasında dalgada.”</li><li>“Mangal videoları atıyorlar (Canımın isteyeceğini düşünerek&#8230;) Aptalca buluyorum. Saygı duymalarını bırakın, küçümseyip acıyorlar. Hiç düşünmemiştim bu kadar psikolojik şiddete maruz kalacağımı. Alıştım ama&#8230;”</li><li>“Bir kişi vardı okul hayatımda, işleri biraz farklı boyuta taşımıştı. Vegan olduğumu öğrenince benimle her gün bu konu hakkında konuşuyordu, ‘Allah’a karşı geliyorsun’ falan diyordu. Ben de tartışmadan sonuç alamayacağım için susuyordum. Bana kesimhanedeki hayvanları falan anlatıyordu, &#8220;şöyle kestik, böyle kan aktı&#8221; diye. (&#8230;) Kendisine teşekkür ediyorum ama bana her gün vegan olmanın önemini hatırlattıği için.”</li><li>“Veganlığı anlattıktan sonra karşımda gülüp ‘Ben gidip bir iskender yiyeyim’ denmesi”</li><li>“’Oh şimdi bir kuzu çevirme ne güzel gider. Mangal da yapılmaz sizle şimdi. Siz ne yiyeceksiniz?’ gibi söylemlere maruz kaldık maalesef. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eşim de, ben de.”</li><li>Bitkilerle hayvanlar arasındaki hissedebilirlik ve acı çekme farkını “konuştuktan sonra da üzerine ‘Bir kuzu şiş olsa da yesek’ diyen ve kendini bunu yediği için özgür ve güçlü sanan bazı akrabalar”</li><li>“İş yerimde ve arkadaş ortamlarında sürekli olarak: ‘Hiç et yedin mi? Et yesen vazgeçersin veganlıktan. Bizim bir kebapçı/ciğerci vs. var bak orada, yiyelim seninle. Sen kesin hiç iyisini yemediğin için vegansın. Eee, bitkiler de canlı onları neden yiyorsun? Hayvandaki protein bitkiden farklı, sen çok sağlıksızsın. Ben de önceden tiksinmiştim yani vegan gibiydim sonra düzeldim’ şeklinde mantık dışı cümlelerle boğuşuyorum. Veganlığı ya da vejetaryenliği sadece et yememek olarak düşünüyor insanlar. En ağırı da bu konu üzerinde hiç düşünmeye bile teşebbüs etmemiş insanların onlardan daha aptal olduğum için bu yolda olduğumu düşünüp küçücük beyinleriyle dalga geçmeye çalışması.”</li><li>“Her an benimle yaşamış, beni çok iyi tanımış gibi ‘Sen et yemeden duramazsın’, bir çoğunun besinlerle ilgili profesör kesilmesi, bunlar sadece birkaçı ama farklı fikirlere bile saygı duyulmayan bir coğrafyada yaşadığımın bilincinde olduğum için pek takmıyorum. Dilim döndükçe diğer canlıların ve kendi türümüz için faydalı bir beslenme olduğunu anlatmaya çalışıyorum.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı küçümseme ve aşağılama unsuru olarak kullanmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Herkesin hayvan yediği bir sofraya oturmak zorunda
kaldığımda, sadece makarna veya zeytinyağlı vs ile yetindiğimde herkesin saçma
sapan şakaları ve küçümsemelerine maruz kalıyorum.”</li><li>“Dışarıda bir yerde yemeğe gidildiğinde bütün iyi niyetimle
önerilen mekana uyuyorum. Gidildiğinde ise ‘Bu vegan da’ diye, daha ben ağzımı
açmadan hedef gösteriliyorum. 6 senedir veganım, kendi çevrem bile alışamadı.”</li><li>“Kimse ciddiye almıyor gibi gözüküyor.”</li><li>“Bizzat okuldaki veteriner hekim hocalarım tarafından
veganizm konuları açıldığında sık sık ‘espiri yapıyoruz’ başlığı altında sözlü
hakaretlere maruz kaldım. Maalesef:/”</li><li>“Çoğu zaman ayrımcılığa maruz kalıyorum. Genelde dalga
geçiliyor. Güçsüz olduğumu, zayıf olduğumu ve proteinsiz olduğumu vurgulayan
insanlarla karşılaşıyorum.”&nbsp;</li><li>“Vegan yemek paylaşımlarımla navegan arkadaşlarımın alay
etmesi: ‘Biraz da et paylaş’ gibi.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı bir hastalık gibi
görmek</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“’Ay var ya, çok üzülüyorum sana
yemek yerken’ diyorlar. Her defasında sanki bir hastalığım var gibi
küçümsüyorlar. ‘Bu benim tercihim’ diyorum, ‘Niçin üzülüyorsunuz. Ben siz et
yiyorsunuz diye tartışmıyorum ki sizinle, siz de bana bu konuşmayı her
defasında yapmayın’ diyorum ama nafile :/”</li><li>“Daha bugün öğretmen (!) arkadaşlar tarafından uğradım.
Neymiş, sonradan olmuşum bırakırmışım. Sanki hastalık bu, doğuştan mı, sonradan
mı çok fark ediyor.”</li></ul>



