<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Makaleler arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/category/makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/category/makaleler/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Apr 2025 09:40:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>Makaleler arşivleri - TVD | Haberler</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/category/makaleler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Esaret Altında Tutulmak Beyin Hasarına Yol Açıyor: Hayvanat Bahçeleri ve Yunus Parklarındaki Hayvanlar</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2025/04/09/esaret-altinda-tutulmak-beyin-hasarina-yol-aciyor/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2025/04/09/esaret-altinda-tutulmak-beyin-hasarina-yol-aciyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[akvaryum]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[esaret altındaki hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hanako]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hapishanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanat bahçeleri kapatılsın]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanat bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[kiska]]></category>
		<category><![CDATA[yunus parkı]]></category>
		<category><![CDATA[yunus parkları]]></category>
		<category><![CDATA[yunus parkları kapatılsın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7864</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dişi bir Asya fili olan Hanako, 60 yıldan uzun bir süre boyunca Japonya&#8217;nın Inokashira Park Hayvanat Bahçesi&#8217;ndeki küçük bir beton alanda, çoğunlukla zincirlerle ve hiçbir uyarı olmadan yaşadı. Vahşi doğada yakın aile bağlarıyla sürüler halinde yaşaması gereken Hanako, hayatının son on yılında yalnızdı. Genç bir dişi orka olan Kiska, 1978&#8217;de İzlanda kıyılarında yakalanmış ve bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/04/09/esaret-altinda-tutulmak-beyin-hasarina-yol-aciyor/">Esaret Altında Tutulmak Beyin Hasarına Yol Açıyor: Hayvanat Bahçeleri ve Yunus Parklarındaki Hayvanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dişi bir Asya fili olan Hanako, 60 yıldan uzun bir süre boyunca Japonya&#8217;nın Inokashira Park Hayvanat Bahçesi&#8217;ndeki küçük bir beton alanda, çoğunlukla zincirlerle ve hiçbir uyarı olmadan yaşadı. Vahşi doğada yakın aile bağlarıyla sürüler halinde yaşaması gereken Hanako, hayatının son on yılında yalnızdı.</p>



<p>Genç bir dişi orka olan Kiska, 1978&#8217;de İzlanda kıyılarında yakalanmış ve bir akvaryum ve eğlence parkı olan Marineland Canada&#8217;ya götürülmüştü. Orkalar, 40 üyeye kadar aile gruplarında yaşayan sosyal hayvanlardır, ancak Kiska 2011&#8217;den öldüğü yıl olan 2023 yılına kadar küçük bir tankta tek başına yaşadı. Beş yavrusunun hepsini kaybeden Kiska stres ve can sıkıntısıyla mücadele etmek için yavaş, sonsuz daireler çizerek yüzerdi ve beton havuzunda dişlerini parçalarcasına hareket ederdi.</p>



<p>Ne yazık ki, bu iki örnek istisna değil, bunlar &#8220;eğlence&#8221; endüstrisindeki birçok esaret altındaki memeli için yaygın koşullardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Esaret Altında Fiziksel ve Psikolojik Sağlık</h2>



<p>Hayvanlar için esaret altında yaşamın genel sağlık ve psikolojik sonuçlarını gözlemlemek kolaydır. Birçok esaret altındaki fil artrit, obezite veya cilt sorunları yaşar. Hem filler hem de orkalar genellikle ciddi diş sorunları yaşar. Ayrıca esaret altındaki orkalar zatürre, böbrek hastalığı, gastrointestinal rahatsızlıklar ve enfeksiyonlarla boğuşur.</p>



<p>Birçok hayvan, anormal davranışlar benimseyerek esaretle başa çıkmaya çalışır. Bazıları, sürekli başlarını sallamak, aralıksız sallanmak veya kafeslerinin parmaklıklarını çiğnemek gibi tekrarlayan, amaçsız alışkanlıklar olan &#8220;stereotipler&#8221; geliştirir. Diğerleri, özellikle de büyük kediler, muhafazalarında volta atar. Filler dişlerini sürterler veya kırarlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Değişen Beyin Yapısı</h2>



<p>Nörobilimsel araştırmalar, stresli ve yetersiz olan esaret ortamında yaşamanın beyne fiziksel olarak zarar verdiğini gösteriyor. Kemirgenler, tavşanlar, kediler ve insanlar dahil olmak üzere birçok türde esaret altındaki hayvanın beyninde yaşanan değişim net bir şekilde belgelenmiştir.</p>



<p>Araştırmacılar bazı hayvan beyinlerini doğrudan incelemiş olsalar da, bildiğimiz şeylerin çoğu hayvan davranışlarını gözlemlemekten, kandaki stres hormonu seviyelerini analiz etmekten ve yarım yüzyıllık sinirbilim araştırmalarından elde edilen bilgileri uygulamaktan gelmektedir. Laboratuvar araştırmaları ayrıca hayvanat bahçesi veya akvaryumda tutulan memelilerin beyin işlevlerinin zayıf olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>Zihinsel uyarımdan veya uygun sosyal temastan yoksun, sınırlı ve çorak yerlerde yaşamak, beyin korteksini inceltir; beyin korteksi, istemli hareket ve hafıza, planlama ve karar alma gibi üst düzey bilişsel işlevlerden sorumlu olan beyin kısmıdır.</p>



<p>Esaretin başka sonuçları da var: Kılcal damarlar küçülür ve beyin hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu oksijen açısından zengin kandan mahrum kalır. Nöronlar küçülür ve dendritleri (diğer nöronlarla bağlantı kuran dallar) daha az karmaşık hale gelir ve beyin içindeki iletişimi bozar. Sonuç olarak, esaret altındaki hayvanlardaki kortikal nöronlar, zenginleştirilmiş ve daha doğal ortamlarda yaşayanlara göre bilgiyi daha az verimli bir şekilde işler.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="681" data-id="7866" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-1024x681.png" alt="" class="wp-image-7866" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-1024x681.png 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-300x199.png 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-768x511.png 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-1536x1021.png 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-2048x1362.png 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-696x463.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-1068x710.png 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-1920x1277.png 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.09.19 AM-632x420.png 632w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Doğal ortamında yaşayan vahşi bir Afrika filindeki gerçek bir kortikal nöron ile esaret altındaki bir filin varsayılan kortikal nöronunun karşılaştırılması.<br>Kaynak: Bob Jacobs, CC BY-ND</figcaption></figure>
</figure>



<p>Beyin sağlığı, gerekli egzersize izin vermeyen küçük alanlarda yaşamaktan da etkilenir. Fiziksel aktivite, büyük miktarda oksijen gerektiren beyne giden kan akışını artırır. Egzersiz, yeni bağlantıların üretimini artırır ve bilişsel yetenekleri geliştirir.</p>



<p>Doğal alışkanlıklarında bu hayvanlar hayatta kalmak için hareket etmek zorundadır, yiyecek aramak veya eş bulmak için büyük mesafeler kat ederler. Filler genellikle günde 15 ila 120 mil arasında seyahat ederler. Bir hayvanat bahçesinde, genellikle küçük muhafazalar içinde ileri geri yürüyerek günde ortalama üç mil yol alırlar. Serbest bir orkanın günde 156 mile kadar yüzdüğü gözlemlenmişken ortalama bir orka tankının doğal yaşam alanından yaklaşık 10.000 kat daha küçük olduğunu unutmamak gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bozulan Beyin Kimyası</h2>



<p>Normal davranışları kısıtlayan veya engelleyen alanlarda yaşamak kronik hüsran ve can sıkıntısı yaratır. Vahşi doğada, bir hayvanın stres tepki sistemi tehlikeden kaçmasına yardımcı olur. Ancak esaret, hayvanları çevreleri üzerinde neredeyse hiçbir kontrole sahip olmadan tuzağa düşürür.</p>



<p>Bu durumlar öğrenilmiş çaresizliği besler, hafıza fonksiyonlarını yöneten hipokampüsü ve duyguları işleyen amigdalayı olumsuz etkiler. Uzun süreli stres, stres hormonlarını yükseltir ve her iki beyin bölgesindeki nöronlara zarar verir ve hatta onları öldürür. Ayrıca, diğer fonksiyonların yanı sıra ruh halini dengeleyen bir nörotransmitter olan serotoninin de hassas dengesini bozar.</p>



<p>İnsanlarda yoksunluk, depresyon, anksiyete, ruh hali bozuklukları veya travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik sorunları tetikleyebilir. Filler, orkalar ve büyük beyinli diğer hayvanlar, aşırı stresli bir ortamda insanlarla benzer şekilde tepki verme eğilimindedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hasarlı Bağlantılar</h2>



<p>Esaret, bazal ganglionlar da dahil olmak üzere beynin karmaşık devrelerine zarar verebilir. Bu nöron grubu, serebral korteksle iki ağ üzerinden iletişim kurar: hareketi ve davranışı geliştiren doğrudan bir yol ve bunları engelleyen dolaylı bir yol.</p>



<p>Birçok hayvanın esaret altında benimsediği tekrarlayan, basmakalıp davranışlar, iki nörotransmitter olan dopamin ve serotoninin dengesizliğinden kaynaklanır. Bu, dolaylı yolun hareketi düzenleme yeteneğini bozar; bu durum tavuklardan, ineklerden, koyunlardan ve atlardan primatlara ve büyük kedilere kadar birçok türde belgelenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="639" data-id="7867" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-1024x639.png" alt="" class="wp-image-7867" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-1024x639.png 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-300x187.png 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-768x480.png 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-1536x959.png 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-696x435.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-1068x667.png 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-1920x1199.png 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM-673x420.png 673w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot-2025-04-07-at-12.14.01 AM.png 1992w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Beyin korteksi, hipokampüs ve amigdala, bazal ganglionları içeren beyin devreleriyle birlikte esaret altında fiziksel olarak değişir. <br>Kaynak: Bob Jacobs, CC BY-ND</figcaption></figure>
</figure>



<p>Evrim, hayvan beyinlerini çevrelerine karşı son derece duyarlı olacak şekilde inşa etmiştir. Bu tepkiler, farklı genleri açıp kapatarak sinirsel işlevi etkileyebilir. Uygunsuz veya kötü koşullarda yaşamak, biyokimyasal süreçleri değiştirir: Beyin hücreleri arasındaki bağlantıları kuran proteinlerin ve aralarındaki iletişimi kolaylaştıran nörotransmitterlerin sentezini bozar.</p>



<p>Filler ve deniz memelileri gibi büyük beyinlere sahip uzun ömürlü hayvanlar için zenginleştirme, sosyal temas ve daha doğal ortamlarda uygun alanın gerekli olduğuna dair güçlü kanıtlar vardır. Daha iyi koşullar rahatsız edici basmakalıp davranışları azaltır, beyindeki bağlantıları iyileştirir ve öğrenmeyi ve hafızayı geliştiren nörokimyasal değişiklikleri tetikler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç Olarak</h2>



<p>Araştırmaların gösterdiği gibi memeli hayvanları kafese koymak, esaret altında tutmak ve onları teşhir etmek, beyin hasarına neden olduğu için sinirsel açıdan inkar edilemez bir şekilde hayvan zulmüdür.</p>



<p>Hayvan zulmünün bir parçası olmamak için hayvanların esaret altında tutuldukları hayvan hapishaneleri olan hayvanat bahçelerine, yunus parklarına ve akvaryumlara gitmeyin.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Kaynak: <a href="https://theconversation.com/profiles/bob-jacobs-522013">Bob Jacobs</a>&#8216;ın &#8216;<strong><a href="https://theconversation.com/the-neural-cruelty-of-captivity-keeping-large-mammals-in-zoos-and-aquariums-damages-their-brains-142240">The neural cruelty of captivity: Keeping large mammals in zoos and aquariums damages their&nbsp;brains</a></strong>&#8216; başlıklı yazısından çevrilmiş ve derlenmiştir.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/04/09/esaret-altinda-tutulmak-beyin-hasarina-yol-aciyor/">Esaret Altında Tutulmak Beyin Hasarına Yol Açıyor: Hayvanat Bahçeleri ve Yunus Parklarındaki Hayvanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2025/04/09/esaret-altinda-tutulmak-beyin-hasarina-yol-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetin Kökleri: Hayvan İstismarı Psikopatolojinin Bir İşareti mi?</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/21/siddetin-kokleri-hayvan-istismari-psikopatolojinin-bir-isareti-mi/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/21/siddetin-kokleri-hayvan-istismari-psikopatolojinin-bir-isareti-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 13:35:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvana yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne yazık ki, hayvan istismarı da dahil olmak üzere her türlü şiddet son yıllarda artış gösterdi. Bazen, insanların köpekler ve kediler de dahil olmak üzere çeşitli hayvanlara işkence etmeye ve onları öldürmeye çalıştığı videolar görüyoruz. Özellikle çocukluk ve ergenlikte hayvan istismarı, yetişkinlikte antisosyal kişilik bozukluğunu tahmin edebilen davranış bozukluğunun semptomlarından biridir. Araştırmalar, çoğu suçlunun çocuklukta [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/21/siddetin-kokleri-hayvan-istismari-psikopatolojinin-bir-isareti-mi/">Şiddetin Kökleri: Hayvan İstismarı Psikopatolojinin Bir İşareti mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ne yazık ki, hayvan istismarı da dahil olmak üzere her türlü şiddet son yıllarda artış gösterdi. Bazen, insanların köpekler ve kediler de dahil olmak üzere çeşitli hayvanlara işkence etmeye ve onları öldürmeye çalıştığı videolar görüyoruz. Özellikle çocukluk ve ergenlikte hayvan istismarı, yetişkinlikte antisosyal kişilik bozukluğunu tahmin edebilen davranış bozukluğunun semptomlarından biridir. Araştırmalar, çoğu suçlunun çocuklukta hayvanları taciz etmekten hoşlandığını göstermiştir.</p>



<p>Sağlıklı bir kişi, canlı bir varlığı öldürmekten ve onun canını almaktan zevk almaz; buna karşın seri katillerde çok sayıda hayvan istismarı geçmişi olduğu görülebilir. Bir hayvana zarar veren kişi, yalnızca yaban hayatı ve hayvanlar için değil, aynı zamanda insan toplumu için de tehlikelidir.</p>



<p>Hayvan istismarının aktif ve pasif olmak üzere iki biçimi vardır. Aktif hayvan istismarında kişi hayvanı istismar ederek hayvanda acı ve ızdırap hissi yaratır ve bunu izlemekten zevk alır. Hayvanlara yönelik cinsel istismar da bu istismar türlerinden biridir. Öte yandan, hayvana yönelik istismarın pasif biçiminde, kişi hayvana doğrudan acı çektirmez. Onun yerine hayvanın bakımını ihmal ederek hayvanın uzun süre eziyet çekmesine sebep olur. Aslında bu tüde hayvana yavaş yavaş zarar verecek şekilde davranılır. Örneğin hayvanı beslememek, zor duruma sokmak, hayvanın sağlığına önem vermemek bunlardan bazılarıdır.</p>



