<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ebru arıman arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/tag/ebru-ariman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/ebru-ariman/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Oct 2019 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>ebru arıman arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/tag/ebru-ariman/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anadolu Ajansı&#8217;nın TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman ile Hayvan Hakları röportajının tam metni</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[ebru arıman]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları günü]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla Anadolu Ajansı tarafından Vegan Derneği Türkiye Kurucu Başkanı Ebru Arıman ile 4 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilen röportaj aşağıdadır:</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/">Anadolu Ajansı&#8217;nın TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman ile Hayvan Hakları röportajının tam metni</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>&#8211; 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü&#8217;nün önemi nedir?</strong></p>



<p>Ebru ARIMAN: Aslında öncelikle buradaki ifade hatasıyla başlamak gerekiyor. Hayvanları Koruma Günü yanlış bir ifade, çünkü hayvanların korunmaya değil haklarının tanınmasına ihtiyaçları var. Günümüzde belki hayvanları insanlardan korumak anlamında kullanabiliriz bu ifadeyi. Hayvanların hakları 1 günle sınırlandırılamaz elbette. 4 Ekim bu hakları bir kez daha hatırlayacağımız, hatırlatacağımız ve üzerinde düşüneceğimiz bir farkındalık günü.</p>



<p>Hayvanlara en büyük zararı veren hiç kuşkusuz ki yine insan türüdür. Evcilleştirmeyle başlayan süreçte onları doğal güdülerinden, yaşam alanlarından, sürülerinden uzaklaştırarak kendimize bağımlı birer canlı haline getirdik, sonra onların kendi başına var olamayacakları gerçeği ve yine kendi türümüzden gelecek kötülüklere karşı bir koruma güdüsü geliştirdik. İşte, her şey evcilleştirdiğimiz bu türler üzerine geliştirdiğimiz yasalar üzerinden işliyor bugün. Çünkü hayvan olarak gördüğümüz sadece kedi, köpek ve benzer evcil türlerden ibaret. Oysa en az onlar kadar ve çok daha büyük zararı bu konuda kendimizle asla iç hesaplaşma içerisine giremediğimiz türlere, çiftlik hayvanlarına veriyoruz. Bu konuyu birazdan açacağım. </p>



<p><strong>&#8211; Hayvan hakları konusunda Türkiye ve dünya nerede? </strong></p>



<p>Hayvan hakları konusunda elbette Türkiye çok geride. Örneğin biz evcil hayvanların şartlarını tartışaduralım şu an Hollanda Hayvan İşleri Konseyi, tarımsal alanda mücadele edilen fare, meşe kurdu ve çeşitli böcek türleri konusunda çalışmalar yapıyor. Konseyin raporuna göre, ekosistemde önemli bir yere sahip olan bu hayvanlar, kuş ve memeli türleri için gıda işlevi görürken bitkilerin üremesinde de önemli bir rol üstleniyor ve &#8220;haşere&#8221; olarak adlandırılan bu canlılara yönelik kontrolün &#8220;hayvan dostu&#8221; haline dönüştürülmesi gerek. Çünkü konseye göre, tarım ilacı ve kimyasal gübre kullanımı doğadaki canlıların yaşam kalitesine zarar veriyor. Doğanın düzenini doğaya bırakmak, bir nevi, insan müdahalesini sınırlamak.</p>



<p>Türkiye&#8217;de ise 2002 yılından bu yana yürürlükte olan 5199 sayılı hayvan hakları kanununda hayvanlar aleyhine ciddi hak ihlalleri ve boşluklar var. Her şeyden önce yasada “sahipli”-“sahipsiz” kavramı var ki bu bir çifte standart. Türkiye&#8217;de &#8220;sahipli&#8221; olarak tanımlanan hayvanlara 3.kişilerce verilecek zarara uygulanacak yaptırım &#8220;mala zarar verme&#8221; kapsamında değerlendiriliyor. Yani komşumun bana ait çöp kutusunu kırmasıyla bahçedeki köpek dostumun bacağını kırması aynı statüde değerlendiriliyor: Mala zarar. Oysa hayvanlar mal değil, duygulu canlılardır, Avrupa&#8217;da olduğu gibi Türkiye&#8217;de de bu anlamda bir değerlendirme içine girilerek cezai yaptırımlar ona göre düzenlenmeli. Hayvanların suçu bu coğrafyada doğmak olmamalı, hayvan hakları evrenseldir. Bir türe, yöreye, gruba, coğrafyaya göre derecelendirilemez. Herkesin hayvan sevmesini bekleyemeyiz. Dolayısıyla, &#8220;ben bunun sahibiyim&#8221; diyenin de iyi niyeti ve samimiyeti sorgulanmalı. Kendi “malına“ da zarar verebilir? Hepsinden öte &#8220;mal&#8221; kelimesi çok çirkin ve yakışıksız bir tabir. Hayvanlar mal değildir ve bize ait değildir. Bu konuda kendimizle bir iç hesaplaşma yoluna gidebilir miyiz&#8230; Belki bir gün. </p>



<p>Cezalar yetersiz. Kötü muameleler arttı ve tekrarları geliyor, çünkü cezalar caydırıcılıktan uzak. Hapis cezası verilse bile bu süre genellikle 2 yılın altında kalıyor ve paraya çevrilebiliyor. Parası olan şiddet gösterme hakkını kendinde bulmamalı, cezalar caydırıcı olmalı, paraya çevrilememeli ve şiddet uygulayan insanların sadece hayvanlar için değil toplumda herkes için risk oluşturduğu unutulmamalı. Bu insanlar rehabilite edilmeden toplum yaşamına geri dönememeli. </p>



