Bugün 14 Şubat Dünya Bonobo Günü. Araştırmalara göre insanların %75’inin bonobonun ne olduğu hakkında hiçbir fikri yok. İşte bu yüzden en yakın kuzenlerimiz olarak bilinen bonobolar hakkında bilgilenmek için de harika bir gün!

Genetik yapımızın %98,7’sini paylaştığımız bonoboların vahşi doğadaki popülasyonundan kimse emin değil, ancak bunun 5.000 kadar az olduğu düşünülüyor. Dünya üzerinde sadece, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en kanlı savaşı yaşayan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin merkezindeki Kongo Havzası yağmur ormanlarında yaşıyorlar. Yaklaşık Hollanda büyüklüğünde 36.000 km²’lik bir Dünya Mirası Alanı olan Salonga Ulusal Parkı, bonobo menzilindeki tek koruma altındaki alan ve 1970 yılında, türleri korumak için özel olarak oluşturuldu.

Şempanzeleri andıran bonobolar insanların yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde.

Diğer maymun türlerinden en büyük farkları insanlar gibi iki ayaklarının üzerinde durup yürüyebilmeleridir.

Bonobolar, 120 kişiye kadar geniş topluluklarda yaşayan oldukça sosyal hayvanlar. Barışçıl özellikleri nedeniyle, biraz daha agresif davranışlar sergileyen şempanzelerden oldukça farklı sosyal davranışlar sergilerler. Zamanlarının çoğunu yoğun tropikal orman örtüsünde yiyecek aramak için harcarlar.

Anaerkil sosyal düzen

Anaerkil sosyal sisteme sahiplerdir. Bu, hayvanlar aleminde alışılmadık bir durumdur. Sadece bir avuç memeli anaerkildir.

Bonobo dişileri erkeklerden daha küçüktür, ancak gruptaki düzeni sağlamak için bir araya gelirler. Bir erkek bonobo saldırgan hale gelirse, dişiler sayı olarak güçlerini, birisine zarar vermesini önlemek için kullanırlar. Bonobolar, her konuda savaşmaktan kaçınmak için gelişmiştir. Dişiler, kadın birliği ve koalisyon nedeniyle grupta yüksek sosyal statüye sahiptir. Yani, söz ve otorite sahibi olan dişiler herkesi yönetir. Şiddet göstermezler ve hoşgörülüdürler.

Bonobolar, özellikle geçinme yetenekleriyle bilinirler: İnsanlardan veya şempanzelerden farklı olarak, hiçbir zaman kendi türlerinden birini öldürdükleri gözlemlenmemiştir.

Bonobolar, 1929’da şempanze alt türü olarak tanımlanmışsa da, 1933’te ayrı bir tür olarak tanımlanmıştır. Bilim insanlarının çoğu, bonoboların primatların en zekisi olduğuna inanırlar. Belki de bunun nedeni, gençlerine sosyal becerilerini öğretmek, yiyecek almak için araçları kullanmak ve tüm birliğin iyiliği için birlikte çalışmak gibi birçok insan davranışımızı paylaşmalarıdır.

Bonobolar birbirlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar. Yetişkin bonobolar bazen bir yuvayı paylaşırlar ki bu büyük maymunlar arasında benzersiz bir davranıştır. Bir bonobo iyi bir besin kaynağı bulduğunda, diğerlerini yemek çağrısıyla bilgilendirir. El ve hatta ayak hareketleri ve yüz ifadeleri de bonoboların birbirleriyle iletişim kurmasına yardımcı olur.

Erkek bonobo doğumda annesinin sosyal statüsünü miras alır ve koruma için ona güvenir. Annesiyle yakın, kalıcı bir bağ paylaşır ve hayatı boyunca onunla kalır. Bir dişi yeterince büyüdüğünde, birlikten ayrılmalı ve katılmak için başka bir birlik bulmalıdır.