<p>Kişiyi hayvan istismarına iten çeşitli nedenler bulunabilir. Genellikle, hayvanları istismar eden kişiler istismar edilme edilme deneyimine sahiptir. Bu kişilerin deneyimlediği ebeveynlik tarzları çoğunlukla otoriter olmuş ve bu kişiler genellikle ebeveynleri tarafından cezalandırılmışlardır, hareketlerini düzenleyen özel bir eğitim ve davranış programı da bulunmamıştır. Ayrıca bu kişilerin bu davranışlara eşlik eden başka kişilik sorunları da olabilir. Örneğin evdeki diğer aile üyelerini farklı şekilde istismar edebilirler. Kendilerini güçlü insanlar olarak göstermek isteyen bu kişilerin düşük öz saygılarıyla başa çıkma stratejileri olgunlaşmamıştır.</p>



<p>Hayvanlar aslında bu gezegendeki komşularımızdır. Bir kedinin veya bir köpeğin annesi de aynı duygulara ve endişelere sahip bir annedir, bu yüzden zihinsel olarak sağlıklı bir kişi asla bir yavru kediyi veya yavru bir köpeği istismar etmeyi veya diğer hayvanları öldürmeyi düşünmez.</p>



<p>Hayvanlara yönelik istismar, diğer istismarcı ve antisosyal davranışların başlangıcının bir işareti olabilir. Bu kişilik bozukluğunun davranış örüntüsü saldırganlık, değersizleştirme ve ihlaldir ve çocuklukta başlayıp yetişkinliğe kadar devam edebilir. Davranış bozukluğunun bazı tanı ölçütleri şunlardır: İlişkiyi kontrol etmek için başka bir kişiye şiddet uygulama, cinsel şiddet uygulama, yalan söyleme, hırsızlık ve gasp, zorbalık, okul terki ve akademik sorunlar ve kundakçılık eğilimi. Bu kişiler partner uygun görülmezler ve genellikle ailevi sorunları çoktur. </p>



<p>Görülen davranış bozukluklarının yanı sıra antisosyal kişilik bozukluğu ve hayvan istismarının tedavisi psikolog ve uzmanların sorumluluğundadır. Hayvan istismarının tedavisi için mutlaka bir uzmana ve psikoloğa başvurulması gerekir. Tedavide ilk adım bu davranışın nedenlerini bulmaktır. Psikolog daha sonra bu kişilerin yıkıcı tutum ve duygularını, ayrıca davranış sorunlarını azaltmaya çalışır. Ayrıca bu, çocukluk veya erişkin dönemde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile birlikte görülebilen ve tedavi gerektiren bir bozukluk da olabilir. Bazen gözlemsel öğrenme öyle davranışlara sebep olur ki, tedavi tutumları değiştirerek, insanların davranışlarını değiştirerek yapılır. Ancak bazı durumlarda kişinin daha derin bir psikoterapiye ihtiyacı olabilir.</p>



<p>Birçok ülkede hayvanlara eziyet birinci kategori suçlar arasında yer almakta ve hayvanları istismar eden kişiler en ağır şekilde cezalandırılmakta veya en azından toplumsal suçlular arasında yer almaktadır.</p>



<p><strong>Hayvanlara yönelik istismar, çok şiddetli davranışların bir işareti ve alarmı olduğu ve tedavi edilmediği takdirde ciddi güvensizliğe ve insanlık felaketlerine yol açabileceği için suç olarak değerlendirilmelidir.</strong></p>



<p>Hayvanlar da insanlar gibi yaşar ve acı çekerler, bu nedenle hayvanları anlayabilmek için empatiye ihtiyaç duyarız. Ancak özellikle çocukluk çağında hayvan istismarının üstesinden gelmenin empati gibi basit bir çözümü yoktur. Çoğu çocuk, antisosyal davranışları çevreden öğrenir ve bunu önlemenin en iyi yolu sosyal eğitimdir, bu nedenle ebeveynler şiddeti engellemede önemli bir rol oynamaktadır. Ebeveynlerin hayvanlara karşı davranışları, örneğin banyodaki örümceği kurtarmak, kuşları beslemek ve hayvanlara ailenin bir parçası olarak davranmak gibi davranışlar, çocukların hayvanlara karşı davranışları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle ilkokul ve lise ders kitaplarının içeriğinde hayvanlarla dostluğun önemi vurgulanmalıdır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Kaynak: Uluslararası Sağlık Bilimleri Arşivleri&#8217;nde 2021 yılında yayımlanan <a href="https://www.researchgate.net/publication/357416309_Animal_abuse_as_a_sign_of_psychopathology">”Hayvan İstismarı Psikopatolojinin Bir İşareti mi?”</a>  başlıklı yazıdan alıntılanmıştır.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/21/siddetin-kokleri-hayvan-istismari-psikopatolojinin-bir-isareti-mi/">Şiddetin Kökleri: Hayvan İstismarı Psikopatolojinin Bir İşareti mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2025/02/21/siddetin-kokleri-hayvan-istismari-psikopatolojinin-bir-isareti-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddeti Norm Haline Getirmek: Çocuklar ve Türcülük</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2025/01/08/siddeti-norm-haline-getirmek-cocuklar-ve-turculuk/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2025/01/08/siddeti-norm-haline-getirmek-cocuklar-ve-turculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2025 13:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[carnism]]></category>
		<category><![CDATA[et tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan kaynaklı et]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık Endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[karnizm]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[vegan beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyada bir hesap, &#8220;kanına&#8221; rağmen korkmadan ve gülerek balıkların &#8220;kafasını koparan&#8221;, &#8220;kılçıklarını ayıklayan&#8221; küçük bir çocuğun videosunu paylaştı oldukça fazla beğeniyle yorum aldı. Söz konusu video ve sosyal medyada paylaşılan benzer sayısız video, hayvanlara karşı şiddetin, hayvanların birey değil mal olarak görülmesinin ve türcülüğün küçük yaşta empoze edilmeye başlandığını açıkça gösteriyor. Türcülüğe son vermek, hayvanların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/01/08/siddeti-norm-haline-getirmek-cocuklar-ve-turculuk/">Şiddeti Norm Haline Getirmek: Çocuklar ve Türcülük</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sosyal medyada bir hesap, &#8220;kanına&#8221; rağmen korkmadan ve gülerek balıkların &#8220;kafasını koparan&#8221;, &#8220;kılçıklarını ayıklayan&#8221; küçük bir çocuğun videosunu paylaştı oldukça fazla beğeniyle yorum aldı.</p>



<p>Söz konusu video ve sosyal medyada paylaşılan benzer sayısız video, hayvanlara karşı şiddetin, hayvanların birey değil mal olarak görülmesinin ve türcülüğün küçük yaşta empoze edilmeye başlandığını açıkça gösteriyor.</p>



<p>Türcülüğe son vermek, hayvanların eşya ya da araç olarak değil birey olarak tanınmasını sağlamak için ise çocuklara ve onların hayvanlar ve gezegen ile ilişkilerini kurdukları ilk yıllara odaklanmamız gerekiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Et Paradoksu</h2>



<p>Yapılan bir araştırmaya göre et yiyen çoğu insan hayvanların acı çekmesini duygusal olarak rahatsız edici buluyor.  Ancak hayvanlara acı verme düşüncesi rahatsız edici olduğu halde neden hala milyonlarca insan et yemeye devam ediyor?</p>



<p>İşte bu noktada kaynaktan ayrılığı sürdürme konusunda kritik bir role sahip olan kategorizasyon devreye giriyor. Örneğin domuz, batı toplumunda evcil hayvan kategorisinde yer alıyor ve evcil hayvanların yenmesi sosyal olarak kabul edilmediğinden tüketimin devam etmesini sağlamak amacıyla domuz (pig) ve domuz eti (pork) arasında bir kategorizasyon yapılıyor.</p>



<p>Kategorizasyonun kültürel olarak göreceli olması pek çok kez araştırmalarda ve medyada tartışma konusu olmuştur. Örneğin 2000’lerde İngiliz TV sunucuları Richard Madeley ve Judy Finnigan yaptıkları bir programda at sütü tüketimini gündeme taşımış ve sunucu bu fikir karşısında iğrendiğini açıkça ifade etmiştir. Oysa İngiltere’de yaşayan biri için at sütü içme fikri &#8220;iğrendiren&#8221; bir şeyken dünyada pek çok kültürde hiçbir önyargı olmadan tüketiliyor. Benzer şekilde 2013’te İngiltere’de &#8220;at eti skandalı&#8221; olarak adlandırılan olayda işlenmiş hayvan kaynaklı gıdanın içinde at eti bulunması toplum genelinde büyük bir tepkiye neden olmuştur. İnsanların at eti yemek veya at sütü içmek fikrinden bu kadar dehşete düşmeleri, çocuklarının jambon veya sosisin kökenlerine veya inek sütü üretiminde erkek süt buzağılarının yaşadıkları karşısında nasıl bir tepki verebilecekleri düşünüldüğünde oldukça ilginçtir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hayvan Eti Yemeyi Okulda Öğreniyoruz</h2>



<p>Hayvanları seven ancak et yemeye devam eden kişiler gibi çelişkili davranışların ardındaki faktörleri açıklamaya çalışan makul bir literatür yelpazesi mevcut ancak, özellikle küçük çocuklarda bu davranış hakkında çok az araştırma bulunuyor.</p>



<p>Çocukların tamamen bilgisiz olduğunu varsaymak kolay görünse de, hiçbir şey bilmediklerini varsaymak saflıktır.</p>



<p>İngiltere&#8217;deki birçok okul müfredatı, çocukları daha bilinçli hale getirmeyi (ya da hayvanların insan kazancı için yararlı olduğunu kabul etmeye daha istekli hale getirmeyi) amaçlayan etkinlikler içerir. Yerel tavuk çiftliklerinin ziyaret edilmesi, balıkçılık sektöründeki tesislere gezilerin gerçekleştirlmesi ve yumurtadan civciv çıkarma projesi gibi etkinlikler çocukları çok küçük yaşta hayvan sömüren edüstriler ile tanıştırıyor.  Yine aynı şekilde dünyadaki hayvanları öğretmek amacıyla jambon, sosis gibi hayvan kaynaklı ürünleri ve salatalık, biber gibi sebzeleri kullanılarak hayvan yüzü gibi görünen &#8220;sevimli&#8221; sandviçler hazırlama etkinlikleri düzenleyen okullar et yemeyi çocukların gözünde makul bir zemine yerleştiriyor. Hatta İngiltere’de yerel bir Tesco süpermarketine gittiğinizde, üzerinde “Yiyeceklerimin nereden geldiğini öğreniyorum” ve altında “Çiftlikten Çatala” yazan sarı yüksek görünürlüklü yelekler giyen küçük bir yerel ilkokul veya gençlik grubu çocuğu grubuyla karşılaşmanız bile mümkündür.</p>



<p>Yukarıdaki örnekler gösteriyor ki ne yazık ki&nbsp; “deneyimden gelen empati” her zaman garanti değildir. Bu tür etkinliklerdin yürütülmesi, et, balık ve süt endüstrileri için risk oluşturmadan, hayvanların ve vücut parçalarının yenmesini normalleştirir. Bu etkinliklerin hepsi bu tür uygulamaların devam etmesi fikrine dayanır. Küresel bir girişim olarak, et yemeyi aşılamaya mümkün olduğunca erken başlamak ve bunu sosyal bir norm olarak pekiştirmek aslında bir pazarlama taktiğidir.</p>



<pre class="wp-block-preformatted">Ulusal bir hayvan koruma örgütünde Kampanya Yöneticisi olarak daha önce yaptığım bir görevde, hayvanları koruma ve refahlarını teşvik etme konusunda ilkokullardaki çocukları ziyaret edip onlarla konuşma önerimi memnuniyetle karşıladılar. Ancak, bu ziyaretlerin hiçbir bölümünde etsiz diyetlerden bahsedilmesi mümkün değildi. Okul yönetimi, birçok çocuğun hayvanlara değer verdiğini ve et tüketimi içermeyen beslenme biçimleri hakkındaki herhangi bir konuşmanın doğuracağı "olası" sonuçları ifade etti: bazı çocukların bilişsel yetilerinde bir değişim, ardından evde zorluklar ve sonrasında ebeveynlerin Eğitim Kuruluna şikayette bulunmaları. Korku, nihayetinde bu itirazları yönlendirdi ve programın başlaması engellendi. Bu arada, hayvanlarla ilgili diğer yerleşik etkinlikler endişe duyulmadan devam ediyor ve statüko korunuyordu.

- Lynda M. Korimboccus</pre>



<h2 class="wp-block-heading">Normun İnşaasında Dilin Önemi</h2>



<p>Hayvan eti yememizi meşrulaştırmanın bir yolu dilsel ayrıştırmadır. Yediğimiz memelilerin parçaları için farklı kelimeler kullanmamız tükettiğimiz şey ile onun geldiği canlı arasında bir kopukluk yaratır. Bazıları bunun yalnızca alışkanlık/geleneksel adlandırma olduğunu savunurken bunun kasıtlı olduğuna dair kanıtlar ortada. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki bazı gençlik kulübü hayvan fuarlarında, katılımcılara hayvanları &#8220;insanlaştırmamaları&#8221; talimatı verilir ve civcivler ve buzağılar için &#8220;bebekler&#8221; kelimesini kullanmaktan kaçınmaları söylenir.</p>



<pre class="wp-block-preformatted">Yıllar önce, "şarküteri hayranı" olan büyükanneme yediği şeye neden "dil" dendiğini sorduğumu hatırlıyorum. Bir an bile bunun gerçek bir dil olduğunu düşünmemiştim. Ama aldığı şey bir ineğin diliydi ve bana öyle söyledi. Ona inanıp inanmadığımdan emin değilim, ancak başka soru sormadım. Et yemeye devam ettim. Hatta hayvan et tüketmenin bir tercih olduğunu anladığımdan bile emin değilim.

