<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emre Kayatepe</title>
	<atom:link href="https://haberler.tvd.org.tr/author/emre-kayatepe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/author/emre-kayatepe/</link>
	<description> Türkiye Vegan Derneği: Veganlığa dair haber, blog, makale sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Nov 2022 14:22:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.10</generator>

<image>
	<url>https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/logo-png-150x150.png</url>
	<title>Emre Kayatepe</title>
	<link>https://haberler.tvd.org.tr/author/emre-kayatepe/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Oxford Üniversitesi: Kırmızı et ve işlenmiş &#8220;et&#8221; kalp hastalıkları riskinde artışla ilişkili</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2021/09/13/oxford-universitesi-kirmizi-et-ve-islenmis-et-kalp-hastaliklari-riskinde-artisla-iliskili/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2021/09/13/oxford-universitesi-kirmizi-et-ve-islenmis-et-kalp-hastaliklari-riskinde-artisla-iliskili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 08:29:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş et]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı et]]></category>
		<category><![CDATA[koroner arter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=4786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oxford Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma, kırmızı et ve işlenmiş etin kalp hastalıkları riskinde artışla ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/09/13/oxford-universitesi-kirmizi-et-ve-islenmis-et-kalp-hastaliklari-riskinde-artisla-iliskili/">Oxford Üniversitesi: Kırmızı et ve işlenmiş &#8220;et&#8221; kalp hastalıkları riskinde artışla ilişkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Oxford Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir çalışma, kırmızı et ve işlenmiş etin kalp hastalıkları riskinde artışla ilişkili olduğunu gösteriyor</strong>.</p>



<p>Şimdiye kadar yapılmış bütün büyük ölçekli çalışmaların derlendiği bir makale, kırmızı et ve işlenmiş etin kalp hastalığı riskini artırdığını ortaya koydu<strong>*</strong>.</p>



<p>Kalbe kan taşıyan damarların daralması sonucu oluşan koroner arter hastalığı, her yıl dünyada 9 milyon can alıyor (1). Koroner arter hastalığı dünyadaki en yaygın hastalık. Sağlık sistemleri için de büyük bir yük. </p>



<h2 class="wp-block-heading">30 yıla yayılan en geniş çaplı araştırma</h2>



<p>Oxford Üniversitesi&#8217;nin Nuffield Toplum Sağlığı bölümünden araştırmacılar, 1,4 milyondan fazla insanın dahil olduğu, bugüne dek yapılmış çalışmaları inceleyerek şimdiye kadarki en geniş çaplı araştırmayı yürüttü. Araştırmanın katılımcılarından beslenmeleri hakkında detaylı bilgi alındı ve sağlık durumları 30 yıla varan sürelere kadar takip edildi. Sonuçlar Temmuz ayında <em>Critical reviews in Food Science and Nutrition</em> dergisinde <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34284672/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">yayımlandı</a>.</p>



<p><strong>Yapılan kapsamlı analize göre:</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Günlük işlenmiş et (pastırma, jambon ve sosis gibi) tüketimindeki her 50 gramlık artış, koroner arter hastalığı riskini %18 artırıyor.</li><li>Günlük işlenmemiş et (sığır, kuzu, domuz eti gibi) tüketimindeki her 50 gramlık artış, kalp hastalığı riskini %9 artırıyor.</li></ul>



<h2 class="wp-block-heading">Bağırsak kanseri riski de mevcut</h2>



<p>Bu bulguların sebebi kırmızı etin yüksek düzeyde doymuş yağ, işlenmiş etinse sodyum (tuz) içermesi olabilir. Yüksek düzeyde doymuş yağ tüketimi düşük yoğunluktaki zararlı lipoprotein (LDL) kolesterolu artırırken, aşırı tuz tüketimi de tansiyonu artırır. LDL kolesterol ve yüksek tansiyon, koroner arter hastalığının iyi bilinen risk faktörleridir.</p>



<p>Aynı araştırmacılar daha önce yaptıkları çalışmalarla, ölçülü dahi olsa, kırmızı et ve işlenmiş et tüketiminin bağırsak kanseri riskinde artışla ilişkili olduğunu göstermişlerdi (2).</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Şu anda İngiltere&#8217;de her 100 kişiden 10&#8217;unun gelecekte koroner arter hastalığından hayatını kaybedeceği düşünülüyor (3). </p></blockquote>



<p>Bu analizde yer alan araştırmaların çoğu Avrupa ya da ABD&#8217;de yaşayan beyaz yetişkinlerle yapılmış. Araştırmacılar bu ilişkilerin başka toplumlarda, Doğu Asya ve Afrika dahil olmak üzere, incelenmesi için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu söylüyor.</p>



<p><strong>Referanslar</strong>:</p>



<ol class="wp-block-list"><li><a href="https://www.who.int/news/item/09-12-2020-who-reveals-leading-causes-of-death-and-disability-worldwide-2000-2019">https://www.who.int/news/item/09-12-2020-who-reveals-leading-causes-of-death-and-disability-worldwide-2000-2019</a> </li><li><a href="https://www.ndph.ox.ac.uk/news/moderate-meat-eaters-at-risk-of-bowel-cancer">https://www.ndph.ox.ac.uk/news/moderate-meat-eaters-at-risk-of-bowel-cancer</a></li><li><a href="https://www.bhf.org.uk/-/media/files/research/heart-statistics/bhf-cvd-statistics---uk-factsheet.pdf">https://www.bhf.org.uk/-/media/files/research/heart-statistics/bhf-cvd-statistics&#8212;uk-factsheet.pdf</a></li></ol>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynak (*):</strong> Kısaltılmış haberin tamamını <a href="https://www.ox.ac.uk/news/2021-07-21-red-and-processed-meat-linked-increased-risk-heart-disease-oxford-study-shows?fbclid=IwAR0IzKzhpX3wFmOxhYoA2BAVSXMzAsG6iarThAvj-ajdBA29tk8MI1k_F4I" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Oxford Üniversitesi</a> web sitesinden okuyabilirsiniz.</p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong><a href="https://www.nytimes.com/2020/05/31/opinion/letters/meat-diet.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Jun Cen / New York Times</a></p>



<p><strong>Çeviri: </strong><a href="http://haberler.tvd.org.tr/author/emre-kayatepe/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Emre Kayatepe</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/09/13/oxford-universitesi-kirmizi-et-ve-islenmis-et-kalp-hastaliklari-riskinde-artisla-iliskili/">Oxford Üniversitesi: Kırmızı et ve işlenmiş &#8220;et&#8221; kalp hastalıkları riskinde artışla ilişkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2021/09/13/oxford-universitesi-kirmizi-et-ve-islenmis-et-kalp-hastaliklari-riskinde-artisla-iliskili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Hayvan yemek yaşam döngüsünün parçası&#8221;</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2021/07/25/vegan-yasama-dair-mitler-hayvan-yemek-yasam-dongusunun-parcasi/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2021/07/25/vegan-yasama-dair-mitler-hayvan-yemek-yasam-dongusunun-parcasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2021 05:57:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan yemek]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam döngüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=4515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanları ve hayvansalları tüketmenin doğal olduğunu ileri sürmek, insan harici hayvanların gördüğü zulmü göz ardı edebilmek, iç rahatlatmak ve yapılanı normalleştirmek için kullanılan mitlerden bir tanesi de “yaşam döngüsü” argümanı.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/07/25/vegan-yasama-dair-mitler-hayvan-yemek-yasam-dongusunun-parcasi/">Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Hayvan yemek yaşam döngüsünün parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hayvanları ve hayvansalları tüketmenin doğal olduğunu ileri sürmek, insan harici hayvanların gördüğü zulmü göz ardı edebilmek, iç rahatlatmak ve yapılanı normalleştirmek için kullanılan mitlerden bir tanesi de “yaşam döngüsü” argümanı.</strong> <strong>Genellikle &#8220;Ama aslanlar da ceylanları yiyor&#8221; cümlesiyle başlayan ve &#8220;doğanın dengesi&#8221; söylemiyle devam eden bir dizi önerme ve benzetme ile kendini gösteriyor.</strong></p>



<p>Bu argüman insanların günümüzde hala doğanın bizzat içinde yaşadığı, hayatta kalabilmek için diğer hayvanları öldürmek ve onları yemek zorunda olduğu, hatta aynısının bize yapılması riskini göze almamız gerektiği inancına dayanıyor. Oysa bu, gerçeklerden oldukça uzak bir düşünce çünkü 4 milyardan fazla insanın şehirlerde yaşadığı günümüzde doğa ile insan arasında epey bir mesafe var<a href="#_edn1">[i]</a>. </p>



<p>Özellikle de yiyeceklerimizi marketlerden, internetten ve pazarlardan satın alırken ya da taze ürün reyonunda Anadolu parsıyla, Hazar kaplanıyla veya çizgili sırtlanla karşılaşmamız pek mümkün değilken, bu argümanı öne sürmek de gülünç olmaktan öteye gidemiyor.</p>



<p>Milyonlarca yıldır süregelen evrimleri sonucunda doğadaki hayvanların doğal yaşam ortamlarında seçim şansı olmadığı için başka hayvanları avlaması ile insanların hayvanları tüketmek için üretmesi, sistematik bir sömürü düzeni dahilinde bedenlerini yemesi ve vücut salgılarını içmesi arasında büyük bir fark var.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Doğadaki hayvanlar buna mecburken, insanlar bunu “zevk”, “alışkanlık” ve/veya “keyif” şeklinde tanımlayarak yapıyor. </p></blockquote>



<p>Yabani hayvanlar hayatta kalmak için ihtiyaç duyduklarını yerler ve bazıları için bu diğer hayvanlardır. Ama biz bu düzenin bir parçası değiliz. Hayatta kalmak için hayvan yememize gerek yok ve aslında &#8220;etsiz&#8221; daha sağlıklıyız. </p>



<p>Ayrıca, çoğumuz hayvanları kendimiz öldürmeye hazır değiliz ama olsaydık bile, bunu yapmak için gereken hıza ve jilet gibi keskin pençeler ile dişlere sahip değiliz. Tüm bunlar bize, doğal yaşam döngüsü argümanının hiçbir geçerliliği olmadığına dair ilk ipucunu veriyor[1]. </p>



<p>Çok açık bir biçimde bu yaşam döngüsünün bir parçası değiliz; &#8220;et&#8221;, süt ve yumurtayı elde etme biçimlerimiz de tamamen farklı. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Damak zevki, keyif, hobi, spor, eğlence?</h4>



<p>İnsanların insan harici hayvanlara karşı davranışlarında kilit rol oynayan bu keyfi muameleye dair başka bir örnek de, bir cinayet olan avcılığın spor veya hobi olarak adlandırılabilmesi. Spor ya da hobi olduğuna inanarak bir hayvanı katletmenin akla uygun ve kabul edilebilir olduğu fikri ile katledilmiş bir hayvanın vücudunu yemek aynı yerden besleniyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İki durumda da insanların kimi zaman damak zevkine, kimi zamansa hobisine, sporuna ve eğlencesine hizmet etmeye zorlanmış hayvanlar öldürülüyor.</p></blockquote>



<p>Yaşam döngüsü argümanının hayvanlara yapılanları normalleştirmeye çalışmak dışında başka bir işlevi daha var. Bu gerekçelendirme bir taraftan da insanı yüceltmeye hizmet eden bir ima taşıyor. Hayvanları ve süt-yumurta gibi hayvansalları tüketmeye “yaşam döngüsü” diyerek kendimizi doğadaki avcılarla aynı kefeye koyuyoruz. Bu kıyas biz insanlara kendimizi güçlü hissettiriyor olabilir ancak insanlar doğada yırtıcı bir avcı olmaktan da çok uzak.</p>



<p>Hangimizin pençeleri başka bir hayvanı öldürmeye yetebilir? Hangimizin dişleri çiğ etleri kopartıp kemikleri parçalayabilir? Ne dişlerimiz, ne de pençelerimiz doğada bir avcı olmaya uygun. Hayvanları esaret altında büyütüp, onlara kaçabilecek bir an dahi bırakmayıp onları makinelerimizin yardımıyla öldürüp ölene kadar sömürüp kendimizi aslanlarla, kaplanlarla kıyaslıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Ed Winters Veganlık Konuşması TedX (Türkçe Altyazılı)" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/nE56njyu2kc?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Çarpıtılmış doğa(l) anlayışı</h4>



<p>İnsan-hayvan-gıda ilişkisine <a rel="noreferrer noopener" href="https://tvd.org.tr/hayvan-haklari/" target="_blank">hayvanlar açısından baktığımızda</a> bu tarz gerekçelere neden ihtiyaç duyduğumuz gün gibi ortada. Duyguları olan hisli canlıları kafeslere, ağıllara, fabrikalara, mandıralara kapatıyoruz. Onları yapay/suni dölleme/tohumlama adı verilmiş cinsel şiddete ve korkunç acılı sakatlanmalara, hastalıklara maruz bırakıyoruz. Doğalarını bozup onları yapay seçilime uğratıyoruz. Hızla kilo almalarını sağlayacak şekilde genetik değişime zorluyoruz. Doğal olmayan yemlerle besliyoruz. Vajinalarına yerleştirdiğimiz hormon süngerleri ile üreme döngülerini kontrol ediyoruz. Güneş ışığı dahi almalarına izin vermiyoruz. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Sonra da insanlar için &#8220;et&#8221; ve diğer hayvansalları tüketmenin yaşam döngüsü olduğunu öne sürüp bunu “doğal” bir davranışmış gibi göstermeye çalışıyoruz. Tersine, günümüzde hayvanlara yapılanlar daha az doğal olamazdı.</p></blockquote>



<p id="tw-target-text">Sadece en Orwell&#8217;ci, Kafka-vari bir distopyada böyle bir sistem &#8220;doğal&#8221; olarak kabul edilebilir. </p>



<p id="tw-target-text">Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin 2020 Hayvan Hakları İhlalleri raporuna göre 2020 yılında sadece Türkiye’de 1 milyar 211 milyon 375 bin 950 hayvan insanlar tarafından çeşitli sebeplerle öldürüldü[2]. Bu katliamın boyutunu anlayabilmek için İkinci Dünya Savaşı sırasında 75-90 milyon civarı insan öldüğünü bilmek yardımcı olabilir[3]. Bu rakamlara göre Türkiye’de yaşayan insanlar olarak sadece biz, yalnızca geçtiğimiz yıl hayvanlara İkinci Dünya Savaşı boyutunda bir yıkımı en az 13 kere hayvanlara yaşattık.</p>



<p>Bütün dünyada insan harici hayvanların maruz bırakıldıkları acının ve katliamın boyutunu düşünebiliyor musunuz?</p>