<p><strong>Vegan kadınlara karşı hamileliği baskı&nbsp;unsuru&nbsp;olarak kullanmak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Eski erkek arkadaşımın annesi vegan olduğum için çocuk
sahibi olmamı (ki böyle bir planım olmamasına rağmen) sağlıklı bulmuyordu.
Gelecekteki çocuğumu vegan beslememem gerektiğine dair bir sürü şey
anlatıyordu. Hem patriarki hem de &#8216;vegan&#8217;lık kendi bedenim söz konusu olunca
alabileceğim bir karar olarak görünmesi açısından oldukça saldırgan bir tavır
olduğunu düşünüyorum bunun.”</li><li>“Hamile kalınca ne yapacağımı sorup duruyorlar. Bebeğe bunu
yapmaya hakkım yokmuş. Bedenime, kadınlığıma, anne olma ya da olmama kararıma
yapılan psikolojik saldırı. Bir nevi taciz bu. O kadar sıkıldım ki artık
veganlık konusu açanlara önce belgesel öneriyorum. Onlar izledikten sonra
konuşmayı tercih ediyorum. Alt bilgiyi kendim vermeye çalışmaktan yoruldum.”</li></ul>



<p><strong>Veganlığı din ve Allah karşıtı
bir tutum olarak lanse edip veganları suçlamak</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Dinsiz damgası yiyorum kendisini dindar olarak tanımlayan
kişilerden.”&nbsp;&nbsp;</li><li>“Vegan olduğum için ‘Allah’a şirk koşuyosun’ dediler. ‘Marjinal
takılmaya çalışıyorsun’ dediler. ‘Bu boş işleri bırak, vitaminsiz kalıyosun,
dünyayı sen kurtaramazsın’ dediler. Bir flörtüm de ‘Senle rakı balık
yapamayacaksam ne anlamı kaldı’ diyerek ayrıldı.” </li><li>“Çoğu zaman dalga konusu yapılıyor, dinsiz ilan ediliyorum;
birçoğu da genç yaşta öleceğimi dile getirerek yorumluyor bu konuyu. Ne yazık
ki gerçekleri bilmeden kulaktan dolma bilgilerle söz söylemek araştırmaktan
daha kolay geliyor onlara.”</li><li>“Elbette dine hakaret sayanlar, B12 nereden alınır, bilmeyen
doktorlar; ilkokul fen bilgisiyle konuşan kişiler, ‘Veganla yemek yemek de zor
be’ diyip kuzu tandır tarifi verenler.”</li><li>“’Ot beyinli, ölecen, Allah bize helal kıldı, biz yiyelim
diye yarattı, kitapta kurban var&#8230;’ Sabaha kadar sayarım.”&nbsp;</li></ul>



<p><strong>Aile içinde vegan bireyi ayrıştırmak [3]</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Bence en büyük baskıyı, psikolojik şiddeti ailelerimiz/akrabalarımız uyguluyor.”</li><li>“Vegan olup ailesinde/çevresinde ayrıştırılanlar tweeti için buraya geldim. Babamla annem ayrılar. (&#8230;) Babam yakın zamanda beni aradı ve önemli bir buluşma için orada olmamı istediğini söyledi. (&#8230;) Sunulacak yemeği duyar duymaz beynime kan sıçradı, &#8220;Gelirim tabii ama yemek filan yemem, artık hayvanlara ait hiçbir şey yemiyorum ama bunu sana karşı bir tavır almak için yapmıyorum beni yanlış anlama&#8221; dedim hemen. Çok bozuldu, ‘Ne yapıyorsun sen Allah aşkına, annen yok mu başında senin, sahip çıkmıyor mu size’ gibi şeyler geveledi. (&#8230;) Yeni tanıştığım kişilerle hep birlikte kahvaltı yaparken benim hayvansal tüketmediğimi gözleriyle görünce, peyniri, yumurtayı reddettiğimi görünce daha çok sinirlenmesin mi&#8230; Tanımadığım kocaman bir ailenin içinde beni bununla dövdü. ‘Beyni küçülecek, iyi bir şey yaptığını sanıyor’, ‘Şuna bak şuna, nasıl da kokuyor, şu yenmez mi!’, ‘Sanki sebzeler çok organik kaldı da, onlar da hep gdo&#8217;lu’ gibi laf çarptırmaları tüm ama tüm kahvaltı boyunca sürdü. Masadaki yaşı küçük çocuklara benden etkilenmemeleri için ‘Aman yumurtanı, peynirini eksik etme, düzgün büyüyemezsin, kıt kalırsın sonra’ gibi öğütler&#8230; O günün hepsini anlatmayacağım ama günün geri kalanı da bundan çok farksız değildi. Babam beni yaftalıyor, ailenin geri kalanı gerginlikle bir şey söyleyecek miyim diye bekliyor, gözümün içine bakıyordu. (&#8230;) Özetle aslında onun yanında bulunmak, destek olmak için gitmiştim ama babam sırf bu yüzden bir yıldır görmediği öz kızına bir gün boyunca hakaretler edip, herkesin içinde hiç utanmadan aşağılayabildi. (&#8230;) Annem biraz daha endişeliydi. O da çalıştığı kişilere beni anlatmış da, onlar da beni desteklemiş ve hayvanlar için en doğrusu olduğunu, insan sağlığına da eksisi yerine artısı olduğunu anlatmışlar. Ben anlattığımda ikna olmayıp, ‘yetişkin’ insanlara sorup ikna olmasını da görmezden geldim artık. Bu da benim ailemle (özellikle babamla) imtihanım TVD. (&#8230;) Daha güzel bir dünyada görüşmek üzere.&#8221;</li></ul>