- Lynda M. Korimboccus</pre>



<p>Araştırmacılar Kunst ve Hohle, hayvanlara ve sonrasında et tüketimine karşı tutumumuzun, etlerin nasıl sunulduğu, hazırlandığı ve en önemlisi nasıl tartışıldığıyla etkilendiğini söylüyor. İnsanların tutumları çeşitli şekillerde değişir; kızarmış bir domuzun üzerinde kafa olduğunda, et işlenmiş yerine işlenmemiş olduğunda, canlı hayvanın fotoğrafı olduğunda, hasat yerine öldürme gibi kelimeler kullanıldığında ve et yerine hayvanın adı kullanıldığında et yeme isteği azalır. Dil ve semantik, elbette topluma ve tüm sakinlerine bakış açımızda önemlidir. Ancak neyi ve kimi yediğimiz arasında anlamlı bir bağlantı kurmadaki başarısızlık, bağlantısız herhangi bir terminolojiden çok bilişsel bir başa çıkma mekanizmasıdır. Melanie Joy’a göre bu durum tükettiğimiz ölü etin yaşayan kaynağına karşı &#8220;uzlaşmaz bir inkar&#8221; içinde olmamız ile ilgilidir.</p>



<p>Tartışmalı bir sonuç gibi görünse de Faunalytics tarafından yapılan bir araştırmada yenecek türün (yani domuz eti yerine domuz olarak) açıkça belirtilmesi, katılımcıların hayvan etiği ve refahı hakkındaki çeşitli ifadelere yönelik tutumlarında belirgin bir fark yaratmadığı görüldü.Bu çaluşmada da her zamanki gibi, çalışma katılımcıları sadece yetişkinlerden oluşuyordu. Ancak yetişkinlerin tutumları burada kritik bir öneme sahip. İster &#8220;dilimlenmiş&#8221; ister &#8220;ceset&#8221; olarak etiketlenmiş olsunlar, hayvanlar sosyal olarak kabul görmüş &#8220;yiyecek&#8221; veya &#8220;çiftlik&#8221; hayvanları olduğu sürece, hayvan kaynaklı et tüketimine devam etmek için bahaneler üretiliyor, gelenekler destekleniyor ve aktarılıyor.</p>



<p>Çocukların hayvan eti tüketmeleri ise sosyalleşme süreci ile yakından ilişkilidir. Ebeveynler, çocuklara bakan kişiler, eğitimciler ve üreticilerin hepsi normların korunmasına yatırım yaptığı için, etikten uzak olmasına rağmen et tüketimine devam edilmesi için tutarlı ve sistematik bir şekilde aynı mesajı verir.</p>



<p>Hayvanların kitaplarda, televizyonda, filmlerde ve evcil hayvanlarla etkileşimler yoluyla nasıl temsil edildiği, çocukların ileriki yaşamlarında hayvanlarla nasıl ilişki kuracakları üzerinde ölçülebilir bir etkiye sahiptir. Örneğin İngiltere’de BBC kanalı CBeebies’in bir programı, çocuklara belirli türlerin yenilebilirliği konusunda öğretilen sınıflandırmaları pekiştirmekte, &nbsp;İskoçya’da ise çocuklara hayvanların yiyecek ve koruma karşılığında ürün verdiği, insanların ve hayvanların karşılıklı olarak faydalı bir ilişki içinde olduğu görüşü aşılanmaktadır. Bu görüşlerin çocuklara empoze edilmesi, çocuklarda hayvanların kendilerini gönüllü olarak teslim ettiği algısını oluşturur. Çiftlik hayvanlarının yaşamlarına ilişkin sunulan soyutlamaların çoğu böyle olduğu için çocukların buna inanması pek de şaşırtıcı değildir.</p>



<p>Sembolik yapıların, söz konusu hayvanların ve insanların yaşamları üzerinde gerçek sonuçları vardır.</p>



<p>Çocuklarda et yemeyi norm haline getirirken aynı zamanda bazı çelişkili uygulamalarla da karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin İngiltere’de sosisli sandviçler genellikle domuzlardan yapılır; köpek cinsi Dachshund&#8217;lar ise benzer şejilde sosis köpekleri olarak anılır; ancak köpekler evcil hayvan olarak kategorize edilir ve bu nedenle yenmez. Bu karmaşık ilişki çocuklarda kafa karışıklığına sebep olabilir.</p>



<p>Uzmanlar, çeşitli mekanizmaların, bizi (ve onları) bu çelişkiden korumak için devreye girdiğini ifade ediyor: insanların bilinçaltı düzeyde etin gerçekliğini bastırmasının birçok yolu vardır. Bu, davranış tutarlılığını korumak için gerekli olan eylemden kaçınmayı sağlar.</p>



<p>İnsan yetişkinlerinin yavrularını nasıl sosyalleştirdiği, hayvanları yenilebilir ve yenmez hayvanlar olarak sınıflandırması büyük bir sorundur. Normallik, et yiyenlerin doğal, gerekli ve hoş ile birlikte sunduğu temel gerekçelerden biridir. Eti doğal veya gerekli bir insan gereksinimi olarak çürütmeye yönelik kanıtlar önemlidir ve &#8220;yine de pastırmayı seviyorum&#8221; argümanı, et yemeyen akranlarını kötüleyen birçok kişi tarafından uzun süredir kullanılan bir argümandır. SöBu, özellikle de kişi bir hayvan sever olduğunu iddia ediyorsa, hayvan yeme konusunda ahlaki karar alma sürecinde normalin temel bileşen olduğunu gösterir.</p>



<p>Araştırmacılar Stewart ve Cole&#8217;a göre, çocuklar kendi başlarına düşünebilmeden önce toplum, kitle iletişim araçları ve diğer etkenlerle güçlendirilen bu süreçle diğer hayvanların kategorilendirilmesini normalleştirir. Bu kategoriler, farklı türlere karşı normatif tepkiler üretir, böylece bireyin gözünde hayvan, görünür bir özne (örneğin bir &#8220;evcil&#8221; köpek) veya görünmez bir nesne (örneğin bir &#8220;laboratuvar&#8221; faresi) haline gelir. Sınıflandırılmış bir &#8220;çiftlik hayvanı&#8221; olarak domuz, görünmez bir nesnedir: pek düşünülmez ve daha az görülür. Jambon, ölünün eti olarak, görünür bir nesnedir, yani bir &#8220;yiyecek&#8221; parçasıdır.</p>



<p>Bu açıklamalar toplumun inanç ve davranışlarındaki ikiyüzlülüğü neden kabul edemediğini anlamamızı sağlarken, bu tür stratejilere olan ihtiyaç ve bu normların devamı çok daha basit bir şeyden kaynaklanmaktadır: Stratejik cehalet.</p>



<p>Araştırmacılar Loughnan, Haslam ve Bastian tarafından kavramsallaştırılan &#8220;et paradoksu&#8221;, bazı hayvanları severken diğerlerini yiyen kişilerin deneyimlediği rahatsızlığı açıklıyor. Bireylerin bu rahatsızlığı azaltmak için kullandıkları stratejiler genellikle iki değişim kategorisinden birine girer: inanç veya davranış. Hayvan kullanımına uygulandığında, inançtaki bir değişiklik birinin belirli türlerin acı çekme kapasitesini reddetmesine neden olabilir. Bir davranış değişikliği bitki bazlı bir diyete doğru bir kaymaya neden olabilir. Rasyonalizasyon, uygulayıcılarının ahlaki benlik duygusunu korumalarına ve özellikle suçluluk ortaya çıkabileceği zaman kendilerini sosyal olarak savunmalarına olanak tanıyan tanınmış bir savunma mekanizmasıdır. Birinin görüşünün geçerli olduğuna bir başkasını ikna etmek için rasyonalizasyon kullanılabilir, ancak doğal olarak, bir kişi yaptığı destekleyici ifadelere bir düzeyde gerçekten inanıyorsa en iyi şekilde çalışır. Stratejik cehalet, bireylerin adil ve uyumlu inanç ve davranışlara sahip oldukları yanılsamasını sürdürmelerine olanak sağlayan, ancak gerçekte bundan çok uzak olan “ahlaki esneklik alanı” olarak tanımlanmaktadır. Araştırmacılar Onwezen ve van der Weele stratejik cehaleti işlevsel olarak tanımlarken: birinin “başkalarına zarar verebilecek zevkli ve bencil faaliyetlerde bulunmasına (yani hayvan yemesine)” izin verdiğini ortaya koymuştur. Çalışmanın parçası olan bazı tüketiciler davranışlarının sorumluluğunu almış ve deneyimlenen uyumsuzluğu azaltmak için uyum sağlamıştır. Buna karşın spektrumun diğer ucunda, alışkanlık haline gelmiş tüketimlerine müdahale edebilecek her türlü bilgiyi bilerek görmezden gelen, kendilerini stratejik olarak cahil olarak bildiren tüketiciler bulunuyordu. Tam olarak bilgi sahibi olma fırsatıyla karşı karşıya kalan (olumsuz duygu veya harekete geçmek için sorumluluk alma gerekliliği riski ile karşılaşan), birçok stratejik olarak cahil katılımcı ise bu şekilde kalmayı tercih etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocukların &#8220;Özgür&#8221; Seçimleri</h2>



<p>Yetişkinler olarak, çocukları kendi imajımıza göre yetiştirme eğilimindeyiz, çünkü aile gelenekleri ve uygulamaları doğumdan itibaren ve çocukluk boyunca aşılanır. Dil, din, ahlak, yiyecek veya giyim olsun, çoğu çocuk yalnızca bakıcıları tarafından onlar için belirlenen kısıtlı seçenekler arasında seçim yapma şansına sahiptir.</p>



<pre class="wp-block-preformatted">Bir iş arkadaşım bir keresinde çocukları vegan olarak yetiştirerek onlara görüşleri "zorlamanın" ne kadar korkunç olacağından bahsetmişti. Tüm ebeveynlerin kendi yaşam tarzlarını çocuklarına dayattığını, (zaten bilmeme rağmen) kendi çocuklarını benim uyguladığını bildiğim belirli dini inançla yetiştirip yetiştirmediğini sorduğumu söyledim. Bunun kıyaslanamaz olduğunu haykırdı.

- Lynda M. Korimboccus</pre>



<p>Yetişkinler için vegan olmak, hayvan sömürüsünü ve tüketimini reddetmek etik ve ahlaki bir konu olsa da çocuklar için farklı bir durum söz konusu. Vegan çocuklarla ilgili akademik bir araştırma, büyük çoğunluğun ahlak ve etikten ziyade sağlık ve beslenmeyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Vegan gençler yerine vejetaryen gençlerle yapılmış bir araştırma olsa da Hussar ve Harris, et yememeyi seçen küçük çocukların ahlaki karar alma süreçleriyle ilgili bir çalışma yaptı. Çalışmanın katılımcı grupları şunlardı: bağımsız vejetaryenler (vejetaryen olmayan ailelerde), aile vejetaryenleri (vejetaryen ailelerde); ve vejetaryen olmayanlar (vejetaryen olmayan ailelerde). Bağımsız vejetaryenlerin vejetaryen olmalarının nedenleri özellikle ilgi çekiciydi. Bu gruptaki 16 yanıtın hepsinde, hayvan refahı birincil endişeleriydi. Vejetaryen aileler grubunda yalnızca 7 katılımcı bunu bir yoksunluk nedeni olarak belirtti. Vejetaryen olmayanların hiçbiri belirli bir eti tüketmekten kaçınma nedeni olarak hayvan refahını öne sürmedi; bunun yerine, esas olarak tadı &nbsp;ve ikincil olarak endişesini öne sürdüler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2>



<p>Toplum belirli hayvanları &#8220;yenilebilir&#8221;, &#8220;çiftlik&#8221; veya &#8220;gıda&#8221; olarak etiketlemeye devam ettiği sürece, toplumun parçası olan bazı bireyler stratejik cehaletlerini sürdürmeye devam edecek. Hayvan yemenin normalleştirildiğini fark etmek çocuklar için yaptığımız seçimleri etkiliyor ve etten kaçınma, öngörülebilir gelecekte büyük ihtimalle az sayıda insanın değil, çoğunluğun alanı olacak.</p>



<p>Bir yandan da ne yazık ki, çocukları sosyalleştiren etkenler arasında, doğası gereği insan merkezli kalan kurumlar (örneğin, ana akım medya, eğitim, sağlık hizmeti ve hükümet) ve benzer düşünen çoğunluğun stratejik cehaletinden faydalanan (ve buna katkıda bulunan) kurumlar da yer alıyor.</p>



<p>Evebeynler, bitki bazlı beslenmeyle daha yakın ilişki kurun, davranışlarınız başka inanç sistemlerini tehdit ettiğinde insanların anlaşılabilir şekilde sahip olduğu diğer endişelere yanıt vermeye hazır olun. Geleneklerinize meydan okuyun, retoriğe karşı öfkelenin, alışılmış ikiyüzlülüğü vurgulayın. Ete, pastırmaya veya sosislere &#8220;domuz&#8221; deyin.</p>



<p>Et yiyenler, nihayetinde size, çocuklarınıza ve gezegenlerinin geleceğine fayda sağlayacak bu bilgiyle kendinizi donatın. Bilmeyi seçin. İnsanların, hayvanların ve çevrenin sömürülmesine katkıda bulunmayı bırakmaya karar verin. Çocuklarınız sizin öncülüğünüzü takip edebilir ve bir gün bunun için size teşekkür edebilir. Domuzların Peppa Pig izleyen çocuklar kadar bilişsel olarak karmaşık, zeki ve duygusal olduklarını ve bunu yaparken ayaklarının dibinde yatan köpek arkadaşları kadar değerli olduklarını düşünün.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Kaynak: Lynda M. Korimboccus&#8217;un 2020 yılında Journal for Critical Animal Studies&#8217;de yayınlanan<a href="https://goveganworld.com/wp-content/uploads/2023/12/The-Peppa-Pig-Paradox-Investigating-Contradictory-Childhood-Consumption.pdf"> Pig-Ignorance: The “Peppa Pig Paradox”: Investigating Contradictory Childhood Consumption</a> başlıklı yazısından derlenmiştir.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2025/01/08/siddeti-norm-haline-getirmek-cocuklar-ve-turculuk/">Şiddeti Norm Haline Getirmek: Çocuklar ve Türcülük</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2025/01/08/siddeti-norm-haline-getirmek-cocuklar-ve-turculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasını Öngören Yasa Taslak Teklifi Genel Gerekçeler Üzerine Detaylı Bir İnceleme</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2024/07/13/genel-gerekceler-uzerine-detayli-bir-inceleme/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2024/07/13/genel-gerekceler-uzerine-detayli-bir-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2024 13:41:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[katliam yasa tasarısı]]></category>
		<category><![CDATA[katliam yasası]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlaştır aşılat yerinde yaşat]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları sahipsiz değil]]></category>
		<category><![CDATA[sokak köpekleri]]></category>
		<category><![CDATA[sokakta yaşayan hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sokaktayım yanındayım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım ve orman bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yasa tasarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam hakkına dokunma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaptığımız detaylı inceleme sonucu tespit ettiğimiz çelişkili durum ve ifadeleri Tarım Bakanlığı’nın ilgili komisyonun dikkatine sunuyoruz. Bilimsellikten uzak ve çelişkilerle dolu bu tasarıyı kabul etmiyoruz! Gerekçelerdeki Temel Eksiklikler Önerilen ötenazi/uyutma/itlaf/öldürmenin Türkiye’de ve Osmanlı Devleti’nde kullanılmış ve sonuç vermemiş olmasına değinilmemiş. Öldürmenin yasal olduğu dönemde tepki gördüğü, yıllar içinde artan toplumsal tepkiyle kimi bölgelerde fiili olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/07/13/genel-gerekceler-uzerine-detayli-bir-inceleme/">Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasını Öngören Yasa Taslak Teklifi Genel Gerekçeler Üzerine Detaylı Bir İnceleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaptığımız detaylı inceleme sonucu tespit ettiğimiz<strong> çelişkili durum ve ifadeleri</strong> Tarım Bakanlığı’nın ilgili komisyonun dikkatine sunuyoruz.</p>