<p id="tw-target-text">Ne yiyeceğimizi ve başkalarına nasıl davranacağımızı belirleme iradesine sahibiz. İrademizi, hayvanları acı çekmekten kurtarmak için kullanabiliriz. </p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Veganlık karşıtı argümanlara cevaplar :&quot;Besin zincirinin en tepesindeyiz.&quot;" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/EnXTfqGQ6f4?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Konu ile ilgili belgeselleri izleyebilirsiniz: <em>What The Health</em> (2017), <em>The Game Changers</em> (2018), <em>Forks Over Knives</em> (2011).</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Raporun detayları <a href="http://hayvanhaklariizleme.org/basin-aciklamasi-2020-yili-hayvan-haklari-ihlal-raporu/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">HAKİM sitesinde</a></p>



<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> Kaynaktan kaynağa farklılık gösteriyor. <a href="https://www.nationalww2museum.org/students-teachers/student-resources/research-starters/research-starters-worldwide-deaths-world-war" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bir kaynakta</a> sadece Çin’de yaşanan sivil ölümleri 50 milyon civarında: </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ednref1">[i]</a> <a href="https://ourworldindata.org/urbanization#number-of-people-living-in-urban-areas" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Our World in Data</a> </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynaklar: </strong><a href="http://www.veganfuturenow.com/its-the-circle-of-life" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Vegan Future Now</a>, <a href="https://www.milliondollarvegan.com/fake-news/circle-of-life-bro/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Million Dollar Vegan</a></p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong><a href="https://www.comedywildlifephoto.com/" rel="noreferrer noopener" target="_blank">© Giovanni Querzani/Comedy Wildlife Photo Awards 2021</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/07/25/vegan-yasama-dair-mitler-hayvan-yemek-yasam-dongusunun-parcasi/">Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Hayvan yemek yaşam döngüsünün parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2021/07/25/vegan-yasama-dair-mitler-hayvan-yemek-yasam-dongusunun-parcasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2021 18:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[etik veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryen]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=3680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baskın grupların pratik, söylem ve davranışlarını benimsemeyerek ayrımcılığa uğrayan, nefret söylemlerine maruz kalan gruplardan biri de veganlar.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/">Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Türkiye’de ve dünyada baskın grupların pratik, söylem veya davranışlarını benimsemeyerek ayrımcılığa uğrayan ve nefret söylemlerine maruz kalan gruplardan bir tanesi de veganlar. </strong></p>



<p>Veganların hissetikleri ayrımcılık ve önyargıya dair ayrıntılı incelemeler içeren araştırmalar var[i]. Örneğin ABD’de yapılan bir çalışma; ateistler, göçmenler, eşcinseller, aseksüeller*, siyahlar ve vejetaryenler arasında en olumsuz değerlendirilen grubun veganlar olduğunu gösteriyor[ii]. Araştırma sonuçlarına göre veganlardan daha olumsuz değerlendirilen tek grup ise madde bağımlısı insanlar.</p>



<p>Peki nereden geliyor bu olumsuz hisler?</p>



<p>Aynı araştırma gösteriyor ki veganlara ve vejetaryenlere omnivor** (hepçil) insanlar tarafından uygulanan ayrımcılık ve önyargılar, bu insanların vegan/vejetaryen olma motivasyonlarıyla ilişkili. Vegan/vejetaryen olma sebepleri hayvan haklarının ihlal edilmesi olan insanlar, sebepleri çevreye ve insan sağlığına zarar gelmesi olanlara kıyasla, hepçiller tarafından daha olumsuz değerlendiriliyorlar. Çevresel sebeplerle vegan/vejetaryen olanlar ise sağlık sebepleri yüzünden bu kararı alanlara göre daha olumsuz değerlendiriliyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Öyle gözüküyor ki, vegan ve vejetaryenler kararlarını daha özgeci sebeplere dayandırdıkça daha olumsuz değerlendiriliyor. Bunu destekleyen başka bir bulgu da veganların vejetaryenlere göre daha olumsuz değerlendirilmesi.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki açıdan eksik görülme kaygısı (mı?)</h4>



<p>Başka bir deneysel çalışmaya göre bu nefretin ve olumsuz hislerin arkasında, veganların ve vejetaryenlerin kararlarını ahlaki sebeplere dayandırması sonucunda, hepçillerin ahlaki açıdan eksik görülmeye dair kaygılarının oluşması yatıyor olabilir[iii].</p>



<p>Bu araştırma vejetaryenleri konu edinerek yapılmış. Ancak hayvansal gıda tüketen pek çok kişinin, gerçekte böyle olmasa da, veganlığı vejetaryenliğin &#8220;uç&#8221; veya “aşırı” biçimi olarak gördüğünü biliyoruz. Bu yüzden bu araştırmanın sonuçlarının veganlar için de geçerli olması bir hayli mümkün.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Ufak bir parantez: Vejetaryenlik ve hayvan istismarı arasındaki ilişki</h4>



<p>Araştırmanın ayrıntılarına girmeden önce burada bir vejetaryenlik parantezi açarak, çıkış noktası iyi niyetli bile olsa, vejetaryenliğin hayvan sömürüsüne desteği büyük ölçüde devam ettirdiğini belirtmek zorunda hissediyorum. Ne yazık ki hayvanların vücutlarını yemeyi bırakmak hayvanlar için yeterli değil.</p>



<p>Sütleri, yumurtaları, derileri, kürkleri veya yünleri insanlar tarafından çalınabilsin diye hapsedilen hayvanlar, sömürülemeyecek duruma gelip öldürülene kadar, doğdukları ilk andan ölümlerine kadar olan süreçte, yaşam biçimlerine işlenmiş bir işkenceye katlanmak zorunda. Bu açıdan üretim çiftlikleri, mandıralar ve mezbahalar arasında bir fark yok. Bir hayvanı eti için öldürmek ile sütünü alabilmek için ona ölene kadar cinsel şiddet uygulamak, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakmak arasında bir fark yok. Öyle ki, mandıralardaki hayvanlar zaten birkaç yıl içerisinde “verimliliklerinin azalması” sebebi ile kendilerini yine mezbahalarda buluyor.</p>



<p>Dolayısıyla etik veganlar olarak hayvan sömürüsünü bütün biçimleriyle sonlandırmayı amaçlayan vegan yaşamı &#8220;uç&#8221; olarak değerlendiren, üstü örtülü bir şekilde vejetaryenliği bir “orta yol” olarak toplumun kabul edebileceğini ima eden baskın grup söylemlerini reddediyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hayvan sömürüsüne katkıda bulunmamak için vejetaryen olan kişilerin yaptıkları vicdan muhakemesi elbette çok değerli. Sadece hayvanların merhametten çok adalete ve bizim sorgulamadan veya keyfi sebeplerle devam ettirdiğimiz alışkanlıklarımızı değiştirmemize ihtiyacı olduğunu özellikle vejetaryen arkadaşlarımıza hatırlatmak istiyorum.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki suçlama beklentisi</h4>



<p>Parantezi kapatarak araştırmaya dönersek, bu araştırma, makalede de kullanıldığı şekliyle “iyi niyetle” hareket eden insanların (bu bağlamda hayvanlara zarar gelmemesi için “et” yemeyen insanların) aşağılanması üzerine.</p>



<p>Günlük hayatlarında et yiyen 255 katılımcıyla yapılan bu çalışma iki adımdan oluşuyor. Adımlardan birinde katılımcılardan vejetaryenleri birtakım kişilik özellikleri bakımından değerlendirmeleri isteniyor. Diğer adımda katılımcılara, vejetaryenlerin onları ahlaki açıdan nasıl değerlendirdiklerini düşündükleri soruluyor. Bu deney, iki adımın sırası değiştirilerek iki farklı gruba uygulanıyor.</p>



<p>Önce ahlaki açıdan nasıl görüldüğünü düşündüğünü belirten ve sonrasında vejetaryenleri değerlendiren katılımcılar, bu tespitler sırasında, diğer gruba kıyasla vejetaryenleri daha negatif gördüklerini belirtiyor. Araştırmacılar bu negatif değerlendirmeye sebep olan faktörün, katılımcıların vejetaryenler tarafından ahlaki açıdan olumsuz değerlendirildiklerini düşünmeleri olduğunu söylüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yani özünde, hepçillerden oluşan katılımcılar vejetaryenlerin, hepçilleri “daha az ahlaklı” gördüklerini düşünüyor ve bunun sonucunda da vejetaryenlere karşı olumsuz değerlendirmelerde bulunuyorlar. Yazarlara göre bunun sebebi, vejetaryenlerin et yemeyerek baskın gruba (hepçillere) karşı üstü kapalı bir ahlaki ihlal suçlaması yapması.</p></blockquote>



<p>Yazarlar, et yiyen katılımcıların vejetaryenlerden gelebilecek bir ahlaki suçlamayı düşündükten sonra vejetaryenlere karşı negatif hisler geliştirmesini, ahlaki olarak kusurlu ve yetersiz görülmeye karşı düşünülmeden verilen savunmacı bir tepki olarak yorumluyor.</p>



<p>Altını çizmekte yarar var: Bu araştırmada hepçillerin vejetaryenlere karşı negatif hisler geliştirmesinin sebebi, vejetaryenlerin hepçilleri ahlaki açıdan olumsuz değerlendirmeleri değil. Aksine, hepçillerin ahlaki açıdan olumsuz değerlendirilme beklentileri.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Ahlaki suçlama doğru algılanıyor mu?</h4>



<p>Peki, et yiyen katılımcılar kendilerine yöneldiğini düşündükleri bu olası ahlaki suçlamayı doğru algılıyorlar mı? Vejetaryenlerin et yiyenler hakkında kademeli bir ölçeklendirme üzerinde yaptıkları değerlendirmelerde, et yiyenleri ahlaki açıdan bir derece olumsuz değerlendirdiklerini görebiliyoruz. Ancak et yiyenler, vejetaryenlerin hepçilleri olduğundan daha olumsuz değerlendireceklerini düşünüyorlar.</p>



<p>Öte yandan ilginçtir ki, yine aynı ölçeklendirme sisteminde, et yiyen katılımcılar vejetaryenleri, et yiyenlere kıyasla ahlaki açıdan daha olumlu değerlendiriyor. Buna ek olarak daha da ilginç ve çelişkili olan, hepçillerden oluşan katılımcıların, kendilerini ahlaki açıdan hem hepçillere hem de vejetaryenlere göre daha olumlu değerlendirmeleri. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hepçillerin, et yemeyenleri yiyenlere göre daha ahlaklı bulmasını, et yiyen insanların dahi, bir canlının vücudunu yemenin ahlaki açıdan sakıncalı bir davranış olarak görüyor olabileceğinin bir göstergesi olarak yorumlayabiliriz.</p></blockquote>



<h4 class="wp-block-heading">Sonuç: Kaygıyı gidermek için artan negatif tutumlar</h4>



<p>Özetleyecek olursak, vegan ve vejetaryenlere yönelik önyargı ve ayrımcılıklar ile bu insanların hangi sebeple vegan/vejetaryen oldukları arasında bir ilişki var. Hayvan haklarının ihlal edilmesi sebebi ile bu kararı alan insanlar en sevilmeyen grup olurken, onları sırayla çevre ve sağlık kaygılarıyla vegan/vejetaryen olan insanlar takip ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Vegan ve vejetaryenlerin hayvanlara zarar vermemeyi amaç edinmesi (yukarıda anlatıldığı üzere vejetaryenlik bunu tam olarak gerçekleştiremese de), hepçilleri et yemelerinden ötürü ahlaki bir yanlış yaptıkları sebebiyle dolaylı olarak suçlu hissettiriyor. Ahlaki açıdan olumsuz değerlendirilme beklentisi hisseden hepçiller, bu tehdidi bertaraf etmek için vejetaryenleri değersiz görmeye başlıyor.</p></blockquote>



<p>Tüm bu sonuçlar ve çıkarımlar bize vegan/vejetaryenlerin maruz kaldıkları ayrımcılık, önyargı ve nefret söylemlerinin bir sebebinin, hayvanlara zarar veren davranışlardan kaçınmanın, hepçiller üzerinde oluşturduğu ahlaki baskı olabileceğini gösteriyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Önemli bir not</h4>



<p>Son olarak, bu yazının amacının ne bir ahlak tanımı yapmak ne de hayvansal gıda tüketen insanları günlük kullanımdaki yüklü ahlak kavramı üzerinden “ahlaksızlıkla” suçlamak olmadığını belirtmek isterim. Öte yandan her insanın hayvanlara karşı bir sorumluluğu var. Et ve diğer hayvansalları tüketmenin veya bir hayvanın derisini giymenin, hayvanlar açısından hayatını kaybetmek ya da ölene kadar zulüm görmek anlamına geldiğini görmezden gelemeyiz. </p>



<p>Bu keyfi davranış ve alışkanlıklar hayvanlara eziyet eden, onları öldüren, hapseden bir düzen yaratıyor. Dolayısıyla bu davranışlardan kaçınmak hepimizin sorumluluğu.</p>



<p>* Araştırmada LGBTİ+&#8217;lar arasından yalnızca bu gruplardan bahsedilmiştir. </p>



<p>**Hem bitkisel ürünlerle hem de hayvansallarla beslenen.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ednref1">[i]</a> Bagci, C. B., &amp; Olgun, S. (2019). A social identity needs perspective to Veg*nism: Associations between perceived discrimination and well-being among Veg*ns in Turkey. <em>Appetite, 143,</em> 104441</p>



<p><a href="#_ednref2">[ii]</a> MacInnis, C. C., &amp; Hodson, G. (2017). It ain&#8217;t easy eating greens: Evidence of bias toward vegetarians and vegans from both source and target. <em>Group Processes &amp; Intergroup</em> <em>Relations, 20</em>, 721–744</p>



<p><a href="#_ednref3">[iii]</a> Minson, J. A., &amp; Monin, B. (2012). Do-gooder derogation: Disparaging morally motivated minorities to defuse anticipated reproach. <em>Social Psychological and Personality Science,3</em>, 200–207</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/">Veganlara Yönelen Nefret ve Omnivorların Ahlaken Eksik Görülme Korkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2021/03/04/veganlara-yonelen-nefret/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadece insanlar yalnız hissetmiyor</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2021 23:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=3257</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların pandemi sebebiyle evlerinde yaşadıkları kısmi "hapsoluş" hayvanların esarette yaşadıklarının çok küçük bir kısmını oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/">Sadece insanlar yalnız hissetmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Geçtiğimiz yıl mart ayında, pandemi sebebiyle kapılarını ziyaretçilere kapatan Chicago&#8217;daki bir hayvanat bahçesinde dolaşan iki penguenin görüntüleri internette yayılmıştı. İki penguenin &#8220;rahatça&#8221;<sup>1</sup> dolaşabilmesine atıfta bulunan Washington Post, görüntüleri &#8220;tam da ihtiyacımız olan şey&#8221; şeklinde tarif etmişti. </strong></p>