Friends of Bonobos

Bonobolar, birbirlerine güven ve rahatlık vermek için birbirlerine dokunmayı severler. Mutluluk, üzüntü, heyecan veya öfke zamanlarında duygularını kontrol ederler. Ayrıca sessiz iletişim kurarken insan benzeri hareketleri vardır – mesela ellerini açıp uzatarak yalvarırlar ve bir şeyde başarısız olurlarsa sızlanırlar. Biz insanlar genellikle yabancılardan ziyade akraba olduğumuz veya tanıdığımız insanlara yardım etmeyi tercih ederiz. Bonobolar ise, ailelerine ve arkadaşlarına karşı empati duyar ve onlarla paylaşmayı severler, ancak kendilerine bir seçenek verildiğinde, bonobolar yiyecekleri yabancılarla da paylaşmayı tercih eder.

Bonobolar grup içindeki gerilimi ortadan kaldırmak için sosyal cinsel ilişki yöntemiyle grup içindeki çatışmaları çözerler.

Bonoboların sözcük ve işaret dili ile iletişim kurma, sorunları çözme ve araç kullanma konusunda etkileyici bilişsel yetenekleri olduğu bilindiği için bilim insanları ne yazık ki laboratuvarlarda bulunan birkaç bonoboya, tahtadaki kelimeleri temsil eden semboller kullanarak insanlarla nasıl iletişim kuracaklarını öğrettikleri bilinir.

Ormanların ve diğer türlerin varlığı bonobolara bağlı

Tropikal yağmur ormanında, bitkilerin büyük çoğunluğunun tohumlarını çoğaltmak ve dağıtmak için hayvanlara ihtiyacı vardır. Bonobolar da orman rejenerasyonu için kritik olan tohum dağıtıcıları olarak önemli bir rol oynarlar. Meyve, bal, yaprak, kök, omurgasızları ve küçük omurgalıları yedikleri belgelenmiştir.

Bonobolar, bu bölgedeki fillerden sonra gelen ve meyve ile beslenen en büyük hayvanlardır. Her bonobo yaşamı boyunca 91’den fazla lianas, çimen, ağaç ve çalı türünden dokuz ton tohum yutar ve dağıtır. Bu tohumlar, onları birkaç kilometreye taşıyacak kadar, bonobo sindirim sisteminde 24 saat yol alırlar (ortalama 1,3 km) ve burada bozulmadan dışkılarına bırakılırlar.

Bu dağılmış tohumlar canlı kalır, aşılmamış tohumlara göre daha iyi ve daha hızlı çimlenir. Dialium gibi bazı bitkiler, tohumlarının çimlenmesini harekete geçirmek için bonobolara bağımlıdırlar. Bonobonun davranışı, tohumları yaydıkları bitkilerin popülasyon yapısını etkileyebilir. Bu zookor (hayvanlarla yayılan bitkiler) bitkileri, tohumları yayılmazsa tazelenmez.

Bu ormanlardaki ağaç türlerinin %65’inin tohumlarını yayan bonoboların yok olması, Kongo yağmur ormanlarında kademeli bir yok olma döngüsü yaratır. Çünkü her bir bonobo yaşamı boyunca 11,6 milyon tekil tohum dağıtır. Sadece ağaçlar yok olmakla kalmaz, aynı zamanda yiyecek veya barınak için ağaçlara güvenen diğer türlerin çoğu da yok eder.

Çatışmalar, habitat kaybı, avcılık ve ebola tehdidi

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki sivil huzursuzluk ve artan yoksulluk, bonoboların hayatta kalması için tehditler oluşturmuştur. Türlerin düşük ve dağılmış popülasyonu, yavaş üreme hızları ile birleştiğinde, artan habitat kaybına ve avlanmaya karşı son derece savunmasız kalmışlardır.

Hastalık bulaşması, insan teması arttıkça daha büyük bir tehdit oluşturmaktadır; birçok goril ve şempanze ebola virüsüne yenik düşmüştür.

