Çiftlik hayvanı” olarak görülen duyarlı canlıların gündelik yaşamını konu alan yeni bir belgesel dünyayı dolaşıyor: Gunda. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan ve festival izleyicilerini etkisi altına alan Gunda, gelecek yıl sinemalarda gösterilene kadar dünya çapındaki festivallerde izleyicilerle buluşacak.

Yönetmenliğini Rus yönetmen Victor Kossakovsky’nin yaptığı belgesel, Oscar ödüllü vegan oyuncu Joaquin Phoenix’in baş yapımcı olarak imzasını taşıyor.

Gunda bir anne domuzun, bir grup tavuğun ve ineğin yaşamlarını insan müdahalesi olmadan, filtresiz bir şekilde doğal sesler ve siyah-beyaz bir sinematografiyle aktarıyor.

Didaktik bir anlatımdan uzak bir şekilde, milyarlarca kişinin yemek olarak gördüğü hayvanları birer nesne olarak değil, özne olarak ele alan belgesel, izleyicilerin ve film eleştirmenlerinin çoğunda empati duygusunu açığa çıkarmayı başararak, “çiftlik hayvanı” olarak ömür boyu sömürüye maruz bırakılan ve her gün mezbahalarda ölümü bekleyen hayvanlara dair mevcut toplumsal algıya meydan okuyor.

Yönetmen de bu belgeselle “izleyicilerini yavaşlamaya (…) ve hayvan bilincinin gizemleri üzerine düşünmeye davet ediyor; bu bilinç karşısında insanlığın üstlendiği rol ile hesaplaşmamızı istiyor.

Belgeselin ortaya çıkışında yönetmenin çocukluğunda, Rusya’nın bir köyünde yaşadığı olumsuz deneyimin de payı olmuş. Kossakovsky, “dört yaşlarındayken en yakın arkadaşı hâline gelen küçük bir domuzun Noel zamanı öldürülmesine şahit olmuş. Bu olay üzerine Sovyet Birliği’ndeki belki de ilk vejetaryen olduğunu söylüyor.

Kaba kurgusunu izledikten sonra belgesele yapımcı olarak destek vermeye karar veren Phoenix ise, belgeselle ilgili olarak “hayvan türleri içindeki normalde (ve belki de kasten) bizden gizlenmiş duyarlılığa büyüleyici bir bakış” diyor.

Belgeselden çok etkilendiğini söyleyen oyuncu, Gunda’yı “varoluş üzerine içsel bir meditasyon” olarak tanımlıyor: “Meraklı, genç bir domuzun gururu ve saygısı, eğlenmesi ve mutluluğu; zalim bir düzenbazlık karşısında yaşadığı panik, umutsuzluk ve mutlak yenilgi. Bunlar, tüm türlerin kendi yaşamlarındaki olaylara verdiği tepkilerin ve bu olaylarla başa çıkma yollarının benzerliğini gösteriyor.”

70. Berlin Film Festivali’ni değerlendirdiği yazısında Gunda’dan da bahseden gazeteci ve sinema yazarı Alin Taşçıyan da şöyle diyor: “Victor Kossakovsky’nin bir domuz çiftliğinde geçen, Gunda adlı sözsüz belgeseli festivalin ilk ‘bomba’sı oldu. Filme adını veren anne domuzun hayatını konu alan bu film, şefkat dolu… Çocuklarını büyüten Gunda’yı takip eden kamera, onların yakınlıklarını, beslenmelerini, eğitimlerini, gezmelerini, kendi dünyalarında bir aile olmalarını gösteriyor. Kaçınılmaz sonlarını da vurgulayarak…”


Kapak fotoğrafı: IndyWire

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here