<p>İnsanlar kendi evlerinde hapsolmaya alışmaya çalışırken, penguenlerin “özgürlük anları”<sup>1</sup> pandeminin getirdiği anksiyeteyi biraz olsun hafifletmişti. Penguenlerin (esaret altındaki sözde)<sup>1</sup> özgürlüklerini görmek bile insanları böylesine rahatlattığına göre, aslında içten içe hepimiz esaret altında yaşamanın, hissedebilen her canlı için zararlı olduğunu biliyor olmalıyız.</p>



<p>Hayvanat bahçeleri ve su parklarında hapsedilen hayvanlar, genellikle doğal ortamlarında sergiledikleri uzun mesafeler katetmek, uçmak, tırmanmak, yiyecek aramak, çiftleşmek gibi içgüdüsel davranışları gerçekleştirmekten alıkonulur.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Oxford Üniversitesinden bir çalışma hayvanat bahçesinde bir kutup ayısına düşen alanın, kutup ayılarının doğal habitatının milyonda biri olduğunu gösteriyor.</p></blockquote>



<p>İnsanları eğlendirme amacıyla hapsedilmiş hayvanların çoğu için bir sürüye dahil olmak ya da aile içerisinde olmak oldukça önemli. Ailelerinden ve sosyal bağlarından koparılan bu hayvanlar doğal habitatlarına kıyasla son derece sınırlı alanlarda yaşamaya mahkûm edilirler.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Zoochosis</h4>



<p>Bu yaşam koşullarının bir sonucu olarak hayvanlar, <em>zoochosis</em> adı verilen birtakım psikolojik sıkıntılar yaşamaya başlar. Zoochosis, belli bir amacı veya fonksiyonu olmayan, değişmeyen ve tekrarlayan davranışları açıklamak için kullanılan bir terimdir. Durmaksızın daireler çizmek, bir aşağı bir yukarı yürümek, parmaklıkları ısırmak, aşırı yalanma, kaşınma ve kendine zarar verme bu davranışlar arasındadır. Bunlara ek olarak hayvanat bahçelerinde hapsedilen hayvanlarda depresyon, stres ve anoreksiya da görülmektedir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hayvanat bahçelerinde zoochosis geliştirmeye maruz bırakılan bu hayvanları tedavi etmek için antidepresanlar, sakinleştiriciler, ve antipsikotik ilaçlar kullanılır.</p></blockquote>



<p>Balinalar ve yunuslar esaret altında yaşamaya bilhassa uygun değillerdir. Küçük su tanklarında sonsuz daireler çizmek zorunda kalan deniz memelileri, esaret altındaki diğer hayvanlar gibi psikolojik sıkıntılar yaşamaya başlar. Bir katil balina olan Lolita, Miami Seaquarium&#8217;da en derin yeri 6 metre olan dünyanın en küçük tankına hapsedilmiş durumda. Çoğu günler, hapsedilmiş olmanın yol açtığı birçok sağlık sorunu için Lolita&#8217;ya antibiyotik, steroid ve narkotik ilaçlar veriliyor.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Lolita the Orca - A Call for Humanity" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/gDyW8k4Q8TU?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Lolita, 1980 yılında tanktaki arkadaşı Hugo başını defalarca tankın duvarına vurarak kendini öldürdüğünden beri arkadaşsız yaşıyor. Hugo&#8217;nun ölümü (aslında intiharı demek daha doğru) ve Lolita&#8217;nın hâlâ yaşamak zorunda olduğu zorluklar; esaret altında yaşamanın, ailelerinden ve hayatlarından koparılmalarının bir sonucu.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Peki ya çiftliklerde hapsedilen hayvanlar?</h4>



<p>Hayvanat bahçeleri ve su parklarında hapsedilen hayvanlar esaret altındaki hayvanların küçük bir kısmını oluşturuyor. Fabrika çiftlikleri (ve besicilik amacıyla inşa edilen irili ufaklı alanlar)<sup>1</sup> hayvanların esaret altında tutulduğu en büyük ve yaygın yerler.</p>



<p>Kârı en yüksek düzeye çıkarma amacını güden fabrika çiftlikleri, hayvanların hisli canlılar olduğunu reddeder ve onları birer mal, üretim birimi olarak görür. Bu çiftliklerdeki hayvanlar hareket etmenin dahi mümkün olmadığı dar alanlara hapsedilir.</p>



<p>Tavuk çiftliklerinde dört veya daha fazla tavuk, zemini bir tablet pc&#8217;den daha küçük olan batarya kafeslerine hapsedilir. Domuzlar ve yetişkin inekler çevrelerinde dönmenin dahi mümkün olmadığı dar bölmelerde, buzağılar ise genişliği yaklaşık 70 santimetre olan kulübelerde tutulur. Domuzlar doğum yaptığında, emzirme aralığı dışında yavrularıyla hiçbir temasa izin vermeyen daracık yavrulama kafeslerine nakledilir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Birçok canlı türü için esaret altında yaşamak bir süreliğine olan geçici bir sıkıntı değil, yaşam boyu maruz kaldıkları bir gerçek.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-gallery columns-3 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="684" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-1024x684.jpg" alt="" data-id="3265" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/dead-sheep-in-the-mud-at-a-sale-yard-australia-2013/" class="wp-image-3265" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-1024x684.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-300x200.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-768x513.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-696x465.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-1068x713.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009-629x420.jpg 629w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/SheepSaleyards_Australia_JMcArthur_20130225-6009.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">@ We Animals Media</figcaption></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="600" height="400" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/Egg-Farm-2_andrew-skowron.jpg" alt="" data-id="3264" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/Egg-Farm-2_andrew-skowron.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/egg-farm-2_andrew-skowron/" class="wp-image-3264" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/Egg-Farm-2_andrew-skowron.jpg 600w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/Egg-Farm-2_andrew-skowron-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">@ Andrew Skowron</figcaption></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="1024" height="682" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-1024x682.jpg" alt="" data-id="3263" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/a-calf-chained-to-a-veal-crate-canada-2014/" class="wp-image-3263" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-1024x682.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-300x200.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-768x511.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-1536x1022.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-696x463.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-1068x711.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621-631x420.jpg 631w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/DairyandVealFarm_Canada_JMcArthur_2014-2621.jpg 1800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">@ We Animals Media</figcaption></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="1024" height="768" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-1024x768.jpg" alt="" data-id="3262" data-full-url="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-scaled.jpg" data-link="http://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/animal-aid/" class="wp-image-3262" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-1024x768.jpg 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-300x225.jpg 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-768x576.jpg 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-1536x1152.jpg 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-2048x1536.jpg 2048w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-696x522.jpg 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-1068x801.jpg 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-1920x1440.jpg 1920w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-560x420.jpg 560w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-80x60.jpg 80w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/animal-aid-265x198.jpg 265w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">@ Animal Aid</figcaption></figure></li></ul></figure>



<p>Fabrika çiftliklerindeki hayvanlar dışkılarını ve idrarlarını içinde bulundukları alana yapmak zorundadır. Altlarında biriken atık seviyesi, istiflenmiş halde bulunmak zorunda oldukları için hızlıca birikir ve birçok sağlık sorunu oluşturur. Bunlardan en yaygını olan zatürreye, dışkıların birikmesiyle yüksek oranlarda maruz kalınan amonyak sebep olur. Fabrika çiftliklerindeki domuzların yüzde 80&#8217;i zatürreye yakalanır. </p>



<p>Hızlı kilo alımı ve hareketsizlik sebebiyle fabrika çiftliklerindeki hayvanlarda iskelet ve eklem sorunları oluşur. Kafeslere kapatılmış tavuklarda şiddetli kemik erimesi oldukça yaygındır. <a href="https://www.humanesociety.org/sites/default/files/docs/hsus-report-animal-welfare-of-intensively-confined-animals.pdf">Bir çalışmaya göre</a> neredeyse her dört tavuktan biri kırık kemiklerle yaşamak zorundadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bunlar esaret altında çiftliklerde tutulan hayvanların yaşadığı sağlık problemleri ve hak ihlallerinin nadir birer örneği değil. Tam tersine, korkunç koşullarda yaşamanın doğal bir sonucu olarak sık sık yaşanan zorluklar.</p></blockquote>



<p>Bir etolog ve çevreci olan Marc Bekoff, bütün memelilerin beyinlerinde limbik sistem<sup>2</sup> olduğunu ve bu sistemin korku ve sevinç gibi temel duyguları kontrol ettiğini söylüyor. Başka bir deyişle, çiftliklerdeki hayvanlar da aynı insanlar ve diğer hayvanlar gibi mutsuz, üzüntülü ve sıkıntılı olabilecek donanıma sahipler ve hapsedildiklerinde hissettikleri tam olarak bu.</p>



<p>Hapsedilmenin getirdiği baskı ve stres, sıklıkla çiftlik hayvanlarının birbirlerine zarar vermesine ve zaman zaman kanibalizme<sup>3</sup> yol açıyor. Örneğin, domuzların birbirlerinin kuyruklarını ısırması, hamile domuzların kafesin parmaklıklarını ısırması, &#8220;etleri&#8221; için yetiştirilen tavukların birbirlerini gagalayıp birbirlerinin tüylerini yolması sık görülen durumlar.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="B.C. Mink Farm Footage 2014" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/O1Zk1CjAi5E?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>Uyarı: Tetikleyici şiddet görüntüleri mevcut.<br>Video: Association for the Protection of Fur-Bearing Animals, Kaynak: National Observer </figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Kapanma ve kapatılma</h4>



<p>Gelişen teknolojiyle beraber insanların daha dar alanlara daha fazla hayvan sığdırması mümkün hale geliyor. Hayvanların yaşamını daha da zorlaştırmasına ek olarak bu durum, insanlara sıçrayan virüslerle görünür halen gelen hijyen standardları açısından da sorun teşkil ediyor. <em>Bird Flu: A Virus of Our Own Hatching</em> kitabının yazarı doktor Michael Greger, &#8220;Pandemiler yaratmak istiyorsanız fabrika çiftlikleri inşa edin,&#8221; diyor.</p>



<p>İnsanların pandemi sebebiyle evlerinde yaşamak zorunda kaldıkları kısmi &#8220;hapsoluş&#8221;, hayvanların deniz parklarında/tematik akvaryumlarda, hayvan çiftliklerinde ve hayvanat bahçelerinde yaşadıklarının çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Biz sağlığımızı korumak için evlere kapanırken, onlar bambaşka sebeplerle hapsedilmiş durumdalar. Kimileri &#8220;etleri&#8221; için öldürülene kadar, kimileri ise bizi eğlendirmek için hayat boyu esaret altında yaşamaya zorlanıyor.</p>



<p>Onlara yardım etmek isterseniz, kilometrelerce öteden yapabileceğiniz seçimlerle hayatlarında çok büyük değişimler yaratabilirsiniz. Bir canlının vücudunu yemeyi ya da sütünü içmeyi bırakarak işe başlayabilirsiniz.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>1 Eklenmesinin gerekli olduğunu düşündüğüm vurgu ve ifadelerdir.</p>



<p>2 &#8220;Limbik sistem davranışsal,&nbsp;motivasyon,&nbsp;uzun süreli bellek&nbsp;ve&nbsp;koku alma&nbsp;duyusu gibi çeşitli fonksiyonlar içerir; duygusal yetiler en çok burada işleme tabi olur.&#8221; (<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Limbik_sistem" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Wikipedia</a>).</p>



<p>3 Bir canlının kendi türünü yemesi.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://sentientmedia.org/humans-arent-the-only-species-that-feels-lonely/">Sentient Media</a></p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı:</strong> Jo-Anne McArthur / Born Free Foundation</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/">Sadece insanlar yalnız hissetmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2021/01/11/sadece-insanlar-yalniz-hissetmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkisel beslenmeye geçiş için hükümetler neden devreye girmeli?</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/21/bitkisel-beslenmeye-gecis-icin-hukumetler-neden-devreye-girmeli/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/21/bitkisel-beslenmeye-gecis-icin-hukumetler-neden-devreye-girmeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 21:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[amazon yağmur ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[bitki temelli beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[karbondioksit salınımı]]></category>
		<category><![CDATA[metan]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=3128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Science dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma daha, bitki temelli beslenmeye geçişin insanlığın ve gezegenin var olma mücadelesi açısından kritik öneme sahip olduğunu ortaya koydu. Ancak hükümetler, iklim krizinin aciliyetine rağmen hayvan tüketimi odaklı gıda sistemlerine yönelik politika üretmekte ve bu geçişi kolaylaştırmada geri kalıyor. Peki, son veriler ışığında gıda sistemini değiştirmek için neler yapabilirler? Geçtiğimiz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/21/bitkisel-beslenmeye-gecis-icin-hukumetler-neden-devreye-girmeli/">Bitkisel beslenmeye geçiş için hükümetler neden devreye girmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Science dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma daha, bitki temelli beslenmeye geçişin insanlığın ve gezegenin var olma mücadelesi açısından kritik öneme sahip olduğunu ortaya koydu. Ancak hükümetler, iklim krizinin aciliyetine rağmen hayvan tüketimi odaklı gıda sistemlerine yönelik politika üretmekte ve bu geçişi kolaylaştırmada geri kalıyor. Peki, son veriler ışığında gıda sistemini değiştirmek için neler yapabilirler?</strong> </p>



<p>Geçtiğimiz yaz ve önceki yıllarda Amazon bölgesini yakıp kavuran büyük yangınların yediklerimizle doğrudan bağlantısı var. Küresel düzeyde artan “et” talebine yetişmeye çalışan çiftlik sahipleri yağmur ormanlarında yangınlar çıkartarak bu alanları otlaklara dönüştürmeye devam ediyor. Çiftlik sahiplerinin &#8220;gıda olarak&#8221; yetiştirdikleri hayvanları besleyebilmek için ormanları yakmaları, hem iklim değişikliği hem de biyoçeşitlilik açısından da bir felaketi beraberinde getiriyor.</p>



<p>Geçtiğimiz yıl NASA&#8217;ya ulaşan yangın alarmları Amazon tarihindeki en büyük orman katliamlarına işaret ediyor: Temmuz-Eylül 2019 arasında meydana gelen 554 bin yangın alarmının 376 bininin, <a href="https://www.theguardian.com/environment/2019/dec/10/revealed-fires-three-times-more-common-in-amazon-beef-farming-zones" target="_blank" rel="noreferrer noopener">yani yaklaşık yüzde 70&#8217;inin</a>, et şirketlerinin hayvan satın alma bölgelerinde gerçekleştiği kanıtlanmıştı. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i.guim.co.uk/img/media/f70ad33cac3d14d968212a01e69a256ff60da329/0_169_3500_2101/master/3500.jpg?width=1020&amp;quality=45&amp;auto=format&amp;fit=max&amp;dpr=2&amp;s=9778bb297ffcfdc93a801bfda85497de" alt=""/><figcaption>Dünyanın en büyük et şirketlerinin faaliyet gösterdiği Amazon ormanlarında çıkan yangınların çoğunun &#8220;et satın alma&#8221; bölgelerinde ortaya çıktığı verilerle ortaya konmuştu. Fotoğraf: Bruno Kelly/Reuters, Kaynak: <a href="https://www.theguardian.com/environment/2019/dec/10/revealed-fires-three-times-more-common-in-amazon-beef-farming-zones" target="_blank" rel="noreferrer noopener">The Guardian</a></figcaption></figure>