<p><strong>İş yerinde veganları dışlamak ve/veya hakkını vermemek [3]</strong> </p>



<ul class="wp-block-list"><li>“İş yerinde ilk vegan olduğumda çok dalga geçiliyordum, kendi kendilerine konuyu açıp bire karşı 3-5 kişi saldırıya geçiyorlardı. Veganlıktan vazgeçmedim ama zaten içe dönük bir insan olarak iyice yalnızlaştım.</li><li>“Çalıştığım yerde bana veganlıkla ilgili ne zaman biri bir soru sorsa başka bir arkadaş hep offlar pufflar ve gözlerini devirirdi. Yani öyle rahatsız oluyordu ki bu konunun konuşulmasından konuşmamızı çıkardığı sesler ve yaptığı jestler &amp; mimiklerle bölüyordu hep.”</li><li>“2013&#8217;te vejetaryen, 2017&#8217;de vegan olmaya karar verdim. İstisnasız her gün çalıştığım işletmede temizlik personelinden, eğitmenine, yöneticisine kadar her gün vegafobiye maruz kalıyorum. Çok ileri gidildiğinde tepki veriyorum fakat çoğu zaman sessiz kalmak zorunda kalıyorum. Hadsiz insanlarla çalışmak psikolojimi ciddi anlamda bozuyor. Sürekli tepki verdiğimde alıngan ve uyumsuz biri olarak görünüyorum, bu da iş hayatında ilerlememe engel oluyor. Kariyer yapmak istiyor, yaptığım işte yükselmek istiyorum fakat insanların bu tavırlarıyla uğraşmak beni çok yoruyor. Bazen öğle arasında yemeğim olmadığı için simit yanında krem peynir yediğim oluyor. Gören soruyor: ‘İçinde ne var? Nasıl peynir o? Bezelye proteini ne ya? Öyle protein mi olur?’ Bazen sırf bunları duymamak için eve gidip evde yemek yiyorum ya da aç geziyorum. Bir gün çalıştığım kurumda yönetici olursam iç disiplin yönetmeliğine özellikle bu ibareyi ekleteceğim: Hiç kimseye felsefi görüşü nedeniyle ayrımcılık yapılamaz. Tüm bunlarla birlikte bir de vegan olmayan kişiler tarafından (!) veganlığınızın sorgulanması çıldırma noktasına getirebiliyor. İnsan kaynakları yöneticilerinin çalışanların motivasyonunu koruyucu önlemler alması gerekiyor.”</li><li>“Çalıştığım iş yerinde hakkım olan personel yemeğini yiyememek çok can sıkıcı. Departman müdürüne ve insan kaynaklarına durumu izah etmeme rağmen, her seferinde aynı cevap: ‘Tek kişiye özel yemek hazırlayamayız’. Çözüm yolları ise ‘Her gün salata çıkıyor, onu yiyebilirsin’. İş arkadaşlarım her gün bir öğününü çalıştığım yerde yerken ben onu da evden getirmek zorunda kalıyorum maalesef.” </li></ul>



<p><strong>Veganlık üzerinden komplo teorileri: </strong>“Vegan endüstrisinin bir kobayı olduğumu düşünüp vegan olduğum için para aldığımı sorgulayan bile var&#8230; :)”</p>



<p><strong>Norm, normal ve anormal sorunsalı: </strong>“Sürekli olarak insanlara beslenme biçimimle ilgili açıklama yapmak durumda bırakılmam ki şimdiye kadar kimse bana neden et yediğini ya da hayvansal ürün tükettiğini açıklamadı (:”</p>