<p>Bilimsellikten uzak ve çelişkilerle dolu bu tasarıyı <strong>kabul etmiyoruz!</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading">Gerekçelerdeki Temel Eksiklikler</h2>



<p>Önerilen ötenazi/uyutma/itlaf/öldürmenin Türkiye’de ve Osmanlı Devleti’nde <strong>kullanılmış ve sonuç vermemiş olmasına değinilmemiş</strong>. Öldürmenin yasal olduğu dönemde tepki gördüğü, yıllar içinde artan toplumsal tepkiyle kimi bölgelerde fiili olarak durduğu ve daha sonra da yasa ile kaldırıldığı belirtilmemiş.</p>



<p>Taslağın temel amacı sokaktaki hayvan ve özellikle köpek nüfusunu kontrol altına almak. <strong>Ancak köpek nüfusunu oluşturan nedenler üzerine bir çalışma yapılmamış</strong>. Kök nedenleri tanımlamadan, doğrudan mevcuttan (kısırlaştırma) farklı bir yöntemle (öldürme) köpek nüfusunun kontrol altına alınacağı iddia edilmiş. Kök nedenler belirlenmeden yapılacak her çalışma sonuçsuz kalacaktır.</p>



<p>WOAH (Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü) başta olmak üzere dünyada hayvanlar konusundaki otoritelerin tamamı <strong>KÖPEK NÜFUS YÖNETİMİ’nde kısırlaştırma, aşılama ve yerinde yaşatmayı önermektedir. WOAH referansı</strong>, eski ismiyle ve <strong>açıkladığı kodlara ters kullanılmış</strong>.</p>



<p>Gerekçelerin genelinde <strong>verisizlik ve olanların da doğru içerikle kullanılamadığı</strong> görülüyor. <strong>Bilimsellikten uzak</strong> ve geçmiş başarısız deneyimlerin analizlerine atıf yapılmamış.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Argümanlar Veriler ve Referanslarla Desteklenmiyor</h2>



<p>Trafik kazalarında hayvana çarpmanın sayısal verisi kullanılırken ne kadarının yaban hayvanı, kedi ya da sahipsiz köpek olduğu belirtilmiyor. Açıklama verilmediğinden, <strong>okuyanları tüm kazaların sahipsiz köpekler nedeniyle olduğu algısına itebilir</strong>.</p>



<p>Kuduz riskli temas başlığında belirtilen sayıların alt açılımları ve Sahipli, sahipsiz, kedi, köpek, yaban, besi hayvanları kırılımı verilmiyor. Kayıt verilmediği ve açıklama notu da olmadığından <strong>tüm kuduz aşılarının sahipsiz köpekler nedeniyle olduğu algısına itebilir</strong>. <strong>Hem doğru değil hem de yanıltıcıdır</strong>. Buna rağmen, kuduz temaslı grafiği konulması anlamsızdır. Grafik, <strong>“bilimsel bir çalışma” izlenimi vermez</strong>.</p>



<p>Türkiye’de sahipsiz köpek saldırılarından ölen kişiler olduğu belirtilmiş ama<strong> sayısal veri eklenmemiş</strong>. “En temel insan hakkı olan yaşam hakkını dahi tehdit eder” durumda olduğu <strong>yargısı var ama bunu destekleyecek hiçbir veri yok</strong>.</p>



<p>Bakanlıkça yayınlanan yıllara göre kısırlaştırılan hayvan tablosu verilmiş ve veri olarak kullanılmış ancak bunun en <strong>temel kedi-köpek kırılımının verilmemesi bir başka eksikliktir</strong>.</p>



<p>Köpek popülasyonunun <strong>üstel arttığı ifade ediliyor ama bir bilimsel referans konulmuyor</strong>. Hangi uluslarası yayınlarda bu “bilgi” geçmektedir sorusunun yanıtı verilmelidir.</p>



<p>Gerekçelerde “Türkiye’de 2 milyon civarında köpek olduğu ifade edilse de…” şeklinde <strong>kaynaksız</strong> bir sayısal referans oluşturulmaya çalışılmış ve kendi tahminleri ile 4 milyon köpek olduğu yargısına varılmış. <strong>Sahipsiz köpek nüfusunun tahmini için matematiksel bir model ortaya konmamıştır</strong>. Çok kritik bu sayının sadece kişisel <strong>tahminlerle yasa taslağında kullanılması yanlıştır</strong>.</p>



<p>2024 için yapılan 4 milyon tahmini 2022’deki köpek nüfusu olarak da kullanılması bir başka <strong>hata ve kendi içinde çelişkidir</strong>. 2022’de köpek nüfusu olarak yine 4 milyon sayısı kullanılmış, o zaman 2022 ile 2024 arasında köpek nüfus artışı olmamış demektir. Bu da <strong>“üstel artış” iddialarını yerinde çürütür</strong>.</p>



<p><em>“Sahipsiz hayvanların saldırısı sonucunda valiliklere ve yerel yönetimlere açılmış birçok tazminat davası bulunmakta olduğu”</em> belirtilse de sayı verilmiyor. <strong>Çalışmanın ciddiyeti için bu kayıtlar verilmelidir</strong>.</p>



<p>“Bilimsel verilere göre, sahipsiz hayvanların popülasyonunun kontrol altına alınabilmesi maksadıyla tüm popülasyonun %70’inin kısırlaştırılması” bir gereklilik olarak belirtilmiş. <strong>Hem referans hem de %70’in ne kadarlık sürede ulaşılması gerektiği belirtilmiyor</strong>. Bu önemli eksiklik yanlış yargılara varılmasına neden olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Belirsizlik, Eksik Gerekçelendirme ve Çelişki</h2>



<p>Düzenlemede “sahipsiz hayvan”, ”sahipsiz köpek” karışık olarak geçiyor. <strong>Öznenin köpekler olduğu belli ama sahipsiz hayvan tanımı da geçtiği için kediler de dahil ediliyor</strong>.</p>



<p>Gerekçede <em>“sahipsiz hayvan popülasyonunun yoğunluğu, artışı..”</em> vb. yargıları yer almakta ama buna <strong>destekleyen bir istatistik verilmiyor</strong>. Bir kanunun gerekçesinde <strong>kamu yararı ve doğru yönlendirme için</strong> devletin verileri büyük bir ciddilikte kullanılmalı, <strong>verisiz gerekçelendirme yapılmamalıdır</strong>.</p>



<p>Sahipsiz köpeklerin ceylan ve karacalara zarar verdiği bir gerekçe olarak belirtiliyor. Ancak bu gerekçenin kullanılabilmesi için Bakanlığın her sene yaban koyunu, keçisi, ceylanlar için açtığı av ihaleleri ile iki soruya yanıt bulunması gerekiyor:</p>



<p>a) <strong>Yaban hayatını koruma amacı güdülüyorsa, neden öncelikle bu ihaleler durdurulmuyor?</strong></p>



<p>b) <strong>Sahipsiz köpek kaynaklı yaban hayatında azalan türler üzerinden Türkiye’de bilimsel bir çalışma var mıdır?</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading">Referans Sorunu</h2>



<p>OIE (the Office International des Epizooties)’a atıfta bulunulmuş. 1924’de kurulan OIE, 2003’de WOAH (World Organisation for Animal Health) adını almıştır.</p>



<p>Dünya çapında hayvanlar üzerine en önemli otoritelerden olan WOAH’ın KARA HAYVANLARI SAĞLIK KODU yayınının Bölüm 7.7’si KÖPEK NÜFUS YÖNETİMİ’ne ayrılmıştır:</p>



<p><em>“Köpeklerin toplu olarak itlaf edilmesinin etkisiz olduğu ve ters etki yaratabileceği dikkate alındığında, popülasyonunun boyutunun azaltılması, kuduz yaygınlığının azaltılmasında etkili bir yol değildir. DPM, popülasyon değişimini azaltarak kuduz kontrolüne katkıda bulunabilir, dolayısıyla aşılanmış bir köpek popülasyonunda sürü bağışıklığının korunmasını destekleyebilir. Nüfus değişiminin kuduz kontrolüyle en alakalı bileşenleri, aşılanmamış kalma riski taşıyan yavru köpeklerin doğumunun azaltılması ve aşılanmış köpeklerin refahının ve yaşam beklentisinin iyileştirilmesidir.”</em></p>



<p>Bu maddeden açıkça görülmektedir ki WOAH köpekleri <strong>toplu olarak öldürme/itlaf etmeyi önermediği gibi bunun ters etki yaratacağını ve kuduza karşı etkisiz olduğunu belirtiyor</strong>. AşılanMAmış kalma riski olan yavruların doğumunun azaltılmasını öneriyor.</p>



<p>Yasa taslağında OIE’ye atıfta bulunulması <strong>2003’den eski bir kaynak kullanıldığını ve “güncel” kodların dikkate alınmadığını gösteriyor</strong>. Bu büyük bir hatadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tartışmalı İddialar</h2>



<p><strong>Son derece tartışmalı bir iddia var:</strong> <em>”Sahipsiz hayvanların sayılarının kontrol altına alınması bir yana bazı çevrelerce adeta sahipsiz hayvanların kontrolsüz artışı desteklenmektedir. Bu durum, iyi niyetle yapılan bağışların belirsiz ve kanun dışı maksatlarla kullanılabilmesine imkân tanımakta ve popülasyon kontrol çalışmalarını sekteye uğratmaktadır.”</em></p>



<p>Taslağı yazanlar tüm kamuoyuna, bu cümleleri hangi olaylar üzerinden belirttiklerini açıklamalıdır. Çünkü bir <strong>“suç” iması olup, buna dair şüphe ve endişeleri olduğunda savcılık araştırması istenmelidir</strong>. Bu yapılmadı ise sosyal olaylarda <strong>vicdani ve dayanışmacı yönü bilinen toplumumuz endişe ve bilinmezlik içinde bırakılmamalıdır</strong>.</p>



<p><strong>Türkiye’deki hayvan hareketi ile ilgili olmayan bir cümlenin</strong>, 5199 sayılı kanunda değişiklik için<strong> gerekçe olarak gösterilmesi ciddiyetine temelden gölge düşürüyor</strong>. Türkiye’deki hayvan hareketi 2004 yasasından önce de günümüze kadar da Kısırlaştır, Aşılat, Yerinde Yaşat üzerinden ilerlemiştir. Hayvanlarla ilgili kampanyaların, STK’ların belediye ve hükümetlerden ısrarla istediği “kısırlaştırmadır”. Buna rağmen, <strong>gerekçede tam aksi bir ifade geçmesi maddi bir hata değilse, titizlik gösterilmediğinin bir başka kanıtı olabilir</strong>.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Gerçek Çözüm: Kısırlaştır, Aşıla, Yerinde Yaşat</h2>



<p>Gerekçeler kendi içinde tutarsızdır. Kısırlaştır, Aşıla, Yerinde Yaşat programı üzerinden geliştirilmiş 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun belediyelerce uygulanmadığının tespiti yapılmış. Denetimsizlik gibi sistemsel sorunlar işaretlenmiş ve kısırlaştır, aşıla, yerinde yaşat programının çözüm olmadığı iddia edilmiş. Oysa denetimsizlik ve uygulama eksiklikleri programın değil, yürütmenin eksikliğini gösterir. <strong>Uygulanamayan programın başarısızlığından söz edilemez</strong>.</p>



<p><em>“…Sahipsiz hayvanların kamusal alanlarda beslenmesi, vatandaşlar arasında sözlü veya fiziksel tartışmalara sebep olmakta bu da toplumsal gerginliği arttırmakta”</em> gerekçesi üzerinden hayvanların öldürülmesi önerilemez. <strong>Kamu otoritesi burada düzenleme yapmakla mükelleftir ve bu ortadan kaldırma-yok etme olamaz</strong>.</p>



<p><strong>Kısırlaştır, Aşıla, Yerinde Yaşat’ın sınırlı kaldığı doğru değildir</strong>. Dünya genelinde sadece birini ya da karma modellerin uygulandığı ülkeler bulunmaktadır. Hayvan haklarının ilerletildiği tüm ülkelerde <strong>öldürme ciddi olarak tartışılmakta ve/veya terk edilmektedir</strong>. Ancak bizim bu programı benimserken kullandığımız iki temel argüman vardır:</p>



<p>a) Bilimsellik<br>b) Kültürel ve inanç kodlarımızla paralellik.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/07/13/genel-gerekceler-uzerine-detayli-bir-inceleme/">Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasını Öngören Yasa Taslak Teklifi Genel Gerekçeler Üzerine Detaylı Bir İnceleme</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2024/07/13/genel-gerekceler-uzerine-detayli-bir-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban, Hayvan Kesim Bayramı Değil Yoksullar İle Dayanışma Bayramıdır</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2024/06/16/kurban-bayrami-dayanisma-bayramidir/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2024/06/16/kurban-bayrami-dayanisma-bayramidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jun 2024 21:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[kurban bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban kesmek, geleneksel fıkha göre sünnet veya vacip bir İbadettir. İttifak edilen nokta kurban kesmenin farz olmadığıdır. Ülkemizde bu, göz ardı ediliyor ve kurban farz ibadet gibi algılanıyor. Bu yanlış algılama doğal olarak art arda birçok yanlışı da beraberinde getiriyor. Özellikle son yıllarda, hızlı ve amansız bir biçimde yol alan din sömürüsünün önemli gelir kaynaklarından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/06/16/kurban-bayrami-dayanisma-bayramidir/">Kurban, Hayvan Kesim Bayramı Değil Yoksullar İle Dayanışma Bayramıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kurban kesmek, geleneksel fıkha göre sünnet veya vacip bir İbadettir. İttifak edilen nokta kurban kesmenin farz olmadığıdır. Ülkemizde bu, göz ardı ediliyor ve kurban farz ibadet gibi algılanıyor. Bu yanlış algılama doğal olarak art arda birçok yanlışı da beraberinde getiriyor.</p>