<p>Bu yangınlar mevcut küresel gıda sisteminin sürdürülemez olduğunun en güncel göstergesi. Çünkü yiyecek tedarik zincirinin her halkasında salınımlar mevcut. Karbondioksit, azot oksit, metan gibi zararlı sera gazları ormansızlaşma, ineklerin çıkardığı gazlar, hayvanlara yedirilen mahsullerin yetiştirilmesi gibi çeşitli sebeplerle salınmaya devam ediyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Gıda üretimi ve tüketiminde değişiklik için en doğru zaman şimdi</h4>



<p><a href="https://science.sciencemag.org/content/370/6517/705">Science dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma</a>, yiyecek üretiminden kaynaklanan salınımın önüne geçmenin, hızla büyüyen iklim kriziyle mücadelede önemli bir faktör olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Makale üzerinde çalışan araştırmacılar ilk kez gıda sektörünün yaptığı salınımı diğer salınım faktörlerinden izole ederek gezegen üzerinde etkisini belirledi ve sadece bu salınım miktarının Paris Anlaşması hedeflerini ulaşılmaz kıldığını ortaya koydu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Araştırmacılara göre gıda sektörü dışındaki bütün sera gazı salınımlarının bugün kesildiği durumda dahi, gıda sektörünün yaptığı salınım son 50 yıldaki gibi devam ederse, yüzyılın ortalarına doğru küresel sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceyi aşmış olacak.</p></blockquote>



<p>Gıda sistemi halihazırda sera gazı salınımının yüzde 30&#8217;undan sorumlu. Refah arttıkça ve insanların daha fazla “et ve süt ürünü” tüketmeye başlamasıyla bu oranın artması bekleniyor.</p>



<p>Araştırmanın yazarlarından Oxford Üniversitesi’nden Michael Clark, şu anki vahim artışı göz önüne aldığımızda, Paris anlaşması hedeflerini aşmamak için, gıdayı üretme ve tüketme şeklimizde acilen değişiklik yapmamız gerektiğini söylüyor. Bunu yapmak için en iyi zamanın 20 yıl öncesi olduğunu, ancak ikinci en iyi zamanın ise şu an olduğunu vurguluyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/andrewskowron.org/wp-content/uploads/2019/07/an.jpg" alt="" width="1042" height="694"/><figcaption>Ukrayna&#8217;daki bir süt çiftliği. <a href="https://andrewskowron.org/dairy-farm-ukraine-2019/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Fotoğraf</a>: Andrew Skowron</figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">İklim krizine karşı bitki temelli beslenme, hemen şimdi!</h4>



<p>Araştırmacılara göre gıda kaynaklı salınımları hızla kesmenin en iyi yolu, bitkiler açısından zengin bir beslenme biçimine acilen geçiş yapmak. İklim krizinin aciliyeti göz önüne alındığında, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.thelancet.com/commissions/EAT" target="_blank">bu büyüklükte bir davranış değişimini</a> yalnızca insanlara, yani bireysel düzeyde yapılacak değişikliklere bırakmak oldukça riskli.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bu sebeple karar vericiler ve politika yapıcılar tüketicileri hayvan ve hayvansalların tüketiminin zararlarına karşı bilinçlendirmek ve bitkisel beslenmeye yönlendirmek için daha azimli olmalı ve daha yaratıcı adımlar atmalı. </p></blockquote>



<p>Şimdiye kadar hükümetler iklim kriziyle mücadelede gıda sisteminin etkisini göz önüne almakta ve beslenme değişikliklerini hayata geçirmenin önemini vurgulamakta yetersiz kaldılar. Bugün ise hükümetler, geçmişte başarılı bir şekilde beslenme değişikliği meydana getirmiş olan halk sağlığı politikalarından yararlanarak işe başlayabilirler.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Karbondioksit salınımına çözüm: Bitkisel beslenme</h4>



<p>Yüzyıl sonuna kadar 2 santigrat derecelik artışın altında kalabilmek için sadece 1500 gigaton (1 gigation = 1 milyar tona tekabül ediyor) karbondioksit salma hakkımız kaldı. Gıda sektörü bu şekilde salınım yapmaya devam ettiği takdirde, 1356 gigaton karbondioksit salınımı yaparak neredeyse diğer hiçbir sektöre yer bırakmayacak. Hesaba, en fazla salınım yapan enerji sektörünü de kattığımız takdirde, şu anki Paris Anlaşması hedeflerinin ulaşılmaz olduğu aşikâr.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Hayvancılık sektörünün çok büyük miktarda karbon ayak izine sahip olduğunu vurgulayan araştırma, karbondioksit salınımını düşürmek için en etkili yöntemin bitkisel beslenmeye geçiş yapmak olduğunu gösteriyor.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://www.worldwildlife.org/photos/deforestation-for-cattle-ranching-in-the-amazon" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" src="https://c402277.ssl.cf1.rackcdn.com/photos/988/images/story_full_width/deforestation-overview-cattle-ranchingHI_51682.jpg?1345534861" alt=""/></a><figcaption>Venezuela-Brezilya sınırı, Amazon Yağmur Ormanları. Büyükbaş hayvancılık için sistematik bir şekilde ağaçlar kesildiği için ormansızlaşma devam ediyor. <a href="https://www.worldwildlife.org/photos/deforestation-for-cattle-ranching-in-the-amazon" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Fotoğraf</a>: Nigel Dickinson / WWF-Canon</figcaption></figure>



<p>2018&#8217;de Science dergisinde yayımlanan <a href="https://science.sciencemag.org/content/360/6392/987" target="_blank" rel="noreferrer noopener">bir başka çalışma da</a> “et”, süt ve süt ürünleri, yumurta ve su ürünleri”nin, gıda kaynaklı sera gazı salınımının yüzde 56&#8217;sını oluşturduğunu ortaya koymuştu. Bu denli büyük ve zararlı bir salınıma rağmen, bu ürünler insanların aldığı toplam kalorinin yalnızca yüzde 18’ini ve proteinin de yüzde 37&#8217;si gibi oldukça düşük bir miktarını oluşturuyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Bitkisel beslenmeye geçiş için hükümetler neler yapabilir?</h4>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.mdpi.com/2071-1050/12/15/5924" target="_blank">Başka bir araştırmanın yazarları</a> hükümetlerin “et” ve süt tüketiminin yarattığı sorunların üzerine eğilmekte isteksiz oluşunun sebebini, ağırlıklı olarak bu endüstrilerin politika üzerindeki etkisine ve siyasi bağlantıların gücüne bağlıyor. </p>



<p>Ancak karar vericiler, beslenme ve gıda sistemlerinde değişimi tetiklemek için daha önce uygulanmış olan halk sağlığı politikalarına benzer bir şekilde etkili politikalar üretebilir. Örnek olarak bazı ülkelerde alkollü içkilere ve meşrubatlara getirilen vergilendirme kurallarının tüketimi düşürmesini verebiliriz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Benzer şekilde hayvansallar gibi karbon ayak izi yüksek olan “gıdalar” için bir fiyatlandırma ve vergilendirme politikası geliştirilebilir. Hatta İngiltere’de faaliyet gösteren bazı sağlık kuruluşları, gezegene verdiği zararlar nedeniyle “et” ürünlerine yönelik özel bir “karbon fiyatlandırması” yapılması için hükümete şimdiden çağrı yapıyor.</p></blockquote>



<p>Burada önemli bir nokta, getirilecek fiyatlandırma ve vergilendirme sisteminin yüksek ve düşük gelirli bireylerin gıdaya erişiminde daha fazla eşitsizlik meydana getirmemesi. Bunun için de bu yeni düzenlemeyi yaparken sağlıklı gıdaların ve bitkisel ürünlerin de sübvanse edilmesi ve devlet yardımı alması tavsiye ediliyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Vergilere ek olarak, okullarda ve kamu kuruluşlarında sağlıklı gıdaların teşvik edilerek sağlıklı beslenme alışkanlığının, özellikle çocuklar ve gençler arasında geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması öneriliyor.</p>



<p>Toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik beslenme önerileri ve gıda olarak satılan ürünlerin etiketlenmesi de, hükümetlerin uygulayabileceği politikalar olarak sıralanıyor.</p>



<p>Makalenin yazarlarından Clark, sözlerini şöyle bitiriyor:  “Hepimizin bu bütünde bir rolü var. Davranışlarımızı ve yemekle ilişkimizi değiştirmek, daha iklim dostu bir gıda sistemine geçiş yapmak için hepimize sorumluluk düşüyor.”</p>



<p>Halihazırda milyarlarca hayvanın katledildiği, &#8220;et&#8221;, süt ve yumurta endüstrileri tarafından akıl almaz bir sömürüye maruz bırakıldığı, beden parçaları ve salgılarının besin olarak sofralarımıza getirildiği bir beslenme biçimi ne hayvanlar, ne insanlar, ne de gezegen için iyi. Vegan bir yaşama geçiş yapmak bugün ve gelecek için tüm canlılar ve ekosistemler adına bireysel sorumluluğumuz. Hükümetler ise politika değişiklikleriyle daha fazlasını yapmakla yükümlü. </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Not:</strong> <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.vox.com/21562639/climate-change-plant-based-diets-science-meat-dairy" target="_blank">Vox.com</a> sitesindeki orijinal makale kısaltılarak çevrilmiş, bazı kısımları birleştirilerek ve ek kaynaklardan eklemeler yapılarak derlenmiştir. Bilimsel çalışmanın tamamını okumak için <a rel="noreferrer noopener" href="https://science.sciencemag.org/content/370/6517/705" target="_blank">bu bağlantıyı</a> tıklayabilir, Amazon&#8217;da hayvancılık kaynaklı yangınlar ve tahribat ile ilgili ek bilgi ve fotoğraflar için <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.nationalgeographic.com/culture/2019/08/amazon-burns-cattle-ranchers-blamed-complicated-relationship/" target="_blank">National Geographic</a> sitesindeki makaleyi ve <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.washingtonpost.com/business/2019/08/27/how-beef-demand-is-accelerating-amazons-deforestation-climate-peril/" target="_blank">Washington Post&#8217;ta</a> yayımlanan yazıyı inceleyebilirsiniz.</p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı:</strong> <a href="https://unsplash.com/photos/jFBWOaoS-7o" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Mert Guller/Unsplash</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/21/bitkisel-beslenmeye-gecis-icin-hukumetler-neden-devreye-girmeli/">Bitkisel beslenmeye geçiş için hükümetler neden devreye girmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/21/bitkisel-beslenmeye-gecis-icin-hukumetler-neden-devreye-girmeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan Yaşama Dair Mitler: “Ama Bitkiler de Acı Çekiyor!”</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/02/vegan-yasama-dair-mitler-ama-bitkiler-de-aci-cekiyor/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/02/vegan-yasama-dair-mitler-ama-bitkiler-de-aci-cekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 23:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[ama bitkiler de acı çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[ama bitkiler de canlı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık Endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[hissedebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[mezbaha]]></category>
		<category><![CDATA[mitler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=2874</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Ama bitkilerin de canı var!" Veganların en sık duyduğu mitlerden biri olan bu söylem, bazı insanların hayvanlara yaşatılanlar sebebiyle kendilerini rahatlatmak için kullandıkları yaygın bir mazeret. Aynı zamanda pek çok kişi tarafından, bitkilerin çektiği farazi acıyı önlemeyi amaç edinmekten çok uzak bir şekilde kullanılıyor.</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/02/vegan-yasama-dair-mitler-ama-bitkiler-de-aci-cekiyor/">Vegan Yaşama Dair Mitler: “Ama Bitkiler de Acı Çekiyor!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hayır, bitkiler insan ve insan dışı hayvanlar gibi acı çekmiyor ama evet, bitkiler de kesinlikle canlı. En azından günümüzdeki mevcut bilimsel bulgulara göre durum bu. Bitkiler; kokulara, seslere ve ışığa tepki veriyorlar. Hatta alanları için savaşıyor, yiyecek arıyor, avcılardan kaçıyor ve avlarını kapana kıstırabiliyorlar. Ancak biz hayvanlardan önemli bir farkları acıyı hissetmiyor ve işlemiyor olmaları.</strong></p>



<p>Veganların en sık duyduğu mitlerden biri olan bu söylem, bazı insanların hayvanlara yaşatılanlar sebebiyle kendilerini rahatlatmak için kullandıkları yaygın bir mazeret. Aynı zamanda pek çok kişi tarafından, bitkilerin çektiği farazi acıyı önlemeyi amaç edinmekten çok uzak bir şekilde kullanılıyor.</p>



<p>Hayvanların “et”, yumurta, süt, bal, kürk, vb. üretimi için ömür boyu sömürülmesi, bu süreçlerde büyük acılar çekmesi ve kitlesel olarak öldürülmesi, onları yiyecek olarak tüketmemek veya “meta” olarak görmemek için son derece yeterli ve somut sebepler. Fakat bu gerekçeler karşısında “ama bitkiler de acı çekiyor” veya “ama bitkilerin de canı var” diyenler, veganların en temel dayanaklarını değersizleştirmek amacıyla bu argümanı kullanıyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Aynı zamanda hayvanlara yapılan tüm kötü muameleleri ve sistematik istismarı, bitkileri yemekle eşdeğer hale getirmeye, bitkilerin ve hayvanların hissedebililik düzeylerinin aynı olduğunu temelsiz bir iddiayla kanıtlamaya çalışıyor.</p></blockquote>



<p>Oysa gerek videolar ve belgeseller sayesinde gördüğümüz bizden gizlenen görüntüler, gerekse bilimsel çalışmaların sonuçları iki durumun kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu gösteriyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><a href="https://youtu.be/I9Ez_KOSEsE" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-1024x483.png" alt="" class="wp-image-2879" width="1024" height="483" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-1024x483.png 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-300x141.png 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-768x362.png 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-1536x724.png 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-696x328.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-1068x504.png 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha-891x420.png 891w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/12/mezbaha.png 1885w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><figcaption>Uyarı: Video tetikleyici ve üzücü şiddet görüntüleri içeriyor. <em>Videoya 18 yaş üstü sınırlaması getirildiğinden yalnızca YouTube üzerinden izlenebiliyor. Fotoğraf üzerine tıklayıp <a href="https://www.youtube.com/channel/UCXVnU_KJUIfuxKd2tstJqZQ">Linas Korta</a></em> <em>hesabından hissedebilirlik, acı ve ölüm gerçeğini hayvanların gözünden izleyebilirsiniz.</em> Videoda <em>bir sığır, mezbahada başına dayanan tabancayla öldürülmeden hemen önce, sıkıştırıldığı daracık alandan kaçma umuduyla büyük bir çaba sarfediyor ama ne yazık ki başarılı olamıyor</em> (*).   </figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bitkilerin merkezi sinir sistemi ve acı reseptörleri yok</strong></h3>