<p><strong>Vegan olmayı planlayan ve veganizmi anlatmaya çalışan naveganların deneyimleri de şimdiden veganların yaşadıklarından pek farklı görünmüyor: </strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Ben henüz vegan olmadım, sempati
duyuyor ve olmayı düşünüyorum. Bundan bahsettiğimde ise dışlanmak veya
saldırıya uğramaktan ziyade dalga geçip gülüyolar genelde.&nbsp;Sahi bir de
‘sen bunları kafaya takarsan fazla yaşamazsın’ diyorlar.”</li><li>“Vegan değilim henüz ama o bilince
doğru evrildiğimin farkındayım. Konu hakkında konuşulurken bu durumun bir
felsefesi olduğunu, veganlığın ne olduğunu, insanların buna neden tutkuyla
bağlanabildiğini vs aktarmaya çalışırken bile defalarca zorbalığa uğradım. Ne
büyük bir baskı var veganların üzerinde gerçekten, çok korkunç.”</li><li>“Vegan olmamama rağmen sadece et
yemiyorum diye nasıl et yemiyorsun ya diye her seferinde darlayan, etin ne
kadar güzel olduğundan bahseden arkadaşlarım var maalesef. Balık da mı
yemiyorsun, tavuk da mı yemiyorsun diye devam ediyor&#8230;”</li><li>“Ben vegan değilim, peynir vs.
tüketiyorum ama et yemiyorum, bu durum bile çok değişik karşılanıyor. Bana
‘hayvanlar bizim için yaratıldı’ cümlesini kuran insan oldu. Sözün bittiği
yerdeyim.”&nbsp;</li></ul>



<p><strong>Anketimize gelen birkaç olumlu yanıt ise, aslında gerçekleşmesi için uğraştığımız dünyadan öncü sesler niteliğinde: </strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>“İlk zamanlar ‘Kendine eziyet ediyorsun, sen yemesen de hayvanlar kesilecek&#8221; diyenler, alay edenler oldu. Ama bir süre sonra alıştılar. Çocuklarım da vegan, evde de sorun yok. Hatta iş yerinde benim için hergün sebze yemeği yapılıyor.”</li><li> “Yorumları okudukça aileme ve çevreme şükrettim. Çok alakasız birinin ‘Senin tedavi olman lazım, psikolojik hastasın sen” yorumuna maruz kaldığım için ‘evet’ seçeneğini işaretlemiştim.” </li><li>Ben sanırım şanslı taraftayım. Genel olarak ailem ve arkadaşlarım benimleyken vegan seçeneği olan yerleri ayarlarlar, vegan yemek yaparlar, hatta ara ara ben mutlu olayım diye vegan beslenerek bana sürpriz yaparlar. Ölecek miyim ne? :)”</li></ul>



<p>Dosyamızın bu ikinci kısmını da, bu konunun sosyoloji ve sosyal psikoloji alanındaki akademik çalışmalarla daha ayrıntılı ele alınması dileğimle ve anketimize gelen bir yorumla bitirmek istiyorum. </p>



<p>“Yazılan ve yazılmayan tüm saldırı ve ayrımcılıklara rağmen sakin bir şekilde neden vegan olduğumuzu onlara anlatmalıyız. Önemli olan bu saldırıları doğru okumaktır. Unutmamalıyız ki biz veganlara yapılan her saldırı aslında onlarında bildikleri gerçekleri örtbas etme çabasıdır. Sabırlı olup hayvan dostlarımızla birlikte onları öldürmeden, sömürmeden bir hayat kurabileceğimizi anlatmaktır.”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>[1] Urban Dictionary’ye göre vegafobi, vegan ve vejetaryenlere karşı ayrımcılık, yersiz korku veya hoşnutsuzluk demek.  </p>



<p>[2] Süresi dolduktan sonra anketimize DM&#8217;den gelen deneyim paylaşımı ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="ilgili tweet (yeni sekmede açılır)" href="https://twitter.com/toprak_mim/status/1306987544987545601?s=21" target="_blank">ilgili tweet</a>&#8216;ten. Tweet&#8217;te bahsi geçen &#8220;spiking vegan food&#8221;, vegan yemeğin içine kasten hayvansal içerik eklemek anlamına geliyor. <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Çeşitli haberlere konu olmuş (yeni sekmede açılır)" href="https://www.google.com/search?q=spiking+vegan+food&amp;rlz=1C1CHBF_trTR913TR913&amp;ei=H7dmX8KkDo2b1fAPrre7uAk&amp;start=0&amp;sa=N&amp;ved=2ahUKEwiCsOH90PbrAhWNTRUIHa7bDpc4ChDy0wN6BAgLEC8&amp;biw=1536&amp;bih=722" target="_blank">Haberlere konu olmuş</a> bir saldırı biçimi.     </p>