<p>Özellikle son yıllarda, hızlı ve amansız bir biçimde yol alan din sömürüsünün önemli gelir kaynaklarından biri haline getirilen kurban, trilyonluk meblağların konusu bir sektöre dönüştü. Bu yüzden kurban, sünnet olmaktan çıkarılıp fiilen farzlaştırıldı; onunla da yerinilmedi, örtülü bir biçimde İslam&#8217;ın en büyük farzı haline getirildi.</p>



<p>Kurban kesimleri yer yer hayvanlara işkence manzarası andırmaktadır. Hayvanlar yetersiz-kör bıçaklarla dakikalarca kıvrandırılmakta, zaman zaman yarı kesilmiş halde ayağa kalkmakta, hatta bazen caddelere fırlayarak yan-kesik başlarıyla koşuşmaktadır.</p>



<p>İbadet adı altında, Allah&#8217;ın ve insanlığın önünde utanç verici, yürek paralayıcı bir acımasızlık sergilenmektedir.</p>



<p>Allah elbette bunları görüyor ve bu mazlum hayvanların acılarından doğan günahı bir öfkeye dönüştürerek bu toprakların üstüne geri gönderiyor. Kur&#8217;an&#8217;ın dinini ve onun tebliğcisi Hz.Muhammed&#8217;gerçekten tanıyanlar, şu söylediğimi anlamakta en küçük bir zorluk çekmeyeceklerdir.</p>



<p>Ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki, kurban kesiminde ibadet olan, kan akıtmak veya et değildir. Allah&#8217;ı et ve kanla ilişkili göstermek, olaya: &#8220;Kan akmalıdır, kan akmasa maksat hasıl olmaz&#8221; şeklinde ilkel-paganist bir mantıkla bakmak Kur&#8217;an&#8217;ın asla kabul etmeyeceği bir yaklaşımdır.</p>



<p>Kurban, İslam terminolojisinde infak (yoksula ve yoksuna yardım, sahip olunandan başkalarına pay çıkarma) denen ve</p>



<p>Kur&#8217;an&#8217;da altı sık sık çizilen paylaşmanın çok geniş çerçevesi içinde yer alan bir yardımlaşma şeklidir. Yardım ulaştırmada bir araçtır. Bu aracın yerine başka araçlar da konabilir.</p>



<p>Oysa ki, kurbanın da içinde yer aldığı infakta, yardımın muhatabını dikkate alarak çok değişik paylaşımlar ve katkılar işletilebilir. Önemli ve değişmez olan tek şey infak yani muhtaç olana yardım ve destektir.</p>



<p>Esasen, geleneksel fıkıh da bunu, örtülü bir biçimde kabullendiği içindir ki, kurbanı farz bir ibadet olarak görmemiştir. Kurban ameliyesinde ibadet olan, yoksula yardımdır. Yoksulun korunması, ona et vermek yerine başka bir şey vermekle daha iyi sağlanacaksa, o şeyi kurbana tercih etmek gerekir. Zaten kurban, Allah&#8217;ın hoşnutluğuna vesile olan şey anlamındadır ve kurban bu anlamda tüm ibadetlerin ortak adı olarak kullanılmaktadır. O halde; örneğin, ameliyat parası bulamayan bir yoksula kurban eti yerine o parayı vermek, Kur&#8217;an&#8217;a göre daha üstün bir &#8220;kurban&#8221; olacaktır.</p>



<p>Kısacası, kurban bayramı, yoksulun ve yoksunun imkan sahiplerinin varlıklarından pay aldığı bayramdır, hayvan kesimi bayramı değil.</p>



<p>Allah&#8217;a, Kur&#8217;an&#8217;ın gösterdiği yoldan yaklaşmak isteyenler artık kurban bayramlarında, çevrelerindeki yoksulların en âcil ihtiyaçları neyse onu aramalı, sormalı ve kurbanlarının tutarını yoksulların o ihtiyaçlarını gidermek için harcamalıdırlar.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Kaynak: Prof Dr. Yaşar Nuri Öztürk, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kurucu dekanı</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/06/16/kurban-bayrami-dayanisma-bayramidir/">Kurban, Hayvan Kesim Bayramı Değil Yoksullar İle Dayanışma Bayramıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2024/06/16/kurban-bayrami-dayanisma-bayramidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Araştırma Sonuçları Yayınlandı: İlk İnsan Topluluklarının Beslenmelerinde ve Ekonomilerinde Bitkisel Gıdalar Ağırlıkta</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2024/01/29/ilk-topluluklarda-bitkisel-gidalar-agirlikta/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2024/01/29/ilk-topluluklarda-bitkisel-gidalar-agirlikta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2024 14:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki temelli beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel gıda]]></category>
		<category><![CDATA[paleo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Wyoming Üniversitesi Antropoloji Bölümünden akademisyenler ilk insan topluluklarının beslenme biçimlerini ve ekonomilerini “avlanma ve et“ üzerine kurduğuna dair mevcut anlayışı yıkan bir çalışma ortaya koydu. Araştırmacı Randy Haas, &#8220;Geleneksel görüşün, ilk insan ekonomilerinin avlanmaya odaklandığını ileri sürdüğünü; bunun, paleo diyeti gibi bir dizi yüksek proteinli diyet modasına yol açan bir fikir&#8221; olduğunu ifade ediyor. Oysa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/01/29/ilk-topluluklarda-bitkisel-gidalar-agirlikta/">Yeni Araştırma Sonuçları Yayınlandı: İlk İnsan Topluluklarının Beslenmelerinde ve Ekonomilerinde Bitkisel Gıdalar Ağırlıkta</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Wyoming Üniversitesi Antropoloji Bölümünden akademisyenler ilk insan topluluklarının beslenme biçimlerini ve ekonomilerini “avlanma ve et“ üzerine kurduğuna dair mevcut anlayışı yıkan bir çalışma ortaya koydu.</p>



<p>Araştırmacı Randy Haas, &#8220;Geleneksel görüşün, ilk insan ekonomilerinin avlanmaya odaklandığını ileri sürdüğünü; bunun, paleo diyeti gibi bir dizi yüksek proteinli diyet modasına yol açan bir fikir&#8221; olduğunu ifade ediyor. Oysa araştırma sonuçlarına göre “gerçek paleo diyeti“ hayvansal protein yerine bitkisel kaynaklara dayanıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İlk İnsan Topluluklarının Ağırlıkla Avcı Olduğu Algısı Neden Oluşuyor?</strong></h2>



<p>Araştırmacıların, kazılarda bulunan hayvan kemiklerinin üzerine yoğunlaşılması ilk insan topluluklarının toplayıcılıktan ziyade avcılık ile daha büyük bir bağının olduğu algısını yaratıyor. Ancak akademisyenlere göre bu durum bir yorum hatası olabilir. Yapılan çalışmalarda, bitkisel materyallere göre daha iyi korunabilen ve kazı sırasında daha kolay çıkarılabilir olan hayvan kemikleri ile keskin taş ve kemikten yapılmış aletlere odaklanılıyor.</p>



<p>Buna ek olarak, avcılığın &#8220;maskülen&#8221; algılandığı eril kültürlerden gelen genellikle erkek araştırmacıların önyargıları, bu bağlantı üzerinde daha fazla durulmasına ve avcılığın toplumdaki yerinin olduğundan farklı algılanmasına sebep oluyor.</p>



<p>Ancak, yeni bilimsel analiz tekniklerinin kullanılmaya başlaması ile birlikte ortaya çıkan araştırmalar Arktik topluluklar dışındaki topluluklarda ilk insanların bitki bazlı gıdaların toplayıcılığına daha bağlı olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bitkisel Gıdalar İlk İnsan Ekonomilerinin Merkezinde Yer Alıyor</strong></h2>



<p>PloS One’da yayınlanan güncel araştırmada, ‘erken dönem insan topluluklarının ekonomilerinin memeli hayvanların avcılığına dayandığı’ hipotezi değerlendirildi.</p>



<p>Araştırmalar 9.000-6.500 yıl önce yaşamış göçebe bir avcı-toplayıcı grup üzerinde yapıldı. Bu kapsamda And Dağları’ndaki 3800 metre yükseklikteki Altiplano’da yer alan Wilamaya Patjxa ve Soro Mik&#8217;aya Patjxa kazı alanlarından 24 kişinin kemikleri analiz edildi.</p>



<p>Grubun beslenme biçiminin ağırlıkla et tüketimine bağlı olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan analizler genel algıyı yıkacak veriler ortaya koydu.</p>



<p>İzotop kimyasına dayanan Bayesian modeli kullanılan araştırmaya göre grubun ortalama diyetinin %80&#8217;ini bitkisel besinler oluşturuyor.</p>



<p>Paleoetnobotanik veriler ayrıca kök sebzelerin en önemli geçim kaynağı olabileceğini gösteriyor. Bu bulgular, en eski toplayıcıların ekonomileri ve And Dağları&#8217;nın dağlık bölgelerindeki tarım ekonomilerine giden yol hakkındaki geleneksel anlayışı da değiştiriyor. Buluntular, günümüzdeki patates ile bağlantılı olan kök sebzelerin, bu grubun yemeklerinin büyük bir kısmını oluşturduğunu gösteriyor.</p>



<p>Araştırmacılar sonuçların And Altiplano’da başlayan insan-yumru-devegiller ortak evrim dinamikleri modeliyle tutarlı olduğunu ifade ediyor.</p>



<p>Araştırmacılara göre bitkisel gıda ağırlıklı beslenme biçimi, patates ve devegillerin evcilleştirilmesini katalize etmiş olabilir.</p>



<p>Bulgular ayrıca ilk insan topluluklarında, bitki toplayıcı ekonomilere geçişin nispeten hızlı gerçekleşmiş olabileceğini; And Dağları örneğinde ise 2000 yıldan daha kısa bir sürede gerçekleştiğini ifade ediyor.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>Kaynak: <a href="https://www.researchgate.net/publication/377659350_Stable_isotope_chemistry_reveals_plant-dominant_diet_among_early_foragers_on_the_Andean_Altiplano_90-65_cal_ka">Haas, R., Eerkens, J. W., Chen, J. C. &amp; Langlie, B. (2024). Stable isotope chemistry reveals plant-dominant diet among early foragers on the Andean Altiplano, 9.0–6.5 cal. ka, PLoS ONE, 19 (1)</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2024/01/29/ilk-topluluklarda-bitkisel-gidalar-agirlikta/">Yeni Araştırma Sonuçları Yayınlandı: İlk İnsan Topluluklarının Beslenmelerinde ve Ekonomilerinde Bitkisel Gıdalar Ağırlıkta</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2024/01/29/ilk-topluluklarda-bitkisel-gidalar-agirlikta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklik ve Veganizm</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2023/07/14/erkeklik-ve-veganizm/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2023/07/14/erkeklik-ve-veganizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jul 2023 10:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[toksik maskülenite]]></category>
		<category><![CDATA[vegan beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[vegan erkekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberler.tvd.org.tr/?p=7501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neden daha fazla erkek vegan olmuyor ve daha fazla erkeğin vegan olmasını sağlamanın en iyi yolu nedir?</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2023/07/14/erkeklik-ve-veganizm/">Erkeklik ve Veganizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dr. Lorna Fenwick McLaren and Alexander Huntley’in katkılarıyla hazırlanan Haziran 2023 tarihli Erkeklik ve Veganizm araştırması cinsiyet rolleri ve beslenme biçimi arasındaki bağı inceliyor.</p>



<p>Birleşik Krallık’taki vegan olan %2-3’lük nüfusun ezici çoğunluğunu kadınların oluşturduğu biliniyor. Bu nedenle araştırma şu soruları soruyor: Neden daha fazla erkek vegan olmuyor ve daha fazla erkeğin vegan olmasını sağlamanın en iyi yolu nedir?</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-7502" width="1024" height="576" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-1024x576.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-300x169.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-768x432.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-696x392.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-1068x601.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280-747x420.jpg 747w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/dog-g5834dfcf4_1280.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Vejetaryen veya vegan beslenme genellikle feminize edilmiş beslenme olarak algılanır. Fotoğraf: pixabay/Mylene2401</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Et ve Erkeklik</h2>



<p>Erkeklik, genel olarak erkekler ve oğlanlarla ilişkilendirilmiş olan bir dizi davranışlar ve karakter özellikleri bütünü olarak tanımlanabilir.</p>



<p>Bununla birlikte, bunun erkekliği tatmin edici bir şekilde tam olarak özetlemediği iddia edilebilir. Erkeklik dinamiktir, çünkü eril davranışlar kendilerini erkek olarak tanımlayanlara özel değildir ve &#8220;eril davranış&#8221;ı oluşturan şeyler zaman ve mekana göre farklılık gösterir. Erkeklerin sosyal beklentileri, fiziksel ve duygusal &#8220;katılığına&#8221;, hiyerarşik sosyal tutumlarına ve heteronormativite gibi faktörlere yapılan vurguyu içerebilir.</p>



<p>Bazı araştırmacılar, erkekliğin kanıtlanması ve sürdürülmesi gereken bir şey olduğunu ve bu nedenle istikrarsız olduğunu teorileştirmiştir (Vandello ve Bosson, 2013). Bu &#8220;güvencesiz erkeklik&#8221; kavramı, eril statüleriyle ilgilenen veya &#8220;erkeklikleriyle&#8221; gurur duyan erkeklerin neden &#8220;erkeksi olmayan&#8221; olarak yorumlanabilecek davranışlardan kaçındıklarını açıklar. Et tüketmek, birçok kişi tarafından erkekliğin nasıl gerçekleştirildiğinin temel bir yönü olarak algılanıyor. Et, hegemonik erkeklik içinde oldukça değer verilen özellikler olan güç, yüksek performans ve diğer türler üzerindeki hakimiyet ile ilişkilendirilmeye başlandı. Bu algı, popüler kültür ve reklamcılıkla pekiştirilmeye devam ediyor.</p>



<p>Vejetaryen veya vegan beslenme &#8211; veya eti merkeze almayan herhangi bir beslenme biçimi &#8211; genellikle feminize edilmiş beslenme olarak algılanır. Bu nedenle, veganlar ve vejetaryenler efemine veya feminen olarak düşünülür &#8211; bu, insanların veganlara/vejetaryenlere karşı tutumlarını araştıran çok sayıda çalışmayla desteklenmektedir. Thomas (2016) tarafından yapılan araştırma, vegan erkeklerin özellikle &#8220;daha az erkeksi&#8221; olarak algılandığını göstermektedir.</p>