<p>Yeryüzündeki çeşitliliği ve güzelliğiyle göz kamaştıran, evrimsel ve tarihsel olarak insanların ve insan dışı hayvanların yaşamlarını ve gelişimlerini borçlu olduğu bitkilerin <a href="http://www.bbc.com/earth/story/20170109-plants-can-see-hear-and-smell-and-respond">canlı olduğu ve ortamdaki değişikliklere tepki verdikleri</a> aşikar. Hatta Michael Pollan&#8217;ın muhteşem kitabı &#8220;Arzunun Botaniği&#8221;nde de anlatıldığı gibi insanları yüzyıllar boyunca kendi evriminin yararına kullanan bitkilerin beyinleri, merkezi sinir sistemleri ve daha önemlisi, ağrıyı ve acıyı hissetmek için reseptörleri yok.  </p>



<p>Evrimsel olarak baktığımızda bu durum oldukça anlamlı. Acıyı hissetmenin biz hayvanların hayatta kalma mücadelesi için önemli bir fonksiyonu var: Acı, bize mevcut durumda bir terslik olduğunu gösterir ve hızlı bir şekilde tepki vermemizi, acıdan kaçmamızı sağlar. Öte yandan, bitkiler için savaşma veya kaçma gibi ani tepkiler vermek söz konusu değildir. Dolayısıyla acıyı hissetmek, bir bitkinin hayatta kalma ihtimalini artıramaz. Bu sebeple acıyı hissetmenin bitkilerde evrimleşmiş olması çok uzak bir ihtimal. </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Acı sadece fiziksel tepki değil, duygusal bir deneyimdir</strong></h3>



<p>Üstelik acı yalnızca fiziksel bir tepki değil, aynı zamanda öznel bir duygudur. İnsan ve insan dışı hayvanlar acıyla bağlantılı korku, üzüntü ve öfke gibi pek çok duyguyu hissedebilir; omurilik&nbsp;ve beyne sinyal gönderen sinirler aracılığıyla fark edilen acıyı bilinçli bir şekilde işleyebilir. Örneğin bir inek doğum yaptıktan hemen sonra yavrusundan zorla ayrıldığında duygusal ve psikolojik anlamda acı çeker ve bu acı oldukça uzun sürer; tıpkı aynı durumdaki bir insanın yaşayabileceği duygusal ıstırap gibi.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Bir süt endüstrisi gerçeği: Birbirlerini bir daha hiç görmeyecekler" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/to3J4vxHeGY?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Dolayısıyla acı, gelecekte karşılaşılabilecek benzer riskleri önlemek ve iyileşmeyi sağlamak için fiziksel tepkinin öznel bir duygusal deneyime dönüştürülme, zihinsel bir süzgeçten geçirilme sürecidir.</p>



<p>“Ama bitkiler de acıyı hissediyor” söylemini kanıtlamak için örnek olarak sunulan bazı araştırma ve bulgulardaki kimyasal tepkime örnekleri (gaz/kimyasal salgılama, titreşim veya ses çıkarma, vb.), bazı bilim insanlarınca daha derinlemesine felsefi bir tartışmayı da beraberinde getiren bilinç ve hissedebilirlik kavramına atıfta bulunsa da, pek çok bilim insanı tarafından merkezi sinir sisteminin yokluğunda basit birer mekanik uyaran-tepki olarak nitelendiriliyor. Tıpkı bitkilerin güneş, su veya topraktaki uyaranlara verdikleri yanıt gibi&#8230; </p>



<p>Bitkilere dair bu tür mevcut çalışmalarda yöntemsel eksikler nedeniyle de çoğu zaman daha fazla araştırma yapılması gerektiği vurgulanıyor. Bazıları ise zaten <a href="https://www.biorxiv.org/content/10.1101/507590v4.full">hakem denetiminden dahi geçmemiş olan</a> araştırmalar olarak karşımızda duruyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Özetle, bir tehdite karşı fiziksel bir tepki göstermek ayrı, bunu zihinsel ve duygusal anlamda işlemek ayrı.</p></blockquote>



<p>Bilim insanları tarafından bir canlının acıyı hissedip hissetmediğini anlamak için kullanılan iki kriter, canlının acıyı hissetmek için gerekli fiziksel niteliklere sahip olup olmadığı ve acıyı hisseder şekilde davranıp davranmadığıdır. Kendi deneyimimiz dışında başka hiçbir canlının hissettiklerini doğrudan deneyimlemediğimiz için, gerek insanların gerekse insan dışı hayvanların acı çekip çekmediğini bu iki kriter sayesinde anlarız.</p>



<p>İnsanların, köpeklerin, tavukların, ineklerin, koyunların, balıkların ve daha nice hayvanın acıyı hissedebildiğini, verdiği tepkilerden açıkça anlayabiliyorken, bitkiler için durum böyle değil.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Veganlar “et” yiyenlerden daha az bitki tüketiyor</strong></h3>



<p>Öte yandan eğer ki bitkiler acıyı bizim gibi hissetseydi –ki gelecekte bir gün belki de bizim bildiğimiz şekilde acı hissetmeye eşdeğer bir bulgu elde edilebilir- vegan beslenme yine de hepçil (omnivor) beslenmeye göre daha az acıya sebep olurdu. Bunun en önemli sebebi, mevcut gıda sisteminde veganların hepçillerden ve “et” tüketenlerden çok daha az bitki tüketmesi.</p>



<p>Buna inanmak güç gibi görünebilir, fakat bilimsel araştırmalar ve raporlar gerçekleri net bir şekilde ortaya koyuyor: <a href="http://www.fao.org/3/v8180t/v8180T07.htm">Dünyada yetiştirilen tahılların yarısı</a>, insanların öldürmek için ürettiği ve ömür boyu sömürdüğü <a href="https://tvd.org.tr/surdurulebilirlik/">hayvanlara yediriliyor</a> (Hayvanlara yedirilen tahılların %85’i de, gelişmiş ülkelerdeki hayvanlar için ayrılıyor).</p>



<p>Bilimsel ve mevcut kaynaklara ek olarak, 7,8 milyarlık insan nüfusunun “tüketimi” için dünya çapında <a href="http://www.fao.org/faostat/en/#data/QL">yılda en az 83 ila 150 milyar hayvanın</a>, Türkiye’de ise en az <a href="https://www.gidahatti.com/tuik-acikladi-iste-hayvan-varligimiz-163880/">413 milyon hayvanın</a> (balıklar hariç)** yetiştirildiğini ve öldürüldüğünü göz önünde bulundurursak, basit bir akıl yürütmeyle bitkileri “asıl öldürenin” hayvancılık endüstrisi ve hayvan tüketimi olduğunu görmek daha kolay olacaktır.</p>



<p>Bu açıdan bitkilerin acıyı hissedip hissetmemesi ne yazık ki bir şeyi değiştirmiyor. Bitkilerin acıyı hissedebildiği bir senaryoda dahi veganlık, dünya üzerindeki önlenebilir acıyı en aza indiren en etik ve en sürdürülebilir yaşam biçimi olurdu. </p>



<p>Nitekim, bugün <a rel="noreferrer noopener" href="https://tvd.org.tr/iklim-cevre/" target="_blank">hayvancılık sektörü ve madencilik gibi insan faaliyetleri</a> ormanları ve doğal bitki örtüsünü, dolayısıyla yaban hayvanlarının da yaşam alanlarını durmaksızın yok etmeye devam ederken, insan kaynaklı küresel tahribatı görmezden gelip bir başka haksızlığı bu tür argümanlarla normalleştirmeye çalışmak pek mantıklı değil. </p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Tras Los Muros - Heartbreaking Moment: Calf Begging For His Life" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/P9H4a1gMrWQ?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption><em>Uyarı: Video tetikleyici ve üzücü şiddet görüntüleri içeriyor.</em> Kaynak: <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.youtube.com/channel/UCAZ7-pofs3Ke4d_aygkkyJw" target="_blank">Tras Los Muros &amp; Th</a><a href="https://www.youtube.com/channel/UCAZ7-pofs3Ke4d_aygkkyJw" target="_blank" rel="noreferrer noopener">e</a><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.youtube.com/channel/UCAZ7-pofs3Ke4d_aygkkyJw" target="_blank"> Lives of Animals </a></figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Kuzunun boğazını kesmekle bitkiyi budamak gerçekten de aynı mı?</strong></h3>



<p>Son olarak çok basit bir gerçeği beraber ele alalım: Bir kediyi, bir ineği veya bir kuzuyu alıp boğazına bıçak dayadığımızda veya kollarını ve bacaklarını parçalara ayırdığımızda –ki son ikisini öldürmenin normal karşılandığı bir dünyada dahi, pek çok kişi şok olacak, travma yaşayacak ve bizi durdurmaya çalışacaktır. Fakat aynı kişiler, çimleri biçtiğimizde, bitkileri budadığımızda veya ağaçtan elma kopardığımızda hiçbir olumsuz tepki vermeyecektir. Pek çok kişi için bunların birer hobi veya zevk unsuru olduğu gerçeğini de unutmayalım. &nbsp;</p>



<p>Bir koyunun boğazını kesmekle bir bitkinin başını kesmek veya bıçağı salatalığa saplamakla bir köpeğe saplamak -ki bu, bazı Uzakdoğu ülkelerinde yaygın bir uygulama, aynı şey değil. Bir eşeği, buzağıyı veya kediyi tekmeleyen birini gördüğümüzde hissettiğimiz öfke ve engelleme hissi, bir çiçeği bulunduğu yerden koparan birine duyduğumuz kızgınlıkla çoğu zaman aynı seviyede değil.</p>



<p>Tam da bu yüzden çocuklarımızı bir piknik sırasında çilek, kiraz veya böğürtlen toplamaya rahatlıkla götürebiliyoruz ama hiçbir zaman bir mezbahaya gezi düzenlemiyor, gönül rahatlığıyla bunun aynı şey olduğunu söyleyemiyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://c0.iggcdn.com/indiegogo-media-prod-cld/image/upload/c_fill,w_695,g_auto,q_auto,dpr_1.3,f_auto,h_460/lu6ru3clnuxa30ulivwl" alt="" width="904" height="598"/><figcaption>Fotoğraf: Jose Valla &#8211; Man with Dogs (<a rel="noreferrer noopener" href="https://weanimalsmedia.org/" target="_blank">We Animals Media</a>&#8216;nın HIDDEN adlı kitabından) Kaynak: <a href="https://www.indiegogo.com/projects/hidden-animals-in-the-anthropocene-by-we-animals#/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Indiegogo</a> HIDDEN kampanyası</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Damak zevkimize ve keyfi alışkanlıklarımıza gerekçe aramaktan vazgeçmek &nbsp;</strong></h3>



<p>Hayvanlara yaşattıklarımızı önlemeye çalışmak yerine, kapalı kapılar ardında görmediğimiz ya da görmeyi reddettiğimiz vahşeti sürdürmeye çalışmak için telaşlı bir şekilde gerekçeler aramanın arkasındaki sebep, dışarıdan oldukça net bir şekilde gözüküyor aslında. Hayvanlara yaşatılanların önlenebilir olması ve bunun bilincinde olmak, pek çok kişiyi buna karşı çeşitli sebepler aramaya itiyor çünkü değişmesini istemediğimiz ayrıcalıklarımız ve alışkanlıklarımız var. &#8220;Ama bitkilerin de canı var!&#8221; serzenişinin altında yatan nedenlerden biri de işte bu: konfor alanımızdan çıkmak istememek.</p>



<p>Oysa onlara yaşattığımız korku ve ıstırabı çok kolay bir değişiklikle önleyebiliriz. Vegan bir yaşamı benimsemek ve bitki temelli beslenmeye geçiş yapmak hem bunun için hem de daha etik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam için çok iyi bir başlangıç. </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>* <a rel="noreferrer noopener" href="https://youtu.be/Ws2BsCoyloA" target="_blank">2011 tarihli Zulmü Görüntüle videoları da</a> dünyanın her yerinde mezbahalarda hayvanlara yaşatılan acıların ne denli korkunç olduğunu kanıtlar nitelikte (Uyarı: Video tetikleyici şiddet görüntüleri içeriyor). </p>



<p>** Balıklar ne yazık ki birey olarak değil, ton olarak hesaplandığından, biz de TUİK’ten ancak bu şekilde Türkiye verisini paylaşabiliyoruz: 2019’da Türkiye’nin “su ürünleri üretimi” <a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/su-urunleri-uretimi-artti/1866059">836 bin 524 ton</a> olarak kayıtlara geçmiş durumda. Buna balık ve deniz canlısı avcılığı ile üretimi dahil. Dünyada ise “deniz ve iç su avcılığı toplam üretimi son yıllarda 90 milyon ton seviyelerinde. Dünya su ürünleri üretimi ise 2017 yılında 172,7 milyon ton olarak <a href="https://www.tarimorman.gov.tr/TAGEM/Belgeler/yayin/Su%20%C3%9Cr%C3%BCnleri%20Sekt%C3%B6r%20Politika%20Belgesi%202019-2023.pdf">gerçekleşmiştir (FAO, 2019).</a> Bu rakamlar Türkiye ve dünya çapında milyarlarca balığa ve deniz canlısına eşdeğer olmalı.</p>



<p><strong>Not: </strong>Konuyla ilgili bir başka yazıyı ise <a href="https://blog.veganoluyorum.com/bitkiler-ve-hissedebilirlik-b732d94bd8a6" target="_blank" rel="noreferrer noopener">blog.veganoluyorum.com</a> sitesinde bulabilirsiniz.</p>