<p>[3] Özellikle bu iki kısımda, bize bilinçli olarak özelden yazan kişilerin kimliklerinin anlaşılmaması için alıntıların tamamını yayımlamadık ve kimliklerini ortaya çıkarabilecek bazı sözcükleri, aktardıklarının özünü bozmayacak şekilde değiştirdik veya çıkardık.&nbsp;  </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Ek bilgi, 22.09.2020:</strong> Yazının yayımlanmasının ardından TVD gönüllülerinden Emre Kayatepe, konuyla bağlantılı olarak Sabancı Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir çalışmanın bağlantısını gönderdi. İlgilenenler için paylaşıyoruz: &#8220;<em><a rel="noreferrer noopener" aria-label="A social identity needs perspective to Vegnism: Associations between perceived discrimination and well-being among Vegans in Turkey (yeni sekmede açılır)" href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31493425/" target="_blank">A social identity needs perspective to Vegnism: Associations between perceived discrimination and well-being among Vegans in Turkey</a></em>&#8221; &#8211; Sabahat Cigdem Bagci &amp; Sena Olgun</p>



<p>(*) TVD Sosyal Medya ve Gönüllü Koordinatörü, Yunuslara Özgürlük Platformu &amp; Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyesi </p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; I</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[vegafobi]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veganları hedef alan nefret söylemleri Birleşik Krallık’ta yükselişteyken Türkiye’de durum ne? Yazı: Öykü Yağcı * Veganlık; hayvanların çeşitli endüstrilerde insan menfaati için kullanılmasının gerek hayvanlara, gerekse insan sağlığına ve Dünya&#8217;ya verdiği zararların, her geçen gün yeni bir istismar biçimiyle, felaketle, salgınla ve bilimsel çalışmayla tekrar tekrar gündeme gelmesi nedeniyle, son yıllarda Türkiye dahil dünya çapında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Veganları hedef alan nefret söylemleri Birleşik Krallık’ta yükselişteyken Türkiye’de durum ne?</strong></p>



<p><strong>Yazı: </strong>Öykü Yağcı *</p>



<p>Veganlık; hayvanların çeşitli endüstrilerde insan menfaati için kullanılmasının gerek hayvanlara, gerekse insan sağlığına ve Dünya&#8217;ya verdiği zararların, her geçen gün yeni bir istismar biçimiyle, felaketle, salgınla ve bilimsel çalışmayla tekrar tekrar gündeme gelmesi nedeniyle, son yıllarda Türkiye dahil dünya çapında yükselişe geçmiş durumda.</p>



<p>Bununla birlikte vegan topluluklara karşı nefret söylemlerinde de gözle görülür bir artış olduğu söyleniyor. Ağustos başında The Times gazetesinin araştırmasına göre Birleşik Krallık’ta son beş yılda veganlara karşı 172 nefret suçu işlendi. 2015’te veganlara yönelik bir yılda kaydedilen nefret suçu sayısı 5 iken, 2019’da bu sayı 55’e çıktı.</p>



<p>Biz de bu haberden yola çıkarak Türkiye’deki durumu konuşmak istedik. Veganlara karşı özellikle sosyal medya platformları üzerinden yürütülen yazılı ve görsel saldırılar hangi kapsamda değerlendirilebilir? Hakaret, aşağılama, ötekileştirme ve ayrımcılık içeren nefret söylemlerinin ve önyargı temelli söylemsel şiddetin, örneğin geçen yıl Avustralya’da olduğu gibi fiziksel bir tehdit unsuruna [1] veya fiziksel bir edime dönüşme riski var mı? Ve elbette, &#8220;nefret suçu&#8221; derken neyi kastediyoruz, bu tanıma giren suçları nasıl önleyebiliriz?</p>



<p>Aklımızdaki soruları, bu alanda aktivizm yapan ve Koç Üniversitesi ile çeşitli derneklerde kapsamlı akademik çalışmalar yürüten <a href="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/21/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-iii/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Avukat Ezel Buse Sönmezocak’a sorduk</a>. Türkiye’de özellikle etik veganların karşılaştığı nefret söylemlerinin bir kısmını da, geçtiğimiz haftalarda yaptığımız, iki gün süren kısa bir <a href="http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/20/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-ii/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Twitter anketinden ve bu anket ile bağlantılı olarak bize gönderilen deneyim ve belgelerden</a> derledik. Yazımızın bu bölümlerini, dosya konumuzdan hemen sonra dizi halinde paylaşacağız.</p>