<p>Araştırmalar, bir erkeğin et yemekten kaçınmayı seçmesinin, bunu &#8220;cinsiyet rolü ihlali&#8221; olarak gören vegan veya vejetaryen olmayan kişilerde olumsuz bir tepkiye neden olabileceğini göstermiştir (Salmen ve diğerleri, 2022). Bu tür cinsiyet rolü ihlalleri vegan veya vejetaryen olmayan kişilerin sert yargılarına veya düşmanlığına yol açabilir. Veganlar, hayvansal ürünlerden kaçınmak için bilinçli karar vererek, &#8220;et tüketen statükoya&#8221; karşı sembolik bir tehdit oluşturuyor ve bu durum gruplar arası düşmanlık ve yargılamaya neden oluyor (Rosenfeld, Rothgerber ve Tomiyama, 2023). Bu tür yargılarla karşılaşma korkusu, birçok kişi için vegan olmamalarının arkasında güçlü bir etmen olabilir. Arkadaşlar ve aile tarafından olumsuz algılanma korkusu, sosyal dışlanma veya &#8220;daha az erkeksi&#8221; görülme korkusu ve nihayetinde toplumsal beklentilere uyma arzusu, üstesinden gelinmesi gereken güçlü ve zorlu bir engeldir (Lockwood, 2018).</p>



<p>Yemek yeme eylemi ve erkekliğin performe edilişi üzerine yapılan araştırmaların çoğu, diğer hayvansal ürünlere değil, neredeyse tamamen ete odaklanmıştır. Bununla birlikte, süt tüketimi benzer bir şekilde erkekliğe bağlanırken, soya sütü tüketimi &#8220;alternatif-sağ<a id="_ftnref2" href="#_ftn2">[1]</a>&#8221; çevrelerde aktif olarak feminize edilmiştir (Gambert ve Linné, 2018). Bu, idealize edilmiş beyaz batılı erkeklik biçimlerine uymayan vegan erkekleri tanımlamak için bir karalama olarak kullanılan &#8220;soya-oğlanı&#8221; gibi terimlerin ortaya çıkmasına neden oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce.jpeg" alt="" class="wp-image-7503" width="1000" height="652" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce.jpeg 1000w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce-300x196.jpeg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce-768x501.jpeg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce-696x454.jpeg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/greenforce-644x420.jpeg 644w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption class="wp-element-caption">Dünyanın en güçlü insanlarından biri olan Patrik Baboumian yaptığı konuşmalarda gücünün kaynağının vegan beslenme olduğunu ifade ediyor. Fotoğraf: Greenforce</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Veganlığın Önündeki Engeller</h2>



<p><strong>Sosyal Dışlanma:</strong> Erkeklerin hayvanları yemeye yönelik cinsiyetçi beklentileri ışığında, erkeklerin vegan olma yolunda karşılaşabilecekleri engel; seçimlerinin arkadaşları, aileleri veya daha geniş toplum tarafından kabul edilmeme, düşmanlık görme, alay edilme ve sosyal statüde belirgin bir düşüş yaşama korkusudur. Nitekim son araştırmalar, vegan erkeklerin vegan olmayanlar tarafından vegan kadınlara kıyasla daha fazla sevilmediğini göstermiştir (Salmen ve Dhont, 2022). Salmen ve Dhont&#8217;un bulguları, vegan erkeklerin &#8220;et tüketenler&#8221; tarafından daha az erkeksi olarak algılandıklarını ve muhtemelen onların sosyal önyargılarına maruz kaldıkları için hoşlanılmadıkları teorisini destekliyor.</p>



<p>Salmen ve Dhont, sosyal dışlanma korkusunun vegan olmayı düşünen biri üzerindeki ciddiyetini vurgulamaktadır; &#8220;Sosyal dışlanmanın, dışlananların duygusal ve fiziksel refahına ne kadar zarar verebileceği göz önüne alındığında (Williams &amp; Nida, 2011), vegan karşıtı önyargı, veganlar için ciddi sonuçlar doğurabilir.&#8221;</p>



<p><strong>Yanlış Bilgilendirme: </strong>Son yıllarda popüler hale gelen ve daha fazla erkeği vegan olmaya teşvik etme çabalarını baltalayan bazı &#8220;şehir efsaneleri&#8221; vardır. Örneğin, soya tüketmenin soyada bulunan östrojen nedeniyle testosteron seviyelerini düşüreceği yanılgısı. Yakın tarihli bir meta-analiz, soya tüketimi ile azalmış testosteron seviyeleri arasında hiçbir ilişki olmadığını göstermiştir (Reed ve diğerleri, 2021). Başka bir yanılgı, vegan diyetlerinin proteinden yoksun olduğu ve bu nedenle vegan erkeklerin daha az kaslı olduğu veya fiziksel güçten yoksun olduğu yönündedir. Yine, bu argüman bilimsel kanıtlardan yoksundur ve günlük protein ihtiyacımızı vegan diyetiyle karşılamak gerçekten de mümkündür (The Vegan Society). Hegemonik erkekliğin kaslı fiziksel görünüme önem verdiği göz önüne alındığında, bu efsanenin daha fazla erkeği vegan olmaya ikna etmenin önünde önemli bir engel olduğunu kanıtlıyor.</p>



<p><strong>Bilişsel Uyumsuzluk:</strong> Araştırmalar, erkeklerin hayvansal ürün tüketimleriyle ilgili sorgulandıklarında veya meydan okunduğunda, genellikle davranışlarını &#8220;doğal olarak&#8221; rasyonalize ederek yanıt verdiklerini veya kendilerini haklı çıkarmak için hiyerarşik tutumlar sergilediklerini göstermiştir (Dowsett ve diğerleri, 2018). Erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınların suçluluk, utanç veya huzursuzluk duygularını kabul etmeleri ve et yemeleri hakkında eksik bildirimde bulunmaları daha olasıdır. Bu fenomenin en olası açıklaması, kadınların başkaları için empatik duygularını kucaklayacak şekilde sosyalleştirilmesi, oysa empatinin hegemonik erkeklik içinde değer verilen bir özellik olmamasıdır (Brookes ve Chałupnik, 2022).</p>



<p>Vegan erkeklerle yapılan araştırmalar, çoğu vegan erkeğin veganlığı hegemonik erkeklikle uyumlu bir çerçeveye oturtmaya çalışmak yerine, bu özelliğin kadınlıkla ilişkilendirilmesine rağmen veganlıkla ilişkilendirilen şefkatli imajı açıkça benimsediğini göstermiştir (Oliver, 2023).</p>



<p>Bazı akademisyenler, erkekliğin bu yeniden müzakeresine, erkeklerin bu tipik &#8220;dişil&#8221; özellikleri benimsediği ve veganlıklarının erkeklikleri veya &#8220;erillikleri&#8221; yok etme anlamına gelmediğini hala savundukları &#8220;melez-erkeklik&#8221; olarak atıfta bulundular (Greenebaum ve Dexter, 2017).</p>



<p>Ancak bu, tüm vegan erkekler için geçerli değil. Aslında araştırmalar, özellikle erkek olan vegan influencerların, hegemonik erkekliğe sıkı sıkıya bağlı olan bir vegan erkek imajını desteklediğini göstermiştir (Catherine Oliver, 2021). Bazı vegan erkek fitness influencerları, veganizmi güç ve performansı arttırmanın bir yolu olarak teşvik eder. Buna karşılık, etiğe veya çevreye odaklanan erkek vegan influencerlar, mesajlarını erkeğin toplumdaki zayıfların (yani çiftlik hayvanlarının) &#8220;kahramanı&#8221;, &#8220;kurtarıcısı&#8221; veya &#8220;koruyucusu&#8221; rolüne göre şekillendirir.</p>



<p>Bunlar, hegemonik erkeklikte yaygın olan mecazlardır. Mülakata dayalı araştırmalar, bu influencerların makul ölçüde büyük takipçiler kazanmasına rağmen, vegan erkeklerin bu tür içeriklerle ilişki kurmakta zorlandıklarını göstermiştir (Parkinson, Twine ve Griffin, 2019).</p>



<p>Cinsiyetin sabit olduğu fikrini sorgulamalıyız. &#8220;Erilliğin&#8221; ve &#8220;dişilliğin&#8221; dar, normatif ve birbirini dışlayan anlamları, cinsiyet kimliğinin dinamik doğasını yakalayamıyor. Daha dinamik, tartışmalı ve çoğul bir erkeklik anlayışı, vegan pratiği daha olası hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda erkekler için hayatlarının diğer bölümlerinde çok daha geniş bir özgürleştirici yol sunar. Örneğin, duygusal okuryazarlık, kişisel bakım ve esenlikteki gelişmeler, dar ve birbirini dışlayan erkeklik ve kadınlık anlayışlarını reddetmekten gelebilir. Veganlık, erkeklerin toksik erkeklik fikirlerine uyma baskılarının bazılarından kurtulmaları için bir yol olabilir ve bunu yaparak, tüm türler için daha empatik olan daha fazla &#8220;ekolojik erkeklik&#8221; geliştirme olasılığını açabilir (Aavik, 2021).</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-1024x496.png" alt="" class="wp-image-7504" width="1024" height="496" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-1024x496.png 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-300x145.png 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-768x372.png 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-1536x744.png 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-2048x992.png 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-696x337.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-1068x517.png 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-1920x930.png 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2023/07/realman-867x420.png 867w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Erkek vegan influencerların bir kısmı, mesajlarını erkeğin toplumdaki zayıfların &#8220;kahramanı&#8221;, &#8220;kurtarıcısı&#8221; veya &#8220;koruyucusu&#8221; rolüne göre şekillendirir.</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Araştırmanın Başlıca Bulguları</h2>



<p>• Erkeklerin vegan olma konusunda karşılaştıkları temel engellerden biri, arkadaşlardan, akranlardan, aileden veya daha genel olarak toplumdan sosyal damgalanma veya alay konusu olma korkusudur. Et yemek, erkekliğin nasıl &#8220;performe edildiğinin&#8221; temeli haline geldi &#8211; et yemeyi (veya diğer hayvansal ürünlerin tüketimine katılmayı) reddeden bir erkek, cinsiyet beklentilerini kırıyor ve cinsiyet rollerine önem verenleri düşmanlığa davet ediyor olarak algılanabilir.</p>



<p>• Beslenmeyle ilgili yanlış bilgiler (özellikle vegan bir diyetin protein içermediği veya soyanın erkek vücudunu olumsuz etkilediği gibi), daha fazla erkeği vegan olmaktan alıkoyan başka bir engeldir.</p>



<p>• Erkeklerin hayvan kaynaklı ürün tüketimini &#8220;doğal&#8221; görme olasılığı kadınlardan daha yüksektir ve davranışlarını haklı çıkarmak için bilişsel uyumsuzlukla meşgul olmaları muhtemeldir.</p>



<p>• Çoğu vegan erkek, veganlıklarını ana akım erkeklikle tamamen uyumlu olarak çerçevelemek yerine, katı cinsiyet beklentilerini reddetme eğilimindedir. Veganlık, erkeklerin katı cinsiyet normlarından ve beklentilerinden kurtulmaları için bir yol olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Araştırma Sonucuna Göre Öneriler</h2>



<p><strong>1. Öneri:</strong> Vegan erkek influencerların katkılarını dikkatlice düşünün. Araştırmalar, bu influencerların yabancılaştırıcı mesajları destekleyebileceğini veya dar erkeklik anlayışlarını güçlendirebileceğini gösteriyor.</p>



<p><strong>2. Öneri: </strong>Ünlü olmayan, &#8220;sıradan&#8221; vegan erkeklerin ifadeleri daha güçlü ve ilişkilendirilebilir olabilir ve vegan olmayı düşünen erkekler için daha pratik tavsiyeler sağlayabilir.</p>



<p><strong>3. Öneri: </strong>Akranları veya daha geniş toplum tarafından damgalanmayı ve yargılanmayı nasıl yönettiklerini anlamak için vegan erkeklerle daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Röportajlar veya odak grupları, bu erkeklerin vegan olmalarını neyin kolaylaştıracağını öğrenmek için iyi bir yer olabilir. Araştırma, farklı erkeklerin deneyimleri üzerindeki ırk, sınıf ve diğer faktörlerin kesişimselliğini ele almalıdır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[</a>1<a id="_ftn2" href="#_ftnref2">]</a> Alt-right: beyaz milliyetçiliği, erkek şovenizmi, antisemitizm ve islamofobik değerlere sahip bir sağcı hareket</p>



<p>Kaynak: <a href="https://www.vegansociety.com/sites/default/files/uploads/downloads/Research%20Briefing%201%20-%20Masculinity%20and%20Veganism.pdf">The Vegan Society</a>&#8216;nin &#8220;MASCULINITY AND VEGANISM&#8221; başlıklı araştırmasından çevrilmiştir.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tvd-haberler wp-block-embed-tvd-haberler"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="wKTRrpEUAW"><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/10/11/3-yeni-arastirma-bitki-bazli-beslenmenin-erkekler-icin-birden-fazla-faydasi-var/">3 yeni araştırma: Bitki bazlı beslenmenin erkekler için birden fazla faydası var</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;3 yeni araştırma: Bitki bazlı beslenmenin erkekler için birden fazla faydası var&#8221; &#8212; TVD | Haberler" src="https://haberler.tvd.org.tr/2021/10/11/3-yeni-arastirma-bitki-bazli-beslenmenin-erkekler-icin-birden-fazla-faydasi-var/embed/#?secret=Q0ijXmjmU4#?secret=wKTRrpEUAW" data-secret="wKTRrpEUAW" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2023/07/14/erkeklik-ve-veganizm/">Erkeklik ve Veganizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2023/07/14/erkeklik-ve-veganizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihinsel Kapasite ve Yenilebilirlik Düşüncesi Arasındaki İlişki</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel Çelişki Kuramı]]></category>
		<category><![CDATA[Et Paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların, vücutlarını yiyecek olarak tükettiği hayvanları neye göre seçtiğini düşündüğümüzde, kültür güçlü bir aday olarak karşımıza çıkacaktır. Kültürün bu bağlamdaki etkisini ve yerini yadırgamamakla beraber, sosyal psikolojinin bize sunabileceği bir başka güçlü aday, son 10 yıl içerisinde yapılan bir dizi araştırmayla önem kazanmıştır. Yazı: Emre Kayatepe * 2012 yılında yayımlanan bir çalışma&#160;[i], bir hayvanı yiyecek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/">Zihinsel Kapasite ve Yenilebilirlik Düşüncesi Arasındaki İlişki</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İnsanların, vücutlarını yiyecek olarak tükettiği hayvanları neye göre seçtiğini düşündüğümüzde, kültür güçlü bir aday olarak karşımıza çıkacaktır. Kültürün bu bağlamdaki etkisini ve yerini yadırgamamakla beraber, sosyal psikolojinin bize sunabileceği bir başka güçlü aday, son 10 yıl içerisinde yapılan bir dizi araştırmayla önem kazanmıştır.</strong></p>