<p><strong>Kaynaklar: </strong><a href="https://www.milliondollarvegan.com/fake-news/plants-feel-pain/">Million Dollar Vegan</a>, <a href="http://www.skoolofvegan.com/plants-have-feelings-too.html">Skool of Vegan</a>, <a href="https://theminimalistvegan.com/do-plants-have-feelings/">The Minimalist Vegan</a>, <a href="http://www.fao.org/3/v8180t/v8180T07.htm">Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü &#8211; FAO</a>, <a href="https://www.cowspiracy.com/facts/">Cowspiracy</a>, <a href="https://iopscience.iop.org/article/10.1088/1748-9326/8/3/034015">IOP Science1</a>, <a href="https://iopscience.iop.org/article/10.1088/1748-9326/8/4/044044/meta;jsessionid=5BD026EFAA22990E387DC2D579E5DC19.ip-10-40-1-98">IOP Science 2</a>, <a href="http://www.bbc.com/earth/story/20170109-plants-can-see-hear-and-smell-and-respond">BBC</a>, <a href="http://www.fao.org/faostat/en/#data/QL">FAO</a>, <a href="https://www.tarimorman.gov.tr/TAGEM/Belgeler/yayin/Su%20%C3%9Cr%C3%BCnleri%20Sekt%C3%B6r%20Politika%20Belgesi%202019-2023.pdf">T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı</a> &nbsp;</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kapak fotoğrafı:</strong> <a rel="noreferrer noopener" href="https://traslosmuros.com/en/" target="_blank">Tras Los Muros</a> &#8211; <a href="https://www.instagram.com/traslosmuros/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aitor Garmendia</a></p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/02/vegan-yasama-dair-mitler-ama-bitkiler-de-aci-cekiyor/">Vegan Yaşama Dair Mitler: “Ama Bitkiler de Acı Çekiyor!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/12/02/vegan-yasama-dair-mitler-ama-bitkiler-de-aci-cekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Yün Doğal ve Zararsızdır&#8221;</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/11/27/vegan-yasama-dair-mitler-yun-dogaldir-koyunlarin-kirkilmalari-gerekir/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/11/27/vegan-yasama-dair-mitler-yun-dogaldir-koyunlarin-kirkilmalari-gerekir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2020 02:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'den]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[et endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[giyim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan yetiştiriciliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlara kötü muamele]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[yapağı]]></category>
		<category><![CDATA[yün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/?p=2823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne doğal, ne de masum&#8230; Yün ile ilgili çevremizden en çok duyduğumuz argümanlardan biri bu: Yünün zararsız, doğal olduğu ve koyunların yılda en az bir kere kırkılmaları gerektiği. Ancak yün göründüğü ve tahmin edildiği gibi doğal ve masum değil; hatta oldukça tartışmalı bir konu. Üstelik sadece koyunlar için değil, bugün dünyanın dört bir yanına ithalatı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/11/27/vegan-yasama-dair-mitler-yun-dogaldir-koyunlarin-kirkilmalari-gerekir/">Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Yün Doğal ve Zararsızdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ne doğal, ne de masum&#8230;</strong> <strong>Yün ile ilgili çevremizden en çok duyduğumuz argümanlardan biri bu: Yünün zararsız, doğal olduğu ve koyunların yılda en az bir kere kırkılmaları gerektiği.</strong> <strong>Ancak yün göründüğü ve tahmin edildiği gibi doğal ve masum değil; hatta oldukça tartışmalı bir konu. Üstelik sadece koyunlar için değil, bugün dünyanın dört bir yanına ithalatı yapılan ve yünü vahşice çalınan alpaka, keçi ve tavşan gibi hayvanlara da ciddi zararlar veren bir ürün.</strong></p>



<p>Yün elde etmek için en yaygın kullanılan hayvanlar koyunlar. </p>



<p>İnsan müdahalesi ve genetik manipülasyon olmasaydı koyunlar sadece kendilerini koruyabilecekleri, <a href="http://adlib.everysite.co.uk/resources/000/250/232/PB2111.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">vücut ısılarını dengeleyebilecekleri </a>kadar tüye sahip olurlardı. Ancak koyunlardan zorla alınan yapağının işlenmesiyle elde edilen yünün ticari bir ürün haline gelmesiyle koyunlar, bugün daha fazlasını üretebilecek şekilde yetiştirilmiş, birer “yün makinesine” dönüştürülmüş durumda. Yani ne koyunlardan yünlerini çalmak, ne de onların &#8220;fazladan&#8221; yün üretmeleri sandığımız kadar doğal değil. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Daha da önemlisi koyunların, halihazırda hayvancılık ve et endüstrilerindeki mal ve kaynak statüsünü derinleştiren bir malzeme.</p></blockquote>



<p>Yün veya herhangi bir hayvansal ürünün ve onu kullanmanın doğal olup olmadığının aslında bir önemi yok çünkü ne kadar doğal olursa olsun, hepsi hayvanların haklarını ihlal ediyor. Dolayısıyla, doğallık başvurulabilecek geçerli bir argüman değil. Ancak pek çok kişinin sık sık, yaptıklarını ve yapacaklarını gerekçelendirmek için başvurdukları bir argüman. Pek çok kişi yün kullanmanın koyunlara bir zararı olmadığını düşünür. Ancak hayvanları sömürerek insana hizmet etmeyi amaçlayan her sektörde hayvanlar -gerek psikolojik, gerekse fiziksel düzeyde sürekli zarar görür.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Havalar ısındı koyunlarda kırpma başladı" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/AU6Akg1LuHA?start=13&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Türkiye’den yola çıkacak olursak, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her yıl tam 30 milyon “yerli koyun”, “genellikle halı ipi üretiminde ya da yatak, yastık, yorgan üretiminde” kullanılan doğal yapağı elde etmek amacıyla yapılan bu kırkma işlemine maruz bırakılıyor.</p>



<p>Ekonomik değer yaratma ve <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/416843">et endüstrisi için</a> büyük ve küçük ölçekli koyun yetiştirenlerin “ek gelir” elde etmesi için yapılan bu işlem, “son 30 yıl içerisinde azalan koyun sayısına rağmen” devam ediyor ve yılda <a href="https://www.kalkinmakutuphanesi.gov.tr/assets/upload/dosyalar/37.pdf">60 bin ton civarında</a>, 2019’da ise <a href="https://www.ordutb.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/Hayvancilik-Raporu.pdf">70 bin 688 ton</a> koyun yapağısı elde edildiği bildiriliyor. </p>



<p>Sömürü biçimlerinin birbirinden bağımsız olmadığını gösteren bu durum, eski (ayakları iple bağlama, makasla kırkma gibi) ve yeni (ipsiz şekilde fiziksel baskı uygulama, makinelerle kırkma gibi) yöntemlerle Türkiye&#8217;nin farklı bölgelerinde halen devam ediyor. </p>



<p><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/416843">Çin ile birlikte</a> dünyanın en büyük yün üreticilerinden biri olan, <a href="https://www.worldatlas.com/articles/the-world-s-top-wool-producing-countries.html">bu pazarın %25&#8217;ini oluşturan</a> ve Türkiye’deki bazı yetiştiricilerin koyun kırkmada örnek gösterdiği Avustralya&#8217;daki en yaygın koyun türü olan <a href="http://www.sheeponline.com.au/wp-content/uploads/2016/03/Breeds-of-Sheep-in-Australia.pdf">merinoslar</a>, yapay seçilim yoluyla <a href="https://www.researchgate.net/publication/233306743">kıvrımlı bir deriye sahip olacak hale getirilmişlerdir</a>. Kıvrımlar daha fazla deri, daha fazla deri de daha fazla yün anlamına gelmektedir. </p>



<p>Türkiye&#8217;de Sivas ve Bursa gibi pek çok şehirde ithal merinos yetiştiriciliği yapılıyor. Bu türler aynı zamanda yerli ırkların melezleştirilmesinde kullanılırken, bazıları da &#8220;damızlık&#8221; olarak Türkiye&#8217;deki merinos varlığını artırmak için sömürülüyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><a href="https://youtu.be/TOt3EWbbM1s"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-1024x488.png" alt="" class="wp-image-2833" width="1024" height="488" srcset="https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-1024x488.png 1024w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-300x143.png 300w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-768x366.png 768w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-1536x732.png 1536w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-696x332.png 696w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-1068x509.png 1068w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun-881x420.png 881w, https://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/peta-asia-yun.png 1907w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><figcaption>Uyarı: Video tetikleyici şiddet ve işkence görüntüleri içeriyor. Videoya 18 yaş üstü sınırlaması getirildiğinden yalnızca YouTube üzerinden izlenebiliyor. Fotoğraf üzerine tıklayıp PETA hesabından izleyebilirsiniz.</figcaption></figure>



<p>Üreticinin daha fazla para kazanmasını sağlayan bu kıvrımlar, sineklerin yumurtalarını bırakmaları için oldukça uygun alanlardır. Daha sonra yumurtadan çıkan larvalar, koyunların derisini yiyerek hayvanların ciddi şekilde acı çekmelerine sebep olur. Üretici, müdahale edilmezse ölüme varan bu süreci, koyunların en çok sinek saldırısına maruz kalan yeri olan kalça ve kuyruk bölgesindeki derinin bir kısmını keserek önlemeye çalışır.</p>



<p>Kuzulara 6-10 haftalıkken yapılan bu acı verici işlemde <a href="https://kb.rspca.org.au/">anestezi veya ağrı kesici kullanılmaz</a>.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>İşlem sonrasında kuzular, koparılan derilerinin acısını <a href="https://kb.rspca.org.au/">haftalarca hissederler</a>. Bu işlem sonrasında kuzular daha az sosyalleşir, daha az yer ve kilo kaybederler. </p></blockquote>



<p><a href="https://www.researchgate.net/publication/270756207_Lamb_mulesing_Impact_on_welfare_and_alternatives" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Acı çektiklerinin bir göstergesi</a> olarak sürekli kambur bir halde dururlar. Bu işleme ek olarak kuzular kısırlaştırılır, küpelenir ve kuyrukları kesilir.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Koyun Kırkımı Nasıl Yapılır?" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/hb_PV0QHUSc?start=216&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Kırkım sırasındaki panik ve korkudan bağırsak düğümlenmesi yaşamasınlar ve kırkım sırasında daha sakin kalsınlar diye kırkımdan bir gün önce aç ve susuz bırakılan koyunlar için kırkma işlemi can yakıcı, açık yaralara sebep olan, sarsıcı, stres dolu bir <a href="https://kb.rspca.org.au/knowledge-base/what-are-the-animal-welfare-issues-with-shearing-of-sheep/">deneyimdir</a>. Hayvan hakları örgütü PETA&#8217;nın bazı hayvan yetiştiricileriyle yaptıkları röportajlarda, hayvanların kırkma sırasında hareketsiz kalmasını sağlamak ve hayvanları kontrol altında tutmak için fiziksel şiddet uygulanabildiği, yüzlerine ve vücutlarının çeşitli yerlerine <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.peta.org/features/infographic-wool-climate-change-pollution-cruelty/" target="_blank">yumruk atılabildiği belirtiliyor</a>. Daha rutin bir uygulama ise, koyunların sertçe yere, beton zemine çarpılması veya kırkıcının ayaklarıyla koyunların boynuna, kafasına basarak hareketsizliği sağlaması.</p>



<p>Dört kıtada 116 kırkma işleminden tanıklık ve video toplayan PETA, şiddetin istisna değil, sistematik olduğunu <a href="https://headlines.peta.org/wool-videos-prove-sheep-suffer/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ortaya koyuyor</a>.  </p>



<p>Zaman baskısı altında çalışan kırkıcılar, kırktıkları hayvan başına ödeme aldıkları için hızlı hareket etmeye çalışırlar. Hatta Türkiye’de bugün bu işlemin fuarlarda şampiyonası bile yapılıyor <a href="https://youtu.be/mrH8b7s-yp4?t=696">ve 8 saatte 198 koyun kırktığını belirten</a> “kırkım şampiyonları” oluyor. Makasla kırkımda makasın iyice bileylenmesi gerektiği vurgulanırken, usta bir kırkıcının günde 60 koyunu kırkabileceği, ancak bu yöntemde koyunun derisinin, makine ile kırkıma oranla daha fazla kesildiği<a rel="noreferrer noopener" href="http://www.tarimkutuphanesi.com/koyunlarda_banyo,_kirkim_ve_yapagi_00177.html" target="_blank"> tarım sitelerinde dahi belirtiliyor</a>. </p>



<p>Ancak hızlı ve özensiz kırkımın anlamı, koyunlar için yine stres ama daha fazla yara demektir. Açılan yaralar genellikle kırkıcılar tarafından özensiz bir şekilde dikilir.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Terrified Alpacas Are Pinned Down and Violently Restrained for Wool" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/ByzLCQu00h4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption><em><sub>Uyarı: Üzücü ve tetikleyici şiddet görüntüleri içeriyor, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.peta.org/about-peta/faq/whats-wrong-with-wearing-wool/" target="_blank">PETA.</a> </sub></em><em><sub>Peru, Şili ve Bolivya&#8217;da alpaka adı verilen hayvanlar da zor kullanma ve işkence ile yünlerinden oluyor. </sub></em></figcaption></figure>



<p>Acı ve korkuyu hissedebilen, kırkma işlemi sırasında yoğun stres yaşayan, yaralanan ve hatta hayatını kaybedebilen bu duyarlı canlılara yönelik bu zulmü önlemek, günümüzde hayvanlardan elde edilmiş malzeme içermeyen sayısız giyim ve kıyafet alternatifi sayesinde oldukça kolay.</p>



<p>Yün ve yün içeren ürünleri satın almayarak koyunlara, kuzulara ve diğer hayvanlara yaşatılan bu zulmün önüne geçebilirsin. Hayvancılık, moda ve tekstil sektörlerinin beslendiği bu çağdışı uygulamanın devam etmesine katkıda bulunmamak için tek yapman gereken, küresel ticaret ve ithalat ağı ile dünyanın farklı yerlerine ulaştırılan ürünleri ve etiketlerini kontrol etmek; bunların yün, kürk, deri, ipek, vb. gibi zulüm içermediğinden emin olmak. Böylece talebin azalmasına katkıda bulunarak arzı ortadan kaldırmak ve dolayısıyla bu korkunç uygulamanın zaman içinde son bulamasını sağlamak, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0168159111003248" target="_blank">insan kaynaklı mevcut durumu</a> tersine çevirmek için önemli bir adımı atmış olacaksın.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://investigations.peta.org/wp-content/uploads/sites/21/2015/02/2014-03-30_08_Close-up-of-dead-sheep-outside-shed-after-work_IMG_00381_2.jpg" alt="" width="985" height="739"/><figcaption>Kırkıcı tarafından boynu defalarca sağa sola çevrilen ve geriye bükülen koyun, kırkım sırasında boynu kırılarak hayatını kaybediyor. Fotoğraf: <a href="https://investigations.peta.org/australia-us-wool/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">PETA</a>    </figcaption></figure>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong><strong>Çeviri ve düzenleme: </strong></strong>Emre Kayatepe, Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü</p>