<p>Öncesinde dosyanın temelini oluşturan gelişmelere kısaca göz atalım.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Etik veganlık: Felsefi duruş</h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="515" height="670" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/etik-veganlik.jpg" alt="" class="wp-image-5012" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/etik-veganlik.jpg 515w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/etik-veganlik-231x300.jpg 231w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/etik-veganlik-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 515px) 100vw, 515px" /><figcaption><em>Kaynak: </em><a rel="noreferrer noopener" href="https://thevegandatabase.com/animal-rights-artivism-talented-vegan-artists-to-follow-now/" target="_blank">The Vegan Database</a><em>,&nbsp;Çizim: Epiphany Szoot</em></figcaption></figure>



<p>Halihazırda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin <a href="https://www.echr.coe.int/Documents/Guide_Art_9_ENG.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label=" (yeni sekmede açılır)">9. maddesi kapsamında</a>, dini olmayan inançlar (ateizm, agnostisizm, pasifizm vb.) kısmı dahilinde koruma altında olan “etik veganlık” ne bir din, ne de keyfi bir tercih olarak tanımlanabilir.</p>



<p>Veganlık, her şeyden önce hayvan özgürlüğünü savunan felsefi bir duruş ve insan menfaatleri uğruna farklı alanlarda ve endüstrilerde sömürüye maruz bırakılan insan dışı tüm hayvanların doğuştan gelen temel hakları için bir adalet arayışı. Bu haklar, bireylerin inisiyatifine ve öznel inanç alanındaki gelişigüzel seçimlere bırakılamayacak kadar hassas ve önemli.</p>



<p>Etik veganlığı benimseyenler, bir yaşamın öznesi olan insan dışı hayvanların mal olmadığı, tıpkı insanlar gibi hissedebilir ve duygulu canlılar olduğu gerçeğinden hareketle, gündelik yaşamlarında da beslenme, giyim, bakım, kozmetik ve temizlik ürünlerinde hayvan istismarı içeren hiçbir ürünü kullanmıyor; mevcut düzen içerisinde hayvan sömürüsünü mümkün mertebe hayatlarından çıkararak hayvanlara yaşatılan sistematik zulme ortak olmuyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Özetle etik veganlık, hayvan kullanımının yalnızca çevreye ve/veya insan sağlığına verdiği kanıtlanmış zararları nedeniyle çeşitli sebeplerle &#8220;bitkisel beslenme&#8221; şekline geçenlerden farklı olarak, toplumsal adalet mücadelesi içinde yer alan, insan eliyle zulüm gören canlılara karşı ahlaki bir yükümlülük, felsefi bir tutum ve yaşam biçimi olarak ayrılıyor. Yani tek başına bir beslenme ve diyet biçimi değil.</p></blockquote>



<p>Bu nedenle de yakın zamanda şarkıcı Miley Cyrus ile şahit olduğumuz gibi, bireylerin etik bütünlükten yoksun çeşitli gerekçe ve bahanelerle bir çırpıda vazgeçebileceği veya gönül rahatlığıyla bırakabileceği gelip geçici bir akım veya moda değil. </p>



<h4 class="wp-block-heading">&#8220;Etik veganlık korumalı özelliklerden biri olmalı&#8221;</h4>



<p>Kamuoyu araştırma şirketi Ipsos MORI&#8217;nin araştırmasına göre, 2014’te Birleşik Krallık’taki vegan sayısı 150 bin iken geçtiğimiz yıl dörde katlanarak nüfusun %1,16’sına denk gelecek şekilde 600 bine yükseldi [2]. Ülkedeki vegan sayısındaki artış ile paralel olarak veganlara yönelik nefret suçlarında da artış olduğu geçen ay The Times&nbsp;[3] tarafından haberleştirildi [4]. Son beş yılda ülke çapındaki 33 emniyet biriminden 172 vaka bildirildi. </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Kayıtlara geçirilen vakalardan birinde vegan bir ailenin evine defalarca &#8220;etli&#8221; pizza gönderildiği öğrenildi. </li><li>Bir diğerinde, mezbahaya gönderilmek üzere olan tavukların fotoğrafını çektiği için bir vegan, şoför tarafından fiziksel saldırıya uğradı. </li><li>Kamu&nbsp;düzeni ve güvenliğinin bozulduğu gerekçesiyle asayiş suçu olarak kayıtlara geçen bir diğer vakada ise bir adam &#8220;veganları öldürmek istediğini&#8221; söyledi. </li><li>Diğer bir vakada ise yine bir adam, yanına yaklaşıp &#8220;Vegan mısın sen?&#8221; diye sorduğu kişinin vegan olduğunu öğrendikten sonra bu kişiye fiziksel şiddette bulundu.</li></ul>