<p><strong>Yazı:</strong> Emre Kayatepe *</p>



<p>2012 yılında yayımlanan bir çalışma&nbsp;[i], bir hayvanı yiyecek olarak tüketmekteki isteği etkileyen önemli bir faktörün, o hayvanın zihinsel kapasitesine dair varsayımlarımız olduğunu gösteriyor. Şöyle özetleyebiliriz: Bir hayvanın zihinsel kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu düşünüyorsak, onu yeme isteğimiz o oranda azalıyor ve onu yiyecek olarak tüketmeyi ahlaki bir yanlış olarak görmeye başlıyoruz. </p>



<p>Hindistan, Kanada, ABD, Hong Kong, ve Çin’den katılımcıların dahil olduğu bir diğer çalışma [ii] da benzer bulgular ortaya koyarak, zihinsel kapasite ve yenilebilirlik düşüncesi arasındaki ilişkinin tek bir kültüre özel olmadığını gösteriyor. Bu çalışma zeki olduğu düşünülen hayvanları yeme düşüncesinin, kültür fark etmeksizin, insanlarda iğrenme duygusunu tetiklediğini gösteriyor.</p>



<p>&#8220;Et paradoksu&#8221; olarak adlandırılan, yani insanların &#8220;et&#8221; yemekten keyif alırken, başka canlılara zarar verilmesini ve onların öldürülmesini onaylamaması ikileminden yola çıkılarak yapılan bir çalışmada [iii], araştırmacılar öncelikle katılımcıları iki gruba ayırıyor. Bir grup katılımcıdan kaju fıstığı yemeleri istenirken diğer gruptan kurutulmuş et yemeleri isteniyor. Katılımcılar yiyeceklerini yedikten sonra, onlara otlak içerisindeki bir inek fotoğrafı gösterilerek, bu ineğin ahlaki davranılmayı ne kadar hak ettiği soruluyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, fıstık yiyenlere kıyasla, biraz önce et yiyen katılımcılar, ineğin ahlaki davranılmayı daha az hak ettiğini düşünüyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bu sonuçlara bakarak şu çıkarımı yapmak mümkün: Et tüketimi, hayvanlar için hissedilen ahlaki kaygıları azaltmaktadır. Araştırmacılara göre, azalan bu ahlaki kaygılar, hayvanların acı çekme kapasitelerinin düşük olduğuna dair bir yanılsamayı da beraberinde getiriyor. </p></blockquote>



<p>Bu noktada şu soruyu sormak önemli: “Et” tüketimi neden insan dışı hayvanlar için hissedilen ahlaki kaygılarda bir azalmaya sebep oluyor?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-2948" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-1024x683.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-300x200.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-768x512.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-1536x1024.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-696x464.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-1068x712.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463-630x420.jpg 630w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/Nioski-4-e1561118005463.jpg 1800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Fotoğraf: <a href="https://andrewskowron.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Andrew Skowron (yeni sekmede açılır)">Andrew Skowron</a></figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Negatif hisleri bastırmak için strateji</h4>



<p>İlk bahsettiğim, 2012 yılına tarihlenen çalışmanın devamında araştırmacılar, katılımcılara bir yiyecek tadımına katılacaklarını söylüyorlar. Söz konusu yiyecek tadımı, katılımcılarda bir beklenti oluşturmak amacıyla öne sürülüyor ve aslında gerçekleşmiyor. Bu noktada araştırmacılar katılımcıları iki gruba ayırıyor: Meyve tadımına katılacağı söylenenler ve et tadımına katılacağı söylenenler. Hangi tür yiyeceği tadacağı katılımcılara açıklandıktan sonra katılımcılardan bir ineğin zihinsel kapasitesini değerlendirmeleri isteniyor. </p>



<p>Sonuçlara göre, birazdan yiyecek tadımında et yiyeceğini düşünen katılımcılar, meyve tadımına katılacağını düşünen katılımcılara kıyasla bir ineğe çok daha az zihinsel kapasite atfediyor. Bir başka ifadeyle, birazdan et yiyeceğini düşünen katılımcılar bir ineğin zihinsel kapasitesinin az olduğunu düşünmeye başlıyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Araştırmayı yürütenler bu durumun, zihinsel kapasitesi yüksek olan bir canlıyı yemekten dolayı oluşabilecek negatif hisleri bastırmak amacıyla kullanılan stratejik bir mekanizma olduğunu öne sürüyor. </p></blockquote>



<p>Bu bakış açısına göre, bir önceki çalışmada bahsedilen et tüketimi sonrası hayvanlar için hissedilen ahlaki kaygılardaki azalmanın da bu mekanizmanın başka bir dişlisi olması oldukça olası gözüküyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-2949" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-1024x683.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-300x200.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-768x512.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-1536x1024.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-696x464.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-1068x712.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840-630x420.jpg 630w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/fot-andrew-skowron_49068157968_o-e1574076139840.jpg 1800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Fotoğraf: <a href="https://andrewskowron.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Andrew Skowon (yeni sekmede açılır)">Andrew Skowon</a></figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Bilişsel Çelişki Kuramı</h4>



<p>Bu mekanizmanın oluşmasındaki psikolojik süreçlere daha yakından bakarsak tablonun hepimiz için biraz daha netleşeceğini düşünüyorum. 1957 yılında Leon Festinger adında Amerikalı bir sosyal psikolog, Bilişsel Çelişki Kuramı&#8217;nı [iv] ortaya atmıştır. Ortaya çıktığı günden beri çokça çalışılmış, oldukça ses getirmiş, hala da getirmeye devam eden, psikolojinin en etkili kuramlarından biri olduğu söylenebilir. </p>



<p>Bilişsel Çelişki Kuramı’na göre, bir insanın düşünceleri ile davranışları uyumsuz ise kişinin zihninde “Bilişsel Çelişki” adı verilen, huzursuzluğa sebep olan, tutarsızlıktan kaynaklanan olumsuz duygular ortaya çıkar. Kişi, zihnindeki çelişkiyi gidererek bu olumsuz duyguları azaltmaya çalışır. Çelişkiyi gidermek iki şekilde mümkündür: Ya davranış değişerek düşüncelerle uyumlu hale gelecektir ya da düşünce değişerek davranışlarla uyumlu hale gelecektir. </p>



<p>Yukarıdaki araştırmalarda anlatılan süreçleri, örneğin bir ineğin zihinsel kapasitesini düşük olarak değerlendirmeyi veya et tüketimi sonrası hayvanlar için hissedilen ahlaki kaygılardaki azalmayı, Bilişsel Çelişki Kuramı’na göre yorumlayan araştırmacılar, bu süreçlerin, kişinin bilişsel çelişkisini azaltmaya yönelik, kişiye zihinsel bir rahatlık sağlayacak bir düşünce temeli oluşturmak için kullanılan stratejik bir mekanizmadan başka bir şey olmadığını öne sürüyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Diğer bir ifadeyle, “et” yiyen kişinin bir ineğin zihinsel kapasitesini düşük olarak değerlendirmesi, düşünceyi davranışla aynı hizaya getirecek bir girişim olarak karşımıza çıkıyor. Kişi bu sayede, gerçekleştireceği davranıştan ötürü duyacağı rahatsızlığı azaltmış oluyor. </p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/1393870_350103538468716_903218240_n.jpg" alt=""/><figcaption>Kaynak: <a href="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/1393870_350103538468716_903218240_n.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Camen&nbsp;Luciano blog (yeni sekmede açılır)">Camen&nbsp;Luciano blog</a></figcaption></figure>



<p>Burada değinilmesi gereken önemli bir nokta var: &#8220;Et&#8221; yemeden hemen önce kişinin, ineğin zihinsel kapasitesini az bulmaya başlamasının bilinçli bir süreç olması çok da mümkün gözükmüyor. Bir başka deyişle, et yiyen kişi “Birazdan et yiyeceğim, öyleyse ineğin zihinsel kapasitelerini düşük bulmalıyım” gibi bir muhakemeye bilinçli bir şekilde sahip olmuyor. Bu sürecin bilinçdışı, yani farkında olunmayan bir şekilde işlemesi daha mümkün. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Diğer bir ifadeyle kişi, bilincinde ortaya çıkacak rahatsızlığı fark etmese dahi, zihni onun yapacağı yanlışı öngörüp kişinin kendi içindeki uyumsuzlukları gidererek onu daha rahat hissedeceği bir düşünüş tarzına yönlendiriyor olabilir. </p></blockquote>



<p>Yukarıda düşüncenin değişip, davranışa uygun hale gelerek Bilişsel Çelişki’yi azaltmasını inceledik. Şimdi Bilişsel Çelişki Kuramı’nı bir de diğer tarafından ele alıp, davranışın değişerek düşünceye uygun hale gelişine bir göz atalım.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Bilişsel Çelişki Kuramı ve Veganlık</h4>



<p>Kişi hayvan yeme davranışını gerçekleştirdiğinde ve ardından zeki, zihinsel kapasitesi yüksek bir canlıyı yediğini fark etmesi üzerine, bu farkındalık düşüncesi ile “et” yeme davranışı arasındaki uyumsuzluk, kişide “Bilişsel Çelişki” halini oluşturacak ve kişi kendisine rahatsızlık veren bu çelişkiyi gidermeye çalışacaktır. Son zamanlarda yükselişine tanıklık ettiğimiz vegan/vejetaryen hareket bu ikinci tür değişimin, yani davranışın değişerek düşünceye uyum sağlamasının bir sonucu olarak yorumlanabilir.</p>



<p>Yukarıda incelenen araştırmalar hayvan yeme davranışını konu edinmiştir. Ancak Bilişsel Çelişki Kuramı’nın önerdiği davranış-düşünce değişiklikleri, hayvan sömürüsü içeren diğer bütün alışkanlıklara da uygulanabilir. Örneklemek gerekirse, inek sütü veya inek sütünden elde edilmiş yoğurdu tüketen bir kişi, hayvanın sütünün oluşabilmesi için ineğin en başta “suni dölleme” adı verilen işlem yoluyla cinsel şiddete (tecavüz) maruz bırakıldığını göz önüne aldığında, davranış-düşünce değişim süreçleri, “et” yeme davranışında olduğu gibi harekete geçecektir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/A-Letter-From-A-Farm-Animal-Photographer-For-The-New-Decade-5e088f30a91fe__880.jpg" alt=""/><figcaption>Fotoğraf: <a href="https://andrewskowron.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Andrew Skowron (yeni sekmede açılır)">Andrew Skowron</a></figcaption></figure>



<p>Bilişsel Çelişki Kuramı bize, yiyecek olarak tüketilen bir canlının, zihinsel kapasitesi yüksek, zeki bir canlı oluşunun fark edilmesinden sonra ilerlenebilecek iki farklı yol sunmaktadır: Davranış değişikliği olduğu takdirde kişi hayvan yemeyi bırakacak; ancak aksi yönde bir değişim, yani düşüncede bir değişim olursa, yenilen hayvan zihinsel olarak aşağılık görülmeye başlanacaktır. </p>



<p>Burada kritik öneme sahip nokta, farkındalık oluştuktan sonraki süreci, davranışı değiştirmeye adamaktır. Bu noktada kişinin vicdanı ile üzerine düşünmeden kanıksamış olduğu alışkanlıklarının sıkı bir yarışa giriştiği kanısındayım. Bu yarışı, insan soyunun gerçek ahlaki sınavı olarak gören Milan Kundera&#8217;nın [v] satırlarını hatırlatmakta fayda var:</p>



<p><em>“Gerçek insan iyiliği, ancak
karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile özgürce ortaya çıkabilir.
İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş,
gözlerden uzak sınavı) onun, merhametine bırakılmışlara davranışında gizlidir:
Hayvanlara.”</em><br></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>[i] Bastian, B., Loughnan, S., Haslam, N., &amp; Radke, H. R. (2012). Don’t mind meat? The denial of mind to animals used for human consumption. <em>Personality and Social Psychology Bulletin, 38 </em>(2), 247–256.</p>



<p>[ii] Ruby, M. B., &amp; Heine, S. J. (2012). Too close to home. Factors predicting meat avoidance. <em>Appetite</em>, 59 (1), 47–52.</p>



<p>[iii] Loughnan, S., Haslam, N., &amp; Bastian, B. (2010). The role of meat consumption in the denial of moral status and mind to meat animals. <em>Appetite,</em> 55 (1), 156–159.</p>



<p>[iv] Festinger, L. (1957). <em>A theory of cognitive dissonance</em>. Stanford, CA: Stanford University Press.</p>



<p>[v] Kundera, M. (1984). <em>Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği</em>. s
(308). Can Yayınları.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>* Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>TVD not: </strong>Bir hayvanın zihinsel kapasitesi ister yüksek, ister düşük olarak tanımlansın -ki insan türü olarak insan dışı hayvanların zekâsını, duygusal ve zihinsel işleyişlerini henüz tam olarak idrak edemediğimiz ortada, hiçbir hayvan insan menfaati için dünyaya gelmiyor, insan eliyle öldürülmek için yaşamıyor. Zihinsel kapasite ve zekâ; istismar ve öldürme gerekçesi olarak belirleyici veya sınırlayıcı faktörler olamaz.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong><a href="https://andrewskowron.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Andrew Skowron (yeni sekmede açılır)">Andrew Skowron</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/">Zihinsel Kapasite ve Yenilebilirlik Düşüncesi Arasındaki İlişki</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/09/zihinsel-kapasite-ve-yenilebilirlik-dusuncesi-arasindaki-iliski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canan Karatay&#8217;ın pastırma açıklaması üzerine</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizden]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki-bazlı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Karatay]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[pastırma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canan Karatay'ın "pastırma" açıklamasına Halk Sağlığı Uzmanı ve TVD Diyetisyeni Didem Varol tarafından yazılan yanıtımız</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/">Canan Karatay&#8217;ın pastırma açıklaması üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İşte yine başlıyoruz… Dr. Canan Karatay&#8217;ın getirdiği bir safsata daha! 21 Ekim 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayımlanan bir <a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1639608/Canan_Karatay_dan_pastirma_aciklamasi.html">yazıda</a>, Canan Karatay doğal olarak yapılan pastırmanın en sağlıklı et olduğunu iddia ediyor.<br> 2015 yılında, Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün kanser kurumu olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), kırmızı et tüketimini insanlara olası bir kanserojen olarak sınıflandırmıştır. Aynı zamanda, işlenmiş et insanlara kanserojen olarak sınıflandırıldı. IARC Müdürü Dr. Christopher Wild &#8220;Bu bulgular et tüketimini sınırlandırmaya yönelik mevcut halk sağlığı tavsiyelerini daha ileri bir boyutta desteklemektedir&#8221; diyor. (1)</p>



