İnsan, yaklaşık 8 milyarlık nüfusuyla yeryüzündeki tüm canlıların yalnızca %0.01’ini temsil ediyor. Buna rağmen insan, gezegendeki orantısız ve baskın varlığıyla, “uygarlığın” doğuşundan bu yana yaban hayvanlarının %83’ünün ve bitkilerin yarısının yok olmasından sorumlu.

İnsan faaliyetleri sonucu gezegenin kısa sürede bu denli yıkıcı ve büyük çapta dönüşümü, Antroposen adı verilen İnsan Çağı’nın çoktan başladığının habercisi. Bilim insanlarına göre bunun işaretlerinden biri de artık sokaklarda ve şehirlerin çöp alanlarında fosilleşmiş olan evcilleştirilmiş tavukların kemikleri. 

Bugün yeryüzündeki kuşların %70’i tavuk ve diğer “kümes hayvanları”ndan meydana gelirken yalnızca %30’u yabani kuşlardan oluşuyor. 

İnsanın da dahil olduğu memeli hayvanlar söz konusu olduğunda veriler çok daha keskin: Dünya çapında tüm memelilerin %60’ını artık, yüzyıllar boyu insan tarafından evcilleştirilmiş ve “besi ve çiftlik hayvanı” olarak mal statüsüne indirgenmiş olan sığır ve domuz gibi hayvanlar oluşturuyor. İnsanlar memeliler arasında %36’lık bir yer kaplarken, yaban hayvanlarının oranı yalnızca %4 ile sınırlı. 

Bu veriler, 2018 yılından. Gezegendeki biyokütle dağılımını ilk kez inceleyen bilim insanlarının Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan makalesinden.

2020, biyokütle ağırlığı açısından insandan üç kat daha fazla olan virüsler ile, en azından biriyle daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir mücadele içinde geçti. Peki, aynı üretim ve tüketim mantığıyla gittiğimiz, aynı beşeri kibri taşıdığımız sürece 2021 ve sonrası nasıl geçecek?  

Kaynak: The Guardian  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here