<p>Bu süreçte, beslenme ve yaşam biçimini felsefi bir zemine oturtan etik veganlığa yasal düzeyde özel bir statü verilmesini ve etik veganlara yönelik ayrımcılıkların nefret suçu kapsamına alınmasını talep eden çağrılar da yükselişe geçti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5009" width="1024" height="1024" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-1024x1024.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-300x300.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-150x150.jpg 150w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-768x768.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-1536x1536.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2.jpg 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-696x696.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-1068x1068.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-1920x1920.jpg 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/Jordi2-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><em>Jordi Casamitjana. Elinde tuttuğu afişte, &#8220;Etik veganlar için yasal koruma elde etmeye çalışıyor&#8221; yazıyor.</em></figcaption></figure>



<p>Özellikle de vegan Jordi Casamitjana’nın önemli bir davayı kazanmasının ardından… Çünkü 2 Ocak’ta Norwich’te görülen mahkeme sonucunda etik veganlığın, “felsefi veya dini bir inanç olarak tanımlanması için gereken testleri geçtiği” ve Eşitlik Yasası kapsamında cinsiyet ve değiştirilmiş cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, engellilik, evlilik ve evlenmeden birlikte yaşama, din veya inanç, hamilelik ve annelik gibi istihdam ve barınmaya erişim, özel ve kamu hizmetlerinde eşit muamele gerektiren “korumalı özellikler” arasında değerlendirilebileceği yönünde karar çıktı. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Kararın, ileride etik veganlara karşı işlenen benzer suç ve ihlallerde bu felsefi tutumun korunması anlamında emsal oluşturabileceği düşünülüyor. </p></blockquote>



<p>Kraliyet Ceza Takibi Kurumu “nefret suçunu” yukarıda bahsettiğimiz, bir kişinin korumalı özelliklerine karşı düşmanlık ile motive bir suç olarak tanımlıyor. Aynı zamanda sözlü taciz, korkutma, tehdit, saldırı, zorbalık ve mala zarar şeklindeki ihlalleri de nefret suçu kapsamına alıyor. </p>



<p>Ancak Casamitjana’nın özellikle vurguladığı şey [5], bu dava sonucunun vegan fobisini [6] (vegafobi), kolluk güçlerinin müdahalesine izin verecek &#8220;ceza gerektiren bir suç&#8221; değil, hususi şikayet davasıyla çözülebilecek bir &#8220;haksızlık/hukuksuzluk&#8221; olarak tanıdığı. Yani bir şahıs bir diğer şahsın etik veganlığı yüzünden ona ayrımcılık yapıyorsa, bu sivil mahkemelerin işi, polisin değil&#8230;. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Ne olmuştu?</h4>



<p>55 yaşındaki Casamitjana, çalıştığı hayvan koruma kuruluşu League Against Cruel Sports’un (LACS), kendisi dahil olmak üzere çalışanlarına ait emeklilik fonlarını hayvanlar üzerinde deney yapan şirketlere yatırdığını önce işverene, ardından diğer çalışanlara ifşa ettikten sonra bu etik duruşu karşısında işten çıkarıldığını beyan etmişti. Bunun üzerine felsefi zemini olan etik veganlığı savunduğu için haksız yere disiplin soruşturmasına maruz kalıp işten atıldığı savunmasıyla kuruluşa dava açmıştı.</p>



<p>Bu dava öncesinde ve sonrasında Birleşik Krallık&#8217;ta veganların ayrımcılığa uğradığı bazı olaylar da oldu. Bu olayların basına yansıyanlarından yalnızca birkaçını seçtik. Dünya çapında çoğunun basına, okul yönetimine veya iş yerinde yöneticilere yansımadığına eminiz.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Birmingham’da 11 yaşındaki Jack Shanahan, bu yılın başında bir Katolik okulunda şiddet gördü, zorbalığa uğradı. Bazı öğrenciler, üç yıldır vegan olan Shanahan’ın yüzünü ton balığı ezmesiyle kaplayarak “git de ot ye” diyerek aşağıladı. Hatta bu olaydan sonra Katolik hayvan koruma kuruluşu CCA, bu tür zorbalıklara karşı okullarda “sıfır tolerans” ilkesinin benimsenmesi ve çocukların okul ortamında güvende hissetmesi için Katolik okullara çağrı yapacağını açıkladı.</li><li>Cornwall’da bir aile ise yerel bir gazeteye verdikleri röportajda, vegan olduktan sonra sokakta sözlü hakaret ve küfürlerin hedefi olduklarını, arkadaşlarını kaybettiklerini ve çocuklarının okulda zorbalığa maruz kaldıklarını aktardı.</li></ul>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1.jpg" alt="" class="wp-image-5011" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1-300x200.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1-768x512.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1-696x464.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/pexels-kat-jayne-568024-1024x683-1-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>Türkiye’de vegafobinin kökenlerine inen, psikolojik ve sosyo-politik nedenleriyle birlikte mevcut durumu irdeleyen kapsamlı bir akademik çalışmanın en yakın zamanda yapılmasını umuyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Fakat daha da önemlisi, veganlar dahil, herhangi bir grubun hedef gösterilmediği, haklarının çiğnenmediği, sözlü ya da fiziksel saldırıya uğramadığı ve tüm türler için adalet ve sosyal barışın tesis edildiği bir dünya için hepimizin bireysel, hatta kurumsal sorumluluğunu üstleneceği günlerin yakın olmasını umuyoruz. </p></blockquote>