<p>İşlenmiş et onu korumak veya lezzetlendirmek için üzerinde işlem yapılmış et anlamına gelir ve tuzlama, kürleme, fermente etme ve tütsüleme gibi işlemleri içerebilir. Pastırma çeşnilendirilmiş ve kurutulmuş sığır etidir. Bir fabrikada mı yoksa evde mi yapıldığına bağlı sağlık riski farklılıkları -sezgisel olarak söylersek- ihmal edilebilir düzeydedir.</p>



<p>Doğal olarak yapılan pastırmanın sağlıklı olduğunu iddia eden bilim nerededir? Peki ya pastırmanın Alzeihmer hastalığı, diyabet ve kalp krizi gibi hastalıkları ve iltihabı önlemeye yardımcı olduğunu iddia eden bilim (bilimsel çalışmalar) nerede? Ya da “doğal olarak üretilen” kırmızı et yemek sağlıklı mıdır? Karatay&#8217;da görmeye alışkın olduğumuz gibi, bu iddiaları temellendirmek üzere bize sağlanan hiçbir bilimsel kaynak yok. Çünkü bu iddiaları kanıtlayan herhangi bir bilimsel çalışma gerçekleştirilmedi.</p>



<p>Bugüne kadarki bilimsel kanıtların dengesi sağlığımız için en uygun gıdaların, sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller ve kuruyemişler ve tohumlar gibi bitkisel ve bütünsel yiyecekler olduğunu açıkça göstermektedir. Birçok doktor, bitki bazlı diyetlerin önemini vurgulamıyor. Bunun değişmesi gerekmekte. (2)</p>



<p>En yumuşatılmış tarzda bir ifadeyle dile getirmeyi deneyerek şunu söylemek isterim: Bir doktorun önlenebilir kronik hastalıklardan zaten fazlasıyla muzdarip olan bir ülkenin halkına zararlı yanlış bilgilendirme yayması tıp etiği temelinde onurlu davranmak bakımından hiçbir biçimde kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kalp hastalığı Türkiye&#8217;de bir numaralı katildir. Elbette, bitki bazlı diyetlerle kalp hastalığı riskini ve tüm nedenlerin hesaba katıldığı çeşitli ölüm risklerini büyük ölçüde azaltmak elimizde. (3)</p>



<p>Yani, o zaman en sağlıklı &#8220;et&#8221; ödülü nereye gidiyor? &#8220;Bitki etine&#8221;! Yani baklagiller, kuruyemiş ve tohumlar gibi bitki bazlı bütün (whole) kaynaklardan gelen proteinlere. Sebzeler, meyveler ve tahıllar gibi bitki bazlı diğer yiyecekler bile hepsi gün içerisinde ilave olarak katkı sağlayan ve protein gereksinimlerimizi kolayca karşılayan bir miktar protein içerir.</p>



<p>Karatay, paranız varsa çok fazla pastırma yemelisiniz, diyor. Bu uyarıyı dikkate almazsanız ve Karatay&#8217;ın tavsiyelerine uyarsanız, yükselecek olan tıbbi faturalarınızı ödemek için de daha fazla para bulmak durumunda kalacaksınız!</p>



<p>Vegan Derneği Diyetisyeni Didem Varol</p>



<p>1- https://www.iarc.fr/wp-content/uploads/2018/07/pr240_E.pdf<br>2- https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3662288/<br>3- https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/JAHA.119.012865</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/">Canan Karatay&#8217;ın pastırma açıklaması üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/10/26/canan-karatayin-pastirma-aciklamasi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[TVD]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefeci]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Lars Svendsen]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan-olmayan hayvanlar "açıklanacak şeyler" olmayıp kendi dünyaları ve yönelimleri kendi dünyalarımız ve yönelimlerimizden hareketle "anlaşılabilecek bireyler" ise bu yeni anlayış barış ideallerimizin gerçekleşmesinde kritik bir rol oynayabilir.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/">Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanların vegan olmamalarının ve böylece insan-olmayan hayvanları sömürmeleri ve öldürmelerinin altında yatan nedenlerin asıl kökleri hayvanları sevmemelerinde değil de &#8220;yüzeysel olarak veya yanlış anlamalarında&#8221; bulunuyor olabilir miydi?</p>



<p>Zira hayvanları veya birçok hayvanı seven biri aynı zamanda hayvan çiftlikleri ve başkaca endüstriyel ortamlardaki zulümlere, sömürüye ve şiddete gıda, giyim ve diğer satın alma vb. davranışlarıyla dolaylı olarak destek vererek veya direkt olarak bu süreçlerin içerisinde yer alarak hayvanlara en vahşi ve acımasız aşırılıklara varan ölçüde zarar verebiliyor.</p>



<p>İnsanların -başka insanlar dahil- sevdiklerine karşı da bu tür adaletsiz eylemler içerisine girebildiğini hepimiz tanık olduğumuz olaylardan ve kendi kişisel geçmişimizden (hatta direkt olarak böylesi davranışlarımızdan) biliriz.</p>



<p>Öte yandan, insanların sevmediği insanlara çok daha büyük zararlar verdiğini de biliyoruz. Sistematik ve uzun yıllar sürdürülmüş olması açısından hayvanlara yaptıklarımızla benzerlik kurulması uygun düşeceğine inandığım çok acı bir tarihsel gerçek olmasıyla 2. Dünya Savaşı’nda Yahudi soykırımını gerçekleştiren Nazi rejiminden insan bireylerin akıl ve dil sahibi sosyal bir hayvan olan insanın yapamayacağı düşünülegelmiş olan tüm zulümleri milyonlarca insana savaş süresince (yaklaşık 6 yıl boyunca) yapabilmiş olması buna örnek verilebilir.</p>



<p>Öyleyse, sevme ve sevmeme, insan olma ve olmamayla ilgili farklar cinayet/katliam, eziyet, sömürü ve her tür şiddet içeren davranışta önemli belirleyici etkilere sahipse de bunları bütünüyle açıklayan temeller başka bir yerlerde olsa gerek.</p>



<p>Birini -yeterince- doğru bir biçimde anlamadan sevmek o kişiye olan davranış ve yaklaşım tarzımızın etik bakımlardan uygun/doğru yönelim ve somutlaşmalara varmasını sağlayamayabilir.</p>



<p>Çünkü &#8220;yeterince doğru anla(ya)madığımız&#8221; bir kişinin neyi istemediğini, nelerden rahatsız olacağını vb. duygu durumlarını belirleyen faktörleri, ona ve amaçlarına zarar ve yarar sağlayan olanakları, nasıl bir geleceğin peşinde olduğunu, gündelik yaşama ait iletişim ve etkileşimlerdeki saygı vb. beklentilerinin detaylarını vesaire doğru bir biçimde bilmediğimiz ve onun bu tür düşünce ve kendine özgü anlamsal içeriklerden oluşan dünyasını anlayamadığımız için “niyetimiz bize göre iyiyken bile” ona haksız bir biçimde zarar verebiliriz.</p>



<p>Benzer biçimde, insan-olmayan hayvanlarla ilgili yasal statüko ve bireylerin yaşam tarzı tercihleri yüzünden yaşanmakta olan çarpıklık, adaletsizlik ve acılar apaçık ortada.</p>



<p>İnsanlar sadece daha güçlü bir tür oldukları, -özetle söylendiğinde- &#8220;güçleri yettiği için&#8221;, kendilerinden güçsüz olan türleri sömürmekte, öldürmekte ve sistematik olarak kendi çıkarları uğruna kullanırken onlara büyük acılar vererek, işkence ederek, köleleştirerek, özgürlüklerini ellerinden alarak yaşamlarını katlanılmaz bir hale getiriyor ya da direkt olarak öldürüyorlar.</p>



<p>Elimizdeki tek “gerekçe” ise &#8220;insani&#8221; ihtiyaçlarımız! Birilerinin daha fazla ekonomik kazanç elde etmesi gibi. Ya da birilerinin daha fazla keyif aldığı tüketim biçimlerini sürdürmesi&#8230; Birilerinin geleneklerini ve eğlence biçimlerini yaşamlarında diri tutmak istemesinin altındaki başkaca kazanımlar.</p>



<p>Halbuki, vegan alternatifleri bulunan tüm bu üretim, süreç ve tüketimlerin altında yatan söz konusu dar-çıkarcılık biçimleri aslında insanın ne yakın ne de uzun dönemli çıkarlarına rasyonel bir biçimde hizmet etmekte (ancak değinilen insan çıkarcılığı tarzlarının irrasyonel yanlarına ilişkin meseleler başka bir yazının konusu olmayı gerektiren bir boyut ve nitelikte olduğundan şimdilik bu bahsi burada bırakıyorum).</p>



<p>Hayvanları öldürme ve sömürme &#8220;gerekçemizin&#8221; temelsizliğini fiilen kapatan unsur ise sadece &#8220;daha güçlü olanın gücünü kullanması&#8221;. Zira hayvanların gücü insanlara karşı koymaya yetmiyor. Aynı şekilde, bu güç orantısızlığına karşı etik temellerde güçsüz olanı, yani hayvanları güçlü olandan (bizden) koruyacak nitelikte yasal düzenlemeler ve gelişmiş bir hukuk anlayışı da maalesef henüz hiçbir ülkede hakim değil.</p>



<p>Sonuç olarak, güçlünün düzeni ve güçlünün kanunları ile güçsüzün yaşadığı acılar, zulüm ve adaletsizlik hayvan hakları meselesinin kurucu gerçekliği olmayı sürdürüyor.</p>



<p>Aynı sorun insanlar arasında söz konusu olduğunda, başka bir deyişle, etik olanın değil güçlü olanın çeşitli adaletsizlikleri insanlar arası ilişkilerde denediği/yaptığı noktada -ister politika ister gündelik toplumsal yaşam bağlamında olsun- pek çok insan -çoğu kez örgütlenerek- gerekli adımları atma eğiliminde görünüyor.</p>



<p>Barışın koşulu olan adalet anlayışı ve durumu ve etik sorumluluklar gün geçtikçe (daha doğrusu, insanlar daha ileri bir bilinçlenme düzeyine ve uygarlık tarzlarına doğru kültürel bir evrim geçirerek toplumsal ilerlemeler geniş çaplı olarak somutlaştıkça) bireylerde ve örgütlenmelerinde daha öncelikli hale geldiğinden halihazırda güçlünün düzenine karşı etik mücadelelerde çok değerli ve umut verici kazanımlar sağlanmakta, özellikle kadın hakları ve daha genel olarak insan hakları bağlamında.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/LarsSvendsenTVD-645x1024.jpg" alt="" class="wp-image-3587" width="161" height="256" /></figure></div>



<p>Peki neden halen hep birlikte küresel olarak insan-olmayan hayvanlara yönelik tavrımızı asgari bir etik seviye noktasına çekmekten bile çok uzaktayız? Acaba hayvanları da yeterince doğru bir biçimde anlamıyor olabilir miyiz? Hayvanları nasıl daha iyi anlayabiliriz? Ve hayvanları oldukları gibi anlayabildiğimizden nasıl yeterince emin olabiliriz?</p>



<p>Onları sadece “açıklanacak” ve dolayısıyla kendi çıkarlarımız uğruna gücümüz yettiğince kullanacağımız &#8220;şeyler&#8221; olarak görmekten kurtularak onları “anlaşılması&#8221; gereken &#8220;bireyler&#8221; olarak görme eğilimi ve farkındalığını nasıl kendimizde aktif hale getirebiliriz? Tüm bu soruların yanıtlarını tamamıyla bulmak için değilse bile bu sorulara dikkatle ve farklı perspektifler dolayımıyla eğilip kendi deneyimlerimizden hareketle enine boyuna düşünmeyi denememiz için size bir kitap önerim var:</p>



<p>“Hayvanları Anlamak” ilk kez 2018 yılında Norveç’te ve Türkçe çevirisi ise Ağustos 2019’da Redingot Kitap tarafından yayımlanan harika bir kitap. Kitabın yazarı bir felsefeci, Lars Svendsen (Norveç Bergen Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör ). Lars Svendsen’ın anlatımı genel olarak akademik felsefeyle herhangi bir ilgisi olmayan okurların da kolayca anlayabileceği bir özelliğe sahip ve metinde kullandığı felsefe terimleri ve kuramlarını da yeterli ölçüde açarak kitabın okunabilirliğini mükemmel bir seviyeye getirmeyi başarmış.</p>



<p>&#8220;Hayvanları Anlamak&#8221;ta anlatılan konuların kısa bir özetini verrmek yerine, ki bunu başarıyla yapan tanıtım yazıları İnternette bulunabilir, kitapta çok sevdiğim iki pasajı seçip sizinle paylaşmayı tercih ettim. Böylece, esasen hayvan hakları ve veganlıkla ilintisi dolayısıyla okunası bir çalışma olup olmadığına dair kitabın içinden kendiniz görüp isabetli bir karar verme şansınız daha yüksek olur diye düşündüm. Şimdiden, keyifli okumalar dilerim:</p>



<p>“… bir hayvanın kederlenmek için ‘ölüm’ anlayışına sahip
olmaya ihtiyacı yoktur. Bağlandığı bir hayvanın fiziksel olarak gitmesi veya
soğuk, boş bir kabuk haline gelmesi yeterlidir. Yas bir <em>ilişkinin</em> kaybının
farkındalığından kaynaklanır ve bu “ölümü” anlama yeteneğine sahip olup
olmamanın pek önemi yoktur. Yasta, eziciymiş gibi görünebilecek kadar kuvvetli
bir kayıp söz konusudur.”</p>



<p>“Bu kitap … anneme adanmıştır. … Bana, hayvanın kendisini
takdim edebilmesi için beklemeyi ve kendimi dayatmamayı öğretti. Hayvanı <em>dinlemeyi</em>
ve özellikle de hayvanı <em>görmeyi</em> öğretti. Hayvana, davranışıyla kim
olduğunu bana anlatmasına müsaade etmemi öğretti. Hayvanlara karşı sakin bir
açıklık içinde olmayı ve bunu başarabilirsem yavaş yavaş onları anlamaya
başlayacağımı öğretti.”</p>



<p>Yazan: Barış Bayram (<a href="mailto:baris.bayram@tvd.org.tr">baris.bayram@tvd.org.tr</a>)
</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/">Dünya Barış Gününde Lars Svendsen ile “Hayvanları Anlamak” isteyenler için</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2019/09/01/dunya-baris-gununde-lars-svendsen-ile-hayvanlari-anlamak-isteyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