<p>Öte yandan, sokak hayvanları yani &#8220;sahipsiz&#8221; hayvanlara uygulanan kötü muamele ve şiddet de kabahatler kanununa tabi ve para cezalarıyla geçiştirilebilen, kanun koyuculara göre tali suçlar. Bu da korkunç bir durum. Ve yasayı uygulayan belediyeler bu konuda ne kadar denetleniyor, ne kadar şeffaf ve samimiler, yaşadığımız birçok kötü örnek bu konuda da ciddi ihlaller ve suistimaller olduğunu gösterdi ki bu da başka bir kabus. </p>



<p>Bundan daha korkuncu da var elbette. Bugün size bu kanunun da hiç konuşulmayan, görülmeyen ve duyulmayan kısmından bahsetmek istiyorum: Çiftlik hayvanları&#8230; </p>



<p>Hayvanları Koruma ya da Hayvan Hakları Kanununu incelerken aslında türümüzün bütün eşitsizliği, adaletsizliği ve gözümüzden bir türlü kaldırmak istemediğimiz toplumsal perde gün yüzüne çıkıyor. Bu kanunun başlığında hayvan kelimesi geçiyor ancak hangi hayvanın nasıl bir hakkının olacağı konusunda da görülüyor ki ciddi bir ayrımcılık söz konusu. İşte yazının başında tanımladığımız &#8220;Hayvanları Koruma&#8221; veya &#8220;Hayvan Hakları&#8221; tabirleri de bu evcil türler üstünden ilerliyor, tartışılıyor. Peki ya diğer türler? Onlar hayvan değil mi? Örneğin, kürkü için öldürülen bir vizon ya da deney malzemesi olan bir tavşan, bir maymun&#8230; Ördekler, kuzular, tavuklar? Örneğin, yumurta sektöründe rağbet görmeyen, verimsiz olduğu gerekçesiyle yaşamının 3. gününde oksijensiz ortamda boğularak öldürülen erkek civcivlerin haklarını biz hangi yasada arayabiliriz? Aslında bu yönde bir yasa var ancak bu yasa kuluçkahane artığı olarak mevzuatta tanımlanan bu civcivlerin öldürülmelerini kanunen meşru kılan ve öldürme şeklini bile izah eden başka bir yasa&#8230; Hayvan Hakları bu noktada işlemiyor. </p>



<p>Oysa insanın olmadığı noktada doğa muhteşem bir uyum ve denge içinde işliyor. Öyle ki herhangi bir türün bir diğerinden üstün ya da bir diğerinden gereksiz var olduğunu iddia etmeye yetecek bir zekamız olduğunu düşünmüyorum. Var olma ya da acı çekmeme hakkı hayvanlar söz konusu olduğunda insani kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. “Düşünemiyor”, “konuşamıyor” ya da “iletişim kuramıyor” şeklindeki değerlendirmeler sadece bizim algımızla sınırlıdır. Bir hayvanın tüm organlarının olması gerektiği gibi çalışıp beyninin gereksiz var olduğunu, çünkü düşünemediğini, iletişim kuramadığını söylemek varoluşun temeli ile çelişir ki daha da ötesinde hiçbir fizyolojik gerekçe o hayvan üzerinde kötü muamele hakkını bize vermez.  </p>



<p>Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu hazırladığı yeni önergeyi TBMM&#8217;ne bugün veriyor. Buna göre önerilerden biri &#8220;Hayvanları Koruma Kanunu&#8221; yerine &#8220;Hayvan Hakları Kanunu&#8221; ifadesi kullanılması. Yeni önergedekiler bununla sınırlı değil. Beraberinde hayvanları &#8220;süs hayvanı, pet hayvanı&#8221; gibi ifadelerden kurtararak &#8220;evcil hayvan&#8221; olarak genellemeyi ve onun dışında kalan türleri ise &#8220;yaban hayvanları&#8221; ve &#8220;çiftlik hayvanları&#8221; olarak sınıflandırmayı uygun buluyor. Dahası, gruplandırma yapılırken herhangi bir türü küçümseyecek, ötekileştirecek ya da hayvan onuruna aykırı olan bir adlandırma yapılmamasının altı çiziliyor ki bu bambaşka bir çelişki.</p>



<p>Hayvanat bahçelerini şehir merkezlerinden uzak alanlara taşımayı öneriyor, ki bu bir hayvan hakkı düzenlemesi değil, sadece bir şehircilik düzenlemesi. Hayvanlar insanlara teşhir malzemesi edilmek için ömürleri boyunca ait olmadıkları bir coğrafyada kafesler arkasında ve stres altında yaşamaya zorlanamaz. Eğer amacımız endemik türlerin devamlılığını sağlamak ise bunun yolu ait oldukları coğrafyadaki yaşam alanlarını insan müdahalesine kapatmaktır. Doğal tabiat parkları oluşturmak ve bunu yaparken ilgili türün yaşadığı coğrafyayı, yaşam şartlarını göz önünde bulundurmak.</p>



<p>Hayvan deneyleri yüzyılın ayıbıdır. İnsanlık bir gün geriye dönüp baktığında tüm bu uygulamaları kara bir leke olarak hatırlayacak. Bizden farklı oldukları gerekçesiyle yaşamları üzerinde her tür hakkı kendimizde gördüğümüz hayvanlar, bize benzedikleri gerekçesiyle insan kullanımına sunulacak ürünler için deney malzemesi yapılıyor. Bu çelişki hangi mantıkla açıklanabilir? Bilimin geldiği nokta aklımızın sınırlarını zorlayacak nitelikte. Bu doğrultuda hayvanlı testlere alternatif metotlar da artık hem bolca mümkün hem de güvenilir sonuçlar sağlıyor. Örneğin, InVitro denen laboratuvar ortamında geliştirilen yapay hücreyle üretilen doku örneğinde artık birçok testi güvenle yapabiliyoruz. İritasyon, korozyon, toksisite, duyarlılık gibi birçok test metoduna ilişkin geliştirilmiş hayvan testlerine alternatif olarak birden fazla güvenilir test yöntemi mevcut. Bu durumda, hayvanlar üzerinde uygulanan test zulmünün geçerli bir açıklaması olamaz. Ahlaki gelişmişliğimiz çevremize ne ölçüde zarar verdiğimizle, çevremizle ne derece empati kurabildiğimizle ölçümlenebilir. Kozmetik ürünler üzerinde uygulamaya başladığımız bu alternatif test metotlarını genele yayarak hayvan testlerini artık kalıcı olarak sonlandırmalıyız.</p>