Bonobolar aynı zamanda geleneksel tıbbi ve diğer amaçlar için avlanmanın kurbanı olurlar. Belirli vücut parçalarının gücü ve cinsel gücü artırdığı düşünüldüğünden acımasızca öldürülürler. Yaban hayvan eti avı, vahşi bonobo popülasyonları için en büyük tehdittir. Bir zamanlar birçok alanda bonoboları koruyan geleneksel tabular, ekonomik çaresizlik ve insan nüfusu baskısı karşısında yıkılmıştır. Bölge sakinlerinin %90’ından fazlasının her gün yalnızca bir öğün yemek yiyebildiği bir bölgede, insanlar hem gıda hem de yaban hayvan eti ticaretindeki kâr için yaban hayvanlarına yönelmiştir.

Türlerin yayıldığı alanların sadece bir kısmı koruma altındadır. 2003 yılında sona eren Kongo Savaşı nedeniyle, avlanma ve ormansızlaşma hayatta kalmalarını tehlikeye atmış, yaban hayatı üzerindeki baskıların artmasına neden olmuştur. Ayrıca ormanlık arazilerindeki ağaçların kesilip yakılması habitat kaybına neden olmuştur.

Yasadışı ağaç kesme ve “maymun bifteği” türlerin sonunu getiriyor

Savaş sonrası ise, Kongo bölgesinde geçinmek için yapılan tarım, ekin dikmek için arazileri temizleyip ağaçları kesme ve yakma uygulamasına dayanmıştır. Bu uygulama, toprağın doğal besin maddelerini hızla tüketir ve her birkaç ekim döngüsünde yeni arazilerin temizlenmesini gerektirir, tarımsal faaliyetler yağmur ormanlarının derinliklerine doğru çekilir ve bonobo habitatına zarar verir. Kongo daha fazla siyasi istikrara kavuşurken, büyük ölçekli endüstriyel tarım da daha büyük bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Endüstriyel tarım, büyük miktarda arazi ve kaynak gerektirdiğinden koruma amaçlarıyla oldukça çatışmıştır.

Kongo’da endüstriyel ağaç kesme imtiyazlarına karşı bir hükümet moratoryumu olmasına rağmen, ağaç kesme – hem yasal hem de yasadışı – devam ediyor. Bu bölgede ağaç kesmek, bonobo habitatının bozulmasına ve tahrip olmasına neden olmuştur.

Ticari ağaç kesimi işlemleri, kereste hasadı için yeni yollar oluşturarak insanlara bonobolar dahil birçok yağmur ormanı türünü avlamak veya yakalamak için daha kolay erişim sağlamıştır.  Doğa Korumacıları, “maymun bifteği” talebini karşılamak için her yıl en az 4.000 yabani şempanze ve bonobonun öldürüldüğünü tahmin ediyor.

Endüstriyel tarım, türlerin geleceği için de büyük bir risk haline geliyor, çünkü habitatlarının %99,2’si Afrika’ya taşınan palm yağı şirketleri tarafından katlediliyor. Buna karşılık Bonobo dişilerinin her beş ila altı yılda bir tek bebek doğurmaları ve bebeklerini beş yıl boyunca emzirmeleri nüfus artışının, avcılık habitat kaybı ve insan istilasına karşı koyacak kadar hızlı gerçekleşememesine neden oluyor.

Bonobolar, IUCN Kırmızı Listesi’nde nesli tükenmekte olarak sınıflandırılıyor olduklarından Kongo Cumhuriyetinde bulunan Lola ya Bonobo’da özel olarak bakılıyorlar. Bu barışçıl türler, African Wildlife Foundation gibi daha başka bir çok kuruluş tarafından da koruma altına alınmıştır.


Kapak fotoğrafı: Friends of Bonobos

Kaynaklar: Bonobos.org, WWF, Endangered Species International, Africal Wildlife Foundation, David Baume: The Ecological Role of the Bonobo: Seed Dispersal Service (David Baume), Lola Ya Bonobo Sanctuary

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here