<p><strong>Kaynaklar:</strong> <a href="https://www.milliondollarvegan.com/fake-news/wool-is-natural-sheep-have-to-be-sheared-at-least-once-a-year/">Million Dollar Vegan</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.peta.org/features/wool/" target="_blank">PETA</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.worldofvegan.com/wool/" target="_blank">World of Vegan</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.farmtransparency.org/kb.php?ctg=wool" target="_blank">Farm Transparency</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.researchgate.net/publication/270756207_Lamb_mulesing_Impact_on_welfare_and_alternatives" target="_blank">Research Gate</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0168159111003248" target="_blank">ScienceDirect</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="http://adlib.everysite.co.uk/resources/000/250/232/PB2111.pdf" target="_blank">DEFRA İngiltere Tarım Bakanlığı</a>, <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.yenidonem.com.tr/haber/bursa-da-koyun-ureticisine-buyuk-destek-47918.html" target="_blank">Yeni Dönem Gazetesi</a>, <a href="https://www.haberler.com/koc-gibi-koc-tanesi-3-bin-euro-13665839-haberi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Haberler</a> </p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/11/27/vegan-yasama-dair-mitler-yun-dogaldir-koyunlarin-kirkilmalari-gerekir/">Vegan Yaşama Dair Mitler: &#8220;Yün Doğal ve Zararsızdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/11/27/vegan-yasama-dair-mitler-yun-dogaldir-koyunlarin-kirkilmalari-gerekir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canlı türlerinin azalmasından ve yok olmasından insanlık sorumlu</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyokapasite]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Mozaik kuyruklu sıçan]]></category>
		<category><![CDATA[WWF]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşayan Gezegen Raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>1970&#8217;ten beri canlı türlerinin popülasyonlarının %68 oranındaki ani düşüşünden insanlık sorumlu WWF&#8217;nin yeni raporuna göre 1970&#8217;den 2016&#8217;ya kadar vahşi yaşamdaki memeli, kuş, amfibi, ve sürüngen popülasyonu endişe verici bir şekilde, yüzde 68 oranında azaldı. Yaşayan Gezegen Raporu 2020 (The Living Planet Report) Amerika kıtalarının tropik bölgelerinde vahşi yaşam popülasyonunun yüzde 94 düştüğünü raporladı. Bu şimdiye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/">Canlı türlerinin azalmasından ve yok olmasından insanlık sorumlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>1970&#8217;ten beri canlı türlerinin popülasyonlarının %68 oranındaki ani düşüşünden insanlık sorumlu</strong></p>



<p>WWF&#8217;nin yeni
raporuna göre 1970&#8217;den 2016&#8217;ya kadar vahşi yaşamdaki memeli, kuş, amfibi, ve
sürüngen popülasyonu endişe verici bir şekilde, yüzde 68 oranında azaldı.</p>



<p>Yaşayan Gezegen
Raporu 2020 (The Living Planet Report) Amerika kıtalarının tropik bölgelerinde
vahşi yaşam popülasyonunun yüzde 94 düştüğünü raporladı. Bu şimdiye kadar dünya
çapında gözlemlenmiş en büyük düşüş.</p>



<p>İnsanın, gezegenin biyokapasitesinin en az yüzde 56’sını
aşırı kullandığını vurgulayan rapor, son 50 yıl içerisindeki küresel ticaret, tüketim, insan nüfusu ve
şehirleşmedeki büyük artışları göz önüne alarak doğal yaşamdaki bu düşüşler
için insanlığı suçluyor.</p>



<p>Raporda, geçen
yıl Avustralya&#8217;daki yıkıcı yangınlarda ölen ya da yerinden olan 3 milyona yakın
hayvan hesaba katılmıyor bile.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/pexels-anthony-139640-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-5932"/><figcaption>Kaynak: <a href="https://www.pexels.com/photo/animals-close-up-cold-deers-139640/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Pexels (yeni sekmede açılır)">Pexels</a></figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">İklim değişikliği nedeniyle nesli tükenen ilk memeli</h4>



<p>Alınan tüm
önleyici tedbirlere rağmen, içinde bulunduğumuz yüzyılda, sadece iklim
değişikliğine bağlı sebeplerden ötürü yabani türlerin beşte birine kadarı yok
olma tehlikesiyle karşı karşıya ve en büyük kayıpların biyoçeşitlilik
bakımından sıcak nokta olarak kabul edilen bölgelerde yaşanacağı tahmin
ediliyor. </p>



<p>Çok geriye gitmeye gerek yok, sadece 30 yıl önce, iklim değişikliğinin türler üzerindeki etkileri son derece ender görülüyordu, ancak günümüzde oldukça yaygınlaştı. Bazı türler (örneğin derin deniz balıkları) bu değişime karşı nispeten daha korunaklı koşullara sahipken, diğerleri (örneğin kutup ve tundra türleri) iklim değişikliğinin muazzam baskılarıyla çoktan tanıştı. Bu tür baskılar türleri, doğrudan fizyolojik stres, uygun yaşam alanlarının kaybı, tozlaşma veya avcı türler ile avları arasındaki ilişkiler gibi türler arası etkileşimin aksaması ve göç, üreme veya yaprak açma gibi yaşam için belirleyici etkiye sahip önemli gelişmelerin zamanlaması gibi çeşitli mekanizmalar yoluyla etkiliyor.</p>



<p>Avustralya’nın Torres Boğazı’nda yer alan 5 hektarlık bir mercan adasında yaşayan mozaik kuyruklu sıçanın (<em>Melomys rubicola</em>) kapsamlı aramalara rağmen izine rastlanmayınca, 2016’da neslinin tükendiği açıklandı. Mozaik kuyruklu sıçan, doğrudan iklim değişikliği nedeniyle yok olan ilk memeli türü. Bu kemirgen dünyadan silinmiş durumda. Bununla beraber, iklim değişikliğine karşı hemen harekete geçilmesi gerektiğini hatırlatan ölümsüz bir işaret olarak yaşamaya devam edecek. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/Bramble-cay-melomys.jpg" alt=""/><figcaption>(*) Mozaik kuyruklu sıçan,  &#8220;Büyük Set Resifi’nin tek endemik türü kabul ediliyordu. Yapılan araştırmalara göre, okyanus seviyesinin yükselmesiyle beraber doğal yaşam çevreleri yok olunca, mozaik kuyruklu sıçanın nesli tükendi.&#8221; <br>Fotoğraf: Wikipedia</figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Yıkıcı Etkiler</h4>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>&#8220;Yiyecek ve enerjiyi üretim ve tüketim şeklimiz, bariz bir şekilde doğayı hiçe sayışımız dünyanın sınırlarını zorluyor. 1970’den bu yana Ekolojik Ayak İzimiz, dünyanın kendini yenileme kapasitesini aşıyor.”  </p></blockquote>



<p>WWF International Genel Müdürü Marco Lambertini, Yaşayan Gezegen Raporu 2020 insanlığın doğaya uyguladığı tahribatın yıkıcı etkilerinin sadece vahşi yaşam popülasyonunu değil, insan sağlığını ve hayatımızın bütün diğer yönlerini de etkilediğini söylüyor.</p>



<p>Lambertini
doğayla ilişkimizi düzeltmek ve gelecek pandemilerin risklerini azaltmak için
hala bir şansımız olduğunu söylüyor.</p>



<p>* Açık Radyo&#8217;da 27 Mayıs 2019 tarihinde yayımlanan Ebedi Yokoluş/Forever Extinct programının 4. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan, nesli tükenmiş olan Mozaik Kuyruklu Sıçan&#8217;ı anlatmıştı. Dinlemek için <a rel="noreferrer noopener" aria-label="bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz (yeni sekmede açılır)" href="https://acikradyo.com.tr/ebedi-yokolus-forever-extinct/ebedi-yokolusforever-extinct-bolum-4-mozaik-kuyruklu-sican" target="_blank">bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz</a>. </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynaklar: </strong><a href="https://www.plantbasednews.org/news/wildlife-populations-drop-by-68-percent-report-reveals">Plant-based News</a>, <a href="https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/2020_yaayan_gezegen_raporu_ozet_10_09_2020.pdf?10241/Yasayan-Gezegen-Raporu-2020">WWF Yaşayan Gezegen Raporu 2020</a></p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong><a href="https://www.pexels.com/photo/animal-arctic-blur-canine-208976/">Pixabay &amp; Pexels</a></p>



<p><strong>Çeviri ve düzenleme:&nbsp;</strong>Emre Kayatepe, Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü

</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/">Canlı türlerinin azalmasından ve yok olmasından insanlık sorumlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/29/canli-turlerinin-azalmasindan-ve-yok-olmasindan-insanlik-sorumlu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2020&#8217;de veganizme olan ilgi tüm zamanların en yüksek seviyesinde</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında veganlıkla ilgili internette yapılan aramaların analizi, veganlığın ve bitki temelli yaşamın Covid-19 pandemisi süresince Birleşik Krallık, Avustralya ve İsrail gibi ülkelerde hızlı bir şekilde popüler hale geldiğini gösteriyor. Chef&#8217;s Pencil adlı gıda ve beslenme dergisi tarafından derlenen rapora göre veganlığa olan ilgi 2020&#8217;de hiç olmadığı kadar yükseldi. Veri ve ölçümleme aracı Google Trends [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/">2020&#8217;de veganizme olan ilgi tüm zamanların en yüksek seviyesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Dünya çapında veganlıkla ilgili internette yapılan
aramaların analizi, veganlığın ve bitki temelli yaşamın Covid-19 pandemisi
süresince Birleşik Krallık, Avustralya ve İsrail gibi ülkelerde hızlı bir
şekilde popüler hale geldiğini gösteriyor. </strong></p>



<p>Chef&#8217;s Pencil adlı gıda ve beslenme dergisi tarafından derlenen rapora göre veganlığa olan ilgi 2020&#8217;de hiç olmadığı kadar yükseldi. Veri ve ölçümleme aracı Google Trends çıktılarını kullanarak hazırlanan raporda dünyanın çeşitli yerlerinde farklı dillerde <em>veganizm</em> sözcüğü ve veganlıkla bağlantılı terim ve kalıplar (örn. <em>vegan yemek tarifleri</em> veya <em>yakınımdaki vegan restoranlar</em>) kullanılarak yapılan aramaların popülerliği analiz edildi. </p>



<p>Raporda veganizmin 2020 yılında popülerlik bakımından zirveye ulaştığı, hatta 2019’da eriştiği “en yüksek seviyeyi” de aşarak şimdi hiç olmadığı kadar popüler olduğu aktarıldı. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Rapora göre “Veganlık beş yıl öncesine göre iki misli popüler ve hiç hız kesecek gibi de değil. Pandemi veganlığın yükselişine engel olmadı; aksine popülaritesini artırdı. Geleneksel mutfaklarında ağırlıklı olarak et ve süt ürünleri kullanan ülkelerde veganlığın ciddi artış göstermesinden de anlaşılacağı üzere, veganlık bugün hiç olmadığı kadar güçlü.”</p></blockquote>



<p>Chef&#8217;s Pencil ek olarak Google verileriyle veganlığın en popüler olduğu 15 ülkeyi ve şehri belirlemiş. Birleşik Krallık, Avustralya ve İsrail ülkeler kategorisinde ilk üç sırayı oluştururken, ABD sonlara doğru 12. sırada yer alıyor. Şehirler bazındaysa Birleşik Krallık&#8217;taki Bristol, ABD Portand&#8217;ı geçerek 1. sıraya yükseliyor. Edinburg ve Londra ise sırasıyla 3. ve 4. sırada.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/Veganlik-yukseliste-grafik.png" alt="" class="wp-image-5915"/><figcaption><a rel="noreferrer noopener" aria-label="Chef's Pencil'in hareketli grafiğinden (yeni sekmede açılır)" href="https://www.chefspencil.com/top-most-popular-countries-and-cities-for-vegans-in-2020/" target="_blank">Chef&#8217;s Pencil&#8217;in hareketli orijinal grafiğinden</a> sabit olarak Türkçeye uyarlanmıştır.  <br>Türkiye&#8217;ye dair herhangi bir bilgi raporda yer almıyor. </figcaption></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Başka araştırmalar da veganlığın yükselişte olduğunu ortaya koyuyor</h4>



<p>Chef&#8217;s Pencil
raporunu destekleyen diğer veriler de veganizmin, pandeminin de etkisiyle
2020&#8217;de dünya çapında büyüdüğünü gösteriyor. Pazar araştırma şirketi SPINS ve
PBFA tarafından Mayıs ayında derlenen bir diğer rapor, Mart ortasında
Amerika&#8217;da bitki temelli yiyecek satışının geçen yılın Mart ayına göre yüzde
90, bitki temelli et satışının ise yüzde 148 arttığını gösteriyor. </p>



<p>Benzer şekilde, dünya
çapında veganlar tarafından yaygın olarak kullanılan Happy Cow adlı online restoran
konum ve bilgi platformu tarafından Temmuz ayında paylaşılan bir rapora göre,
pandemi süresince kapanandan çok daha fazla yeni %100 vegan restoran ve dükkan açılmış.</p>



<p>Gıda ve beslenme odaklı bir başka pazar araştırma şirketi Mintel tarafından paylaşılan verilere göre bitki temelli beslenme, özellikle pandeminin bir sonucu olarak İngilizler’e daha cazip gelmeye başlıyor. Anket sonuçları; İngilizler’in yüzde 12’sinin pandemi nedeniyle bitki temelli beslenmeyi daha cazip bulduğunu, bu oranın Londra’da yaşayanlar arasında yüzde 22’ye çıktığını, 21-30 yaş arasındaki Y-kuşağı İngilizler arasında ise yüzde 25’lerde seyrettiğini gösteriyor. Mintel yöneticilerinden Alex Beckett, Covid-19 pandemisinden önce de veganlığın dünya çapında yükselişte olduğunu gösteren pek çok veri topladıklarını belirtiyor ve küresel salgının yalnızca bu yükselişi tetiklediğini vurguluyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>“İnsanlar dünyayı değiştirmek, yaşadığımız gezegeni daha iyi bir yer haline getirmek istiyor. Bunu yaparken de daha şefkatli olmanın yollarını arıyorlar.”</p></blockquote>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/pexels-karolina-grabowska-4198169-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5920"/><figcaption>Pexels: Karolina Grabowska</figcaption></figure></div>



<p><strong>“Yeni normal”</strong></p>



<p>Nisan
sonunda yayımladıkları anket sonuçlarıyla İngilizler’in yeme alışkanlıklarını
değiştirmeye başladığını, hayvan tüketiminin gittikçe azaldığını ortaya koyan
The Vegan Society, insanların daha etik ve şefkatli bir satın alma alışkanlığını
benimsemeye başladığını vurguluyor: </p>