<p>Fayton konusunda defalarca düzenleme talep edildi, birtakım sözler alındı, vaatler verildi ancak görüyoruz ki aynı yerdeyiz. Meclis hayvan hakları komisyonunun içler acısı önergesine göre, evet elektrikli faytonlar devreye alınmalı, ancak belli sayıda fayton atı devam etmeli. Bunun nasıl bir izahı olabilir bilemiyoruz ancak her zamanki gibi &#8220;nostalji&#8221; gerekçesiyle açıklanıyorsa bilinmelidir ki, hiçbir davranış/uygulama yalnızca nostaljik olduğu iddiasıyla doğru bir davranış olarak kabul göremez.  Geçmişin imkan ve şartları ile bugünün, teknolojinin, bilimin geldiği nokta en önemlisi hak ve özgürlükler, evrensel değerler birlikte değerlendirilmelidir. Kölelik ve insan ticaretini nasıl ki bir nostalji olarak kabul edemezsek aynı kriterleri hayvanlar için de geçerli kılmalıyız. Dolayısıyla, meclise önerge olarak sunulan bu madde vicdani bir ağırlıktır. </p>



<p>Hayvanlar eşit derecede haklarının tanınması ve korunması gereken duygusal varlıklardır. Dolayısıyla hak anlamında bir türe özgü statü verecek her tür genelleme adalet ve eşitlikten uzaktır. </p>



<p>Süt çiftliklerinde, mezbahalarda, yumurta çiftliklerinde yaşanan acımasızlıklara sessiz kalıp sadece kedi kısırlaştırmak ve köpek barınağı yapmak anlayışı topyekun hayvan hakları mücadelesine terstir: Gerekli ama yetersizdir.</p>



<p>Hayvancılık endüstrisinin ulaştığı nokta muazzam boyuttadır. Öyle ki yeryüzünde yaşayan insan nüfusunu beslemek için şu anda nüfusumuzun üzerinde bir çiftlik hayvanı popülasyonunu beslemekteyiz. Bunları istemleri dışında üremeye zorluyoruz, yüksek verim için yaşamlarına müdahale ediyoruz, yatırımlarımız ölmesin diye ilaç endüstrisini kullanıyoruz, hormonlar, vücutlarına antibiyotikler enjekte ediyoruz, GDO’lu yem sanayini kullanıyoruz, insan sağlığı için zararı bilinen besinleri hayvanlara yüklüyoruz ve yerkürenin sınırlı yaşam kaynaklarını sürdürülebilir biçimlerde kullanmak yerine büyük bir hızla yok ediyoruz. Endüstrinin en önemli sac ayaklarından biri et endüstrisi iken süt ve yumurta endüstrileri de önde gelmektedir. Buna karşın, hayvan hakları konuşulurken bu alanda uygulanan hak ihlalleri hep görmezden gelinmiştir. </p>



<p>SÜT ENDÜSTRİSİ: Öncelikle toplumda dişi bir sığırın mütemadiyen süt üretebildiğine dair yanlış bir algı var, bunu düzelterek başlayalım. Her memelide olduğu gibi inekler de süt üretebilmek için anne olmalı ve lohusalık dönemi yaşamalıdır.  Endüstriyel süt çiftliklerinde anne ile bebek doğum sonrası ayrı alanlara alınarak anne o dakikadan sonra endüstriye hizmet etmek amaçlı vakumlu sağma makinelerine bağlanır. Bir anne ineğin belki ömrünüzde duyup duyabileceğiniz en büyük feryadı yavrusundan ayrıldığı o an yaşanır. Yavru o andan itibaren biberonla beslenir. Bu bir canlının anne olma, yavrusunu koklama, onu besleme, büyütme hakkını elinden almaktır ve bana göre dünyanın en büyük hak ihlalidir. </p>



<p>YUMURTA ENDÜSTRİSİ: Yumurta çiftliklerinde hayvanlar dar kafeslerde daha fazla yumurta üretmeleri üzerine programlanıyor. Gece-gündüz algısı yaratan ışık oyunlarıyla hayvanların döngülerine yapay müdahalelerde bulunuluyor. Ve bu hayvanlar bir tutuklu gibi ömürlerinin sonuna kadar yumurta üretmeye programlanıp verim düşüşünde kesime gidiyor. Yumurta çiftliklerinde kullanılmak üzere üretilen civcivlerin erkek olanları kanat yapısı ilk 3 günde şekillenip cinsiyeti belli olduktan sonra atık olarak kabul edilip öldürülüyor.</p>



<p>Bu dar alanlarda stres altında ölümü bekleyen hayvanların varlığı ve bu derece hak arayışından itilmişliği bize hayvan kelimesinin bizim bildiğimiz dışında bir anlamı olduğunu düşündürüyor. Belki ayrı bir tanımlama yapılmalı, belki de gerçekten onlar hiçbir türe ait olmayan canlılar. Dünyanın en çok acı çekenleri&#8230;</p>



<p><strong>&#8211; Hayvan hak ve özgürlükleri konusunda ne tür düzenleme ve çalışmalar yapılmalıdır? Bu konuda derneğinizin önerileri nelerdir?</strong></p>