<p>Biz vegan hayvan hakları aktivistleri olarak farklı yöntem ve yaklaşımları kullanarak bunun için çabalıyoruz; en azından çok büyük bir kısmımız&#8230;</p>



<p>Twitter mini-anket sonuçlarımızı ve&nbsp;kesişimsel kavramlar ile Türkiye’deki hukuki durum üzerinden yaptığımız röportajımızı, dosyanın devamı olarak bu yazıdan sonra paylaşacağız.</p>



<p>Ancak bu süreçte ve sonrasında, dünya çapında benzer olumlu ve olumsuz gelişmeleri bizimle paylaşmak isterseniz, bu yazının altına yorum olarak girebilir veya bize email yoluyla ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşabilirsiniz.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>[1] <a href="https://tr.sputniknews.com/yasam/201909041040088041-avustralyada-vegan-kadinin-evinin-onunde-binlerce-kisi-barbeku-partisi-yapilacak/">https://tr.sputniknews.com/yasam/201909041040088041-avustralyada-vegan-kadinin-evinin-onunde-binlerce-kisi-barbeku-partisi-yapilacak/</a></p>



<p>[2] Farklı konu başlıklarıyla yapılmış birkaç anket görmeme rağmen henüz Türkiye&#8217;deki veganların sayısını ve kaçının etik vegan olduğunu ortaya koyan ayrıntılı ve kapsamlı bir çalışmaya henüz denk gelmediğim için yazıya ekleyemiyorum. Sizin bildikleriniz varsa ve paylaşırsanız çok sevinirim.</p>



<p>[3] <a href="https://www.thetimes.co.uk/article/experts-get-their-teeth-into-idea-of-vegan-hate-crime-65nsf6c02">https://www.thetimes.co.uk/article/experts-get-their-teeth-into-idea-of-vegan-hate-crime-65nsf6c02</a> </p>



<p>[4] 2015’te hepçil bireylerle yapılan görüşmeler üzerinden ortaya çıkan bir araştırma da bu raporun sonucuna ışık tutar nitelikte. <a href="https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/1368430215618253">https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/1368430215618253</a> </p>



<p>[5] <a href="http://www.facebook.com/veganjordi/photos/a.124492865686341/137687331033561" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="facebook.com/veganjordi/photos/a.124492865686341/137687331033561 (yeni sekmede açılır)">facebook.com/veganjordi/photos/a.124492865686341/137687331033561</a></p>



<p>[6] Urban Dictionary’ye göre vegafobi, vegan ve vejetaryenlere karşı ayrımcılık, yersiz korku veya hoşnutsuzluk demek. </p>



<p><strong>Kaynaklar:&nbsp;</strong><a href="https://www.totallyveganbuzz.com/news/vegan-hate-crimes-rising-uk/">TotallyVeganBuzz</a>, <a href="https://www.dailymail.co.uk/news/article-8606737/Police-record-172-vegan-hate-crimes-past-five-years.html">Daily Mail</a>, <a href="https://thecatholicuniverse.com/vegans-latest-group-to-be-hit-by-hate-crime/">TheCatholicUniverse</a>, <a href="http://kaosgldernegi.org/resim/yayin/dl/nefret_suclari_raporu_2019_kucuk.pdf">Kaos GL Derneği Nefret Suçları 2019 Raporu</a>, <a href="https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/1368430215618253">Sage Journals</a>, <a href="https://www.equalityhumanrights.com/sites/default/files/religion-or-belief-guide-to-the-law.pdf">Equality and Human Rights Commission</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="talkRADIO (yeni sekmede açılır)" href="https://youtu.be/1HrXQR1dV7w" target="_blank">talkRADIO</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="legislation.gov.uk (yeni sekmede açılır)" href="https://www.legislation.gov.uk/ukpga/2010/15/contents" target="_blank">legislation.gov.uk</a>,&nbsp;<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/European_Convention_on_Human_Rights#Article_9_%E2%80%93_conscience_and_religion" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Wikipedia (yeni sekmede açılır)">Wikipedia</a></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>(*) TVD Sosyal Medya ve Gönüllü Koordinatörü, Yunuslara Özgürlük Platformu &amp; Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyesi</p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong>Aslı Alpar, 1&nbsp;Mayıs&nbsp;2018 İşçi Bayramı&#8217;nda&nbsp;veganların korteji<br></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/">Veganlara yönelik nefret söylemleri &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/19/veganlara-yonelik-nefret-soylemleri-i/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