<p>“İngilizler’in bir kısmı pandemi süresince ilk kez vegan gıdaları denedi ve o kadar beğendiler ki, bundan böyle ‘normal zamanlara’ döndüklerinde de vegan seçenekleri alışveriş sepetlerine eklemeyi planladıklarını belirtiyorlar. Bundan birkaç ay önce belki de hiç fark etmeyecekleri besinleri satın almaya devam ediyorlar ve artık vegan gıdaları yeni normal olarak görüyorlar.”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynaklar:</strong> <a href="https://www.plantbasednews.org/lifestyle/-pandemic-fueling-global-vegan-surge">Plant Based News</a>, <a href="https://vegnews.com/2020/9/interest-in-veganism-hits-all-time-high-in-2020-google-trends-report-shows">VegNews</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Chef's&nbsp;Pencil (yeni sekmede açılır)" href="https://www.chefspencil.com/top-most-popular-countries-and-cities-for-vegans-in-2020/" target="_blank">Chef&#8217;s&nbsp;Pencil</a></p>



<p><strong>Kapak fotoğrafı: </strong>Pexels, Anna Shvets

</p>



<p><strong>Çeviri ve düzenleme: </strong>Emre Kayatepe, Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/">2020&#8217;de veganizme olan ilgi tüm zamanların en yüksek seviyesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/28/2020de-veganizme-olan-ilgi-tum-zamanlarin-en-yuksek-seviyesinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan Yaşama Dair Mitler: “Peynirden Asla Vazgeçemem”</title>
		<link>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/</link>
					<comments>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Kayatepe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Etik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kazein]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[süt ürünleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kesinlikle vazgeçebilirsin. Milyonlarca insan yaptıysa sen de yapabilirsin. Bunun yollarını birazdan paylaşacağız. Peynirden asla vazgeçemeyeceğini düşünen ve bunu açıkça dile getiren tek kişi sen değilsin. Hayvanlara, doğaya ve kendi sağlığına önem verdiğini belirten ve vegan yaşama geçmeyi düşünen pek çok kişi peyniri ve süt ürünlerini hayatından çıkarmayı en büyük engel olarak görüyor. Veganlar da, veganlığın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/">Vegan Yaşama Dair Mitler: “Peynirden Asla Vazgeçemem”</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Kesinlikle vazgeçebilirsin. Milyonlarca insan yaptıysa sen de yapabilirsin. Bunun yollarını birazdan paylaşacağız.</strong></p>



<p>Peynirden asla vazgeçemeyeceğini düşünen ve bunu açıkça
dile getiren tek kişi sen değilsin. Hayvanlara, doğaya ve kendi sağlığına önem
verdiğini belirten ve vegan yaşama geçmeyi düşünen pek çok kişi peyniri ve süt
ürünlerini hayatından çıkarmayı en büyük engel olarak görüyor. Veganlar da, veganlığın
özünü anladığını ve veganizmi desteklediğini söyleyen ama kendisinin neden
vegan olamadığını peynir ikilemiyle açıklamaya çalışan pek çok kişiden bu
keskin ve kararlı ifadeyi pek çok kez duymuştur. </p>



<p>Peyniri bırakamayacağını ileri süren kişilerin bazıları peynir için bitkisel alternatifler olmadığını düşündüğünden, bazıları da hayvan sömürüsünden elde edilen süt ve süt ürünlerinin sağlığa zararlarını ve endüstrinin ardındaki etik sorunları bilmediği için bu yaklaşımı benimsiyor. Diğerleri içinse peynir, alerji veya intolerans geliştirmiş olsalar bile tam bir “bağımlılık” olarak görülüyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/cow12.jpg" alt=""/><figcaption>Fotoğraf: Jo-Anne McArthur / We Animals Media</figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Peynir, kazein ve bağımlılık</strong></h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bağımlılık konusunda haksız da sayılmazlar çünkü bilim insanları peynir içerisinde, beyinde bağımlılıkla ilişkilendirilen opioid reseptörlerini tetikleyen bir kimyasal tespit etti. İçerdiği yüksek oranda kazein yüzünden artık peynirin bağımlılık yapıcı etkisi olduğu biliniyor. </p></blockquote>



<p>Kazein sütte bulunan bir proteindir ve yapımındaki işlemler gereği, peynir süte oranla çok daha fazla kazein içerir. Kazein opioid sistemini harekete geçirerek kişiye haz verir. Evrimsel açıdan baktığımızda bu ilk etapta mantıklı bile gelebilir çünkü ödül sistemimizin bütün amacı olumlu ve yararlı davranışları teşvik etmek, yararsız olanları engellemektir. Yeni doğduğumuzda sadece anne sütüyle beslendiğimizi ve hayatımızın buna bağlı olduğunu göz önüne aldığımızda, süt içmeyi sevmemenin büyük bir sorun olacağını görmek zor değil. Bu anlamda annemizin sütünü içtiğimiz için beynimiz tarafından ödüllendiriliyoruz. </p>



<p>Buraya kadar çok mantıklı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tvd.org.tr/wp-content/uploads/pexels-kasumi-loffler-3637608-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-5731"/></figure>



<p>Fakat sonrasında sütten kesildiğimizde ve ona artık ihtiyaç duymadığımızda bile bize sürekli başka türden annelerin sütü veriliyor. Çünkü bize, türlü işkencelerle hayvanların doğal döngüsünden çıkarılarak sürekli üretmeye zorlandığı sıvıyı içmeye dayatan mevcut sistem arka planda çalışıyor. Bu süreçte en kibar tabirle garip bir davranış olan insan dışı hayvanların sütlerini içmeye alıştırılıyoruz. Daha sonra kazein ile yüklü peynire eriştiğimizde ise, beynimiz, tabiri caizse, beşinci vitese geçiyor! Ve Dr. Colin Campbell’ın “The China Study” kitabında da belirttiği kazeinin <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4166373/">kanserojen etkileri de</a>&#8230;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Hayvansal süt ve süt ürünleri olmadan da yaşayabilirsin</strong></h3>



<p>Ama artık doğru bilinen yanlışları bir kenara bırakıp kendini sütten kesmenin, peyniri ve hayvanların vücut sıvılarından elde edilmiş diğer ürünleri bırakmanın vakti geldi. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Çünkü peynir dediğimiz şey, aslında ineklerin yıllarca “suni döllenme” yoluyla cinsel şiddete maruz bırakılması ve her seferinde yavrularından ayrılmaya zorlanması yoluyla elde edilen, yüksek oranda yağ ve tuz içeren, işlenmiş bir beden sıvısı. </p></blockquote>



<p>Üstelik hissettiğimiz o bağımlı olma halini tetiklemesi için özel olarak tatlandırılan yapay bir sıvı. Bilinenin aksine <a href="https://tvd.org.tr/2020/09/sut-saglikli-degildir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="sağlığımız için hiç de iyi değil (yeni sekmede açılır)">sağlığımız için hiç de iyi değil</a>. </p>



<p>Süt olmadan yaşayabilirsin ve gayet sağlıklı olabilirsin. Daha da önemlisi, hayvanları korkunç işkencelere maruz bırakan bir sistemin parçası olmayı reddebilirsin.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="http://haberler.tvd.org.tr/wp-content/uploads/2020/11/cow5.jpg" alt=""/><figcaption>Fotoğraf: Jo-Anne McArthur / We Animals Media </figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bu süreçte sana yardımcı olabilecek bazı önerilerimiz var:</strong></h3>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Süt ve peynirin hayvanlara ve sağlığına verdiği zararlara dair bilgi edin: </strong>Her şeyden önce bilgi sahibi ol. Süt ve peynirin sofralara nasıl geldiğini öğrenmek için <a rel="noreferrer noopener" aria-label="hayvancılık ve süt endüstrisinin perde arkasını anlatan (yeni sekmede açılır)" href="https://tvd.org.tr/2020/08/hayvansal-sut-endustrisi-gercekleri/" target="_blank">hayvancılık ve süt endüstrisinin perde arkasını anlatan</a> makaleleri okuyup <a rel="noreferrer noopener" aria-label="belgeselleri izle (yeni sekmede açılır)" href="https://vegans.live/Forum-film-dizi-ve-belgeseller" target="_blank">belgeselleri izle</a>. Üretim süreci ve sonrasında işkence gören hayvanların çığlığını duyup acısını hissettiğinde, reklamlarda bize gösterilen “mutlu ineklerin” gerçek olmadığını görüp (çok büyük ihtimalle) peyniri tamamen hayatından çıkaracaksın ve bunun için hiçbir pişmanlık duymayacaksın. Hedefine odaklanmakta zorluk çektiğin her an bu tür destekleyici yazılı ve görsel bilgilere başvurabilirsin. Eğer halihazırda zaten vejetaryensen, bu bilgiler vegan bir yaşamı benimsemene yardımcı olacak. Üstelik bu bilgiler, vegan olduğun için sana gelebilecek temelsiz eleştirileri güvenle göğüslemene yardımcı olacak. Peynirin insan sağlığına zararlarını öğrenmek için de konuya hakim tıp doktorlarının (<a rel="noreferrer noopener" aria-label="1 (yeni sekmede açılır)" href="https://www.youtube.com/c/VeganSaglikPro/videos" target="_blank">1</a>,<a rel="noreferrer noopener" aria-label="2 (yeni sekmede açılır)" href="https://www.youtube.com/user/muratkinikoglu" target="_blank">2</a>) ve vegan uzman diyetisyenlerin güncel ve endüstriden bağımsız bilgilerine başvurabilirsin.</li><li><strong>Kendini sorgula ve gerekçen konusunda net ol:&nbsp;</strong>Peyniri bırakma nedenin konusunda kendine dürüst olmak atacağın ilk adımlardan biri. Eğer hayvan sömürüsünün bir parçası olmak istemediğin için peyniri bırakıyorsan bu gerekçe, canın peynirli bir pizza çektiğinde veya kahvaltıda gözün peyniri aradığında seni daha güçlü ve iyi hissettirecek; o peyniri yemene engel olacak. Eğer sağlık nedeniyle peyniri bırakıyorsan daha somut bir neden belirlemeyi dene. Çünkü net bir gerekçe sağlığın konusunda sonuçlarını kolaylıkla görebileceğin hedefler belirlemene de yardımcı olur (sindirim sistemini veya cildini düzeltmek gibi). Çok genel bir gerekçe, ucu açık olacağı ve başarılması imkansız gibi görüneceği için kısa sürede peynir tüketmeye geri dönmene neden olabilir. &nbsp;</li><li><strong>Evini hayvan kaynaklı peynirlerden arındır: </strong>Peyniri bırakmaya karar verdikten hemen sonra buzdolabını yeniden düzenleye başlamak ve alacağın ürünlerin içeriğini okumak çok önemli. Çünkü peynirin bağımlılık döngüsünü kırmak için geçerli tek yol, hayvansal süt içeren diğer ürünleri de tamamen hayatından çıkarmak. Eğer yalnız yaşamıyorsan, ailene ve arkadaşlarına peyniri bırakma gerekçeni açıklayarak onlardan bu süreçte destek isteyebilirsin.</li><li><strong>Odağını kaybetme: </strong>Alışveriş yaparken veya dışarıda yemeğe gittiğinde kendini kısıtlanmış hissetmene neden olacak şeyler yapmamaya çalış. Eğer süt ve peynir reyonunun önünden geçerken peynirlere bakıp iç geçiriyorsan, bir dahaki sefere o reyonun önünde geçmemek iyi bir fikir. Benzer bir şekilde, restorana gittiğinde kararsız kaldın ve peynirli seçenekleri gözden geçirirken kararını sorgulamaya başladın. Böyle bir durumda birinci maddeye geri dön ve neden peynir yemeyi bıraktığını hatırlayarak odağını kaybetme. Eğer çok açıkmamışsan, navegan yemekler sunan veya vegan seçenekleri olmayan bir restorana girme. Çünkü bu tür yerlerdeki seçenekler peynire karşı direncini kırmana neden olabilir. Vegan yaşama geçmek için hazırlanmış olan rehber sayfaları da takip ederek lezzetli ve pratik sebze yemekleri yapabilir, ikame bitkisel ürünler hakkında bilgi alabilirsin. </li><li><strong>Sipariş verme yöntemini değiştirip “peynirsiz” istediğini vurgula: </strong>Eğer vegan restoranda değilsen ve bulunduğun yerde vegan seçenekler de yoksa, sipariş verirken pizzayı, salatayı, sandviçi veya makarnayı “peynirsiz” hazırlamalarını rica edebilirsin. Bu hem hayvan sömürüsüne hem de yüksek kolesterol ve kaloriye set çekmene yardımcı olacak.</li><li><strong>İyi bir peynir alternatifi süreci kolaylaştırabilir: </strong>Peynirsiz bir yaşama geçişte bitki temelli peynir seçenekleri, eksikliğini hissettiğin anlarda sana yardımcı olabilir. Piyasadaki mevcut vegan peynirleri deneyip damak zevkine uygun olanı kullanabilirsin. Hatta evde kendi vegan peynirini kendin yapabilirsin. Yemeklerin üzerine serpebileceğin besin mayası da alıştığın tadı yakalamanı ve ek vitaminler almanı kolaylaştırabilir.</li></ol>



<p>Vegan yaşama geçiş aşamasında faydalanabileceğin bazı kaynaklar:</p>



<ul class="wp-block-list"><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://veganlik.org" target="_blank">https://veganlik.org</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.kolayvegan.com" target="_blank">https://www.kolayvegan.com</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://vegangazete.com" target="_blank">https://vegangazete.com</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="http://vegansef.com" target="_blank">http://vegansef.com</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="http://bitkiselbesleniyorum.com" target="_blank">bitkiselbesleniyorum.com</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.instagram.com/basitvegan" target="_blank">instagram.com/basitvegan</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.instagram.com/plantgevity" target="_blank">instagram.com/plantgevity</a></li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.instagram.com/mutlu_vegan" target="_blank">instagram.com/mutlu_vegan</a></li><li>Vegan Bakkal</li><li>Vegan Dükkan</li><li>Vegan Dünyası </li><li><a rel="noreferrer noopener" href="https://gps.vegans.live/" target="_blank">https://gps.vegans.live</a> &amp; <a rel="noreferrer noopener" href="http://rota.tvd.org.tr/" target="_blank">http://rota.tvd.org.tr</a></li></ul>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Kaynaklar:</strong> <a href="https://www.onegreenplanet.org/vegan-food/yes-you-can-give-up-cheese-heres-how/">One Green Planet</a>, <a href="https://www.milliondollarvegan.com/fake-news/i-could-never-give-up-cheese/">Million Dollar Vegan</a></p>



<p><strong>Çeviri ve düzenleme: </strong>Emre Kayatepe, Boğaziçi Üniversitesi 2020 Psikoloji Bölümü mezunu, TVD gönüllüsü </p>
<p><a href="https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/">Vegan Yaşama Dair Mitler: “Peynirden Asla Vazgeçemem”</a> yazısı ilk önce <a href="https://haberler.tvd.org.tr">TVD | Haberler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberler.tvd.org.tr/2020/09/17/vegan-yasama-dair-mitler-peynirden-asla-vazgecemem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