<p>Hayvanlar, sahipli-sahipsiz, evcil hayvan, çiftlik ya da yaban hayvanı şeklinde ayrılmamalıdır. Tüm hayvanlar aynı derecede acı çeker ve hepsi yaşamak ister.</p>



<p>Hayvan Hakları konusunda ülkeler arasındaki yasal farklılıkları ortadan kaldıracak uluslararası genel bir yasal düzenleme oluşturulmalı. Hayvana şiddet her yerde aynı derecede suç sayılmalı. Ve en önemlisi, hayvanlar ülkelerin malı statüsünden çıkarılarak dünya canlıları olarak nitelendirilecek bir düzenleme içine gidilmeli. Aksi takdirde, ülkelerin bu konudaki yaklaşımları, inisiyatifleri ve öncelikleri hayvanların yaşam hakkı üzerinde belirleyici rol oynamaya devam edecek.</p>



<p>Kozmetik hayvan deneylerinin kaldırılması yönünde başlattığımız bir çalışmanın sonunda olumlu netice aldık. Şu anda Türkiye’de de kozmetik ürünler hayvanlar üzerinde test edilmiyor. </p>



<p>Şimdi fayton atları için ayrı bir çalışmamız var. </p>



<p>Hayvan hakları konusundaki en büyük hak mücadelemiz veganlık üzerinden yürüyor. Çünkü veganlığı seçerek ve bu konuda farkındalık çalışmaları yaparak birçok hayvanın yaşam hakkına dokunuyoruz, iz bırakıyoruz.</p>



<p><strong>&#8211; Derneğinizin hayvan hak ve özgürlüklerine yönelik çalışmalarına ilişkin bilgi verebilir misiniz?</strong></p>



<p>Hayvan hak ve özgürlükleri konusunda bize göre yapılacak en temel eylem EĞİTİMdir. Bu doğrultuda, derneğimize bağlı TVD Vegan Akademi üniversiteler başta olmak üzere çeşitli toplumsal alanlarda ücretsiz farkındalık eğitimleri vermektedir. Alanında uzman konuşmacılar ve akademisyenlere doğru bilgiyi birinci elden paylaşmak ana amacıyla başlattığımız proje büyüyerek ilerliyor. Bu konuda Avrupa’dan da destek alıyoruz. Bu yıl 2019 Ekim ayından itibaren 6 aylık dilimde 48 üniversiteye konuk olacağız. Türkiye&#8217;nin sadece İstanbul&#8217;dan ibaret olmadığı gerçeğiyle bütün Türkiye&#8217;yi dolaşacağız. Bilenin bilmeyene karşı sorumlulukları var&#8230; İletişim, empati, farkındalık ve sorumluluk geliştirmenin yegane yolu insanları eğitmekten, doğru bilgiyi paylaşmaktan geçiyor. Bu doğrultuda dernek olarak 2 temel hareket noktamız var: &#8220;eğitim ve etkili iletişim&#8221;. Hayvan hakları konusunda topyekun duyarlılığı ifade eden veganlık kavramı sadece bir beslenme şekli değil temelinde türler arası eşitlik, adalet, özgürlük ve küresel barış gibi son derece hakkaniyetli ve barışçıl idealleri barındıran bir yaşam biçimidir. Hayvanların hangi tür olursa olsun kötü muamele gördüğü bir sistem dünya barışını da tehdit etmektedir. </p>



<p>Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı tüm şiddet olaylarının altında insanların diğer canlılar üzerinde uyguladığı şiddet pratikleri vardır. Maalesef ki haklarını görmezden geldiğimiz bu masum canlılar ezilen ve sömürülen sınıfların en masum temsilcileridir, çünkü bunu tarihe not düşecek ve kin tutacak bir yazılı tarihleri bile yoktur. </p>



<p>Hayvanların haklarının türlere ayrılmadan bir bütün olarak ele alındığı, yılda bir kez değil her gün haklarının hatırlandığı daha gerçek ve samimi günlere ve düzenlemelere&#8230;</p>



<p>Not: Yukarıdaki röportaj (tam metin) Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla Anadolu Ajansı tarafından Vegan Derneği Türkiye Kurucu Başkanı Ebru Arıman ile 4 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilmiş olup kısmen veya eksiksiz olarak çeşitli yayın organlarında haber olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/">Anadolu Ajansı&#8217;nın TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman ile Hayvan Hakları röportajının tam metni</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/04/anadolu-ajansinin-tvd-kurucu-baskani-ebru-ariman-ile-hayvan-haklari-roportajinin-tam-metni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2016 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[V-Label]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[ebru arıman]]></category>
		<category><![CDATA[food time]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gıda gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[standardizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[v-label]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[vegan ve vejetaryenler derneği]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kosher Belgesi, Helal Belgesi&#8230; Peki ya V-Label Sertifikası? Belki bir çoğunuz duymadınız. Bir kısmınız belki ismi duydu, logoyu gördü. Kaç kişi ayrıntıları biliyor? V-Label Türkiye Koordinatörü Ebru Arıman, sizin için sorularımızı yanıtladı (Food Time- Mayıs2016): V-Label Standardizasyonu nedir? V-Label, tüketici tercihlerine paralel olarak vejetaryen-vegan ürünlerin, ambalaj üzerindeki karmaşık kod ve içeriklerden bağımsız, kolay anlaşılır ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/">Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kosher Belgesi, Helal Belgesi&#8230; Peki ya V-Label Sertifikası? Belki bir çoğunuz duymadınız. Bir kısmınız belki ismi duydu, logoyu gördü. Kaç kişi ayrıntıları biliyor?<br />
V-Label Türkiye Koordinatörü Ebru Arıman, sizin için sorularımızı yanıtladı (Food Time- Mayıs2016):<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/yeni-logo-v-label.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-2104 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/yeni-logo-v-label-289x300.jpg" alt="V-Label v-label-eu" width="289" height="300" /></a><br />
</em></strong><br />
<strong>V-Label Standardizasyonu nedir?</strong><br />
V-Label, tüketici tercihlerine paralel olarak vejetaryen-vegan ürünlerin, ambalaj üzerindeki karmaşık kod ve içeriklerden bağımsız, kolay anlaşılır ve denetimli güvenilirliği sağlanmış tek tip etiketle, uygunluğunu tescil etmek amacıyla Avrupa Vejetaryenler Birliği(EVU) tarafından geliştirilmiş lisanslı bir semboldür.<br />
V-logo İtalyan sanatçı Prof Bruno Nascimben (Castenaso) tarafından 1985 yılında Cervia’da EVU (Avrupa Vejetaryenler Birliği) Kongresinde sunularak kabul edilmiştir. Ve o tarihten itibaren birlik tarafından tescilli olarak kullanılmaktadır.<br />
Logo, sarı zemin üzerine yeşil yapraklı V harfinden oluşmaktadır. 678553 ve 678553A tescil numarasıyla tüm yasal hakları V-Label GmbH tarafından dünya genelinde korunmaktadır.</p>
<p><strong>Ürünlerin vejetaryen ya da veganlara uygun olup olmadığı içerik bilgisinden anlaşılmıyor mu, böyle bir sembole neden gerek duyuluyor?</strong><br />
Ürün etiketleri üzerindeki içerik bilgileri, kanunen beyanı zorunlu bilgiler olmasına rağmen üreticilerin beyanının her zaman içerik bilgilerine paralellik göstermediğini görüyoruz. Bir ürünün mamul haline gelmesi esnasında kullanılan tüm içeriklerin azalan miktara doğru açık ve anlaşılır biçimde sırayla belirtilmesi gerekmektedir. Ancak kimi durumlarda beyanın aksine bir içeriğe rastlanabildiği gibi, kimi durumda da içeriğin menşei belli olmamaktadır. Örneğin gıda renklendiricileri bitkisel menşeili olabildiği gibi, karmin gibi hayvansal kökenli de olabilmektedirler. Karmin, Cochineal isimli bir böceğin ezilerek toz ya da sıvı hale getirilmesi suretiyle gıda endüstrisinde oldukça yaygın olarak kullanılan ve gıdaya kırmızı/pembe rengi veren hayvansal bir renklendiricidir. Konservelerden, salçalara, şekerlemelere, lokumlara, pastane ürünlerine, soslara kadar oldukça geniş bir kullanım alanı vardır.<br />
Benzer şekilde ürün ambalajı üzerinde kullanılan ve tüketiciler için anlaşılır olmaktan oldukça uzak E kodu gibi birtakım teknik ifadeler de ürünün içeriğinin anlaşılabilmesini zorlaştırmaktadır. Örneğin E495 olarak gördüğünüz bir içeriğin ne olduğunu anlamak pek mümkün değilse de, bu içerik çoğunlukla hayvansal yağlardan elde edilir. Dolayısıyla ürün etiketleri çoğu durumda özellikle “özel beslenme biçimi olan tüketiciler için” yeterli ve anlaşılabilir olmaktan uzaktır. Ürünün hayvansal madde içermiyor olduğu, vegan/vejetaryenlere uygunluğu özel ifadelerle belirtilmelidir.</p>
<p><strong><a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/81.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-2107 alignleft" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/81-300x219.jpg" alt="8" width="300" height="219" /></a>İsteyen üretici, ürünün vegan olduğunu iddia edip ambalaj üzerine yazıyla da “vegan” yazabilir. Bu tür keyfi beyanlara ve suistimallere karşı bir denetim mekanizması var mı?</strong><br />
Maalesef şu anda yok. Ürününüzün veganlara uygun olduğunu bir yazı veya rastgele bir sembolle de iddia edebilirsiniz ancak bu yalnızca sizin iddianız olmaktan öteye gitmez. Bu ürünün gerçekten vegan olup olmadığının analiz edilmesi/belgelenmesi ve denetlenmesi gerekiyor. Bu tür denetimsiz ve keyfi ifadelerle yaşanan süistimaller neticesinde, bizim de içerisinde bulunduğumuz Avrupa Vejetaryen Birliği üye ülkeleri olarak, Avrupa Parlementosu Çevre Komisyonu’na 2013 yılı sonunda bu konuda bir başvuruda bulunuldu. Vejetaryen/Vegan ürünlerde gereken hassasiyetin gösterilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak AB’de tek sembol (V-Label) kullanılması konusundaki başvurumuz değerlendirmeye alınarak Parlamento gündemine girdi. Nihai karar henüz alınmamış olmasına rağmen bu konuda yakın zamanda bir sonuç çıkması bekleniyor.<br />
Bunun için bir denetim mekanizmasının şart olduğu da, kimi firmaların keyfe keder etiketlemelerle üreticiyi yanıltması neticesinde yaşanan güven kaybıyla daha da netleşmiştir.<br />
Yakın dönemde ABD’de yapılan ratgele ve bağımsız gıda analizlerinde, vegan olduğu iddia edilen birçok ürünün de hayvansal içerik taşıdığı belgelenmiştir. Bu durum tüketicilerin ürüne kuşku ile yaklaşmasına neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Dünya üzerinde helal sertifikası gibi vejetaryen/vegan ürünler için de çok çeşitli sertifikalar var mı? V-Label hangi konumda?</strong><br />
Global anlamda hayır. Vegan ve vejetaryen ürünler için sertifika veren “yerel” birkaç organizasyon var. Bu organizasyonlar İngiltere ve Amerika’da yerel olarak çalışmalar yürüten birkaç dernek. Ancak global anlamda vejetaryen-vegan sertifikası veren tek kuruluş V-Label GmbH. Merkezi İsviçre’de olan V-Label, Avrupa Vejetaryenler Birliği tarafından yönetiliyor. Birliğe üye ülkelerce sertifika veriliyor ve denetleniyor. Aynı zamanda Uluslararası Vejetaryenler Birliği ile Avrupa Vejetaryenler Birliği kardeş birlikler ve üyelikler ortak. Dolayısıyla Uluslararası Vejetaryenler Birliği de V-Label’ın destekleyicisi.<br />
V-Label şu anda en güvenilir vegan-vejetaryen etiketi kabul ediliyor. Çünkü dağıtım ve denetimi vegan-vejetaryen organizasyonlar tarafından yapılıyor yani hassasiyetimiz ortak.<br />
Burada belirtmek gereken 2 önemli detay var, birincisi birliklerinin adının vejetaryen ifadesi taşıması. Klasik vejetaryen tanımına göre veganlık da vejetaryenlik bir türü olarak geçtiği için aslında genellikle eski organizasyonlar Vejetaryen adıyla yapılanmıştır. Ancak elbette ki hem faaliyetler hem de tüm kapsam, sertifikasyon da dahil olmak üzere veganlığı kapsamaktadır.<br />
İkincisi sembolün Avrupa Vejetaryenler Birliği tarafından yönetiliyor olmasının yanı sıra Avrupa ile sınırlı olmaması yani coğrafi yaygınlık. Uluslararası Vejetaryen Birliği’ne üye olan dünya ülkeleri de bu konuda işbirliği içindeler ve lisansör konumundalar. Dolayısıyla sembol Amerika’dan Rusya’ya, Çin’e kadar dünyanın her yerinde verilebiliyor. Daha da önemlisi sembolün geçerliliği lisans aldığınız ülke ile sınırlı değil, tüm dünyada geçerli.</p>
<p><strong>Ülkeler arası koordinasyon nasıl sağlanıyor?</strong><br />
V-Label ülkesel temsilcilikler vasıtasıyla dağıtılıyor ve denetleniyor. Her ülke temsilciliği yerel kanunlara göre revize edilmiş sözleşmeler ile V-Label’ın yasal haklarını koruyor. Türkiye’de, Madrid Protokolü çerçevesinde V-Label yasal olarak koruma altına alınmıştır. İzinsiz kullanımın önüne geçmek üzere ülkeler işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Türkiye’de gördüğümüz herhangi bir ithal ürünün üzerinde V-Label sembolü bulunması halinde gerekli kontrolleri biz de sağlıyoruz ve ülke temsilciliğini bilgilendiriyoruz. Aynı şekilde Türkiye menşeili ürünlerin de diğer dünya ülkelerinde kontrolü ilgili ülke temsilcilikleri vasıtasıyla yapılıyor. Dolayısıyla sürekli iletişim halinde olmak durumundayız.<br />
<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/V-Label-broşürleri-foto.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-2103 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/V-Label-broşürleri-foto-300x225.jpg" alt="V-Label broşürleri foto" width="300" height="225" /></a><br />
<strong>V-Label alma koşulları nedir?</strong><br />
Sertifika için 4 ana sınıf var; Vegan ürünler hiçbir hayvansal bileşen içermiyor. İçerisinde hayvanlardan elde edilen hiçbir ürünün kullanılmamış olması gerekiyor. Lakto Vejetaryen ürünler, yalnızca laktik, yani sütle ilgili bileşenler içerebiliyor. Ovo Vejetaryen ürünler, sadece yumurta ihtiva edebiliyor. Lakto Ovo Vejetaryen ürünler ise yalnızca süt ve yumurta içerebiliyor. Hayvansal ürünlerin varlığına göre V-Label sertifika türü değişiyor. Hepsi için ortak koşul, herhangi bir şekilde et ürünleri içermemesi. Aslında bu konuda oldukça kapsamlı ve detaylı bir formumuz var. Bu form tüm soru işaretlerini gidermeye yönelik üreticinin beyanını sunuyor bize. Beraberinde GDO’lu ürünlerin V-Label alamadığını da eklemekte fayda var.<br />
Üretim tesisinin vegan-vejetaryen ürün üretimine uygun yapılandırılması gerekiyor. Bulaşıklığı önlemeye yönelik tedbirler çok önemli.</p>
<p><strong>Başvuru nasıl yapılıyor ve süreç nasıl işliyor?</strong><br />
Başvuru, vegan/vejetaryen olduğu iddia edilen ürünün içerik beyanı alınmak suretiyle (başvuru formu), standartlara uygun olup olmadığının kontrolü ile başlıyor. Detaylı içerik bilgisinin kontrolünün ardından beyan edilen içeriğin hangi vejetaryen/vegan tipine uygun olduğu başvuru sahibine bildiriliyor. Başvurunun o etapta herhangi bir bağlayıcılığı yok. Burada bizi ilgilendiren husus, tam mamül sürecine kadar proses sürecinde kullanılan ürünlerin vejetaryen/vegan ürüne uygun olması. Ağırlıklı olarak vegan sertifika verdiğimiz için ürün içinde hayvansal DNA kalıntısı olmamasını baz alıyoruz. DNA, hayvanlara ait et, süt, yumurta, deri, kan, kıl hatta tırnak gibi tüm bileşenlerde çıkabiliyor. Başvuru aşamasında tüm tetkiklerimizi uluslararası akreditasyonu da bulunan Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarında yaptırıyoruz. Rastgele ürün numunesi tarafımızca tedarik edilerek tam kapsamlı bir analize gönderiliyor. Bu noktaya kadar üreticinin beyanını baz alıyorken, analiz sonucunda ürünü bilimsel verilerle desteklemiş oluyor ve içeriğinin doğruluğundan emin oluyoruz. Üretim tesisini de kontrol etme yetkimiz bulunmakta ancak genellikle çoğu durumda analiz tek başına yeterli olabiliyor. Bütün bu işlemlerin süresi genellikle 1 haftayı aşmıyor. Lisans sözleşmemizin karşılıklı olarak imzalanmasının ardından senelik lisans bedelinin yatırılmasıyla birlikte sözleşme geçerlilik kazanıyor. Her ürün için, başında ülke kodu bulunan 7 haneli ayrı bir lisans numarası veriyoruz ve sertifikamızı lisans alan firmaya ulaştırıyoruz.<br />
Lisans alımın ardından, ilgili firma tüm reklam-basın-yayın çalışmalarında logomuzu kullanabilir. Ancak logonun tasarım kurallarını korumak açısından bir örneğinin bizimle paylaşılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Lisans firmaya mı ürüne mi veriliyor?</strong><br />
Lisans firma adına düzenleniyor ancak yalnızca listelenen ürünleri kapıyor. Bir işletmede tüm ürünlerin aynı standartta olmasını bekleyemeyiz. Dolayısıyla her ürün türü için ayrı bir form doldurmamız ve ayrı bir lisans numarası vermemiz gerekiyor. Ürünün kimliğini o numara temsil ediyor.<a href="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/why.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-1688 size-medium" src="http://tvd.org.tr/wp-content/uploads/why-300x135.jpg" alt="why" width="300" height="135" /></a></p>
<p><strong>Sertifika ne kadar süre geçerli, her yıl lisans numarası yenileniyor mu?</strong><br />
Sertifika alan ürünler için 1’er yıllık sözleşme yapılıyor. Yıl içinde içerikte oluşabilecek değişiklikle ilgili üretici firmanın derhal bilgilendirme yapması gerekiyor. 1 yılın sonunda lisansın tekrar yenilenmesi durumunda, ürün aynı lisans numarası ile devam ediyor. Bu numaralar genellikle ürün ambalajında kullanıldığı için her yıl numara değişikliği söz konusu olmuyor. Ancak lisansın yenilenmemesi halinde (ki çok karşılaştığımız bir durum değil), eski ambalajlar için bir ihbar süremiz var. Bu süreçte ambalajlardan sembolün kaldırılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Sertifika alan ürünler dönem sürecinde denetleniyor mu, denetim masrafları kime ait?</strong><br />
Sertifika alan ürünler için sözleşmemizde de açıkça yer alan bir maddeyle senede 2 kez habersiz denetim hakkımız bulunmakta. Ayrıca yine denetim amaçlı raftan alacağımız herhangi bir ürünü yıl içinde analize gönderebiliriz. Lisans alımından sonraki tüm denetim masrafları V-Label GmbH tarafından karşılanıyor. Ancak sadece denetimde ihlale rastlanırsa, denetim masrafları lisans alana rücu ediliyor.</p>
<p><strong>Firmanın ürünlerinde bir süre sonra uygunsuzluk tespit edilirse?</strong><br />
Bu durumda her şeyden önce yasal haklarımızı kullanıyoruz. Öncelikli olarak sertifika iptal ediliyor ve ilgili firma bu sertifikadan “tamamen” men ediliyor. Ve beraberinde bu durum V-Label tüketicilerine ilan ediliyor. Yanı sıra bir de tazminat hükmü var, firma para cezası ödüyor. Ancak elbette ki itibar kaybı paradan çok daha önemli.</p>
<p><strong>V-Label yalnızca gıda ürünlerine mi veriliyor?</strong><br />
2016 yılı itibariyle gıda ürünleri yanında kozmetik ürünlere de sertifika vermeye başlandı. Bunu giyim takip edecek. Kozmetik ürünlerde ürünün hayvansal bileşen içermemesinin yanında hayvanlar üzerinde test edilmemesi de gerekiyor. Ancak zaten 2016 Ocak ayı itibariyle AB yasalarında olduğu gibi Türkiye’de de kozmetik ürünlerin hayvanlar üzerinde test edilmesi yasağının yürürlüğe girmesi, işimizi biraz daha kolaylaştırıyor. Yasağı delmeye çalışan firmalar mutlaka olacaktır, o nedenle yine de her zaman temkinliyiz.</p>
<p><strong>Dünya tüketicilerinin Vegan-Vejetaryen özellikteki ürünlere bakışı nasıl? Etiket hayatı kolaylaştırdı mı?</strong><br />
Özellikle vegan ürünler, hayvanların etik açıdan daha refah bir yaşam sürmelerinin yanı sıra, küresel ısınmaya karşı mücadelede çiftlik hayvancılığının büyük payı, temiz su kaynaklarının ve ekilebilir tarım arazilerinin hayvancılığa kaydırılması neticesinde dünya üzerindeki temiz su ve gıdaya erişimin zorlaşmasının başlıca anahtarı olması dolayısıyla, son yıllarda çok tercih edilen ürün grubunda yer almaktalar. Beraberinde hayvansal kaynaklı ebola, kuş gribi, delidana gibi salgın hastalıklar ve gıda alerjileri de mutlaka ki bu yükselişte pay sahibi.<br />
Hindistan gibi vegan-vejetaryen popülasyonun yüksek olduğu ülkeleri, artık Avrupa ülkeleri ve Amerika’da yükselen bir ivme ve hatrı sayılır yüzdelerle takip etmeye başladı. Dünyaca ünlü Pazar araştırmaları kuruluşu Mintel’in 2016 Nisan ayında yayınladığı bir rapora göre, Almanya’da vegan-vejetaryen özellikteki ürünler, son 5 yıl içinde 7 kat artış gösterdi. 2011 yılında Almanya’daki gıdaların sadece %2’si vegan-vejetaryen etiketli iken, 2015 sonunda bu oran sadece vegan ürünlerde %12’ye ulaşmıştır.<br />
V-Label, Almanya’da 2400’e yakın firma tarafından şu anda gıda etiketi olarak lisanslı kullanılmakta ve bu talep her geçen gün tüketici tercihlerine paralel olarak artış göstermektedir.</p>
<p><strong>Dünyada vejetaryen-vegan popülasyonu ne düzeyde?</strong><br />
Tüm dünyadaki özellikle vegan artış hızı gerçekten şaşırtıcı bir ivmeyle ilerliyor. Farkındalık hızla artıyor. Bunda kitlesel iletişim araçlarının etkisi büyük. Tabi yanı sıra tüketici pazarının gelişmesi de etkili.<br />
Örneğin Hindistan nüfusunun %40’ı vejetaryen-vegan. İsrail’de bu oran %9 civarında. İsveç’de %10, İtalya’da %7’yi aşmış durumda. Almanya’da %10 civarında vegan ve vejetaryen yaşıyor. İngiltere’de ise %13’ü aştı. Avusturya’da %10 düzeyinde.<br />
2009 yılında, ABD nüfusunun %1’i vejetaryen-veganken, şu anda Amerika Birleşik Devletleri nüfusunun% 5&#8217;i vejetaryen ve vegan. Birçok ülkede artış, benzer hızda.<br />
Türkiye’de henüz net bir istatistiksel çalışma yapılmadı. Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği olarak başlattığımız 2 çalışma da internet kullanıcılarına yönelik, dolayısıyla net veriler elde edilemiyor. Bu konuda Türkiye İstatistik Kurumu ortak bir çalışmamız var, sorularımızı hazırladık, 2017 yılında Türkiye’de de benzer bir çalışma yapıyor olacağız.<br />
Tüketici sayısının artışı, artık beklentilerin artışını da beraberinde getiriyor. Güvenilir ürünlere ulaşma isteği, pazarı da bu doğrultuda şekillendiriyor. Bunu son yıllarda aynı hızla artan V-Label lisans taleplerinden de net olarak görebiliyoruz. Dünya vegan bir geleceğe doğru hızla ilerliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de V-Label’a olan talep nasıl? Hangi firmalar V-Label aldılar?</strong><br />
Türkiye’de de dünya ile paralellik gösteren bir hızda vegan ürünlere talep artıyor. Henüz Avrupa ülkeleri kadar bir geniş bir yüzdede olmasa da kısa sürede katlanarak ilerleyebilecek bir zemin var. Şu ana kadar bu konuda bir tanıtım çalışması yapmamamıza rağmen birçok başvuru aldık; Türkiye’de aldığımız lisans başvuruları ilk etapta Avrupa pazarına yönelik oldu. Özellikle Avrupa ülkelerine ihracat yapan gıda üreticileri, tüketicilerin beklentisiyle birlikte ürünlerinin vegan standartta olduğunu V-Label ile tescillemek istediler.<br />
V-Label Türkiye’ye 2014 yılı sonunda girdi. Türkiye’de ilk sertifika Nudo markasına verildi. Onu Komagene, Eriş Un, Gloria Jeans Coffees, Upper West Side Falafel, Kurme, Vegan Peynir, Oses ve Entabi Çiğköfte markaları takip etti. Değerlendirme sürecinde olan ve kozmetik firmalarının da içinde olduğu daha pek çok marka, yakın zamanda Türkiye listemize eklenecek.</p>
<p><strong>Türk gıda ve kozmetik üreticilerine bu konuda neler önerilebilir?</strong><br />
Tüm dünyada hızla artan vegan-vejetaryen nüfusu, üreticilerin ürün çeşitliliğine de doğrudan etki eden yeni bir pazarın varlığına işaret ediyor. Türkiye’de genel olarak karşılaştığımız durum, üreticilerin mevcutta hayvansal içermeyen üretimi bulunsa da, böyle bir tercihten dolayısıyla pazardan haberdar olmamaları. Yahut da üretim sürecinde yaratılabilecek küçük proses değişiklikleri ile ürüne aslında ek maliyet çıkarmadan vegan özellik kazandırılabilecek olmalarına rağmen, bu konu hakkında bilgi sahibi olmamaları kendilerini pazarın dışında bırakıyor. Özellikle Türkiye’den Avrupa’ya ihracat yapan gıda ve kozmetik üreticileri için, ürün etiketinde sadece bu sembolün varlığı bile ekstra bir pazarın kapılarını aralayacaktır. Bu durum üreticileri, üretim tercihlerinden dolayı ödüllendirirken, tüketiciler için de pazarın çeşitliliğine katkı sağlayarak yaşamı kolaylaştırıyor ve daha da genişleyen bir kitleye aracı oluyor.<br />
Hem üreticiler hem de tüketiciler için avantaj yaratabilecek özellikle vegan ürünlerin Türkiye’de de artmasını ve her kesimin bu konuda bilinçlenmesini temenni ediyoruz.<br />
Daha ayrıntılı bilgiye uluslararası web sitemiz üzerinden ulaşılabilir: www.v-label.eu/tr &#8211; www.tvd.org.tr</p>
<p><strong>Kaynak: Food Time Dergisi (Gıda Gündemi) Mayıs 2016 sayısında yayınlanmıştır.<br />
(http://www.gidagundemi.com/)</strong></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/">Vegan-Vejetaryen Ürün Sertifikası &#8220;V-Label&#8221; Türkiye Pazarında</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2016/05/27/vegan-vejetaryen-urun-sertifikasi-v-label-turkiye-pazarinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
